KİTABIN MUKADDİMESİ · Altıncı Madde
Altıncı Madde
Sidre-i müntehâda bulunan meleklerin özelliklerini ve durumlarını, arşın
horozu olan tâvûsun renklerini ve zikirlerini bildirir.
Ey azîz! [6/a] Bilinmelidir ki tefsir ve hadis âlimleri şu konuda ittifak
etmişlerdir: Allah teâlâ, Sidre-i müntehâda vekil kıldığı meleği büyük bir
cüssede ve görenleri hayrete düşürecek bir sûrette yaratmıştır. Onun yetmiş
yüzü, her yüzünde yetmiş ağzı vardır. Her ağzında yetmiş dili vardır. Bu
dillerden her biri başka bir lisanla olmak üzere Hak teâlâyı devamlı olarak
tesbih eder. Hak teâlâ Sidre’de dört bin saf melek yaratmıştır. Her bir safta
dizili bulunan meleklerin sayısı on bini bulur.
Birinci saftaki melekler sürekli secde halinde bulunurlar ve “subhânallah”
(Allah’ı tesbih ederiz) derler. İkinci safta bulunanlar daima oturur halde
olup “el-hamdü li’llâh” (Allah’a hamd ederiz) derler. Üçüncü safta duran
melekler sürekli rükû halinde bulunup “lâ ilâhe illa’llâh” (Allah’tan başka
ilâh yoktur) derler. Dördüncü saftaki melekler hep kıyamda (ayakta) durup,
“Allahu ekber” (Allah en büyüktür) diye Allah’ı zikrederler.
Cenâb-ı Hak, Sidre-i müntehâda yeşil zümrütten minare şeklinde bir
büyük direk yaratmıştır ki Sidre’den yüksekliği yetmiş bin fersahtır. O
direğin başında beyaz inciden büyük bir kubbe yaratmıştır. Söz konusu
kubbenin üzerinde tâvûs kuşu şeklinde, çeşitli mücevherlerin renkleriyle
bezenmiş hayret verici bir melek yaratmıştır. Beş yüz kanadı vardır; her bir
kanadında yüz bin uç tüyü vardır. Her bir tüyün üzerinde yeşil renkli
kalemle yazılmış üç satır yazı vardır.
Birinci satırda, “Bismillâhirrahmânirrahîm” (Rahmân ve Rahîm olan
Allah’ın adıyla) yazılıdır. İkinci satırda, “Lâ ilâhe illa’llâh Muhammedün
rasûlullah” (Allah’tan başka ilâh yoktur ve Muhammed aleyhisselâm O’nun
rasûlüdür) yazılıdır. Üçüncü satırda, “Küllü şey’in hêlikün illâ vecheh”
(Kasas 28/88) “O’nun zâtından başka her şey yok olacaktır” yazılıdır. İşte
buna arş horozu denir ki kanatlarını açıp yaydıkça, cennet ehlinin üzerine
Cenâb-ı Hakk’ın izniyle nisan yağmurları gibi rahmet iner. Beş vakit
namazın edâsı zamanı geldiğinde o horoz kanatlarını birbirine çarpıp
ötmeye başlar. Kanatlarında bulunan her bir tüyden başka başka sesler
çıkar. Bu tatlı nağmeler, cennet ağaçlarının dallarını sabâ rüzgarı gibi
kıpırdatır. Onun sesinden cennetteki hûri ve hizmetkârlar sevinip
odalarından
başlarını
çıkararak
birbirlerine
şu
müjdeyi
verirler;
“Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin namaz vakti gelmiştir; şimdi
onların hepsi ibadetle meşguldür.”
Hak teâlâ arş horozuna sorar: “Ey kuş! Niçin böyle feryâd edersin?” Kuş
sûretindeki o melek şöyle cevap verir: “Ey Allah’ım! Yeryüzündeki mü’min
kulların sana ibadete yöneldikçe, ben onlar için senden rahmet dilerim.” O
zaman feryâd eden meleğe Cenâb-ı Hak seslenir: “Ey kuş! Dünyada beş
vakit namazını edâ eden kullarıma rahmet edip onları cehennem ateşinden
âzâd ederim ve naîm cennetlerinden onları faydalandırır, hoşnut ederim.”
Neticede Allah’ın bu seslenişiyle arş horozu memnun olur.
Sınırsız kudretiyle kâinâtı yaratan Allah, her türlü noksanlıklardan uzaktır.
O, bütün âlemleri hikmeti gereği benzersiz bir güzellikte yaratmıştır. O,
sınırsız ilmiyle her şeyi kuşatmış ve her şeyi tek tek saymıştır.”
İKİNCİ FASIL
Cennetlerin isimlerini, özelliklerini, orada bulunan nehirleri, ağaçları,
binaları, nimetlerin çeşitlerini ve oradaki hûri ve hizmetkârları dört madde
ile açıklar.

