BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Sekizinci Madde
Sekizinci Madde
Tabiat kurallarına dayanarak yeni astronomi bilginlerine yapılan itirazları
ve bunlara verilen cevapları bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki, tabiat kurallarına dayanarak yeni astronomi
bilginlerine karşı şu şekilde itirazlarda bulunulmuştur. Yerlerin en aşağısı,
âlemin merkezidir. O halde yerlerin en aşağısı olan âlemin merkezinde,
cisimlerin en ağırı olan yerkürenin sâkin olması uygun ve gereklidir. Eğer
böyle değil de yerküre hareket halinde olsaydı, bu elbette hissedilirdi;
binalar ve ağaçların da başları aşağı gelir yıkılırlar, ve ağır cisimler
yukarıdan aşağıya dik olarak düşemezlerdi.
Çünkü (söz konusu ağır nesneler) düz bir doğrultuda gitselerdi varacak
oldukları noktalar, yerin yüzeyi ile birlikte hareket etmiş olurdu. Mesela
kuşlar havada uçarken yer onların yuvalarını alıp götürürdü ve onlar bir
daha yuvalarını bulamazlardı. Bundan başka, batıya doğru atılıp
yuvarlanmakta olan top şeklindeki herhangi bir nesnenin hareketi, (aynı
şekilde) doğu istikãmetine atılmasından bâriz bir şekilde yavaş olurdu.
Batıya doğru atılan bir ok, doğu istikãmetine atılan oktan daha çok mesafe
katederdi. Çünkü ok batıya doğru giderken, batıdan doğuya doğru gelen
yerkürenin yüzeyi onu karşıladığından okun yerkürenin yüzeyinde katettiği
mesafe çok olur ve okun doğuya doğru gitmesinde bu sür’at olmazdı.
Bu itirazların tek tek cevapları şöyle verilmiştir: Yerküre, mekânların en
aşağısı mıdır, değil midir? Bu henüz isbat edilmiş ve açıklığa
kavuşturulmuş bir husus değildir. Ancak ispat için ileri sürülen deliller
kabul görmemiş, reddedilmiştir. Bundan başka yerin mizacına bakıldığında,
onun
diğer
yıldızlardan
ağır
olduğu
da
henüz
(kesin
olarak)
bilinmemektedir. Belki (yıldızların) aşağıda ve yukarıda bulunmaları da
yere kıyasla tespit edilmiştir. Gerçi ağır cisimler ve büyük taş kütleleri
yerden ayrıldıkları anda, yine yeryüzüne dönerlerse de, yerkürenin ağır bir
cisim gibi kendi bulunduğu yerden hareket etmemesi söz konusu değildir.
Ve yine (yukarıda bahsi geçen itirazlara) şöyle cevap verilmiştir: Biz,
yerküreyle söz konusu yumuşak maddenin içinde kuşatılmış vaziyette
bulunup su götürüntüsü misali yerküre ile birlikte hareket ettiğimizden,
yerin hareketini hissedemeyiz; binalar ve ağaçların devrilerek yerlerinden
kopmamalarının sebebi de bundan bilinmiştir. Belki de bu delilden
hareketle sayılan cisimlerin ayakta durmaları ve sabit kalmaları gerekir.
Yerküre ister sâkin olsun, isterse bahsi geçen yumuşak madde ile birlikte
hareketli olsun, ağır cisimlerin yukarıdan aşağıya doğru dik inmesine
herhangi bir engel yoktur. Çünkü ağır cismin düşmesinin, (kendi)
hareketinden başka söz konusu yumuşak maddenin hareketinin de etkisiyle
olduğu muhakkaktır. Bu hakikat, geminin gönderinden dibine doğru atılan
şu taş misalinde olduğu gibidir. Çünkü taşın bu şekilde gemi [100/b] ister
sâkin ister hareket halinde olsun, yukarıdan aşağıya atılması halinde
gönderin dibine düşmesi tecrübe ile bilinmiştir. Bunun bu şekilde
olmasında, taşın düşme işlevinin dışında geminin hareketinin de etkili
olması sözkonusudur. Belki bu konuda işin doğrusu şudur: Ne ağır cismin,
ne de sözkonusu taşın inişi denilen hareketi, kesinlikle düz bir hareket
değildir; belki kavisli bir hat çizerek gerçekleşir.
Bizim gözlemimize göre geminin içinde yüz dik çizgi hayal edilse, bu
tahayyülümüz bizzat şuna benzer: Bir geminin güvertesinden gönderinin
dibine bir taş atıldığında doğru hareketle indiğini gözlemleriz. Lâkin
geminin dışından, yani denizin dışından bakanlara göre o taşta iki hareket
hissedilir; hissedilen birinci harekete göre yukarıdan aşağıya doğru düşer,
diğeriyle de geminin hareketine uygun iniş sergiler. Öyle ki o iki hareketle
bir eğri çizgi çizdiği gözlemlenir. Böyle olunca denizdeki suyun
hareketinden balıkların faydalandığı gibi, kuşlar da havanın hareketinden
istifade ederek yuvalarından ayrılıp uzaklaşmazlar. Doğu istikãmetine atılıp
yuvarlanan yuvarlak bir cismin hareketi (diğerlerine nazaran) pek de
sür’atli olmaz. Batıya atılan bir okun yere düşme mesafesi de doğuya
atılandan fazla olmaz.

