Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Sekizinci Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Sekizinci Madde Sekizinci Madde Tabiat kurallarına dayanarak yeni astronomi bilginlerine yapılan itirazları ve bunlara verilen cevapları bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki, …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Sekizinci Madde

Sekizinci Madde

Tabiat kurallarına dayanarak yeni astronomi bilginlerine yapılan itirazları

ve bunlara verilen cevapları bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki, tabiat kurallarına dayanarak yeni astronomi

bilginlerine karşı şu şekilde itirazlarda bulunulmuştur. Yerlerin en aşağısı,

âlemin merkezidir. O halde yerlerin en aşağısı olan âlemin merkezinde,

cisimlerin en ağırı olan yerkürenin sâkin olması uygun ve gereklidir. Eğer

böyle değil de yerküre hareket halinde olsaydı, bu elbette hissedilirdi;

binalar ve ağaçların da başları aşağı gelir yıkılırlar, ve ağır cisimler

yukarıdan aşağıya dik olarak düşemezlerdi.

Çünkü (söz konusu ağır nesneler) düz bir doğrultuda gitselerdi varacak

oldukları noktalar, yerin yüzeyi ile birlikte hareket etmiş olurdu. Mesela

kuşlar havada uçarken yer onların yuvalarını alıp götürürdü ve onlar bir

daha yuvalarını bulamazlardı. Bundan başka, batıya doğru atılıp

yuvarlanmakta olan top şeklindeki herhangi bir nesnenin hareketi, (aynı

şekilde) doğu istikãmetine atılmasından bâriz bir şekilde yavaş olurdu.

Batıya doğru atılan bir ok, doğu istikãmetine atılan oktan daha çok mesafe

katederdi. Çünkü ok batıya doğru giderken, batıdan doğuya doğru gelen

yerkürenin yüzeyi onu karşıladığından okun yerkürenin yüzeyinde katettiği

mesafe çok olur ve okun doğuya doğru gitmesinde bu sür’at olmazdı.

Bu itirazların tek tek cevapları şöyle verilmiştir: Yerküre, mekânların en

aşağısı mıdır, değil midir? Bu henüz isbat edilmiş ve açıklığa

kavuşturulmuş bir husus değildir. Ancak ispat için ileri sürülen deliller

kabul görmemiş, reddedilmiştir. Bundan başka yerin mizacına bakıldığında,

onun

diğer

yıldızlardan

ağır

olduğu

da

henüz

(kesin

olarak)

bilinmemektedir. Belki (yıldızların) aşağıda ve yukarıda bulunmaları da

yere kıyasla tespit edilmiştir. Gerçi ağır cisimler ve büyük taş kütleleri

yerden ayrıldıkları anda, yine yeryüzüne dönerlerse de, yerkürenin ağır bir

cisim gibi kendi bulunduğu yerden hareket etmemesi söz konusu değildir.

Ve yine (yukarıda bahsi geçen itirazlara) şöyle cevap verilmiştir: Biz,

yerküreyle söz konusu yumuşak maddenin içinde kuşatılmış vaziyette

bulunup su götürüntüsü misali yerküre ile birlikte hareket ettiğimizden,

yerin hareketini hissedemeyiz; binalar ve ağaçların devrilerek yerlerinden

kopmamalarının sebebi de bundan bilinmiştir. Belki de bu delilden

hareketle sayılan cisimlerin ayakta durmaları ve sabit kalmaları gerekir.

Yerküre ister sâkin olsun, isterse bahsi geçen yumuşak madde ile birlikte

hareketli olsun, ağır cisimlerin yukarıdan aşağıya doğru dik inmesine

herhangi bir engel yoktur. Çünkü ağır cismin düşmesinin, (kendi)

hareketinden başka söz konusu yumuşak maddenin hareketinin de etkisiyle

olduğu muhakkaktır. Bu hakikat, geminin gönderinden dibine doğru atılan

şu taş misalinde olduğu gibidir. Çünkü taşın bu şekilde gemi [100/b] ister

sâkin ister hareket halinde olsun, yukarıdan aşağıya atılması halinde

gönderin dibine düşmesi tecrübe ile bilinmiştir. Bunun bu şekilde

olmasında, taşın düşme işlevinin dışında geminin hareketinin de etkili

olması sözkonusudur. Belki bu konuda işin doğrusu şudur: Ne ağır cismin,

ne de sözkonusu taşın inişi denilen hareketi, kesinlikle düz bir hareket

değildir; belki kavisli bir hat çizerek gerçekleşir.

Bizim gözlemimize göre geminin içinde yüz dik çizgi hayal edilse, bu

tahayyülümüz bizzat şuna benzer: Bir geminin güvertesinden gönderinin

dibine bir taş atıldığında doğru hareketle indiğini gözlemleriz. Lâkin

geminin dışından, yani denizin dışından bakanlara göre o taşta iki hareket

hissedilir; hissedilen birinci harekete göre yukarıdan aşağıya doğru düşer,

diğeriyle de geminin hareketine uygun iniş sergiler. Öyle ki o iki hareketle

bir eğri çizgi çizdiği gözlemlenir. Böyle olunca denizdeki suyun

hareketinden balıkların faydalandığı gibi, kuşlar da havanın hareketinden

istifade ederek yuvalarından ayrılıp uzaklaşmazlar. Doğu istikãmetine atılıp

yuvarlanan yuvarlak bir cismin hareketi (diğerlerine nazaran) pek de

sür’atli olmaz. Batıya atılan bir okun yere düşme mesafesi de doğuya

atılandan fazla olmaz.