Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Dördüncü Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde Yerkürenin eksenini, senelik daire sinin yörüngesi üzerindeki ekvator dairesinin yörüngesine paralel olduğunu, kutuplarıyla onun kutuplarının …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

Yerkürenin eksenini, senelik daire sinin yörüngesi üzerindeki ekvator

dairesinin yörüngesine paralel olduğunu, kutuplarıyla onun kutuplarının

hizasında bulunduğunu ve bunun etkisiyle gece-gündüz saatlerinin

farklılaştığını, aynı etkiyle dört mevsimin değiştiğini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki yeni astronomi bilginleri şöyle demişlerdir:

Yerkürenin ekseni, senelik yörüngesinde kendisine ve ekvatorun yâni

âlemin mihverine paralel, kutupları da kutuplarının hizasına konulmuş

vaziyettedir. Yerin kuşağı mesâbesinde olan ekvator, senelik yörüngesiyle

gün eşitleyicinin yüzeyinden daha güneyde ve kuzeyde yer almaktadır.

Çünkü, eğer yerkürenin ekseni kendi dairesinin ekseni gibi burçlar

dairesinin eksenine paralel bulunsaydı (o takdirde iklimler böyle düzenli

seyretmezdi ve) daima her yerde gece ile gündüz eşit olup hiçbir zaman ve

mekânda dört mevsimin değişimi ve peşpeşe gelmesi mümkün olmazdı. Bu

durumda yerin yörüngesinin ekseni, âlemin eksenine paralel olmayıp

burçlar dairesinin ekseni gibi yirmi üç buçuk derece uzaklaştığı ve ekvator

yüzeyine bir şekilde meylettiği, bu hareketiyle atmış altı buçuk derece

açısını oluşturduğu bilinmiştir. [552] Çünkü yerküre, âlemin eksenine doğru

varlığı farz olunan hizasını koruyarak daima burçlar feleğinin hissedilen

(mahsus) ve kendisine ait olan tarafına doğru yönelerek değişmekte olduğu

gözlemlenmiştir. Bu halde yerküre bu senelik hareketiyle güneş etrafında

döndüğü müddetçe, dört mevsimin değişimlerinin belirli vakitlerde

meydana gelmeye devam ettiği, birinin gidip diğerinin gelmesiyle

değişimin sürdüğü tecrübelerle sabit bulunmuştur.

Yukarıda anlatılanların, anlatıldıkları sıra ile bir düzlem üzerine dizildiği

var sayılmıştır ki, sabit felekler (be, cim, dal, ye) dairesi, yerkürenin senelik

yörünge si ise (vav, kef, elif, he) dairesi olup bu tahayyül edilenlerin tam

ortasında güneş yerleştirilmiştir. Mesela: Yaz mevsimi olduğunda, yani

yerküre Oğlak burcu [97/b] hizasında bulunup güneş ise onun karşılığı olan

Yengeç burcunda görüldüğü sırada yer “kef” noktasına konulunca, yerin

ekseni olan “sin, mim” hattının, âlemin eksenine paralel olduğu

gözlenmiştir. Yirmi üç buçuk derece burçlar dairesinin ekseninden

uzaklaşıp yerin senelik yörüngesinin yüzeyine altmış altı buçuk derecesinde

-ki “vav, kef, he” açısı civarında meyleder vaziyette bulunmuştur.

Bu şekilde güneşin ışıklarının yere dik olarak ulaştığı görülmüştür. Yani

güneşin merkezinden yerin merkezine doğru çıkan bir ışık, yerkürenin

yüzeyine, yerin gün eşitleyici dairesine ulaşmayıp belki yengeç

dönencesinden yirmi üç buçuk derecelik açıyla, ekvator dairesinden geçip

kuzey kutbu semtine doğru uzaklaşarak ulaşır, diye bilinmiştir. Bu

sebepledir ki âlemin kandili olan güneş, yerkürenin kuzey yarısını tamamen

aydınlatıp kuzey burçlarında görünür olunca, güney kutbunda bir derece

kadar yerden uzaklaştığı gözlemlenmiştir.

Bundan sonra yerküre, Sonbahar mevsiminin başlangıcında “elif”

noktasına intikal ettiği sırada, yerin ekseni olan “sin, mim” hattının kendine

ve âlemin eksenine paralel olarak bulunduğu var sayılmıştır. Bu sırada

yerküre, koç burcunun başlangıç hizasında bulunup güneş de onun tam

karşısında bulunan terâzi burcunda göründüğünden, güneş merkezinden

yerin merkezine doğru çıkan ışınların yerin eksenine dik olarak geldiği

tespit edilmiştir. Çünkü bu ışınlar yerkürenin yüzeyine, ekvator dairesinin

terâzi burcunun başlangıcı sayılan noktasından ulaştıkları gözlemlenmiştir

ve (ışıkların) iki kutbun iki yanlarında olan yere eşit olarak yayıldıkları

bilinmiştir.

Kış mevsimi başlayıp yerküre “he” noktasına geldiğinde, “sin, mim”

ekseninin hizalanması önceden olduğu hal üzere kalıp, güneşin ışınları

Oğlak dönencesi mevkiinden dik olarak yeryüzüne ulaşır. Bu durumda

yeryüzünün güney yarısını tamamen aydınlatıp kuzey kutbu tarafında bir

derece

yerküreyi

terk

ettiği

gözlenmiştir.

İlkbahar

mevsiminin

başlangıcında yerküre senelik yörüngesindeki hareketiyle kendi noktasına

varınca, yani terâzi burcunun başlangıcına erişince, güneş o vakitte Koç

burcunda görünür.

Şu halde, güneş merkezinden yerkürenin merkezine doğru çıkan ışınlar,

yerin yüzeyine ekvator dairesinin Koç burcu başlangıcında bulunan

noktasında ulaşırlar diye bilinmiştir. Bu şekilde yine iki kutbun iki tarafına

eşit olarak söz konusu ışınların saçıldığı bilinmiştir. Ancak bu takdirde

yerkürenin aydınlanan kısmı güneşe dönük olduğundan bize görünmez.

Çünkü biz çizilen şekillerin dışında bulunmaktayız. Yeni astronomiye göre

gece ile gündüzün birbirini takip etmeleri ve uzamaları, dört mevsimin

birbirinin ardı sıra değişmeleri ve farklılıkları ve iki kutbun altında

doksanıncı enlemde gece ile gündüzün (takrîben altışar ay) olması bu

metotla bilinmiştir.

En doğrusunu ancak Allah teâlâ bilir.