BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ALTINCI FASIL · Dördüncü Madde
Dördüncü Madde
Su kaynaklarının yerden fışkırmasının sebeplerini ve yer sarsıntılarının
maddesini hikmetli bir üslupla bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki bilim adamları (ehl-i hikmet) şöyle demişlerdir.
Suların yerden kaynamasının ve yer sarsıntısının sebepleri şunlardır; yerin
içinde oluşan buhar orada hapsolup sıkışınca, uygun bir tarafa yönelir ve
oradan çıkarken soğuyarak suya dönüşür. Eğer miktarı pek az bir şey ise,
buhar parçalarıyla kaynaşıp kalır. (Yukarı doğru fışkırmaz.) Nitekim kuyu
suları böyledir. Eğer miktarı fazla olur ve yerin içine sığmazsa; bu takdirde
yer kabuğunun ince yerlerini yarıp yer yüzüne çıkar ki kaynak suları işte
böyledir.
Pınar ve kaynakların oluşmasının bir sebebi de, yağmur ve kar sularından
dağların içine sızarak yer altına akan sulardır. Çünkü kar ve yağmurun
yeterince ya da bol bol yağdığı zamanlarda pınarlar gür akar, kaynak suları
gür olur; bunların azalmasıyla kaynak suları da azalır. O halde, Hak teâlâ,
akıp giderek yer yüzüne hayat bahşeden, insanların ve bütün canlıların
hayat iksiri olan tatlı sular için dağların altını birer mahzen kılmıştır.
Çünkü yağmur ve kar suları dağların altında, mağaralarda, taşlar içinde ve
yerin altında muhtelif yerlerde toplanmış ve buralarda muhafaza edilmiştir.
Bundan sonra da, -ilâhî kudret tarafından açılan- dar yarıklardan azar azar
sızdırılarak, kullarına yetecek miktarda pınarlar ve nehirler olarak [81/b]
akıtılmıştır.
Böylece bir sonraki kış mevsiminde kar ve yağmur sularını yine dağların
zirvesine yağdırıp, yağmur sularından o mağaraları ve taşları akan pınarlar
ve nehirlere bedel bir kere daha doldurur. O taşların altlarında olan dar
yarıklardan tedrîcen sızan kaynak suları bitki, hayvan ve insanlara yetişir.
Fazlası ise, vâdilerde sellere dönüşüp büyük bir gürültü ile denizlere ulaşır.
Şu halde O Yüce Yaratıcı; yeryüzünde bulunan mahlukatı için bu dağları
kar ve yağmur sularını alıp pınarlar ve nehirler olarak vermekte dolap gibi
etmiştir. Bu dolapların dönmesi daimîdir ki kıyamete kadar devam
edecektir.
Yer altında gazlardan meydana gelen veya yağmur sularından toplanan
sular, yerlerine sığmayıp yerin yumuşak tabakalarından çıkmaya başlayınca
bakılır; eğer taşların arasından veya temiz topraklı bir yerden çıkıyor ise o
su, soğuk ve tatlı olur. Eğer çorak yerlerden gelirse o su, acı ve tuzlu olur.
Şayet kükürtlü araziden veya madenlerin arasından çıkıp gelirse, o su sıcak
olur.
Çünkü kış mevsiminde havanın soğukluğu fazla olduğu için, güneşin
harareti daha çok yerin altına kaçar. Çünkü iki zıt bir yerde toplanmaz.
Onun için yerin altı kış günlerinde sıcak olup kükürtlü araziler ve sıcak
madenler, azlığına ve çokluğuna göre o harareti kendi bölgelerine çekip
muhafaza ederler.
Bu sebepledir ki maden yataklarının bulunduğu bölgelere yakın yerlerde
kaynayan ılıca sularının tatları, kokuları, sıcaklıkları, özellikleri ve renkleri
birbirine benzemeyip yakın oldukları madenlerin özelliklerini almışlardır.
Eğer bu kükürtlü araziden veya madenlerin çevresinden kaynayan suya
soğuk hava isâbet ederse, o takdirde katılaşır ve civa olur ya da zift, neft,
şap veya tuz olur.
Isfahan ile Şiraz arasında bir su kaynar ki bunun öylece çıkması Allah’ın
şaşılacak san’atındandır. ˝Sığırcık suyu˝ namıyla bilinen bu suyun özelliği
şudur ki, herhangi bir bölgeyi çekirgeler istîlâ edip bütün mahsullerini telef
etmeye başlarsa, bir kişi varıp o sudan bir şişe doldursa, hiç ardına
bakmadan ve şişeyi de yere koymadan gelip çekirgenin istîlâ ettiği bölgeye
yetişmiş olsa, sayısız denecek kadar çok sığırcık sürülerinin o suyun ardı
sıra geldiği ve çekirgeleri yediği tevatürle nakledilmiştir. Yer altında oluşup
sıkışan buhar öyle bir derecede yoğun olsa (ve o yoğunluğun etkisiyle) yer
kabuğunu yarıp çıkması mümkün olsa veya o bölgede yer kabuğu gayet
kalın olup buharın çıkmasına engel olsa ve yer altında toplanıp dışarı
çıkmak için sabırsızlanırcasına yer arayan buhar kütlesi, toprak tabakasının
zayıf yerini zorlayıp çatlatarak şiddetle yarsa o yer hareket eder. İşte zelzele
denilen yer sarsıntısı budur.
Yerin altında oluşan buhar, duman ve rüzgarın durumları yeryüzü buhar
ve dumanlarının açıklanan durumları gibidir. Bazen öyle olur ki bahsi geçen
oluşumlar gayet kuvvetli olarak ortaya çıkar ve yeri öylesine bir hızla yarar
ki büyük bir gürültü ile ortaya çıkarlar. Bazen de öyle olur ki çeşitli yağlarla
(petrol, doğalğaz vb.) karışmış vaziyette sıkışan buhar, yapısı gereği -daha
yerden çıkarken- alev alır; toprağı yarıp sıkıştığı yerden hızla sökün
ederken onunla birlikte bir alev zuhûr eder. Eğer ateş bir madende zuhûr
ederse, onu eritip bitirinceye kadar günlerce ve hatta aylarca yanar,
demişlerdir.
“Doğruyu ancak Allah teâlâ bilir. Çünkü O, (bütün bu oluşumlara zemin
teşkil eden) sebeplerin de yaratıcısıdır.˝

