BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Beşinci Madde
Beşinci Madde
Üç bileşiğin ikincisi olan bitkilerin durumlarını özetle bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Üç bileşiğin ikincisi
bitkilerdir. Onların şuursuz bir kuvveti vardır. Yani bitki türünün, çeşitli
hareket ve muhtelif âletler vasıtasıyla türlü hareketlerin ortaya çıktığı bir
tabiatı vardır. Bu kuvvete nefs-i nebâtiyye denir. Bu tabiî cismin ancak
doğum, çoğalma ve beslenme yönünden ilk olgunluk derecesidir.
Nebâtî nefsin beslenme kuvveti (kuvvet-i gâdiye) vardır ki varlığını
devam ettirmesi onunla hâsıl olur. Bu öyle bir kuvvettir ki, su gibi olan bir
başka cismi kendi cisminin mizac, kıvam, renk ve cevherinin benzerine
dönüştürür ve tabiî hararet ile cisminden ayrılan eksikliği onunla tamamlar.
Bitkinin büyüme kuvveti (kuvve-i nâmiyye) vardır ve varlığın olgunlaşması
onunla mümkündür. Bu öyle bir kuvvettir ki olduğu cismi, yapısı gereği
kendi türüne ait büyüklüğünün kemâline erinceye dek boy, en ve derinliğine
artırır.
Bitkinin üreme gücü (kuvve-i müvellide) vardır ve türünün devamı
onunla mümkündür. Bu öyle bir kuvvettir ki, kendi cisminden bir cüzü,
parçası vardır; kendine benzeyen varlığı bulmak, meydana getirmek için
cismin maddesinin başlangıcı olur. Buna bitkinin tohumu denir. Çünkü
beslenme kuvveti besinleri çeker, sonra onları tutar, ardından hazmeder ve
en sonunda fazlasını dışarı atar. Şu halde beslenmenin dört yardımcısı
vardır: Biri çekme kuvveti (kuvvet-i câzibe), ikincisi tutma kuvveti (kuvvet-
i mâsike), üçüncüsü hazmetme kuvveti (kuvvet-i hâzıme), dördüncüsü ise
atma kuvveti (kuvvet-i dâfi’a). Çünkü beslenme kuvveti besinleri çeker;
sonra onları tutar, sonra hazmeder ve en sonunda fazlasını dışarı atar. Şu
halde beslenme gücünün dört yardımcsı vardır ki bunlar; çekme kuvveti,
tutma kuvveti, hazım kuvveti ve atma kuvvetidir.
Bitkilerin büyüme kuvveti. Bitki büyümesini tamamlayınca, bu kuvvet
faaliyetlerini durdurur. Ancak beslenme kuvveti, bitki iyice âciz kalıp
güçten düşünceye kadar faaliyetlerini sürdürür; âciz kalınca, o bitkiye ölüm
erişir ve kurur. Bütün bitki çeşitleri yerin bir miktar derinliğinde oluşup
meydana gelir ve yavaş yavaş dışarıya çıkar. Bitkilerin bütün sınıflarının ve
çeşitlerinin sayısına gelince; bunu ancak, onları yaratan Allah teâlâ bilir.
Tabiplere gerekli olan eczâ ve ilaçlar, hususiyetleriyle tıp kitaplarında
yazılıdır. Halka lâzım olan sebze ve meyveler ise bütün özellikleriyle halkın
dilinde bilindiğinden, bitki cinsinin tür ve sınıflarının isimleri ve
özelliklerini sayıp uzun uzadıya anlatmak yerine, Hâlıkının birliğine ve
yaratıcısının bilinmesine sebep olması için özü ve mâhiyeti bu kadar
açıklamayla yetinildi. Nitekim bitki türlerine ibretle nazar etmek hususunda
şöyle denilmiştir:
Beyt
Her giyâhî ki der-zemîn rûyed
“Vahdehû lâ-şerîke leh” gûyed
Berg-i direhtân-ı sebz der-nazar-ı hûşyâr
Her varakî defterîst ma‘rifet-i kirdigâr
Beyt (in tercümesi)
Yeryüzünde biten bitki, “Allah tektir, ortağı yoktur” der. Akıllı olanın
nazarında yeşil ağaçların yaprağı, Hakk’ın marifetini anlatan birer defterdir.

