Marifetnâme · Haziran 27, 2026

Vücudun sağlığını korumaya ait olan yeme içmenin âdâbını, kurallarını; bazı yiyecek ve…

BEŞİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Onuncu Madde Onuncu Madde Vücudun sağlığını korumaya ait olan yeme içmenin âdâbını, kurallarını; bazı yiyecek ve meyvelerin üstünlük ve faydalarını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki hadis …

BEŞİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Onuncu Madde

Onuncu Madde

Vücudun sağlığını korumaya ait olan yeme içmenin âdâbını, kurallarını;

bazı yiyecek ve meyvelerin üstünlük ve faydalarını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki hadis bilginleri şöyle demişlerdir: Peygamberlerin

(aleyhimüsselâm) âdetleri sürekli arpa ekmeği yemeğe alışkanlık idi.

Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) çoğu zaman yediği o ekmek idi veya

buğday unu ile karışık arpa ekmeği yerdi. Arpa ekmeği ile arka arkaya üç

gece doymazdı. Çoğu kere zamanı açlık ve susuzlukla geçerdi. Bu sebeple

insanlara tembih edip buyurmuştur ki; “ Gündüzün aydınlığında ve gecenin

karanlığında ikişer kere yeme ve içme israftır ve hastalık sebebidir .” Et

yemeye ve çorba içmeye devam etmek kasvet [75] verir. Kırk gün kadar ete

ve yağlı yemeklere devam etmek, ahlâkı bozar ve tabiatı değiştirir.

Acıkmadan tok karına yemek ve susamadan su içmek sağlığa zararlıdır.

Nitekim ortada bir şey yokken gülmek insanı utanacak duruma düşürür. Hiç

uyanmadan gece gündüz uyumak, insana bir ayıptır ve bu durum ona

tembellik verir.

Sağlığını korumak isteyen midesini hep tok tutmasın; yediğinde ancak

açlığını giderecek kadar yemenin lezzetini alsın. Firdevs (cennetindeki)

ziyafet için dayanabildiği kadar aç kalsın. Böylece aklı saf, gönlü geniş ve

kalbi nurlu olsun. Mümkün olduğunca gıdayı ansızın aklına getirsin.

Böylece bedeni sıhhat ve tabiatı kuvvet bulsun. Akşam yemeğini terk

etmesin ki vücut organları ihtiyarlıktan (düşkünlükten) emin olsun. Birçok

yemeği ve içeceği bir seferde yemesin, bir çeşit yemekle yetinsin. Böylece

bedeni sıhhat ve mutluluğa, kalbi de hayat ve huzura ulaşsın. Çünkü her

hastalığın sebebi tokluk, her devanın başı da açlık olduğu tecrübe edilmiştir.

Edep ile sadece ekmek yiyenin bedeni, yaşadığı sürece sıhhat ve âfiyette

olur. Edep ise, acıktıktan sonra yemek ve doymadan sofradan kalkmaktır.

Şu halde az yeme ve içmenin en aşağı derecesi; karnın üçte birini yemek,

üçte birini içmek ve üçte birini nefes alıp vermek için ayırmaktır. Orta

derecesi, yeme ve içme ile karnın ancak yarısını doldurmaktır. En üst

derecesi ise, kişinin yemesinin hastanın yemesi gibi, uyumasının boğulmak

üzere olanın uykusu gibi olmasıdır. Bu şekilde huzurun tadı alınır.

Tok karına yemekten kaçınmak çok gerekli ve önemlidir. Çünkü tok

karına yemek yemenin haram ve israf olmasından başka; bars ve diğer

başka hastalıklarla vücutta yaşlılık ve düşkünlüğe sebeptir. İnsan önüne

konulan yiyecek ve içeceği kötülemesin. Eğer iştahı var ise yesin, yok ise

yemesin; ama yemek hakkında bir şey söylemesin. Bir kişinin yemeği iki

kişiye yeter. Nitekim iki kişinin yemeği dört kişiye, dört kişinin yemeği

sekiz kişiye yeter. Bazı yiyecek ve meyvelerin üstünlük ve faydaları

konusunda hadîs-i şerifler vardır. Nitekim Cebrâil (a.s.) Peygamber

Efendimize (a.s.) keşkek (herîse) yemesini işaret etmiştir. Bu sebeple

Rasûlullah (a.s.) keşkek yiyip mübarek bedeninde hem maddî güç, hem de

geceleyin namaza kalkma gücü bulmuştur. Peygamberimizin (a.s.)

nazarında arpa ekmeği, mercimek çorbası ve su kabağı, yiyeceklerin en

sevimlisi ve en güzeliydi. Çünkü (bu yiyecekleri yiyerek) Allah’ı

zikrettiğinde kalbi bu zikirden bir hafiflik ve lezzet bulmuştur. Etten beyin,

kulak, göz ve diğer organlar kuvvet alır. Etin en iyisi omuz ve sırt etidir ki

hasta kalbi iyileştirir, üzüntülü kalbi rahatlatır.

