BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · Üçüncü Madde
Üçüncü Madde
Yedi gezegenin birbirine nispetle benzerliklerini ve yeryüzünde ufuklar
itibâriyle tesir saatlerini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki hâdiselere ibret ve hayret nazarıyla bakanlar şöyle
demişlerdir: bu âlem, benzeri görülmemiş ve şaşırtıcı bir îcattır. Ve bu
felekler de yine emsali görülmemiş hikmetli birer san’at eseridir. Bu cihanı
böylece düzenleyip işletmek sınırsız bir güç, muazzam bir kudret eseridir.
Yaratıcı ve yarattıklarında hikmet sahibi olan Allah teâlânın şânı yücedir.
O, her türlü noksan sıfatlardan uzaktır. Bu yıldızları, bu felekleri ve bu
görünenleri bir düzen ve intizam üzere yaratıp îcat eden Allah teâlâya nice
yüz bin kere hamd ü senâlar olsun ki bizlere lutfuyla yardım ve merhamet
edip şu âlemin kandili mesâbesinde bulunan güneşi yıldızların ortasına
yerleştirmiştir ki Güneş, yeryüzünde bulunanlara itidal üzere hayat
bahşetmiştir.
Eğer Güneş bu günkü sıcaklığı ve tesiriyle ay feleğinin yerinde
bulunsaydı, onun harareti şiddetinden yeryüzü yanardı. Şayet burçlar
feleğinde olsaydı, bu sefer şiddetli soğuklar sebebiyle her şeyin tabiatı
bozulurdu. Şu haliyle Güneş, yedi gezegenin ortasında onların sultanı
gibidir. Diğerleri onun askerleri ve yardımcılarıdır ki; Ay vezir, Merkür
kâtip Venüs sâzende, Mars millî savunma bakanı (serasker), Jüpiter hâkim
ve Zühal de mâliye bakanı (hazinedar) gibidir.
Mecerre ’ye gelince; bu yörede ona “Saman yolu” (saman uğrusu) veya
“Kâbe yolu” derler. Araplar ona “Göklerin kandili” (sercü’s-semâ) ve
“Yıldızların imâmı” (imâmü’n-nücûm) derler. Acemler ise; “Kehkeşan”
derler. Bunun hakikati, burçlar feleği bahsinde anlatıldığı kadar “Altı
bileşen”in [514] altıncısının küçük ortalarından olan sabit yıldızlar
topluluğudur ki bunlar birbirine yakın olmaları sebebiyle, sanki birbirine
temas edip beyaz bulutlar gibi görünmüştür. Lâkin, gecenin evvelinde bu
samanyolunun bir başı güneyde ve bir başı da kuzeyde görünür. Vakit gece
yarısına gelince, güneyde bulunan başı batıya ve kuzeydeki başı doğuya
varır. Gecenin sonunda ise batıdaki başı kuzeye, doğudaki başı güneye
gelmiş olup samanyolunun bize nispetle bu şekilde dört bir ucunun yer
değiştirip değirmen taşı gibi dönüyor olmasına akıllar hayrette kalmıştır.
Gerçi bu konuda pek çok şey söylenmiştir. Ancak mülkünde olup bitenlerin
gerçek mâhiyetini ancak Allah teâlâ bilir. Yedi gezegen denilen yıldızların
yeryüzünde ve ufuklarda sanki nöbetleşe tesir edercesine saat saat olan
tesirlerini, önceleri yazmış olduğumuz Türkçe manzumede açıklamıştık.
Şimdi onu buraya almak uygun oldu.
