Marifetnâme · Haziran 27, 2026

İKİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde

İKİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde Uyluk kaslarını ve hareketlerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Uyluğu hareket ettiren kasların en büyüğü, …

İKİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

Uyluk kaslarını ve hareketlerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Uyluğu

hareket ettiren kasların en büyüğü, onun mafsallarını açan kaslardır.

Diğerleri ise onu bitiştiren ve tutan kaslardır. Çünkü uyluğun en önemli

görevi, [127/b] açılma ve bükülmedir. İnsan, bacağın açılması ile ayakta

durabildiğinden, açılması bükülmesinden daha önemlidir. Bundan sonraki

büyük kaslar, oturma kaslarıdır. Bundan sonra uyluğu vücuda yaklaştıran

kaslar gelir. Daha sonra uyluğu arka tarafa döndüren kaslar vardır.

Uyluk mafsalını açan kasların en büyüğü, aynı zamanda beden kaslarının

en büyüğüdür. Çünkü oturak kemiğini ve kasığı kuşatıp uyluğun arkasına ve

iç taraflarına yönelerek diz kapağına kadar ulaşmıştır ve bunun liflerinin

çıkış yerleri, çeşitli olduğundan işleri de birbirinden farklı olmuştur. Bazı

liflerinin çıkış yerleri kasık kemiğinin alt tarafından olup uyluğun iç

tarafına meylederek dağılmıştır. Bazı liflerinin çıkış yeri uyluğun yukarı

kısımları olup bacağı yukarı kaldırmıştır. Bazı kaslarının çıkış yeri bunun

çok üzerinde olup iç tarafına meylederek kaldırır. Bazı kasın çıkış yeri kasık

kemiği ekleminin önünden olup uyluğu yine düz bir şekilde açmıştır. Bir

kası, kasık kemiği mafsalını arka taraftan sarmış olup bacağa düz bir

şekilde yayılmıştır. Bu üç kasın çıkış yerleri böğür, oturak kemiği ve kuyruk

sokumundandır ki, o makadda olan kemiktir. Bu üç kasın ikisi etli, diğeri

zarımsıdır.

Bütün bu kasların veterleri uyluk başından arkaya bitişiktir. Bu kasların

biri kasılırsa bacağı kendine yönelterek açar. Eğer iki tarafıyla çekerse,

uyluğu düz olarak yayar ve bir adalenin çıkış yeri, azm-ı hâsıranın bütün dış

tarafı olup büyük zâide-i kübrânın yukarı tarafına bitişip bir miktar ön

tarafına uzandığında uyluğu iç tarafa uzatarak açar. Ve bunun gibi kasların

ilk önce küçük alt çıkıntısından aşağıya bitişik olup ondan inerek önceki

kasların yaptığını yaparlar. Bu kasın farkı şudur ki bacağı açıp

dikleştirmekten çok onu büküp kıvırır. Oturak kemiğinin alt kısmından

çıkan ve orta kısmına meyilli olarak yayılan bir kas daha vardır. Bacağı az

bir kıvrım ile dış tarafa, büyük bir kıvrım ile iç tarafa açar.

Bacağa fleksiyon yaptıran kasların biri uyluğu iç tarafına büker ve vasat

bir döndüre hareketi yaptırır. Bu düz bir kastır. Oturak kemiğinden doğup

ondan inerek iki veterinin biri sağlam kemiğin sonuna, biri zâide-i suğrâya

bitişmiştir. Bir kası da azm-ı âneden doğup zâide-i suğrâya alt kısmından

bitişmiştir. Bir kası ise bu ikinci kasın yakınına meyilli olarak uzayıp büyük

çıkıntıdan bir kısım gibi olmuştur. Dördüncü kası, azm-ı hâsıranın ön

kısmından düz bir nesneden doğup bacağı tutarak uyluğu büker. Bacağı iç

tarafına çeken kasların bazısı, bacağın hareket ettiren kaslar konusunda

açıklanmıştır.

Ancak bu tür hareketin özel bir kası daha vardır ki azm-ı âneden doğan,

uzun bir kas olup tâ dize kadar gelmiştir. Bacağı dış tarafına çeken iki özel

kas vardır ki doğuş yerleri azm-ı arîzdir. Bacağı arkaya döndüren [128/a]

yine iki kas vardır ki biri kasık kemiğinin dış tarafından, diğeri aynı

kemiğin iç tarafından doğup birbirlerine dolanarak zâide-i kübrânın arka

tarafındaki çukur yerde etli olmuşlardır. Hangisi bacağı tek başına çekerse,

uyluğu az bir açma ile kendine meyilli olarak döndürür. Eğer ikisi birlikte

çekerlerse, bacak düz olarak arka tarafına çekilir. Bu anlatılanları ibretle

düşünen kimse, Yüce Allah’ın hayrete düşüren kudretini ve sanatını bulur.

“Diri olan ve var olmadığı bir an düşünülemeyen Allah’ı her türlü

noksanlıktan tenzih ederiz.”