BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Altıncı Madde
Altıncı Madde
Yeni astronomi kurallarına göre beş şaşırmış gezegen in (hamse-i
mütehayyire) yavaş hareket etme ve duraklama durumları ile geri dönme ve
düz gitme keyfiyetlerini bildirir.
Ey azîz! [98/b] Bilinmelidir ki yeni astronomi bilginleri şöyle
demişlerdir: Hareketli yıldızlardan beş şaşkınlar da görülen yavaş hareket,
duraklama, geri dönme ve düz gitme özelliklerinin yeni astronomi
nazariyesine göre Episikl feleğe (felek-i tedvîr) bağlı olmadığı kolaylıkla
bilinmiştir. Çünkü beş şaşkınlar ın bir yerde durma ve geri dönme gibi farklı
halleri, ancak bizim hareket etmekte olan yerküreden söz konusu
gezegenlere bakmamızdan kaynaklanmaktadır. Bu durumda onlar bize
bazen yavaş hareket eder, bazen durur, bazen de geri döner gibi
görünmüştür. Yoksa, bizim âlemin merkezi olan güneş üzerinde
bulunduğumuz farzedilseydi, gözümüze bu tür hayaller aslâ görünmezdi.
Çünkü söz konusu beş şaşkınların hareket ve dönüşlerinin birbirine benzer
ve tekdüze olduğu bilinmektedir. Nitekim daha önceki bölümlerde
ayrıntılarıyla açıklanmıştır ki Merkür ile Venüs, güneş‘in çevresinde
çizdikleri yörüngelerini, yerküreden önce devrân ederek tamamlarlar.
Yerküre de güneş‘in etrafında çizdiği senelik yörüngesini Mars, Jüpiter ve
Zühal’den önce tamamlar. Bu sebepledir ki Merkür ile Venüs bazen güneş
ile yerküre arasında, yerküre de güneşle diğer üç gezegen arasında bulunur.
Ancak üç yüksek gezegeni şu şekilde açıklayabiliriz: Düz bir çizgi üzerinde
güneş (mesela) “elif” noktasında bulunsun ve Yerkürenin senelik yörüngesi
ise “be, he, ayn, cim, te, lam” dairesi olsun.
Mesela, Mars dairesi de “tı, dal, kaf, rı, ye, be” dairesi olsun ki Mars bu
dairenin bir yayını geçinceye kadar, yerküre kendi dairesinde olan devrini
tamamlamış olur. Bundan sonra sabit yıldızlar feleği “mim, fe, kef, nun”
dairesi olsun. Bu durumda deriz ki yerküre “lâm” noktasında, Mars “tı”
noktasında bulundukları sırada Mars yıldızı sabit yıldızlar dairesinden
“mim” noktasında görünür. Bundan sonra yerküre “lâm” noktasından “be”
noktasına ve (söz konusu) yıldız da “tı” noktasından “dal” noktasına intikal
etsinler. Öyle ki yerküre Mars ile güneş arasında gayet yakın olmak üzere
hareket eder. Bu sırada Mars’ın, sabit yıldızlar dairesinden “lâm-elif”
noktasında olduğu gözlemlenmiştir. Bu durumda burçların sırasına göre
olan hareketin “mim” noktasından “lâm-elif” noktasına sür’atle gitmesi
gözlemlenmiştir ki buna (yıldızın) sür’at ve istikãmet üzere seyri denir.
Bundan sonra yerküre “be” noktasından “he” noktasına, yıldız ise “dal”
noktasından “kaf” noktasına varır. İşte bu sırada (yıldız) “lâm-elif”
noktasında gibi hissedilip ilk yavaş hareket etme ve duraklama hali
meydana gelir. Bundan sonra yerküre “ayn” noktasına ve yıldız ise “rı”
noktasına vardıklarında, yıldız yine “fe” noktasında bulunur. Bu durumda
yıldız, burçların hareket sırasının aksine olmak üzere geri dönüş yaptığı
görülür. İşte bu şekilde olan haline, yıldızın geri dönüşü (ric‘at) denir.
