Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Birinci Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Birinci Madde Birinci Madde Su unsurunun esasını (mâhiyet), tabiatını ve merhalelerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar ve astronomi bilginleri ittifakla şöyle …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

Su unsurunun esasını (mâhiyet), tabiatını ve merhalelerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar ve astronomi bilginleri ittifakla şöyle

demişlerdir: Dört ana unsurun üçüncüsü sudur [533] ki basit bir cevherdir;

renksiz, şeffaf ve küresel bir cisimdir. Doğal özelliği rutûbetli ve soğuk

olmasıdır. Havaya nisbetle yoğundur (kesîf), yoğun cisimlere bitiştiği için

diğer üç unsura muhâliftir. Oluş ve bozuluşlarla yeni şekiller bulmaya

yeteneklidir. Kendi kaynağından çıktığında, diğer unsurlara karışarak

değişime uğrar. Hatta kendi yerinde iken bile diğer unsurlara dönüşür.

Kendi tabiatıyla yerinde dururken, nice farklı ve zorunlu sebeplerle hareket

eder.

Su küresinin dışbükey (yumru) yüzeyi dalgalarıyla alışkın olup üstünde

bulunan hava küresinin hareketli içbükey (çukur) yüzeyine temas etmiştir.

İçbükey yüzeyi içinde olan yerkürenin yüzeyine teğet bulunduğundan, (su

tabakasının altındaki) dağların ve vâdilerin kıvrım kıvrım olması sebebiyle

su kütlesinin oralara temas eden yüzeyi de engebelidir. Su küresinin tabiî

yeri, hava küresinin altında ve toprağın üzerinde olup yerküreyi bütün

cihetlerden örtüp içine alıp tam yuvarlak olmak suyun tabiatı gereği iken o,

yeryüzünü tamamen örtmez ve yerin bazı kısımları açıkta kalır. Bazı

filozoflar –suyun yerkürenin büyük bir kısmını kaplayıp bir kısmını açık

bırakmasını- Hakk’ın inâyeti ile açıklayıp kara hayvanlarının ve bunlar

içinde özellikle insan türünün yaratılışını ve yeryüzünde havadan teneffüs

ile neslini sürdürenlerin yaşamasını Hak teâlânın dilemesine bağlamışlar ve

“bunun görünürde bir sebebi bilinmemektedir” demişlerdir.

Filozofların çoğunluğu da teslimiyet gösterip şöyle demişlerdir: Bu

sebepler (imkân) âleminde her şeyin bir sebebe bağlı olarak meydana

gelmesi ilâhî âdettendir. Öyleyse deniz suyunun yeryüzünün tamamını

örtmemesinin gerçek sebebi şudur ki, âlemin kandili güneşin dışmerkezli

küresi sebebiyle ve hâlâ yerberi, güney burçlarından Oğlak burcunun

başlarında olması sebebiyle, nurlu güneş kendi seyriyle senede bir kere

yerberi indikçe, yeryüzünün merkezine gayet yakın olup harareti

(yeryüzüne) ziyadesiyle tesir eder.

Çünkü âlemin kandili güneş, söz konusu güney burçlarında, yerberide

olduğu müddetçe yeryüzüne gayet yakın olur. Kuzey burçlarında (yeröte)

noktasında bulundukça yerden uzak gitmiş olur. İşte bu minval üzere

seyrine devam ederken, yerberisine geldikçe hararetin şiddetiyle bu su

unsurunu ısıtıp hareketlendirir. Yeryüzünün o bölgesine doğru çekmiş olur.

Çünkü az miktarda bir su, bir büyük kazanın bir kenarında kaynasa, elbette

o su, kazanın diğer tarafından kaynayan tarafa varıp diğer kısımlarını

boşaltarak açıkta bırakmış olur. Aynen bunun gibi, deniz suyu güney

bölgesinde güneşin hararetinin şiddetinden harekete geçip depreşir. Deniz

suları sâir kutuplardan o bölgeye doğru çekilir ve böylece yerin kuzey

bölgesinde açık yerler kalır, demişlerdir. Halbuki uzman araştırmacılara

göre, sıcaklık ve soğukluğun sebebi sadece güneşin yakınlığı ve uzaklığı

[73/b] değildir. Aksine güneş ışınlarının dik açılarla gelmesi sıcaklığa,

kırılarak gelmesi ise soğukluğa sebeptir.

Nitekim (bunun gerçekte böyle olduğu) yukarıda açıklanmıştı. Çünkü

karşılıklı meydana gelen yakıcı akımlarla (akıntı) sabit olduğu üzere

yansımaların katlandığı tesbit edilmiştir. Kara ile su ikisi bir küre olduktan

sonra, üzerinden asırların geçmesi, rüzgarların (sürekli) esmesi ve (nice)

sellerin akması, su kütlesinden açıkta kalan araziye tesir edip vâdiler, dağlar

ve ovalarla, iniş ve yokuşlar meydana gelmiştir. Deniz suyu hareket ettikçe

çukur mevkilerin suyu yine inmiş ve arada kalan yerler, tepeler ve dağlara

girmiş, açık araziler de yer yer su birikintisi (deniz- göl) olarak kalmıştır.

Bu durumda güneşin yerberide bulunmasını, suyun karalardan çekilmesinin

tek sebebi olarak ileri sürmek doğru görülmemiştir. Belki bunun diğer

sebepler içinde önemli bir sebep olduğu bilinmiştir. Çünkü Yeni Dünya

(Amerika)’nın yarısı yerberinin (Oğlak dönencesi) altında bulunmaktadır.

Doğrusunu ancak Allah teâlâ bilir.