Marifetnâme · Haziran 27, 2026

Yedi denizi, dağları, yerleri ve cehennemi özet olarak bildirir

KİTABIN MUKADDİMESİ · Birinci Madde Birinci Madde Yedi denizi, dağları, yerleri ve cehennemi özet olarak bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki tefsir ve hadis âlimleri şu konuda görüş birliği içindedirler. Hak teâlâ gökleri …

KİTABIN MUKADDİMESİ · Birinci Madde

Birinci Madde

Yedi denizi, dağları, yerleri ve cehennemi özet olarak bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki tefsir ve hadis âlimleri şu konuda görüş birliği

içindedirler. Hak teâlâ gökleri ve yerleri yaratmayı murad edince, daha önce

sözünü etmiş olduğumuz yeşil cevherin suyundan, cennetleri ve hazineleri,

altında kalan artığının katıksız ve latîf olanından da yedi kat gökleri

yaratmıştır. Ondan arta kalan bulanık ve yoğun kısmı (tortuyu) birbirine

vurmuştur. Onun özü üstüne çıkıp da dalgaları yükselince, söz konusu özü

ve dalgaları öylece dondurmuş, yerler ve dağlar, işte böylece meydana

gelmiştir. Bundan sonra Hak teâlâ bütün dağların ana damarlarını (fay

hatlarını), yeryüzünü bütünüyle kuşatmış olan Kaf Dağı’na bağlamıştır. Bir

büyük meleği, meydana gelecek depremlerle ilgili görevlendirmiş; [11/a]

dağların damarlarını (fay hatlarını) ona itaatkâr kılmıştır. Hak teâlâ bir yerin

halkını günahlardan sakındırmak isterse, görevli melek Allah’ın emriyle o

bölgedeki dağların damarlarını harekete geçirir. (fay hatlarını tetikler)

Böylece o bölgenin halkı deprem korkusuyla içine düştükleri gafletten

uyansınlar ve Hak teâlâya yönelip O’na itaat etsinler.

Cenâb-ı Hak bundan sonra yedi deniz yaratmıştır ki onların en küçüğü,

yerin etrafını Kaf dağının ötesinden kuşatmıştır. Bu sebeple onun adı (bahr-i

muhît) kuşatıcı deniz olmuştur. Onun ötesinde, Kanyes adında ikinci bir

deniz vardır. Onun ötesinde, Esam adlı üçüncü deniz vardır. Bunun ötesinde

dördüncü deniz vardır, adı Muzlem’dir. Bunun ötesindeki beşinci denizin

adı Mırmas’tır/Mirham’dır. Onun ötesinde altıncı deniz vardır, adı

Sâkin’dir. Onun ötesinde yedinci deniz vardır, adı Bâkî’dir ve yedi denizin

sonuncusudur. Söz konusu yedi deniz birbirini kuşatmış vaziyettedir

bunlardan her bir denizin genişliği beş yüz yıllık yoldur.

Hak teâlâ yukarıda sözünü ettiğimiz yeşil cevherin arta kalanından, bu

denizlerden her ikisi arasında, birinci deniz ile yeryüzünün etrafı arasında

ve yedinci denizin ötesinde yeşil bir Kaf dağı yaratmıştır. Böylelikle sayıları

sekiz olmuştur. Sözünü ettiğimiz Kaf dağlarından her birinin genişliği beş

yüz yıllık mesafedir. Bundan sonra Hak teâlâ sonsuz kudretiyle kazıklara

benzeyen dağların yedisi üzerine yedi kat semânın çevresini kubbeler misali

koymuştur. Sekizinci Kaf dağı ise dünya göğünün içinde, (bahr-i muhît)

kuşatıcı deniz ile yeryüzü arasında hepsinden ayrılmış vaziyette, yalın halde

kalmıştır. O yeşil dağı gökyüzünün derinliklerinden güneşin ışığı, ay ve

yıldızların parıltıları aydınlatır. Bu ışıltılar Kaf dağından gökyüzüne

aksettiğinden renksiz olan havayı mavi renkte gösterir. Halk bunu

gökyüzünün rengi zannetmektedir.

