BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · YEDİNCİ FASIL · Beşinci Madde
Beşinci Madde
Yedi iklimin gerisinin mâmur olduğunu, kutuplara varıncaya kadar
keşfedilerek iklimlerin belirlendiğini ve yedi iklimin her birindeki en uzun
günün bilindiğini, en uzun günden hareketle her iklimde şehirlerin
yerlerinin tesbit edildiğini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki -her ne kadar eski astronomi bilginleri yedi
iklimin gerisinde bulunan bölgelere itibar ve iltifat etmeyip bütün
dikkatlerini yedi iklim üzerine toplamışlarsa da- sonraki dönem astronomi
bilginleri yedi iklimdeki uygulamada olduğu gibi, en uzun güne yarım saat
ilâve edilip bir iklim sayarak, ekvatordan itibâren en uzun günün yirmi dört
saat olduğu noktaya kadar -ki o, burçlar dönencesidir- yirmi dört iklim
tesbit etmişlerdir. Ancak bu kuzey kutbundan âlemin kutbunun altı denilen
güney kutbuna varıncaya kadar yarım saat ilâve etme kãidesinin devam
ettirilmesi mümkün olduğundan, [84/b] en uzun gün birer ay arttıkça bir
iklim itibar ederek iki kutup arasını da altı iklime taksim etmişler ve
doksanıncı enleme (kutuplara) varıncaya kadar toplam otuz iklim tesbit ve
tayin etmişlerdir. Yedi iklimin gerisinde ne olduğunu araştırmak üzere
kutup dönencesinin altına kadar gitmişlerdir. Oraların da meskûn olduğunu
görmüşler; ahâlisinin görünüşte insan gibi olduklarını, fakat ahlâk ve
davranışça eksik, bilgisiz ve yetersiz olduklarını müşâhade etmişlerdir.
Kutup dönencesinin altında bir topluluğa rastlamışlardır ki bunların hepsi,
yöredeki kışın şiddetinden dolayı on ay süresince yerin altına girerler. Onlar
ne din bilirler ne de mezhep. Ne meşrep bilirler ne de herhangi bir san’at ve
zînetleri vardır. Ne süslenmeyi bilirler ne de ibadet etmeyi. Ne bir âdetleri
vardır; ne temizlikten anlarlar ne de hoşa gidecek herhangi bir huyları
vardır. İffet ve namusa önem vermezler ve görünüşlerine uygun
davranışlarda bulunurlar.
O bölgede büyük bir dağ olduğu görülmüştür ki, iki buçuk fersah
yüksekliğindedir. Onun altında altın madeni yanıp üzerinden dumansız bir
ateşin havaya çıktığı müşâhade edilmiştir. Söz konusu dağın üzerinden pek
sıcak kaynak suları fışkırıp büyük nehirler halinde akıp buz tutmuş bulunan
kuzey okyanusuna dökülüp oraya varınca deniz suyunun tesiriyle
ılımışlardır. Buz tutmuş olan deniz suyu da bu sıcak nehirlerin tesiriyle
çözülüp itidal bulmuştur. Nitekim okyanusun söz konusu sıcak nehrin
döküldüğü sahilleri donmuş vaziyette olmadığından, civardaki balıklar o
semte doğru gelip doluşurlar. O bölgenin ahâlisi, o balıkları avlayıp yerler.
Bu noktaya uzak bölgelerde bulunanlara satıp karşılığında hayvan derileri
bunları giyerler. O bölgeye sürekli kar yağmakla, ahâlisi senenin on ayında,
bahsi geçen nehirlerle hamam gibi ılımanlaşmış oyuklarda kalırlar. Orada
ancak iki ay müddetle yaz mevsimi olur ki insanlar sığındıkları oyuklardan
dışarı çıkarlar. Bölge, sürekli ufkun altında olduğu için, orada yaşayanlara
âlemin güney yarısı hiç görünmez. Kuzey yarısı ise, ufkun üstünde olduğu
için daima görünür.
Yıldızların ve feleklerin hareketleri bu bölgede değirmen taşının dönmesi
gibi görünür. Sözünü ettiğimiz yerden doksanınıcı enleme (kutup noktasına)
varıncaya kadar en uzun gün, bazen hafta ve bazen de ay kadar farklılık
göstermekle birlikte altı aya ulaşır. Çünkü güneş –önceki maddelerde
açıklamış olduğumuz- batıya yönelik hareketiyle koç burcunun başlangıcına
geldiğinde, doksanınıcı güney enleminde bir derece kadar yeryüzünden
batarak doksanıncı kuzey enleminde ise, karanlık olan bir derece kadar
yeryüzünden batıp doksanıncı kuzey enleminde karanlık olan bir derece
kadar da yere doğar. Bu şekilde altı ayda kuzey burçlarını dolanıncaya
kadar güney kutbunda bir gece, kuzey kutbunda ise bir gündüz olmuş olur.