Nazm
1-Hüdâ’ya şükr kim halk itdi bunca encum u eflâk
Salât ol dostuna olsun ki şânında dimiş “levlâk”
2-Ve ba‘de Hakkı dir ilm-i felek sırrın ıyân itdim
Otuz beyt içre nahs ü sa‘d-i sâ‘ati beyân itdim
3-İki âlemde bir bildim mü’essir zât-ı Mevlâ’yı
Velî rabt eylemiş esbâba ednâyı hem a‘lâyı
4-Eğer bilmek dilersen oldığın sa‘at ne sâ‘atdir
Ne kevkeb hükm ider ol dem nuhûset yâ sa‘âdetdir
5-Yedi gice yedi gün, gün batub doğdığı ân içre
Yedi seyyâreden bul kangı hâkimdir zamân içre
6-Ki her gün haftadan her gice bir seyyârenindir kim
O şeb ol rûzun evvel sâ‘atinde hem odur hâkim
7-Heman hıfz it yedi lafzını yedi gün bil yedi kevkeb
Edes bîr-i cihah deld-i hesi vü reh Zühal’dir heb
8-Evâ’il harf içinde hevvez olmuş hafta eyyâmı
Hurûf-ı sâniye şeb, sâlise gün hâkimi nâmı
9- Şeb-i bâzâr, Utârid irtesi şeb, Müşterî tâlib
Şeb-i seşenbeye Zühre, Zühal çâr-ı şenbih şeş gâlib
10-Hamîs ahşâmı şems ü Cum‘a ahşâmında meh şâmil
Şeb-i sebt oldı Mirrîh ol hurûf-ı sâniye kâmil
11-Bazar şems irtesi meh sâli Mirrîh erba‘aya tîr
Hamîse Müşteri Cum‘aya Zühre sebte keyvân mîr
12-Yedi lafz içre şeb hem rûz evâ’il-i sâ‘atden al
Yukarıdan yedi seyyâreyi tertîb ile say gel [57/b]
13-Zuhalden Müşteri, Merîh ve Şems hoş beyt
Utarit’le Kamer’den giç bu tertîb üzre hem devr it
14-Birer sâ‘at hükûmetle olur seyyâreler kâ’im
Gicedir on iki sâ‘at gündüz hem on iki dâ’im
15-Gice gündüz igirmi dört olur sâ‘at ki şânıdır
Değildir müstevî bunda murâd ancak zamânîdir.
16-Zamânî sâ‘atin mikdârı artar eksilür bile
Adedle muhtelif olmaz şeb u rûz tûl u kasr ile
17-Nehârın kavsini hem leylin on ikiye kısmet kıl
Bu sâ‘âtin biri dâ’im âna nısf-ı südüsdür bil
18-Şeb u rûz tûl u kasr ile kıyâs it sâ‘ati böyle
Tulû‘ u hem gurûbın giçmişin bul hoş hesâb eyle
19-Giçen sâ‘âti bul zıldan yâ rub‘ öğren yâ usturlâb
Ğaymda yapma sâ‘âti bu sâ‘âtden zamânı yap
20-Zamânı, sâ‘âti bir bir yedi seyyâreye vir gel
Ne kevkeb oldığın vakte gelürse hâkim ânı bil
21-Zühaldir Nahs-ı Ekber sâ‘ati hem ağır olurmuş
Mekânı çarh-ı sâbi‘dir bina yap, başlama hiç iş
22-Mübârek Müşteri’dir Sa‘d-i Ekber sâ‘atin hoş bil
Nukul bey‘ u şirâ tervîc idüb her şuğle ol mâ’il
23-Cihân Mirrîh’e mahkum oldığı sâ‘at hiç iş itme
Çün oldur Nahs-ı Asgar pes kan aldır kimseye gitme
24-Mübârek şems hükmünde taleb kıl cümle yârânı
Mekânı çarh-ı râbi‘dır ziyâret eyle sultânı
25-Çü Zühre Sa‘d-i Asgar’dır o sâ‘at ictimâ‘ eyle
Müferrah sohbet it hoş söz güzel savt istimâ‘ eyle
26-Utârid mümtezicdir ol zaman yaz nüsha hem mektûb
Kitâb oku, okut, nakş it, hesâb itmek olur mergûb
27-Kamer sa‘d oldı bu gökde o sâ‘atde sefer hoşdır
Ticâret, şirket ü irsâl-i mektûb ve haber hoşdır
28-Yedi seyyâre ahkâmı bu tertîb üzre kânûndır
Gel ey Hakkı! Bil ol Hakk’ı ki cümle hükm ânındır
29-Kamu nahsı kamu sa‘di kamu şerri kamu hayrı
Hep idüb eyleyen Hak’dır bir ânı bil, unut gayrı
30-Ko üç mevlûdi dört ümmi yedi âbâ’i nüh tâkî
Kamusı hâlık u fânî hüve’l-hayyü hüve’l-bâkî
Günümüz Türkçesiyle
1-Şükürler olsun Hüda’ya! Bunca yıldızı, eflâkı yarattı. Selâm olsun ol
dostuna! Şânında; levlâk [515] dedi.
2-Hakkı der ki; açıkladım gökler ilmini, yıldızları; otuz beyitte saydım;
uğurlu ve uğursuz vakitleri.
3-İki âlemde şunu bilirim; gerçek müessir, zât-ı Mevlâ’dır. Ol dost
rabteylemiş; yerdekiler ve göktekiler sebeplere bağlıdır.