Hak teâlâ yedi denizin her birini denizlerde yüzen balıklar gibi rengârenk

binlerce türden yaratıkla doldurmuştur. Ve yedinci kat göğün duvarı olan

Kaf dağının ötesinde büyük bir yılan yaratmış olup o büyük dağı halka gibi

çepeçevre kuşatarak, başını kuyruğu üzerine koymuştur. Bu vaziyette

kıyamete kadar Hak teâlâyı yüksek sesle tesbih eder. İşte bu denizler içinde

yedi kat yeryüzü bir gemi gibi hareketli ve huzursuz halde çırpınıp

durmakta iken, Hak teâlâ onun için büyük bir melek tayin etmiştir. [408] Yedi

cehennemin altında sert bir rüzgar yaratmıştır. Cehennem tabakalarından

olan saîr ve sakar bu rüzgarın üzerinde bulunur. Daha sonra Hak teâlâ o

rüzgarın altında bir karanlıktan (zulmet) ibaret perdeler [11/b] yaratmıştır.

Yaratılmışların bilgisi ancak o perdelere kadar olanı anlamaya yetmiştir.

Mülkünü ve mülkünde olanları hakkıyla ancak ve sadece Allah teâlâ bilir.

İkinci Madde [409]

Yedi kat yerin ayrıntısını, her tabakada bulunanları, cehennemin yedi

tabakasını ve bunlardan her birinin ismini ve oralarda bulunan cehennem

ehlini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki tefsir ve hadis âlimleri görüş birliği halinde şöyle

demişlerdir: Hak teâlâ kudretiyle yerleri, birbirinin altında yedi tabaka

halinde yaratmıştır. Bu tabakalardan her birinin genişliğini ve her iki tabaka

arasındaki uzaklığı beş yüz yıllık mesafe kılıp aralarını hava ile

doldurmuştur. İlk tabakanın adı, Dimka ’dır; yukarıda değinilen kısır rüzgar

gibi havası nâhoştur. Onda, Berşem adıyla bilinen bir tür yaratık vardır.

Onlara âhirette hem hesap hem de azap vardır. İkinci tabakanın adı,

Celde ’dir. Ve onda cehennem ehli için azâbın her türlüsü hazırlanmıştır. Ora

halkının adı Tamas olup birbirlerini yerler. Üçüncü tabakanın ismi Arka ’dır.

Onda, kuyrukları mızrak gibi katır büyüklüğünde akrepler vardır. Her

birinin kuyruğunda üç yüz boğum vardır. Bu boğumlar öldürücü zehirle

doludur. Oranın sâkinleri hasis, bencil bir millettir. Onlara Kabes derler ve

onların yiyeceği toprak, içeceği çiğ tanesidir. Dördüncü tabakanın adı,

Harbâ ’dır. Orada dağlar misali büyük ejderhalar vardır. Kuyrukları uzun

hurma ağaçları gibi heybetlidir. Eğer bunlardan birinin zehiri bahr-ı muhîte

karışmış olsaydı, deniz yaratıklarının tamamı onun etkisiyle yok olup

giderdi. Onun sâkinlerine Cülhâm denir. Onların ne gözleri ne de ayakları

vardır. Sadece iki kanatları vardır, onlarla uçarlar.

Beşinci tabakanın adı, Melsel ’dir ve orada yaşayanların ismi Mahtat ’tır.

Onlar, sayıları hesap edilemeyecek kadar çoktur, birbirlerini yerler. Orada

kükürtten dağlar misali (büyük) taşlar vardır. O taşlar, kâfirlerin boyunlarına

bağlanıp cehenneme bırakılırlar. Altıncı tabakanın adı, Sicn ’dir ve

cehennem ehlinin amel defterleri oradadır. Orada bulunanlara, Katâta

derler. Bunların hepsi kuş sûretindedir. Ancak elleri insan eli, kulakları sığır

kulağı ve ayakları koyun ayağı gibidir. Onlar bir bakıma melekler gibidir.

Yemezler, içmezler, uyku bilmezler ve cinsî münasebette bulunmazlar.

