Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · Üçüncü Madde

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Yedi gezegenin birbirine nispetle benzerliklerini ve yeryüzünde ufuklar itibâriyle tesir saatlerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki hâdiselere ibret …

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Yedi gezegenin birbirine nispetle benzerliklerini ve yeryüzünde ufuklar

itibâriyle tesir saatlerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki hâdiselere ibret ve hayret nazarıyla bakanlar şöyle

demişlerdir: bu âlem, benzeri görülmemiş ve şaşırtıcı bir îcattır. Ve bu

felekler de yine emsali görülmemiş hikmetli birer san’at eseridir. Bu cihanı

böylece düzenleyip işletmek sınırsız bir güç, muazzam bir kudret eseridir.

Yaratıcı ve yarattıklarında hikmet sahibi olan Allah teâlânın şânı yücedir.

O, her türlü noksan sıfatlardan uzaktır. Bu yıldızları, bu felekleri ve bu

görünenleri bir düzen ve intizam üzere yaratıp îcat eden Allah teâlâya nice

yüz bin kere hamd ü senâlar olsun ki bizlere lutfuyla yardım ve merhamet

edip şu âlemin kandili mesâbesinde bulunan güneşi yıldızların ortasına

yerleştirmiştir ki Güneş, yeryüzünde bulunanlara itidal üzere hayat

bahşetmiştir.

Eğer Güneş bu günkü sıcaklığı ve tesiriyle ay feleğinin yerinde

bulunsaydı, onun harareti şiddetinden yeryüzü yanardı. Şayet burçlar

feleğinde olsaydı, bu sefer şiddetli soğuklar sebebiyle her şeyin tabiatı

bozulurdu. Şu haliyle Güneş, yedi gezegenin ortasında onların sultanı

gibidir. Diğerleri onun askerleri ve yardımcılarıdır ki; Ay vezir, Merkür

kâtip Venüs sâzende, Mars millî savunma bakanı (serasker), Jüpiter hâkim

ve Zühal de mâliye bakanı (hazinedar) gibidir.

Mecerre ’ye gelince; bu yörede ona “Saman yolu” (saman uğrusu) veya

“Kâbe yolu” derler. Araplar ona “Göklerin kandili” (sercü’s-semâ) ve

“Yıldızların imâmı” (imâmü’n-nücûm) derler. Acemler ise; “Kehkeşan”

derler. Bunun hakikati, burçlar feleği bahsinde anlatıldığı kadar “Altı

bileşen”in [514] altıncısının küçük ortalarından olan sabit yıldızlar

topluluğudur ki bunlar birbirine yakın olmaları sebebiyle, sanki birbirine

temas edip beyaz bulutlar gibi görünmüştür. Lâkin, gecenin evvelinde bu

samanyolunun bir başı güneyde ve bir başı da kuzeyde görünür. Vakit gece

yarısına gelince, güneyde bulunan başı batıya ve kuzeydeki başı doğuya

varır. Gecenin sonunda ise batıdaki başı kuzeye, doğudaki başı güneye

gelmiş olup samanyolunun bize nispetle bu şekilde dört bir ucunun yer

değiştirip değirmen taşı gibi dönüyor olmasına akıllar hayrette kalmıştır.

Gerçi bu konuda pek çok şey söylenmiştir. Ancak mülkünde olup bitenlerin

gerçek mâhiyetini ancak Allah teâlâ bilir. Yedi gezegen denilen yıldızların

yeryüzünde ve ufuklarda sanki nöbetleşe tesir edercesine saat saat olan

tesirlerini, önceleri yazmış olduğumuz Türkçe manzumede açıklamıştık.

Şimdi onu buraya almak uygun oldu.

Nazm

1-Hüdâ’ya şükr kim halk itdi bunca encum u eflâk

Salât ol dostuna olsun ki şânında dimiş “levlâk”

