Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İKİNCİ FEN · DÖRDÜNCÜ BAB · İKİNCİ FASIL · Beşinci Madde

İKİNCİ FEN · DÖRDÜNCÜ BAB · İKİNCİ FASIL · Beşinci Madde Beşinci Madde Uyluk, baldır ve ayak kısımlarına inen atardamarları bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Bacaklar tarafına inen …

İKİNCİ FEN · DÖRDÜNCÜ BAB · İKİNCİ FASIL · Beşinci Madde

Beşinci Madde

Uyluk, baldır ve ayak kısımlarına inen atardamarları bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Bacaklar

tarafına inen iki kısımdan her biri ikişer (biri medial diğeri lateral olmak

üzere) büyük kol halinde olmuştur. Bir kolu dış, bir kolu iç olarak

bilinmiştir. Uylukta bulunan kaslara dallar göndermiştir. Sonra baldırlara

inerken, oradaki adalelere de dallar indirmiştir. Sonra ayağa inip ayaklar

tarafında başparmakla işaret parmağı arasına büyük koluyla ilerlemiştir.

Kalan dalları ayağın pek çok bölümünde içeri girmiştir. Aşağıda

açıklanacak toplardamarların altından geçip diğer parmaklara gelmiştir.

Açıklamakta olduğumuz atardamarların -ki can damarlarıdır- bazısı

atardamarların dalları gibi, beşinci omura nüfuz eden atardamarın şubesi

gibi, omuz tarafına yükselen damarın dalları gibi ve koltuk altına meyleden

damarın dalları gibi, şebekede birbirinden ayrılmış olan sebâbeteyn ve döl

yatağı (meşîme) gibi, diyaframa gelen damarların dalları gibi, bir dal ile

omuza nüfuz eden damar gibi; mideye, karaciğere, dalağa, bağırsaklara inen

damarlar gibi, karın tarafından kuyruk sokumuna tek olarak inen damar

gibi, iç organlarında olan damarlar gibi diğer damarlara eşlik etmeyip

münferit kalmışlardır. Diğer dış organlarda olan atardamarlar çarpmadan

korunmak için damarlar altında gizli kalıp toplardamarlar bu atardamarlara

kalkan vazifesi görürler.

Aort adı verilen toplardamarlar ki kan damarlarıdır, bu şiryân (atardamar)

denilen can damarları ile iki fayda için birbirine yakın olmuşlardır:

Birincisi, kan damarına (aort) parlak bir zar ile bağlı olup onlara dokunan

organlar ikisinden kan ve can almakta istifade ederler. İkincisi, atardamarlar

(şiryân) ile kan damarları birbirinden kan ve can alırlar. İşte insanın

bedeninde tertip olunan can damarları bunlardır ki açıklanması bu kadar

kaleme gelmiştir. Bunların hepsi toplam iki yüz atardamara ulaşırlar.

İnsanı en güzel sûrette yaratan Allah teâlâ, her ayıptan münezzehtir.

Bizim kendi başımıza hareket, kudret ve kuvvetimiz yoktur. Güç ve kudret

ancak yüce Allah’ındır. Yâ Rabbi! Bizi kudretine delâlet eden hakikatleri

bilen ve ilmi ile amel eden ârif kullarından eyle.

İnsanı en güzel sûrette yaratan Allah teâlâ, her ayıptan münezzehtir.

Bizim kendi başımıza hareket, kudret ve kuvvetimiz yoktur. Güç ve kudret

ancak yüce Allah’ındır. Yâ Rabbi! Bizi kudretine delâlet eden hakikatleri

bilen ve ilmi ile amel eden ârif kullarından eyle.

[590] . Verîd-i ecvef: Vena kava, veine-cave. ( Osmanlıca Tıp Terimleri

Sözlüğü , s. 328.)

[591] . “Sübhâne men tahayyera fî bedâyi‘i sanâyi‘ihî ukûle’l-fühûli,

sübhâne men savvera’l-insane fî ahseni sûretin bilâ-kusûrin, fe-minhum

inâsun ve minhum zukûrun, subhâne men huve’l-munezzehü ani’l-aczi ve’n-

nisyâni ve’l-futûr.”

. Verîd-i ecvef: Vena kava, veine-cave. ( Osmanlıca Tıp Terimleri Sözlüğü ,

s. 328.)

. “Sübhâne men tahayyera fî bedâyi‘i sanâyi‘ihî ukûle’l-fühûli, sübhâne

men savvera’l-insane fî ahseni sûretin bilâ-kusûrin, fe-minhum inâsun ve

minhum zukûrun, subhâne men huve’l-munezzehü ani’l-aczi ve’n-nisyâni

ve’l-futûr.”

Çünkü akciğer gıdasını kalpten alır. Bu damarın çıkış yeri, kalbin ince

kısmından ve akciğer damarlarına etki edecek yerdendir. Bu damar, diğer

damarların aksine tek bir tabakadan meydana gelmiştir. Ta ki genişlemesi

ve daralması (kontraksiyon) yumuşak ve kolay olsun; akciğerin kendine

mahsus uygun olan buğulu ve ince kan kalpten akciğerin içine sızdığında, o

sızma ondan kolaylık bulsun. Aşağıda açıklayacağımız verîd-i ecvef’in (ana

toplardamar) içinde akan kanın çok pişmesinin gerekli olduğu gibi, aynı

gereklilik bunda olmasın. Özellikle bunun yeri kalbe yakın olmuştur.

Böylece sıcaklıkla pişirme işini sağlayan kuvvet, ateşe kolaylıkla ulaşmıştır.

“Sanatının güzelliği karşısında akılların hayret ettiği, insanı kusursuz

olarak en güzel sûrette yaratan, onlardan erkek ve dişi yaratan; âcizlikten,

unutkanlıktan ve gevşeklikten uzak olan Allah teâlâ her türlü noksanlıktan

münezzehtir.”