Marifetnâme · Haziran 27, 2026

Özetle cennet nimetlerini ve o saâdete erişen kimseyi anlatır

KİTABIN MUKADDİMESİ · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Özetle cennet nimetlerini ve o saâdete erişen kimseyi anlatır. Ey azîz! Bilinmelidir ki Hak teâlâ kudsî hadisinde azametiyle şöyle buyurmuştur: “Ey insanoğlu! Sen dünyaya …

KİTABIN MUKADDİMESİ · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Özetle cennet nimetlerini ve o saâdete erişen kimseyi anlatır.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Hak teâlâ kudsî hadisinde azametiyle şöyle

buyurmuştur:

“Ey insanoğlu! Sen dünyaya nasıl rağbet ve iltifat edersin? O bir gün yok

olacaktır. Nimetleri gelip geçicidir. Hayatı, sonlu ve sınırlıdır. Halbuki ben,

emirlerime itaat eden kullarım için katımda (ebedî nimetlerle donattığım)

sekiz kapısı olan sekiz cennet hazırlamışım. Her bir cennette za‘ferândan

yetmiş bin bahçe vardır. Her bir bahçede inci ve mercandan yapılmış yetmiş

bin belde (kent) vardır. Her bir belde içinde kırmızı yâkutlardan inşa

edilmiş bin saray vardır. Her bir sarayda zebercedden yetmiş bin ev vardır.

Her bir evde sarı altınlardan yetmiş bin oda vardır. Her bir oda içinde sarı

yâkuttan yetmiş bin sedir vardır. Her bir sedir üzerine ipekten yetmiş bin

döşek (minder) serilmiştir.

Her bir döşeğin üzerinde bir hûri kızı ve her hûrinin önünde sarı altından

bir sini vardır. Her bir sinide türlü türlü mücevherden yetmiş bin tabak

vardır. Ve her bir tabakta çeşit çeşit yemek vardır. Her bir sarayın altında

akıp giden dört nehir vardır ki bunların biri su, biri süt, biri cennet şarabı

ve biri saf baldır. Her bir nehir kenarında yetmiş bin ağaç vardır. Ve her bir

ağacın yetmiş bin çeşit meyvesi, yetmiş bin ayrı renkte yaprağı vardır. Her

ağaç üzerinde farklı türlerden yetmiş bin çeşit kuş vardır. Her bir kuş yetmiş

bin çeşit dilde benim zâtımı tesbih ederler. Ve ben, itaatkâr kullarıma bu

sayılanlardan başka her saat yetmiş bin hediye veririm ki onları ne gözler

görmüş, ne kulaklar işitmiş ve ne de gönüller öylesini hayal etmiştir.

Cennetteki kullarımın giysileri, “hulle” denilen yetmiş kat özel cennet

elbisesidir. İncelik ve zerafetlerinden birbirine engel olmazlar; altındaki

hullelerin renkleri parıldar ve üstünde olan hullelerin renkleriyle uyum

içinde görünür. Cennet ehli ne cennetten çıkarlar ne de ölüm görürler.

İhtiyarlamazlar, gam, korku ve üzüntü çekemezler, ağlamazlar. Onlar ne

namaz kılarlar, ne de oruç tutarlar, ne hastalık bilirler, ne de hayız ve nifas

görürler. Ne bevl ederler, ne de büyük abdest bozarlar. Ancak gül suyu gibi

bir ter dökerler.

Şu halde kim benim rızamı ve cennetimi isterse, dünya nimetlerinden az

bir şeye kanaat edip dünyanın gelip geçici zevklerini terk etsin. Habibime

uyarak ona sevgiyle bağlansın ve onun yolunda gitsin.”

Beyt

Na‘îm-i huld helâl est ber kesî Sâib

Ki dest u leb be-na‘îm-i cihân ne-y-âlâyed

Beyt (in tercümesi)

Ey Sâib! Ebedî cennet nimetleri, elini ve dudağını dünya nimetlerine

bulaştırmayanlara helâldir.