2-Ve ba‘de Hakkı dir ilm-i felek sırrın ıyân itdim

Otuz beyt içre nahs ü sa‘d-i sâ‘ati beyân itdim

3-İki âlemde bir bildim mü’essir zât-ı Mevlâ’yı

Velî rabt eylemiş esbâba ednâyı hem a‘lâyı

4-Eğer bilmek dilersen oldığın sa‘at ne sâ‘atdir

Ne kevkeb hükm ider ol dem nuhûset yâ sa‘âdetdir

5-Yedi gice yedi gün, gün batub doğdığı ân içre

Yedi seyyâreden bul kangı hâkimdir zamân içre

6-Ki her gün haftadan her gice bir seyyârenindir kim

O şeb ol rûzun evvel sâ‘atinde hem odur hâkim

7-Heman hıfz it yedi lafzını yedi gün bil yedi kevkeb

Edes bîr-i cihah deld-i hesi vü reh Zühal’dir heb

8-Evâ’il harf içinde hevvez olmuş hafta eyyâmı

Hurûf-ı sâniye şeb, sâlise gün hâkimi nâmı

9- Şeb-i bâzâr, Utârid irtesi şeb, Müşterî tâlib

Şeb-i seşenbeye Zühre, Zühal çâr-ı şenbih şeş gâlib

10-Hamîs ahşâmı şems ü Cum‘a ahşâmında meh şâmil

Şeb-i sebt oldı Mirrîh ol hurûf-ı sâniye kâmil

11-Bazar şems irtesi meh sâli Mirrîh erba‘aya tîr

Hamîse Müşteri Cum‘aya Zühre sebte keyvân mîr

12-Yedi lafz içre şeb hem rûz evâ’il-i sâ‘atden al

Yukarıdan yedi seyyâreyi tertîb ile say gel [57/b]

13-Zuhalden Müşteri, Merîh ve Şems hoş beyt

Utarit’le Kamer’den giç bu tertîb üzre hem devr it

14-Birer sâ‘at hükûmetle olur seyyâreler kâ’im

Gicedir on iki sâ‘at gündüz hem on iki dâ’im

15-Gice gündüz igirmi dört olur sâ‘at ki şânıdır

Değildir müstevî bunda murâd ancak zamânîdir.

16-Zamânî sâ‘atin mikdârı artar eksilür bile

Adedle muhtelif olmaz şeb u rûz tûl u kasr ile

17-Nehârın kavsini hem leylin on ikiye kısmet kıl

Bu sâ‘âtin biri dâ’im âna nısf-ı südüsdür bil

18-Şeb u rûz tûl u kasr ile kıyâs it sâ‘ati böyle

Tulû‘ u hem gurûbın giçmişin bul hoş hesâb eyle

19-Giçen sâ‘âti bul zıldan yâ rub‘ öğren yâ usturlâb

Ğaymda yapma sâ‘âti bu sâ‘âtden zamânı yap

20-Zamânı, sâ‘âti bir bir yedi seyyâreye vir gel

Ne kevkeb oldığın vakte gelürse hâkim ânı bil

21-Zühaldir Nahs-ı Ekber sâ‘ati hem ağır olurmuş

Mekânı çarh-ı sâbi‘dir bina yap, başlama hiç iş

22-Mübârek Müşteri’dir Sa‘d-i Ekber sâ‘atin hoş bil

Nukul bey‘ u şirâ tervîc idüb her şuğle ol mâ’il

23-Cihân Mirrîh’e mahkum oldığı sâ‘at hiç iş itme

Çün oldur Nahs-ı Asgar pes kan aldır kimseye gitme

24-Mübârek şems hükmünde taleb kıl cümle yârânı

Mekânı çarh-ı râbi‘dır ziyâret eyle sultânı

25-Çü Zühre Sa‘d-i Asgar’dır o sâ‘at ictimâ‘ eyle

Müferrah sohbet it hoş söz güzel savt istimâ‘ eyle

26-Utârid mümtezicdir ol zaman yaz nüsha hem mektûb

Kitâb oku, okut, nakş it, hesâb itmek olur mergûb

27-Kamer sa‘d oldı bu gökde o sâ‘atde sefer hoşdır

Ticâret, şirket ü irsâl-i mektûb ve haber hoşdır

28-Yedi seyyâre ahkâmı bu tertîb üzre kânûndır

Gel ey Hakkı! Bil ol Hakk’ı ki cümle hükm ânındır

29-Kamu nahsı kamu sa‘di kamu şerri kamu hayrı

Hep idüb eyleyen Hak’dır bir ânı bil, unut gayrı

30-Ko üç mevlûdi dört ümmi yedi âbâ’i nüh tâkî

Kamusı hâlık u fânî hüve’l-hayyü hüve’l-bâkî

Günümüz Türkçesiyle

1-Şükürler olsun Hüda’ya! Bunca yıldızı, eflâkı yarattı. Selâm olsun ol

dostuna! Şânında; levlâk [515] dedi.

2-Hakkı der ki; açıkladım gökler ilmini, yıldızları; otuz beyitte saydım;

uğurlu ve uğursuz vakitleri.

3-İki âlemde şunu bilirim; gerçek müessir, zât-ı Mevlâ’dır. Ol dost

rabteylemiş; yerdekiler ve göktekiler sebeplere bağlıdır.

