Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Altıncı Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Altıncı Madde Altıncı Madde Üç bileşiğin üçüncüsü olan hayvanların durumunu özetle bildirir. Ey azîz! [104/b] Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Üç bileşiklerin …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Altıncı Madde

Altıncı Madde

Üç bileşiğin üçüncüsü olan hayvanların durumunu özetle bildirir.

Ey azîz! [104/b] Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Üç

bileşiklerin üçüncüsü hayvan cinsidir ki hayvanî nefse mahsustur. O,

mümtaz olmayan tabiî cismin ilk olgunluk halidir. İrâdî hareketle hareket

eder.

Hayvanî nefse mahsus başlıca iki hareket vardır: Biri kavrama kuvveti

(kuvvet-i müdrike), diğeri hareket etme kuvvetidir (kuvvet-i muharrike).

İdrak kuvveti ya bedenin dışındadır veya içindedir. Bedenin dışında olan

beş kuvvet vardır. Bunlar; işitme (sem‘), görme (basar), koklama (şemm),

tatma (zevk) ve dokunma (lems)dır. İşitme kuvveti, kulağın alt kısmına

döşenmiş sinirlere yerleştirilmiştir.

Bu sinirlerde -sanki bir davul gibi- hava hapsolunmuştur. Eğer şiddetli

çarpma veya kuvvetli gürültüden meydana gelen sesin niteliğine bağlı

olarak şekillenen hava dalgalanıp söz konusu sinirlere ulaşır da onu

harekete geçirirse, onda bulunan işitme hissi o sesi idrak eder. Görme

kuvveti, dimağın önünde bitip birbirine yaklaşmasıyla birleşip kesiştikten

sonra uzaklaşarak gözün yağ tabakasına ulaşan içleri boş iki sinirin söz

konusu birleşme yerine konulmuştur. Buna iki ışığın birleşme yeri

(mecma‘u’n-nûreyn) de denir. Koklama kuvveti, dimağın önünde duran

meme başı gibi iki fazlalığın (fonksiyonsuz şeyin) içine konulmuştur. Tatma

öyle bir kuvvettir ki dilin üzerine döşenmiş bulunan sinirler içinde meydana

gelir. Tadın hissedilmesi, tükrük bezlerinden salgılanan ıslaklık vasıtasıyla

olur. Söz konusu ıslaklığa, alınan gıdalardan ince zerrecikleri karışır ve

oradan dilin cismine dokunur.

Böylece yiyeceğin tadı hissedilmiş olur. Dokunma kuvveti, canlıların

cisimlerinin çoğuna karışmış olan sinirlerde yerleştirilmiştir. Canlıların

içinde bulunan kuvvetler (iç idrak güçleri) ise beştir. Bunlar: Ortak algılama

merkezi (hiss-i müşterek), hayal gücü (hayâl), vehim gücü (vâhime),

hatırlama gücü (hâfıza) ve tasarruf gücüdür (mutasarrıfa).

Ortak duyu (hiss-i müşterek) merkezi, dimağda bulunan üç boşluğun

ilkinin önüne bağlanmıştır. Yukarıda bahsi geçen dış duyu organlarına

ulaşan şekillerin hepsini öncelikle ortak duyu merkezi kabul ederek diğer iç

idrak güçlerine dağıtır. Hayal gücü, dimağın birinci boşluğunun sonuna

konulmuştur. Algılanan bütün şekilleri ortak duyu merkezinden alıp söz

konusu şekillerin kaybolmasından sonra hepsini muhafaza ederek nakşeder,

tasvir ve temsil eder. Hayal gücü, bir bakıma ortak duyu merkezinin

arşividir (hazine). Vehim kuvveti, dimağda bulunan orta boşluğun sonunda

bulunur. Bu kuvvet hissedilen şeylerde mevcut olup dış hislerle idrak

edilemeyen cüz’î mânâları da algılar.

Nitekim vehim gücü kurdun kendisinden kaçılması gereken, yavrusunun

ise sevimli bir hayvan olduğuna hükmeder. Hâfıza, dimağın arka

boşluğunun önünde bulunur. Vehim kuvvetinin algıladığı hissedilmeyen

cüz’î mânâları hıfzeder. Hâfıza, vehim kuvvetinin arşividir. Tasarruf

kuvveti, dimağın orta boşluğunun önünde bulunur. Bu kuvvetin hal ve

keyfiyeti şöyledir: Hayal ve hâfızadan olan görüntü ve mânâların bir

kısmını diğerleriyle birleştirir, bazısını da diğerlerinden ayırır. Eğer tasarruf

kuvvetini akıl kendi anladıklarında kullanırsa, buna düşünme (mütefekkire)

denir. Eğer bu tasarruf kuvvetini, vehim kuvveti kendi hissettiklerinde

kullanırsa, buna hayal kuvveti (mütehayyile) denir.

Hayvânî nefsin hareket etme kuvveti iki kısımdır: Harekete geçiren

kuvvet (kuvvet-i bâ’ise) ve yapıcı, yaratıcı kuvvet (kuvvet-i fâile). Kuvvet-i

bâ’iseye kuvvet-i şevkıyye (istek ve arzu kuvveti) de denir. O öyle [105/a]

bir kuvvettir ki, hayalde arzu edilen veya nefret edilen bir sûret

resmedildiğinde, organları hareket ettirmesi için kuvvet-i fâ‘ileyi iter.

Eğer harekete geçiren kuvvet, yapıcı (yaratıcı) kuvveti lezzetin meydana

gelmesi yönünde hayal edilen faydalı eşyayı veya herhangi bir zararlı şeyi

isteyerek tahrike sevk ederse, ona şehvet kuvveti (kuvvet-i şehvâniyye)

denir. Eğer harekete geçiren kuvvet, yapıcı kuvveti üstün istekler için hayal

edilen zararlı veya faydalı şeyleri uzaklaştırma yönünde tahrike

yönlendirirse, ona gazap kuvveti (kuvvet-i gadabiyye) denir. Yapıcı kuvvet

öyle bir güçtür ki sinir, bağ, et ve zardan meydana gelen kasları sıkarak ve

gevşeterek organların hareketi için hazır hale getirir.

“Her yaptığında sayısız hikmetler bulunan Allah teâlâ, her türlü noksan

sıfatlardan münezzehtir. O’nun şânı yücedir.”