BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Beşinci Madde
Beşinci Madde
Yeni astronomi kurallarının sağlam temellere dayandığını ve muteber
olduğunu bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki yeni astronomi bilginleri şöyle demişlerdir.
Yerkürenin senelik yörüngesinin hizasında bulunan sabit yıldızlar -mesela
“be, cim” noktası yahut “dal, ye” noktası-, bize çok uzak olduğu için bir
nokta kadar görünürler. Şu halde buna göre yerkürenin ekseni kendi senelik
yörüngesinin hangi noktasında bulunursa bulunsun, sabit yıldızlar feleğin
de daima onun aynısı bir noktaya dönmüş olduğu görünür. Yer kutbunun
yükselmesi daima bir tarafa, başımızın üstünde olanın da bir yıldıza dönük
olduğu bir süre gözlemlendiğinde görünmüş olur. Gerçi yerküre hakikatte
burçlar feleğinde, yani kendi senelik yörüngesinde bulunan senelik
hareketiyle bazen o yıldıza bazen bu yıldıza, [98/a] bazen güneye ve bazen
de kuzeye fazlaca yakınlaşırsa da, bizden oldukça uzak bulunan sabit
yıldızlar feleğine oranla yerkürenin senelik yörüngesi, ancak bir nokta
büyüklüğünde sayılır. Bu durumda yer kürenin sabit yıldızlar feleğinden
uzaklığı ve yakınlığı ayırt edilemez olmuştur.
Allah’ın kudret ve kuvvetini sınırlamaya cesaret edenlere göre bahsi
geçen (tesbit meselesi) fazlasıyla zor ve güç bir iş ise de, dikkatli bir nazarla
bakılıp meselenin ehemmiyeti etraflıca düşünülse, esasen (gök cisimlerinin
hareketlerine dair bu tür tesbitlerde bulunmak) imkânsız değildir. Bu yeni
astronominin sistematiği gereği yerkürenin hareketini uzak bir ihtimal
görerek kabul etmeyenlere fikir vermek için, eski astronomi tasavvurunda
olanların bundan daha fazla hususları ihtimal dışı gördüklerini hatırlatmak
gerekir. Onların ihtimal dışı kabul ettikleri hususlardan biri, ilk hareket
ettirici (muharrik-i evvel), yani en büyük feleğin genişliği, büyüklüğü ve
şaşkınlık veren hızıdır ki bu haliyle her gün doğudan batıya olan dönüşünü
tamamladığı bilinmiştir.
Eskilerin ihtimal dışı kabul ettikleri bir diğer husus da, en büyük feleğin
yirmi dört saatlik zaman zarfında kendi içinde olan feleklerin hareketleri ve
hareketlerinde bulunan sür’atleridir. Bunlardan her biri en büyük feleğin
aksine hareket ederek kendi tabiatları gereğince batıdan doğuya hareket
ederken yine en büyük feleğe uyarak her gün doğudan batıya bir kere dönüş
hareketlerini tamamladıkları ifade edilmiştir. Halbuki bir tüfekten çıkan
kurşun sür’atinde olan söz konusu hızdan, o günlük hareketle ilk hareket
ettiricinin seyir hızı üç yüz bin kat daha fazla ve şiddetli olması gerekir ki,
bu zaman zarfında bir dönüşünü tamamlaması mümkün olsun. Şu halde, o,
cismi büyük olup üst yüzeyinin şekli henüz bilinmeyen en büyük feleğin
içinde bulunan büyük feleklerin, kendi büyüklüklerine oranla bir tane ya da
bir nokta kadar olan yerkürenin etrafında dönerek hareket etmelerinden
dolayı küre şeklinde olup hareket etmeye daha ziyade kãbiliyetli olan
küçücük yerkürenin, büyük güneşin etrafını senede bir kez dolandığının
kabul edilmesi daha kolay ve anlaşılabilir olup gerçeğe uygun ve işin
doğasına muvafık olup akl-ı selimin kabul edebileceği şekle yakın olmuştur.
“Yerküre bu senelik yörüngesinde hareket ettiği sürece, eksenini –
yukarıda bahsi geçen eşitliğini- aynen korur” ifadesi, “yerküre ekseni hiçbir
zaman ve hiçbir şekilde konumunu değiştiremez” demek değildir. Çünkü
yerkürenin ekseni, bunların dışında son derece yavaş, kendine mahsus bir
hareketle dönmekte olup bu dönüşünü, yirmi beş bin sekiz yüz on altı güneş
yılı zarfında tamamlayarak burçlar feleğinin çevresinde bir daire çizdiği
bilinmiştir.
Yerin bu hareketinin sonucu olarak burçlar kuşağı dairesiyle ekvator
dairesinin kesişme noktaları, -ki gece ile gündüzün eşitlendiği noktalar
olarak bilinmiştir- burçların hareket yönünün aksine doğudan batıya hareket
ederler. Bu sebepten bu harekete, gece ile gündüz eşitliğinin tekaddümü
denilmiştir. O halde, sabit yıldızların burçların hareket yönü üzere, yani
batıdan doğuya olan hareketlerinin ortaya çıkması ve gece ile gündüz
eşitliği noktasından doğuya gittikçe uzaklıklarının artması, yerin bu
hareketinden kaynaklandığı bilinmiştir. Yerkürenin bu hareketinin belirli bir
düzen üzere olmayıp karışık olduğu bilinmiştir. Çünkü söz konusu
sabitlerin, burçların hareket yönü doğrultusunda olan hareketlerinin bazen
yüz senede bir, bazen yetmiş senede bir ve bazen de altmış senede bir
derece üzere oldukları görülmüştür. Bu durumda yerkürenin ekseninin
kuzeyden güneye ve güneyden kuzeye doğru yalnız yirmi dört dakika
miktarı hareket ettiği bilinmiştir. Öyle ki yerin ekseninin bir ucu bükülmüş
ve sarmaşık bir hareketle, bükülmüş ve sarmaşık bir daire meydana
getirdiği düşünülmüş ve farzedilmiştir.
En doğrusunu ancak Allah teâlâ bilir.

