İKİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde
Dördüncü Madde
Uyluk kaslarını ve hareketlerini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Uyluğu
hareket ettiren kasların en büyüğü, onun mafsallarını açan kaslardır.
Diğerleri ise onu bitiştiren ve tutan kaslardır. Çünkü uyluğun en önemli
görevi, [127/b] açılma ve bükülmedir. İnsan, bacağın açılması ile ayakta
durabildiğinden, açılması bükülmesinden daha önemlidir. Bundan sonraki
büyük kaslar, oturma kaslarıdır. Bundan sonra uyluğu vücuda yaklaştıran
kaslar gelir. Daha sonra uyluğu arka tarafa döndüren kaslar vardır.
Uyluk mafsalını açan kasların en büyüğü, aynı zamanda beden kaslarının
en büyüğüdür. Çünkü oturak kemiğini ve kasığı kuşatıp uyluğun arkasına ve
iç taraflarına yönelerek diz kapağına kadar ulaşmıştır ve bunun liflerinin
çıkış yerleri, çeşitli olduğundan işleri de birbirinden farklı olmuştur. Bazı
liflerinin çıkış yerleri kasık kemiğinin alt tarafından olup uyluğun iç
tarafına meylederek dağılmıştır. Bazı liflerinin çıkış yeri uyluğun yukarı
kısımları olup bacağı yukarı kaldırmıştır. Bazı kaslarının çıkış yeri bunun
çok üzerinde olup iç tarafına meylederek kaldırır. Bazı kasın çıkış yeri kasık
kemiği ekleminin önünden olup uyluğu yine düz bir şekilde açmıştır. Bir
kası, kasık kemiği mafsalını arka taraftan sarmış olup bacağa düz bir
şekilde yayılmıştır. Bu üç kasın çıkış yerleri böğür, oturak kemiği ve kuyruk
sokumundandır ki, o makadda olan kemiktir. Bu üç kasın ikisi etli, diğeri
zarımsıdır.
Bütün bu kasların veterleri uyluk başından arkaya bitişiktir. Bu kasların
biri kasılırsa bacağı kendine yönelterek açar. Eğer iki tarafıyla çekerse,
uyluğu düz olarak yayar ve bir adalenin çıkış yeri, azm-ı hâsıranın bütün dış
tarafı olup büyük zâide-i kübrânın yukarı tarafına bitişip bir miktar ön
tarafına uzandığında uyluğu iç tarafa uzatarak açar. Ve bunun gibi kasların
ilk önce küçük alt çıkıntısından aşağıya bitişik olup ondan inerek önceki
kasların yaptığını yaparlar. Bu kasın farkı şudur ki bacağı açıp
dikleştirmekten çok onu büküp kıvırır. Oturak kemiğinin alt kısmından
çıkan ve orta kısmına meyilli olarak yayılan bir kas daha vardır. Bacağı az
bir kıvrım ile dış tarafa, büyük bir kıvrım ile iç tarafa açar.
Bacağa fleksiyon yaptıran kasların biri uyluğu iç tarafına büker ve vasat
bir döndüre hareketi yaptırır. Bu düz bir kastır. Oturak kemiğinden doğup
ondan inerek iki veterinin biri sağlam kemiğin sonuna, biri zâide-i suğrâya
bitişmiştir. Bir kası da azm-ı âneden doğup zâide-i suğrâya alt kısmından
bitişmiştir. Bir kası ise bu ikinci kasın yakınına meyilli olarak uzayıp büyük
çıkıntıdan bir kısım gibi olmuştur. Dördüncü kası, azm-ı hâsıranın ön
kısmından düz bir nesneden doğup bacağı tutarak uyluğu büker. Bacağı iç
tarafına çeken kasların bazısı, bacağın hareket ettiren kaslar konusunda
açıklanmıştır.
Ancak bu tür hareketin özel bir kası daha vardır ki azm-ı âneden doğan,
uzun bir kas olup tâ dize kadar gelmiştir. Bacağı dış tarafına çeken iki özel
kas vardır ki doğuş yerleri azm-ı arîzdir. Bacağı arkaya döndüren [128/a]
yine iki kas vardır ki biri kasık kemiğinin dış tarafından, diğeri aynı
kemiğin iç tarafından doğup birbirlerine dolanarak zâide-i kübrânın arka
tarafındaki çukur yerde etli olmuşlardır. Hangisi bacağı tek başına çekerse,
uyluğu az bir açma ile kendine meyilli olarak döndürür. Eğer ikisi birlikte
çekerlerse, bacak düz olarak arka tarafına çekilir. Bu anlatılanları ibretle
düşünen kimse, Yüce Allah’ın hayrete düşüren kudretini ve sanatını bulur.
“Diri olan ve var olmadığı bir an düşünülemeyen Allah’ı her türlü
noksanlıktan tenzih ederiz.”