Sürekli Hak teâlâya ibadet halindedirler. Bir rivayete göre cehennem ehlinin

ruhları kıyamete kadar oraya haps edilmiştir. Yedinci tabakanın adı,

Ucbâ ’dır. Orada bulunanların adı, Cesûm ’dür. Hepsi de kısa boylu

Habeşîler gibidir. Elleri ve ayakları yırtıcı hayvan pençesine benzer. Ye’cûc

ve me’cûcü onlar helâk edecektir.

Lânetlenmiş şeytan hâlâ avânesiyle birlikte orada bulunmaktadır. Kendisi

bir taht üzerinde oturur, avânesi etrafında sıra sıra dizilip el-pençe divan

dururlar. Yeryüzünde insanları nasıl yoldan çıkardıklarını, ne gibi fitne ve

fesâd uyandırdıklarını ona arz ederler. Bunlardan hangisinin fitne ve fesâdı

daha büyük ise, iblis onu yanına çağırıp yaptıklarını över ve iltifat ederek

has adamlarından kabul eder. Hak teâlâ Muhammed (a.s)’ın ümmetini

onların şerlerinden korusun. Âmin.

Yukarıda anlatılan bu yerin ortasında karanlıktan bir perde vardır. Ve bu

zikredilen yedi kat yer, büyük bir meleğin omzunda durmaktadır. Hak teâlâ

yedi kat yerin altında bulunan yeşil kaya, kırmızı boğa, büyük balık ve

büyük denizin altında kendi gazabından yedi tabaka cehennem yaratmıştır

ki bunların her biri diğerinden aşağıdır. Cehennem tabakalarından her iki

tabakanın arası beş yüz yıllık mesafedir.

Cehennemin yedi kapısı vardır ki bunlardan her birinin içinde ateşten

yetmiş bin dağ vardır. Her dağda ateşten yetmiş bin vâdi vardır ve her

vâdide ateşten yetmiş bin kale vardır. Her kalede ateşten yetmiş bin ev

vardır. [12/a] Her evin içinde halatlar, sandıklar, tokmaklar, topuzlar,

zincirler, bukağılar, köpekler, yılanlar, zehirli akrepler, kaynar ve irinli

sular, zehir ve zakkum gibi bin bir türlü azap vardır. Orada kapkara yüzlü,

gök gözlü zebânî melekleri vardır, hepsi de sağırdır ve onlarda merhamet

yaratılmamıştır. Bunlar sayılamayacak kadar çoktur ki Hak teâlâ zebânîlerin

başına Mâlik denilen büyük ve heybetli bir meleği reis kılmıştır. Yedi

cehennemin hâkimi ve kapıcısı odur.

Cehennem tabakalarından ilkinin adı da Cehennem ’dir. Oradaki azap

diğerlerine nazaran hafiftir. Burası, Muhammed ümmetinin günahkârları

için yaratılmıştır. İkinci tabakanın adı, Saîr ’dir [410] ki Hristiyanlar orada

hapsedilmiştir. Üçüncü tabakanın adı, Sakar ’dır [411] ki orası Yahudiler için

ayrılmıştır. Dördüncü tabakanın adı Cahîm ’dir [412] ki dinden dönen

(mürted)ler ve şeytanlar için onun pek şiddetli azâbı vardır. Beşinci

tabakanın adı, Hutame ’dir [413] , Gayyâ Kuyusu ondadır. Ye’cûc ve me’cûc

ile kafirlerin yeridir. Altıncı tabakanın adı, Lezâ ’dır [414] . Putperest,

ateşperest ve sihirbazlar için hazırlanmıştır. Yedinci tabaka en diptedir ve

adı, Hâviye ’dir [415] . O dinsizleri, zındıkları, hîlekârları, yalancı ve

münafıkları içine alacaktır. Onun ateşinin yakıcılığı ve gazabının şiddeti

diğer cehennem tabakalarının hepsinden fazladır. Sayılan yedi cehennem

tabakasının tüm katmanları yedi binden fazladır.

Ey bağışlayıcı Allah’ım, affınla bizi azâbının ateşinden koru!