Çünkü artık güneş, Terazi’nin başlangıcına ulaşıp güney burçlarına varmış
olur, ve yerin kuzey kutbundan batıp güneyinden doğmuş olur. Güneş, altı
ay zarfında bu burçları geçinceye kadar, kuzey kutbu bölgesinde yerin bir
derecesi yine şiddetli karanlıkta kalıp söz konusu bölgelerde bulunan
denizler donar.
Güney kutbunun bu konudaki ahvali de, kuzeye kıyasla bilinir. Bu
durumda kuzey kutbunun gündüz zamanı, güney kutbunun gecesi olur.
Güneyin gündüz vakti de, kuzeyin gecesi olur.
Gece ile gündüzü birbirine takip ettirip döndüren Allah teâlâ her türlü
noksan sıfatlardan münezzehtir.
Eğer bir iklimde en uzun günü bulmak gerekirse o bölge kaçıncı iklimse,
bunun yarısı olan sayıyı, on iki buçuk saat üzerine eklemekle bulunur.
Mesela beşinci iklimde bulunan hürmetli Erzurum ’da iklimin yarısı olan
iki buçuk sayısı, on iki buçuk üzerine eklenirse; bunun toplamı on beş eder.
Bu şekilde bilinir ki beşinci iklimde en uzun gün on beş saat olur. Buna
mukãyese ederek, en uzun günden hareketle şehrin, kaçıncı iklimde ve
iklimin hangi semtinde olduğu bulunur. Mesela Erzurum’un en uzun günü
on beş saat on iki dakikadır. Şöyle ki, öncelikle bu sayının (saate tekabül
eden) on iki buçuğu çıkarılır. Kalan iki buçuk ile on iki dakikanın iki katı
alınırsa, elde edilen beşten [85/a] iklim sayısı, yirmi dört dakikadan da
şehrin yeri ortaya çıkar. Böylece bilinir ki Erzurum beşinci iklimin ikinci
yarısının sonlarındadır. Çünkü her bir iklimin enlem mesafesi yarım saat
fazladır ve bu da otuz dakika eder. İklimin yarısı da çeyrek saattir ki on beş
dakika eder. Şu halde on beş dakika bulunan bir şehir iklimin ortasında, on
beşten eksik bulunan şehir ise iklimin evvelinde demektir. Erzurum gibi on
beşten fazla olan bir şehir, iklimin ikinci yarısında demektir.
(Yukarıda verilen sayılardan) eğer on iki buçuk çıkartılıp kalan iki buçuk
sayılı dörde bölünürse paralel dairenin sayısı elde edilmiş olur. Çünkü beş
iklimin on dairesi olur. Geri kalanı buna mukayese edilerek bulunur. Şu
halde ekvatordan doksanıncı derece kuzey enleme varıncaya kadar
iklimlerin ahvali nasıl bilindiyse, -sonraki dönem astronomi bilginlerine
göre- güney yarım kürenin durumlarının da aynen böyle olduğu bilinmiştir.
Yani orada da, otuz iklim taksim olunmuştur. Çünkü dünyanın yarısı
ekvatorun güneyine düşmektedir. Mesela; yeryüzünün dörtte birini teşkil
eden meskûn mahalleri ekvatorun güney tarafında bir iklim olsa, Kamer
Dağları’ndan geçerek mübarek Nil Nehri’nin kaynağından dolaşır. İkinci
iklim ise kış dönüm noktasından geçerek Kortanş Burnu’na uğrar. Çünkü
sonraki dönem astronomi bilginleri, o bölgede otuz üç derece enleminde
nice memleketlerin olduğunu bulmuşlardır. Bu bölgelerin ahâlisinin hemen
tamamı puta tapıcılardır. Şu halde, iklimlerin tamamının sayısı ve bunların
paralel daireleri, en uzun günleri, enlemleri ve mesafeleri, bütün bunların
sayıları tesbit edilmek istenirse, bu ancak (ileriki sayfalarda vereceğimiz)
cetvelle mümkün olacaktır.
Mülkünde olanların en doğrusunu, ancak Allah teâlâ bilir.

