Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Birinci Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Birinci Madde Birinci Madde Organların keyfiyetini ve mâhiyetini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Dört esasın ilk mizacından doğan …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

Organların keyfiyetini ve mâhiyetini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Dört esasın

ilk mizacından doğan cisimler, bedenin karışımları olduğu gibi, dört

karışımın ilk mizacından doğan cisimler de bedenin organlarıdır. Organların

bazısı basit, bazısı da bileşik şekillerde bulunmuştur.

Basit organ (müfred) odur ki kendine ait herhangi parçası alındığında,

tarif ve isimde o parça bütününe ortak olan organdır. Kemik, et ve sinir gibi.

Bunlara “aynı yapıya sahip organlar” denir. Bileşik (mürekkep) organ odur

ki herhangi bir parçası alındığında, o parça ne tarifte ve ne de isimde

bütününe ortak olmayan organdır. Yüz, el ve ayak gibi. Çünkü yüzün

(sadece) bir kısmı yüz değildir. Bunlara “âlet uvuzlar” da derler. Çünkü

hareket ve eylemlerin gerçekleşmesinde âlet olmuşlardır. Aynı yapıya sahip

olan âzâların birincisi kemiktir ki katı ve sert olarak yaratılmıştır. Çünkü

kemikler, bedenin esası ve organların hareketinin direğidir. Sonra [111/b]

kıkırdak gelir ki o yumuşaktır; eğilip bükülür. Kemikten daha yumuşak,

fakat diğer organlardan daha sert yaratılmıştır. Kıkırdağın vazifesi, yumuşak

bir organa kemiğin bağlanmasını güzel bir şekilde gerçekleştirmektir.

Böylece yumuşak cisim ile sert cismin ortasında kalarak, vurma ve düşme

zamanlarında yumuşak cismin katı cisimden zarar görmesini önler. Sonra

sinirler gelir ki onlar, beyinden ya da omurilikten çıkan, eğilip bükülme

durumlarında yumuşak, birbirinden ayrılma durumlarında sert ve beyaz

olan cisimlerdir. His ve hareket için olan organların hepsi sinirler ile

tamamlanır. Sonra tendonlar (evtâr) [564] vardır ki bunlar, kasların uçlarından

biten ve sinirlere benzeyen cisimlerdir. Hareketli organlara tam bitişiklerdir.

Kasın çekilmesiyle ve geri dönüşüyle tendonlar da çekilerek, hareketli

âzâları çekerler. Kasların gevşeyip uzamasıyla ve kendi yerine dönmesiyle

bahsi geçen veterler rahat bularak organı hali üzere uzatırlar.

Sonra bağ dokusudur vardır ki bunlar, kemiklerden biten ve sinirlere

benzeyen cisimlerdir. Bunların kaslara uzananlarına mutlak ribât derler.

Kemik mafsallarını ve diğer âzâları birbirine bağlayanlara ise “akab” derler.

Bahsedilen bağların hiçbirinde his yoktur. Böylece kendilerine lâzım olan

aşırı hareket ve sürtünmeden zarar görmezler. Bunların faydası, âzâları

birbirine bağlamaktır. Sonra atardamarlar (şiryân) gelir ki bunlar, kalpten

çıkarlar; uzun ve içi boş olup uzunlukları sinirlere, cevherleri ise bağlara

benzer. Bunların durup dinlenme ile birbirinden ayrılan, yayılıp genişleme

ve daralma hareketleri vardır. Bu arterler can damarlarıdır. Faydaları,

kalpten duman buhârını atarak ona rahat verip ruhu bedenin organlarına

eriştirmek için yaratılmışlardır.

Sonra karaciğerden çıkan venler (evride, toplardamar) gelir. Bunların

cismi atardamarlara benzer. Hepsi de hareketsizdir. Toplardamarlar kanı

karaciğerden vücuda dağıtmak için yaratılmışlardır. Sonra enli ve gayet ince

zarlar (ağşiye) gelir ki bunlar görünmeyen yani belli olmayan ince

sinirlerden örülmüştür. Diğer cisimlerin yüzeylerini örterler. Pek çok

vazifeleri vardır ve görevlerinden biri, bütün organları bulundukları hey‘et

ve şekilleri üzere korumaktır. Bir diğeri, kendi lifine bitişik olan sinirler ve

bağlar vasıtasıyla organları birbirine bağlamaktır; böbrekleri omurgalara

bağladıkları gibi. Bir diğer vazifesi, akciğer, karaciğer, dalak ve böbrekler

gibi duyarlılığı (his) olmayan organların cevherlerinde bu zarlar, kendilerine

ulaşan rahatsızlıkları doğrudan hissedip zarlarla kaplı olan kısımlarına

ulaşan şeyleri ise dolaylı olarak hissederler. Sonra et (kas) gelir ki bahsi

geçen âzâların bedende olan boşluk ve aralıklarının yumuşak destek ve

kuvvetleridir. İşte âlet âzâlar bunlardan meydana gelen organlardır ki

inşâallah bundan sonra onlar da açıklanacaktır.