Marifetnâme · Haziran 27, 2026

Sidre-i müntehâda bulunan meleklerin özelliklerini ve durumlarını, arşın

KİTABIN MUKADDİMESİ · Altıncı Madde Altıncı Madde Sidre-i müntehâda bulunan meleklerin özelliklerini ve durumlarını, arşın horozu olan tâvûsun renklerini ve zikirlerini bildirir. Ey azîz! [6/a] Bilinmelidir ki tefsir ve …

KİTABIN MUKADDİMESİ · Altıncı Madde

Altıncı Madde

Sidre-i müntehâda bulunan meleklerin özelliklerini ve durumlarını, arşın

horozu olan tâvûsun renklerini ve zikirlerini bildirir.

Ey azîz! [6/a] Bilinmelidir ki tefsir ve hadis âlimleri şu konuda ittifak

etmişlerdir: Allah teâlâ, Sidre-i müntehâda vekil kıldığı meleği büyük bir

cüssede ve görenleri hayrete düşürecek bir sûrette yaratmıştır. Onun yetmiş

yüzü, her yüzünde yetmiş ağzı vardır. Her ağzında yetmiş dili vardır. Bu

dillerden her biri başka bir lisanla olmak üzere Hak teâlâyı devamlı olarak

tesbih eder. Hak teâlâ Sidre’de dört bin saf melek yaratmıştır. Her bir safta

dizili bulunan meleklerin sayısı on bini bulur.

Birinci saftaki melekler sürekli secde halinde bulunurlar ve “subhânallah”

(Allah’ı tesbih ederiz) derler. İkinci safta bulunanlar daima oturur halde

olup “el-hamdü li’llâh” (Allah’a hamd ederiz) derler. Üçüncü safta duran

melekler sürekli rükû halinde bulunup “lâ ilâhe illa’llâh” (Allah’tan başka

ilâh yoktur) derler. Dördüncü saftaki melekler hep kıyamda (ayakta) durup,

“Allahu ekber” (Allah en büyüktür) diye Allah’ı zikrederler.

Cenâb-ı Hak, Sidre-i müntehâda yeşil zümrütten minare şeklinde bir

büyük direk yaratmıştır ki Sidre’den yüksekliği yetmiş bin fersahtır. O

direğin başında beyaz inciden büyük bir kubbe yaratmıştır. Söz konusu

kubbenin üzerinde tâvûs kuşu şeklinde, çeşitli mücevherlerin renkleriyle

bezenmiş hayret verici bir melek yaratmıştır. Beş yüz kanadı vardır; her bir

kanadında yüz bin uç tüyü vardır. Her bir tüyün üzerinde yeşil renkli

kalemle yazılmış üç satır yazı vardır.

Birinci satırda, “Bismillâhirrahmânirrahîm” (Rahmân ve Rahîm olan

Allah’ın adıyla) yazılıdır. İkinci satırda, “Lâ ilâhe illa’llâh Muhammedün

rasûlullah” (Allah’tan başka ilâh yoktur ve Muhammed aleyhisselâm O’nun

rasûlüdür) yazılıdır. Üçüncü satırda, “Küllü şey’in hêlikün illâ vecheh”

(Kasas 28/88) “O’nun zâtından başka her şey yok olacaktır” yazılıdır. İşte

buna arş horozu denir ki kanatlarını açıp yaydıkça, cennet ehlinin üzerine

Cenâb-ı Hakk’ın izniyle nisan yağmurları gibi rahmet iner. Beş vakit

namazın edâsı zamanı geldiğinde o horoz kanatlarını birbirine çarpıp

ötmeye başlar. Kanatlarında bulunan her bir tüyden başka başka sesler

çıkar. Bu tatlı nağmeler, cennet ağaçlarının dallarını sabâ rüzgarı gibi

kıpırdatır. Onun sesinden cennetteki hûri ve hizmetkârlar sevinip

odalarından

başlarını

çıkararak

birbirlerine

şu

müjdeyi

verirler;

“Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin namaz vakti gelmiştir; şimdi

onların hepsi ibadetle meşguldür.”

Hak teâlâ arş horozuna sorar: “Ey kuş! Niçin böyle feryâd edersin?” Kuş

sûretindeki o melek şöyle cevap verir: “Ey Allah’ım! Yeryüzündeki mü’min

kulların sana ibadete yöneldikçe, ben onlar için senden rahmet dilerim.” O

zaman feryâd eden meleğe Cenâb-ı Hak seslenir: “Ey kuş! Dünyada beş

vakit namazını edâ eden kullarıma rahmet edip onları cehennem ateşinden

âzâd ederim ve naîm cennetlerinden onları faydalandırır, hoşnut ederim.”

Neticede Allah’ın bu seslenişiyle arş horozu memnun olur.

Sınırsız kudretiyle kâinâtı yaratan Allah, her türlü noksanlıklardan uzaktır.

O, bütün âlemleri hikmeti gereği benzersiz bir güzellikte yaratmıştır. O,

sınırsız ilmiyle her şeyi kuşatmış ve her şeyi tek tek saymıştır.”

İKİNCİ FASIL

Cennetlerin isimlerini, özelliklerini, orada bulunan nehirleri, ağaçları,

binaları, nimetlerin çeşitlerini ve oradaki hûri ve hizmetkârları dört madde

ile açıklar.