En faydalı katık, sirkedir. Hurma ve üzüm, meyve grubundan olup katık

grubuna da geçmişlerdir. Üzümü ekmekle yemek, tatlı ve kokuyu veren

kişiden reddetmeyip tatmak ve koklamak gerektiği, haberde söylenmiştir.

Mübarek balı sabahları aç karına yiyen ve içen, her hastalıktan şifâ bulur.

Hurma ve kavun, Hazret-i Peygamber’e (s.a.v.) bütün meyvelerden ve

içeceklerden [166/b] tatlı ve lezzetli gelmiştir. Pirinç pilavı yerken Hazret-i

Peygamber’e (s.a.v.) salât ü selâm etmek lâzımdır.

Çünkü pirincin nûru O’nun (s.a.v.) cevherinden meydana gelmiştir. Hadîs-

i şerifte buyrulmuştur ki: “ Kim baklayı kabuğu ile yerse ondan o kadar

hastalık çıkar gider.”

Şûniz (çörek otu) ki siyah tohumdur; işte o ölümden başka her hastalığa

şifâdır. Peyniri ve cevizi yalnız yemek hastalıktır. Fakat ikisini birleştirene

deva olur.

Kuru üzüm (ya da kuru incir; zebîb) yemek, insanın kokusunu güzel,

rengini saf ve temiz yapar, balgamı keser, sinire kuvvet verir. Onu yiyen

çekirdeğini atsın, çünkü onun çekirdeği bedene zararlıdır. Üzümü tane tane

yemek, eğlenceli ve güzeldir.

Ayva (sefercel) fuâda [76] cilâ, kalbe aydınlık ve korkaklara cesaret

vermede eşsizdir. Onu pirinç pilavıyla yiyen hâmilenin çocuğu kuvvetli ve

güzel olur. Narı yağıyla yemek, mideyi terbiye etmektir. İncir yemek,

kulunç ve ve romatizmadan korur ve kalbe incelik verir.

Mübarek karpuz , cennet suyunu ve her gıdada olan lezzeti kendinde

bulundurur. Onun eti ve suyu, çekirdek ve kabuğu bütün organlara ve

kuvvetlere faydalıdır. Karpuz aynı zamanda hem yiyecek, hem içecek ve

hem de güzel kokulu bir reyhandır. Karnı ve mesaneyi temizler, bir

çövendir. [77] Bel suyuna bereket, şehvete hareket verir. Kokusu güzel olup

baş ağrısını teskin eder. Cildi temizleyip güzelleştirir. Göze (bakış) kuvveti,

yemeğe iştiha ve lezzet verip susuzluğu giderir. Bağırsak kurtlarını öldürür.

Yetmiş hastalığı vücuttan gidermekle bedene çok fayda sağlar.

Salatalığı ( hıyar ) tuz ile cevizi ise tatlı ile yemek sünnettir. Meyveleri,

işler yolunda gittiğinde çoğaltmak, işler yolunda gitmediğinde ise azaltmak

bedene sıhhattir. Patlıcanı yumuşatıp süsleyip şifâ niyetiyle yemek,

hastalıkları giderir ve hikmeti davet eder. Beyni rütûbetlendirir, cinsel gücü

arttırır, şehveti harekete geçirir.

Sebzelerin en hoşu, yarpuz, [78] kereviz ve rîbâstır [79] . Bunlar Hızır ile

İlyâs yiyecekleridir. İnsanı korur, cinleri ve cüzzamı giderir. Beyne faydalı

olup burun tıkanıklıklarını açar. Keme’ ki ak mantardır; o bir tür kudret

helvası olup suyu göze şifâdır, siyahı efdaldir.

Bir memlekete gelen, o yerin soğanından yesin ki oranın bulaşıcı

hastalıklarından emin olsun. Pişmiş soğan ve sarımsak yiyen lezzet ve

kuvvet bulur. Pişmemiş soğan ve sarımsak yenmemelidir ki melekler

kokusundan incinir. Çamur yiyen kendi kendini öldüren kimsedir. Çünkü

çamur yemek, karında şişkinlik yapar, rengi sarartır, bedeni mahveder.

Hadîs-i şerifte buyrulmuştur ki: “ Üç şey kalbe mutluluk ve neşe, bedene

de sıhhat verir: Biri güzel koku koklamak, biri bal içmek ve diğeri de güzel

elbise giymektir. ”

Hz. Rasûl (s.a.v.) doğru insandır, hakkı söylemiştir. Çünkü “ İnsan

elbisesiyledir ” sözü bu mânâyı tasdik eder. Şu halde, insanlar elbiseleriyle

güzeldir. Takvâ elbisesi ise bütün elbiselerden güzeldir. Bedeni ve canı

koruyucudur.