Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Beşinci Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Beşinci Madde Beşinci Madde Yeni astronomi kurallarının sağlam temellere dayandığını ve muteber olduğunu bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki yeni astronomi bilginleri şöyle …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Beşinci Madde

Beşinci Madde

Yeni astronomi kurallarının sağlam temellere dayandığını ve muteber

olduğunu bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki yeni astronomi bilginleri şöyle demişlerdir.

Yerkürenin senelik yörüngesinin hizasında bulunan sabit yıldızlar -mesela

“be, cim” noktası yahut “dal, ye” noktası-, bize çok uzak olduğu için bir

nokta kadar görünürler. Şu halde buna göre yerkürenin ekseni kendi senelik

yörüngesinin hangi noktasında bulunursa bulunsun, sabit yıldızlar feleğin

de daima onun aynısı bir noktaya dönmüş olduğu görünür. Yer kutbunun

yükselmesi daima bir tarafa, başımızın üstünde olanın da bir yıldıza dönük

olduğu bir süre gözlemlendiğinde görünmüş olur. Gerçi yerküre hakikatte

burçlar feleğinde, yani kendi senelik yörüngesinde bulunan senelik

hareketiyle bazen o yıldıza bazen bu yıldıza, [98/a] bazen güneye ve bazen

de kuzeye fazlaca yakınlaşırsa da, bizden oldukça uzak bulunan sabit

yıldızlar feleğine oranla yerkürenin senelik yörüngesi, ancak bir nokta

büyüklüğünde sayılır. Bu durumda yer kürenin sabit yıldızlar feleğinden

uzaklığı ve yakınlığı ayırt edilemez olmuştur.

Allah’ın kudret ve kuvvetini sınırlamaya cesaret edenlere göre bahsi

geçen (tesbit meselesi) fazlasıyla zor ve güç bir iş ise de, dikkatli bir nazarla

bakılıp meselenin ehemmiyeti etraflıca düşünülse, esasen (gök cisimlerinin

hareketlerine dair bu tür tesbitlerde bulunmak) imkânsız değildir. Bu yeni

astronominin sistematiği gereği yerkürenin hareketini uzak bir ihtimal

görerek kabul etmeyenlere fikir vermek için, eski astronomi tasavvurunda

olanların bundan daha fazla hususları ihtimal dışı gördüklerini hatırlatmak

gerekir. Onların ihtimal dışı kabul ettikleri hususlardan biri, ilk hareket

ettirici (muharrik-i evvel), yani en büyük feleğin genişliği, büyüklüğü ve

şaşkınlık veren hızıdır ki bu haliyle her gün doğudan batıya olan dönüşünü

tamamladığı bilinmiştir.

Eskilerin ihtimal dışı kabul ettikleri bir diğer husus da, en büyük feleğin

yirmi dört saatlik zaman zarfında kendi içinde olan feleklerin hareketleri ve

hareketlerinde bulunan sür’atleridir. Bunlardan her biri en büyük feleğin

aksine hareket ederek kendi tabiatları gereğince batıdan doğuya hareket

ederken yine en büyük feleğe uyarak her gün doğudan batıya bir kere dönüş

hareketlerini tamamladıkları ifade edilmiştir. Halbuki bir tüfekten çıkan

kurşun sür’atinde olan söz konusu hızdan, o günlük hareketle ilk hareket

ettiricinin seyir hızı üç yüz bin kat daha fazla ve şiddetli olması gerekir ki,

bu zaman zarfında bir dönüşünü tamamlaması mümkün olsun. Şu halde, o,

cismi büyük olup üst yüzeyinin şekli henüz bilinmeyen en büyük feleğin

içinde bulunan büyük feleklerin, kendi büyüklüklerine oranla bir tane ya da

bir nokta kadar olan yerkürenin etrafında dönerek hareket etmelerinden

dolayı küre şeklinde olup hareket etmeye daha ziyade kãbiliyetli olan

küçücük yerkürenin, büyük güneşin etrafını senede bir kez dolandığının

kabul edilmesi daha kolay ve anlaşılabilir olup gerçeğe uygun ve işin

doğasına muvafık olup akl-ı selimin kabul edebileceği şekle yakın olmuştur.

“Yerküre bu senelik yörüngesinde hareket ettiği sürece, eksenini –

yukarıda bahsi geçen eşitliğini- aynen korur” ifadesi, “yerküre ekseni hiçbir

zaman ve hiçbir şekilde konumunu değiştiremez” demek değildir. Çünkü

yerkürenin ekseni, bunların dışında son derece yavaş, kendine mahsus bir

hareketle dönmekte olup bu dönüşünü, yirmi beş bin sekiz yüz on altı güneş

yılı zarfında tamamlayarak burçlar feleğinin çevresinde bir daire çizdiği

bilinmiştir.

Yerin bu hareketinin sonucu olarak burçlar kuşağı dairesiyle ekvator

dairesinin kesişme noktaları, -ki gece ile gündüzün eşitlendiği noktalar

olarak bilinmiştir- burçların hareket yönünün aksine doğudan batıya hareket

ederler. Bu sebepten bu harekete, gece ile gündüz eşitliğinin tekaddümü

denilmiştir. O halde, sabit yıldızların burçların hareket yönü üzere, yani

batıdan doğuya olan hareketlerinin ortaya çıkması ve gece ile gündüz

eşitliği noktasından doğuya gittikçe uzaklıklarının artması, yerin bu

hareketinden kaynaklandığı bilinmiştir. Yerkürenin bu hareketinin belirli bir

düzen üzere olmayıp karışık olduğu bilinmiştir. Çünkü söz konusu

sabitlerin, burçların hareket yönü doğrultusunda olan hareketlerinin bazen

yüz senede bir, bazen yetmiş senede bir ve bazen de altmış senede bir

derece üzere oldukları görülmüştür. Bu durumda yerkürenin ekseninin

kuzeyden güneye ve güneyden kuzeye doğru yalnız yirmi dört dakika

miktarı hareket ettiği bilinmiştir. Öyle ki yerin ekseninin bir ucu bükülmüş

ve sarmaşık bir hareketle, bükülmüş ve sarmaşık bir daire meydana

getirdiği düşünülmüş ve farzedilmiştir.

En doğrusunu ancak Allah teâlâ bilir.