İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde
Dördüncü Madde
Parmak kemiklerini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: El
parmakları eşyayı tutup kavramada yardımcı âlettir. Parmakların eti
kemikten ayrı olarak yaratılmamıştır. Gerçi parmakların sülük ve balık
hareketleri gibi bir takım değişik hareketleri mümkündür. Fakat hareketleri
el titremesi gibi zayıf olmasın, sağlam ve kuvvetli olsun diye kemikler ile
birlikte yaratılmışlardır. Parmaklar birer kemikten yaratılmayıp fazla sayıda
kemikten yaratılmışlardır. Ta ki hareketleri zor olmasın diye üç kemikten
yaratılmıştır. Çünkü üçten fazla [119/b] olsaydı, ağır eşyayı tutamazlar,
güçsüz kalırlardı. Eğer kemikleri üçten az olsaydı, parmakların hareketleri
yeterli olmazdı.
Parmak kemiklerinin baş kısmı ince, tabanları geniştir. Alt taraftaki
kemikler tedrîcen üst taraftakilerden büyük yaratılmıştır. Ta ki taşıyıcı
kemik ile taşınan kemik arasındaki ilişki sağlam olsun. Ve bu bahsi geçen
kemikler
kaza
ve
belâlardan
korunmak
için
silindir
şeklinde
yaratılmışlardır. Çekme ve tutma hareketlerinde kuvvet ve dayanıklılık
bulsunlar diye içleri boşluksuz ve iliksiz yaratılmışlardır. Parmak
kemiklerinin tutması ve ovması kolay olsun diye dışı kavisli, içi
çukurumsudur. Başparmak ve küçük parmak gibi etrafında parmak olmayan
yanları bile kavisli yaratılmıştır. Böylece sıkışma zamanında tehlikelerden
korunan yuvarlak şekle benzer. İç taraflarındaki etleri azdır. Böylece onları
koruyup örter. Tutulan ve temas edilen şeylerin altında eğik olur. Dış
tarafları etsiz kalmıştır. Bu sayede ağır olmazlar, hafiflik bulurlar.
Parmakların uçları, tırnaklı olarak yaratılmıştır. Böylece baş kısımları etkili
silah yerini tutar. Parmak uçlarının eti fazladır. Böylece birbirlerine
yaklaştıklarında bitişik gibi olurlar. Orta parmağın mafsalları en uzunlarıdır.
Ondan sonra yüzük parmağının, sonra işaret parmağının, ondan sonra da
küçük parmağın mafsalları sıralanır. Ta ki tutma kavrama esnasında
parmakların uçları beraber olup avuç içinde açık bir yer kalmayacak şekilde
düzgün olsun. Yuvarlak bir şey tutulduğunda avuç içi ve parmaklar
çukurlaşarak her yönden ona temas etmiş olsun. Başparmak, diğer
parmaklardan daha kısa ve kalın yaratılmıştır. Ta ki dayanıklılıkta hepsine
denk gelsin.
Eğer başparmak kendi yerinin dışında başka bir yere konmuş olsaydı
mevcut faydaları kalmayıp gereksiz olurdu. Mesela, eğer başparmak avuç
içinde olsaydı, avuç içi ile olan işlerin çoğu yapılamazdı. Eğer küçük
parmak tarafına konsaydı, iki el birlikte tuttukları bir şeyde birbirlerine
karşılıklı ve uygun gelemezlerdi; biri diğerine yardım edemezdi
Eğer elin dışında olsaydı, çok uzakta kalırdı ve faydası olmazdı.
Başparmak tarağa bağlı olmadı. Ta ki kendi ile dört parmak arasındaki
mesafe daralmamış oldu. Şu halde dört parmak bir yönden bir nesneyi
kuşatsa ve başparmak da onlara karşı koysa, elin büyük bir şeyi alıp tutması
mümkün olur. Bir yönüyle başparmak, avucun tuttuğu nesnenin bir azası
gibidir ki onu örter. Bütün parmak mafsalları ıslak ve yapışkan olup
birbirine giren nemli ve yapışkan özellikleri olan kıkırdak ve çukurlara
bitişik yaratılmıştır. Böylece onunla birlikte rutubetleri sürekli olup onlara
hareketlerinden dolayı kuruluk gelmesin. Mafsallarını kuvvetli bağlar
sarmalamış olup kıkırdak örtülerle sarılmış bir halde yaratılmıştır. Böylece
bu sayede ziyadesiyle sağlam olmaları için mafsallarında bulunan açıklıklar
sümsümâniyât denilen küçük kemikler ile doldurulmuş olup bunlarla
sağlamlık verilmiştir. Ve bunlara semsaniye derler.
El tırnakları, şu dört faydayı temin etmeleri için yaratılmıştır. İlk
faydaları, bir şeyi sıkıca kavramakta parmaklara destek olmaktır. İkincisi,
onlarla ufak varlıkları tutup toplamaya güç ve kuvvet bulunur. Üçüncüsü,
onlarla kazıma [120/a] ve temizliğin kolay olmasıdır. Dördüncüsü, gerektiği
durumlarda onları silah gibi kullanarak düşmanlarından intikam almak
mümkün olur. Tırnakların kenarları yuvarlak kılınmıştır. Ta ki muhtemel
çarpışmaların zararlarından korunsunlar. Tırnaklar yumuşak kemikten
yaratılmışlardır ki katı ve sert maddelerle karşılaştıklarında kolayca eğilip
dönebilsinler. Mukavemet etmek suretiyle yarılıp kırılmasınlar. Tırnaklar
kazıma, oyma ve zarara uğrama bölgesinde bulundukları için sürekli
büyürler ve uzarlar. Bunun için bir çarpışmada kırıldıklarında yeniden
çıkarlar. Uzadıkça kesmek sûretiyle normal ebatlarında kalırlar.
“Bütün bunları kusursuzca yaratıp sûret veren Allah’ı tesbih ederiz.”