4-Eğer bilmek istersen, içinde bulunduğun vakit, ne vaktidir? Hangi yıldız
hakim o vakte; kutluluk mu, uğursuzluk mudur?
5-Yedi gece ve gündüzde, günün doğup battığı zamanı bul. Yedi
gezegenden hangisi, o vakte hâkimdir bunu bil.
6-Haftanın her gecesi, ayrı bir yıldızın tesirindedir ki o yıldız gecede ve
gündüzün ilk saatlerinde hâkimdir.
7-Hemen ezberle şu yedi sözcüğü, yedi günde tesirlidir; Edes, Biyr,
Cihah, Deld, Hesi, Reh ve Zühal’dir hep.
8-İlk harfleri bu sözlerin, haftanın günlerine rumuz olmuş. İkinci harf ise
üçüncü güne, gün hâkimi olmuş.
9-Pazar güne Utarit, Pazartesi’ye Müşteri’dir tâlip. Salı gecesine Zühre,
Çarşamba’ya ise Zühal’dir gâlip.
10-Beşinci geceye Güneş, Cuma akşamına ise Ay şâmil olur.
Cumartesi’ye gelir Merih. Böylece ikinci harfler tamamlanır.
11-Pazar Güneş, ertesi Ay, Salı Merih, dördüncüye Tir gelir. Beşinciye
Müşteri, Cuma’ya Zühre, ertesine Geyvan gelir.
12-Bu yedi lafza göre, gece ve gündüzün ilk saatlerini al. Yukarıdan beri
yedi gezegeni, bu tertiple sayıp gel.
13-Zühal, Müşteri, Merih ve Güneş’ten Zühre’yi hoşça bul. Utarit’le
Ay’dan geçip, bu sırayla devrânın seyrini bil.
14-Gecelerinde bunlar, birer saat hükmederler daima. On iki saattir
geceler, gündüzler de öyle daima.
15-Gece ve gündüzün, toplam yirmi dört saat olmak şânıdır. Eşitlik şart
değildir bunlarda, maksat ancak zamânîdir.
16-Zamânî saatin bazen miktarı artar, eksilir bile. Gece ve gündüz adetle
muhtelif olmaz, uzayıp kısalma ile.
17-Gündüzün ve gecenin açısını, hemen on ikiye böl. Bu saatlerin biri
daima, ona altıda birin yarısıdır bil.
18-Geceyi, gündüzü uzayıp kısalmayla kıyasla, saati bul böylece. Batış ve
doğuşun geçmişini bul; hoşça hesap et öylece.
19-Geçen saati gölgeden bul; ya “çeyrek alma” öğren ya da “usturlâb.”
Bulutlu günde yapma bunu; bu saatten zamânî yap.
20-Zamânî saati; bir bir yedi gezegene verip gel; hangi yıldız bulunduğun
vakte denk ise; onu hakim bil.
21-Zühal ki Büyük Uğursuz’dur; saati ağır olurmuş. Mekânı dördüncü
felektir; bina yap, başka iş başlama..
22-Mübarek Müşteri, Büyük Uğurlu’dur; onun saatini hoş bil. Alış veriş,
nakil, evlenme onda iyidir; her işe meylet.
23-Cihan Merih ’e mahkum olunca, hiç iş işleme. Küçük Uğursuz’dur o;
kan aldır, kimseye gitme.
24-Mübarek güneşin hükmünde, talep et cümle yârânı. Onun yeri
dördüncü felektir; ziyaret eyle sultanı.
25-Zühre, Küçük Uğurlu’dur; onda toplantıyı âdet eyle. Ferahla sohbet et,
hoş söz söyleyip güzel sesler dinle
26-Utarit bağdaşma vaktidir; nüsha ve mektup yaz onda. Kitap oku, okut,
nakşet ve hesap yap; hepsi de hoştur bunda.
27-Ay mutluluktur birinci gökte; o saatte yolculuk hoştur. Ticaret,
ortaklık, mektup ve haber göndermek hoştur.
28-Yedi gezegenin hâkimiyetleri bu tertip üzere kanundur. Gel ey Hakkı!
Bil bu hakkı; hüküm tamamen O’nundur.
29-Bütünüyle uğursuzluğu, mutluluğu, şerri ve hayrı; hep edip eyleyen
Hak’tır; bunu bil, gayrıyı unut.
30-Üç doğrulmuşu, dört anayı, yedi babayı, dokuz feleği koy ki; hepsi
yok olur bunların, hepsi fânî; yalnız O diri, yalnız O baki.