Bundan sonra yerküre “cim” noktasına ve yıldız da “ye” noktasına vardığı
esnada, yıldızın “fe” noktasında olduğu gözlenir. Bu durumda ikinci
duraklama (ikãmet-i sâniye) ve ikinci kez yavaşlama (baty-i sânî) meydana
gelmiş olur. Bundan sonra yerküre “te” noktasına ve yıldız da “be”
noktasına intikal ettiklerinde, yıldız “nun” noktasında gibi görünür. Bu
haliyle Burçların hareket seyrine uygun hareket etmiş olur ki onun bu
haline, sür’at ve istikãmet denir.
Aynı şekilde Jüpiter ve Zühal‘in düz gitme, duraklama ve geri dönüşleri
yani ikbâl, sükun ve idbârları bu minval üzere olduğu bilinmiştir. Ancak, iki
aşağı yıldız (süfleyeyn) Utarit ve Zühre, güneşe yeryüzünden daha yakın
olduklarından kendi yörüngelerini yerden daha hızlı katederek yer ile güneş
arasında bulunup bazen sür’atli ve düz bir şekilde, bazen de yavaş ve
duraklar gibi, bazen de geri döner görünürler. Şimdi, yerküre kendi
dairesinde bulunan “te, be, cim, dal, ye, fe” açısını geçinceye kadar, Merkür
(Utarit)’ün kendi “lâm-elif, lam, mim, nun, tı” dairesini tamamıyla geçtiğini
farzedebiliriz. O halde deriz ki; yerküre “te” noktasında ve Merkür yıldızı
da “lâm-elif” noktasında olunca, [99/a] elbette Merkür sabit yıldızlar
dairesinden “he” noktasında görülür. Bundan sonra yerküre “be” noktasına
ve Merkür yıldızı da “lam” noktasına varınca, bu sırada yıldız sabitler
dairesinden “be” noktasında görülür.
O halde yıldızın bu şekilde burçların hareket seyri üzere görünen âcil
hareketine, sür’at ve istikãmet denir. Çünkü yerküre “cim” noktasına, yıldız
da “mim” noktasına vardıklarında yine yıldız “be” noktasında görülür.
Elbette bu halde, yıldızın yavaşlama ve duraklamasının ilki meyadana
gelmiş olur. Bundan sonra yerküre “dal” noktasına ve yıldız da “nun”
noktasına vardığında yıldız sabit yıldızlar dairesinden “kaf” noktasında
görünür. Tabiatıyla bu esnada burçların hareket seyrinin aksine olarak
hareket ettiğinden, hareketinde geri dönüyor gibi görünür.
Bu şekilde gerçekleşen hale ric‘at denir. Bundan sonra yerküre “ye”
noktasına ve yıldız da “tı” noktasına vardığında, yıldız yine “kaf”
noktasında hissedilip hareketlerinde yavaşlama ve duraklamanın ikincisi
meydana gelmiş olur. Bundan sonra yerküre “fe” noktasına ve yıldız da
yine “lâm-elif” noktasına erişince, bu durumda yıldızın kendisi sabit
yıldızlar dairesinden “ayn” noktasında görünür; çünkü bu esnada yine
burçların hareket seyrine uygun olarak hareket ettiği görülür. Onun bu
hareketine de, istikãmet ve sür’at denir.
Merkür hakkında verilen bu açıklamaların, Venüs hakkında da aynıyla
geçerli olduğu bilinmiştir. Ancak ikisi arasındaki fark, değişimlerin onda
gayet yavaş olarak gerçekleşmesidir. Çünkü Venüs’ün kendi yörüngesini
Merkür’den daha fazla bir zamanda katettiği görülmüştür. Nitekim bu husus
yukarıda açıklanmıştır. Bu bölümde buraya yazdığımız bilgiler ve
açıklamalar, yeni astronomiye ve biraz da eski usûle de yeterince örnek
oluşturacak şekildedir. Şimdi bu görüşe yöneltilen sorulara ve verilen
cevaplara geçilecektir.