4-Eğer bilmek istersen, içinde bulunduğun vakit, ne vaktidir? Hangi yıldız

hakim o vakte; kutluluk mu, uğursuzluk mudur?

5-Yedi gece ve gündüzde, günün doğup battığı zamanı bul. Yedi

gezegenden hangisi, o vakte hâkimdir bunu bil.

6-Haftanın her gecesi, ayrı bir yıldızın tesirindedir ki o yıldız gecede ve

gündüzün ilk saatlerinde hâkimdir.

7-Hemen ezberle şu yedi sözcüğü, yedi günde tesirlidir; Edes, Biyr,

Cihah, Deld, Hesi, Reh ve Zühal’dir hep.

8-İlk harfleri bu sözlerin, haftanın günlerine rumuz olmuş. İkinci harf ise

üçüncü güne, gün hâkimi olmuş.

9-Pazar güne Utarit, Pazartesi’ye Müşteri’dir tâlip. Salı gecesine Zühre,

Çarşamba’ya ise Zühal’dir gâlip.

10-Beşinci geceye Güneş, Cuma akşamına ise Ay şâmil olur.

Cumartesi’ye gelir Merih. Böylece ikinci harfler tamamlanır.

11-Pazar Güneş, ertesi Ay, Salı Merih, dördüncüye Tir gelir. Beşinciye

Müşteri, Cuma’ya Zühre, ertesine Geyvan gelir.

12-Bu yedi lafza göre, gece ve gündüzün ilk saatlerini al. Yukarıdan beri

yedi gezegeni, bu tertiple sayıp gel.

13-Zühal, Müşteri, Merih ve Güneş’ten Zühre’yi hoşça bul. Utarit’le

Ay’dan geçip, bu sırayla devrânın seyrini bil.

14-Gecelerinde bunlar, birer saat hükmederler daima. On iki saattir

geceler, gündüzler de öyle daima.

15-Gece ve gündüzün, toplam yirmi dört saat olmak şânıdır. Eşitlik şart

değildir bunlarda, maksat ancak zamânîdir.

16-Zamânî saatin bazen miktarı artar, eksilir bile. Gece ve gündüz adetle

muhtelif olmaz, uzayıp kısalma ile.

17-Gündüzün ve gecenin açısını, hemen on ikiye böl. Bu saatlerin biri

daima, ona altıda birin yarısıdır bil.

18-Geceyi, gündüzü uzayıp kısalmayla kıyasla, saati bul böylece. Batış ve

doğuşun geçmişini bul; hoşça hesap et öylece.

19-Geçen saati gölgeden bul; ya “çeyrek alma” öğren ya da “usturlâb.”

Bulutlu günde yapma bunu; bu saatten zamânî yap.

20-Zamânî saati; bir bir yedi gezegene verip gel; hangi yıldız bulunduğun

vakte denk ise; onu hakim bil.

21-Zühal ki Büyük Uğursuz’dur; saati ağır olurmuş. Mekânı dördüncü

felektir; bina yap, başka iş başlama..

22-Mübarek Müşteri, Büyük Uğurlu’dur; onun saatini hoş bil. Alış veriş,

nakil, evlenme onda iyidir; her işe meylet.

23-Cihan Merih ’e mahkum olunca, hiç iş işleme. Küçük Uğursuz’dur o;

kan aldır, kimseye gitme.

24-Mübarek güneşin hükmünde, talep et cümle yârânı. Onun yeri

dördüncü felektir; ziyaret eyle sultanı.

25-Zühre, Küçük Uğurlu’dur; onda toplantıyı âdet eyle. Ferahla sohbet et,

hoş söz söyleyip güzel sesler dinle

26-Utarit bağdaşma vaktidir; nüsha ve mektup yaz onda. Kitap oku, okut,

nakşet ve hesap yap; hepsi de hoştur bunda.

27-Ay mutluluktur birinci gökte; o saatte yolculuk hoştur. Ticaret,

ortaklık, mektup ve haber göndermek hoştur.

28-Yedi gezegenin hâkimiyetleri bu tertip üzere kanundur. Gel ey Hakkı!

Bil bu hakkı; hüküm tamamen O’nundur.

29-Bütünüyle uğursuzluğu, mutluluğu, şerri ve hayrı; hep edip eyleyen

Hak’tır; bunu bil, gayrıyı unut.

30-Üç doğrulmuşu, dört anayı, yedi babayı, dokuz feleği koy ki; hepsi

yok olur bunların, hepsi fânî; yalnız O diri, yalnız O baki.