Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde

İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde Parmak kemiklerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: El parmakları eşyayı tutup kavramada yardımcı âlettir. …

İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

Parmak kemiklerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: El

parmakları eşyayı tutup kavramada yardımcı âlettir. Parmakların eti

kemikten ayrı olarak yaratılmamıştır. Gerçi parmakların sülük ve balık

hareketleri gibi bir takım değişik hareketleri mümkündür. Fakat hareketleri

el titremesi gibi zayıf olmasın, sağlam ve kuvvetli olsun diye kemikler ile

birlikte yaratılmışlardır. Parmaklar birer kemikten yaratılmayıp fazla sayıda

kemikten yaratılmışlardır. Ta ki hareketleri zor olmasın diye üç kemikten

yaratılmıştır. Çünkü üçten fazla [119/b] olsaydı, ağır eşyayı tutamazlar,

güçsüz kalırlardı. Eğer kemikleri üçten az olsaydı, parmakların hareketleri

yeterli olmazdı.

Parmak kemiklerinin baş kısmı ince, tabanları geniştir. Alt taraftaki

kemikler tedrîcen üst taraftakilerden büyük yaratılmıştır. Ta ki taşıyıcı

kemik ile taşınan kemik arasındaki ilişki sağlam olsun. Ve bu bahsi geçen

kemikler

kaza

ve

belâlardan

korunmak

için

silindir

şeklinde

yaratılmışlardır. Çekme ve tutma hareketlerinde kuvvet ve dayanıklılık

bulsunlar diye içleri boşluksuz ve iliksiz yaratılmışlardır. Parmak

kemiklerinin tutması ve ovması kolay olsun diye dışı kavisli, içi

çukurumsudur. Başparmak ve küçük parmak gibi etrafında parmak olmayan

yanları bile kavisli yaratılmıştır. Böylece sıkışma zamanında tehlikelerden

korunan yuvarlak şekle benzer. İç taraflarındaki etleri azdır. Böylece onları

koruyup örter. Tutulan ve temas edilen şeylerin altında eğik olur. Dış

tarafları etsiz kalmıştır. Bu sayede ağır olmazlar, hafiflik bulurlar.

Parmakların uçları, tırnaklı olarak yaratılmıştır. Böylece baş kısımları etkili

silah yerini tutar. Parmak uçlarının eti fazladır. Böylece birbirlerine

yaklaştıklarında bitişik gibi olurlar. Orta parmağın mafsalları en uzunlarıdır.

Ondan sonra yüzük parmağının, sonra işaret parmağının, ondan sonra da

küçük parmağın mafsalları sıralanır. Ta ki tutma kavrama esnasında

parmakların uçları beraber olup avuç içinde açık bir yer kalmayacak şekilde

düzgün olsun. Yuvarlak bir şey tutulduğunda avuç içi ve parmaklar

çukurlaşarak her yönden ona temas etmiş olsun. Başparmak, diğer

parmaklardan daha kısa ve kalın yaratılmıştır. Ta ki dayanıklılıkta hepsine

denk gelsin.

Eğer başparmak kendi yerinin dışında başka bir yere konmuş olsaydı

mevcut faydaları kalmayıp gereksiz olurdu. Mesela, eğer başparmak avuç

içinde olsaydı, avuç içi ile olan işlerin çoğu yapılamazdı. Eğer küçük

parmak tarafına konsaydı, iki el birlikte tuttukları bir şeyde birbirlerine

karşılıklı ve uygun gelemezlerdi; biri diğerine yardım edemezdi

Eğer elin dışında olsaydı, çok uzakta kalırdı ve faydası olmazdı.

Başparmak tarağa bağlı olmadı. Ta ki kendi ile dört parmak arasındaki

mesafe daralmamış oldu. Şu halde dört parmak bir yönden bir nesneyi

kuşatsa ve başparmak da onlara karşı koysa, elin büyük bir şeyi alıp tutması

mümkün olur. Bir yönüyle başparmak, avucun tuttuğu nesnenin bir azası

gibidir ki onu örter. Bütün parmak mafsalları ıslak ve yapışkan olup

birbirine giren nemli ve yapışkan özellikleri olan kıkırdak ve çukurlara

bitişik yaratılmıştır. Böylece onunla birlikte rutubetleri sürekli olup onlara

hareketlerinden dolayı kuruluk gelmesin. Mafsallarını kuvvetli bağlar

sarmalamış olup kıkırdak örtülerle sarılmış bir halde yaratılmıştır. Böylece

bu sayede ziyadesiyle sağlam olmaları için mafsallarında bulunan açıklıklar

sümsümâniyât denilen küçük kemikler ile doldurulmuş olup bunlarla

sağlamlık verilmiştir. Ve bunlara semsaniye derler.

El tırnakları, şu dört faydayı temin etmeleri için yaratılmıştır. İlk

faydaları, bir şeyi sıkıca kavramakta parmaklara destek olmaktır. İkincisi,

onlarla ufak varlıkları tutup toplamaya güç ve kuvvet bulunur. Üçüncüsü,

onlarla kazıma [120/a] ve temizliğin kolay olmasıdır. Dördüncüsü, gerektiği

durumlarda onları silah gibi kullanarak düşmanlarından intikam almak

mümkün olur. Tırnakların kenarları yuvarlak kılınmıştır. Ta ki muhtemel

çarpışmaların zararlarından korunsunlar. Tırnaklar yumuşak kemikten

yaratılmışlardır ki katı ve sert maddelerle karşılaştıklarında kolayca eğilip

dönebilsinler. Mukavemet etmek suretiyle yarılıp kırılmasınlar. Tırnaklar

kazıma, oyma ve zarara uğrama bölgesinde bulundukları için sürekli

büyürler ve uzarlar. Bunun için bir çarpışmada kırıldıklarında yeniden

çıkarlar. Uzadıkça kesmek sûretiyle normal ebatlarında kalırlar.

“Bütün bunları kusursuzca yaratıp sûret veren Allah’ı tesbih ederiz.”