BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Altıncı Madde
Altıncı Madde
Üç bileşiğin üçüncüsü olan hayvanların durumunu özetle bildirir.
Ey azîz! [104/b] Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Üç
bileşiklerin üçüncüsü hayvan cinsidir ki hayvanî nefse mahsustur. O,
mümtaz olmayan tabiî cismin ilk olgunluk halidir. İrâdî hareketle hareket
eder.
Hayvanî nefse mahsus başlıca iki hareket vardır: Biri kavrama kuvveti
(kuvvet-i müdrike), diğeri hareket etme kuvvetidir (kuvvet-i muharrike).
İdrak kuvveti ya bedenin dışındadır veya içindedir. Bedenin dışında olan
beş kuvvet vardır. Bunlar; işitme (sem‘), görme (basar), koklama (şemm),
tatma (zevk) ve dokunma (lems)dır. İşitme kuvveti, kulağın alt kısmına
döşenmiş sinirlere yerleştirilmiştir.
Bu sinirlerde -sanki bir davul gibi- hava hapsolunmuştur. Eğer şiddetli
çarpma veya kuvvetli gürültüden meydana gelen sesin niteliğine bağlı
olarak şekillenen hava dalgalanıp söz konusu sinirlere ulaşır da onu
harekete geçirirse, onda bulunan işitme hissi o sesi idrak eder. Görme
kuvveti, dimağın önünde bitip birbirine yaklaşmasıyla birleşip kesiştikten
sonra uzaklaşarak gözün yağ tabakasına ulaşan içleri boş iki sinirin söz
konusu birleşme yerine konulmuştur. Buna iki ışığın birleşme yeri
(mecma‘u’n-nûreyn) de denir. Koklama kuvveti, dimağın önünde duran
meme başı gibi iki fazlalığın (fonksiyonsuz şeyin) içine konulmuştur. Tatma
öyle bir kuvvettir ki dilin üzerine döşenmiş bulunan sinirler içinde meydana
gelir. Tadın hissedilmesi, tükrük bezlerinden salgılanan ıslaklık vasıtasıyla
olur. Söz konusu ıslaklığa, alınan gıdalardan ince zerrecikleri karışır ve
oradan dilin cismine dokunur.
Böylece yiyeceğin tadı hissedilmiş olur. Dokunma kuvveti, canlıların
cisimlerinin çoğuna karışmış olan sinirlerde yerleştirilmiştir. Canlıların
içinde bulunan kuvvetler (iç idrak güçleri) ise beştir. Bunlar: Ortak algılama
merkezi (hiss-i müşterek), hayal gücü (hayâl), vehim gücü (vâhime),
hatırlama gücü (hâfıza) ve tasarruf gücüdür (mutasarrıfa).
Ortak duyu (hiss-i müşterek) merkezi, dimağda bulunan üç boşluğun
ilkinin önüne bağlanmıştır. Yukarıda bahsi geçen dış duyu organlarına
ulaşan şekillerin hepsini öncelikle ortak duyu merkezi kabul ederek diğer iç
idrak güçlerine dağıtır. Hayal gücü, dimağın birinci boşluğunun sonuna
konulmuştur. Algılanan bütün şekilleri ortak duyu merkezinden alıp söz
konusu şekillerin kaybolmasından sonra hepsini muhafaza ederek nakşeder,
tasvir ve temsil eder. Hayal gücü, bir bakıma ortak duyu merkezinin
arşividir (hazine). Vehim kuvveti, dimağda bulunan orta boşluğun sonunda
bulunur. Bu kuvvet hissedilen şeylerde mevcut olup dış hislerle idrak
edilemeyen cüz’î mânâları da algılar.
Nitekim vehim gücü kurdun kendisinden kaçılması gereken, yavrusunun
ise sevimli bir hayvan olduğuna hükmeder. Hâfıza, dimağın arka
boşluğunun önünde bulunur. Vehim kuvvetinin algıladığı hissedilmeyen
cüz’î mânâları hıfzeder. Hâfıza, vehim kuvvetinin arşividir. Tasarruf
kuvveti, dimağın orta boşluğunun önünde bulunur. Bu kuvvetin hal ve
keyfiyeti şöyledir: Hayal ve hâfızadan olan görüntü ve mânâların bir
kısmını diğerleriyle birleştirir, bazısını da diğerlerinden ayırır. Eğer tasarruf
kuvvetini akıl kendi anladıklarında kullanırsa, buna düşünme (mütefekkire)
denir. Eğer bu tasarruf kuvvetini, vehim kuvveti kendi hissettiklerinde
kullanırsa, buna hayal kuvveti (mütehayyile) denir.
Hayvânî nefsin hareket etme kuvveti iki kısımdır: Harekete geçiren
kuvvet (kuvvet-i bâ’ise) ve yapıcı, yaratıcı kuvvet (kuvvet-i fâile). Kuvvet-i
bâ’iseye kuvvet-i şevkıyye (istek ve arzu kuvveti) de denir. O öyle [105/a]
bir kuvvettir ki, hayalde arzu edilen veya nefret edilen bir sûret
resmedildiğinde, organları hareket ettirmesi için kuvvet-i fâ‘ileyi iter.
Eğer harekete geçiren kuvvet, yapıcı (yaratıcı) kuvveti lezzetin meydana
gelmesi yönünde hayal edilen faydalı eşyayı veya herhangi bir zararlı şeyi
isteyerek tahrike sevk ederse, ona şehvet kuvveti (kuvvet-i şehvâniyye)
denir. Eğer harekete geçiren kuvvet, yapıcı kuvveti üstün istekler için hayal
edilen zararlı veya faydalı şeyleri uzaklaştırma yönünde tahrike
yönlendirirse, ona gazap kuvveti (kuvvet-i gadabiyye) denir. Yapıcı kuvvet
öyle bir güçtür ki sinir, bağ, et ve zardan meydana gelen kasları sıkarak ve
gevşeterek organların hareketi için hazır hale getirir.
“Her yaptığında sayısız hikmetler bulunan Allah teâlâ, her türlü noksan
sıfatlardan münezzehtir. O’nun şânı yücedir.”

