BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DOKUZUNCU FASIL · Dördüncü Madde
Dördüncü Madde
Yerkürenin eksenini, senelik daire sinin yörüngesi üzerindeki ekvator
dairesinin yörüngesine paralel olduğunu, kutuplarıyla onun kutuplarının
hizasında bulunduğunu ve bunun etkisiyle gece-gündüz saatlerinin
farklılaştığını, aynı etkiyle dört mevsimin değiştiğini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki yeni astronomi bilginleri şöyle demişlerdir:
Yerkürenin ekseni, senelik yörüngesinde kendisine ve ekvatorun yâni
âlemin mihverine paralel, kutupları da kutuplarının hizasına konulmuş
vaziyettedir. Yerin kuşağı mesâbesinde olan ekvator, senelik yörüngesiyle
gün eşitleyicinin yüzeyinden daha güneyde ve kuzeyde yer almaktadır.
Çünkü, eğer yerkürenin ekseni kendi dairesinin ekseni gibi burçlar
dairesinin eksenine paralel bulunsaydı (o takdirde iklimler böyle düzenli
seyretmezdi ve) daima her yerde gece ile gündüz eşit olup hiçbir zaman ve
mekânda dört mevsimin değişimi ve peşpeşe gelmesi mümkün olmazdı. Bu
durumda yerin yörüngesinin ekseni, âlemin eksenine paralel olmayıp
burçlar dairesinin ekseni gibi yirmi üç buçuk derece uzaklaştığı ve ekvator
yüzeyine bir şekilde meylettiği, bu hareketiyle atmış altı buçuk derece
açısını oluşturduğu bilinmiştir. [552] Çünkü yerküre, âlemin eksenine doğru
varlığı farz olunan hizasını koruyarak daima burçlar feleğinin hissedilen
(mahsus) ve kendisine ait olan tarafına doğru yönelerek değişmekte olduğu
gözlemlenmiştir. Bu halde yerküre bu senelik hareketiyle güneş etrafında
döndüğü müddetçe, dört mevsimin değişimlerinin belirli vakitlerde
meydana gelmeye devam ettiği, birinin gidip diğerinin gelmesiyle
değişimin sürdüğü tecrübelerle sabit bulunmuştur.
Yukarıda anlatılanların, anlatıldıkları sıra ile bir düzlem üzerine dizildiği
var sayılmıştır ki, sabit felekler (be, cim, dal, ye) dairesi, yerkürenin senelik
yörünge si ise (vav, kef, elif, he) dairesi olup bu tahayyül edilenlerin tam
ortasında güneş yerleştirilmiştir. Mesela: Yaz mevsimi olduğunda, yani
yerküre Oğlak burcu [97/b] hizasında bulunup güneş ise onun karşılığı olan
Yengeç burcunda görüldüğü sırada yer “kef” noktasına konulunca, yerin
ekseni olan “sin, mim” hattının, âlemin eksenine paralel olduğu
gözlenmiştir. Yirmi üç buçuk derece burçlar dairesinin ekseninden
uzaklaşıp yerin senelik yörüngesinin yüzeyine altmış altı buçuk derecesinde
-ki “vav, kef, he” açısı civarında meyleder vaziyette bulunmuştur.
Bu şekilde güneşin ışıklarının yere dik olarak ulaştığı görülmüştür. Yani
güneşin merkezinden yerin merkezine doğru çıkan bir ışık, yerkürenin
yüzeyine, yerin gün eşitleyici dairesine ulaşmayıp belki yengeç
dönencesinden yirmi üç buçuk derecelik açıyla, ekvator dairesinden geçip
kuzey kutbu semtine doğru uzaklaşarak ulaşır, diye bilinmiştir. Bu
sebepledir ki âlemin kandili olan güneş, yerkürenin kuzey yarısını tamamen
aydınlatıp kuzey burçlarında görünür olunca, güney kutbunda bir derece
kadar yerden uzaklaştığı gözlemlenmiştir.
Bundan sonra yerküre, Sonbahar mevsiminin başlangıcında “elif”
noktasına intikal ettiği sırada, yerin ekseni olan “sin, mim” hattının kendine
ve âlemin eksenine paralel olarak bulunduğu var sayılmıştır. Bu sırada
yerküre, koç burcunun başlangıç hizasında bulunup güneş de onun tam
karşısında bulunan terâzi burcunda göründüğünden, güneş merkezinden
yerin merkezine doğru çıkan ışınların yerin eksenine dik olarak geldiği
tespit edilmiştir. Çünkü bu ışınlar yerkürenin yüzeyine, ekvator dairesinin
terâzi burcunun başlangıcı sayılan noktasından ulaştıkları gözlemlenmiştir
ve (ışıkların) iki kutbun iki yanlarında olan yere eşit olarak yayıldıkları
bilinmiştir.
Kış mevsimi başlayıp yerküre “he” noktasına geldiğinde, “sin, mim”
ekseninin hizalanması önceden olduğu hal üzere kalıp, güneşin ışınları
Oğlak dönencesi mevkiinden dik olarak yeryüzüne ulaşır. Bu durumda
yeryüzünün güney yarısını tamamen aydınlatıp kuzey kutbu tarafında bir
derece
yerküreyi
terk
ettiği
gözlenmiştir.
İlkbahar
mevsiminin
başlangıcında yerküre senelik yörüngesindeki hareketiyle kendi noktasına
varınca, yani terâzi burcunun başlangıcına erişince, güneş o vakitte Koç
burcunda görünür.
Şu halde, güneş merkezinden yerkürenin merkezine doğru çıkan ışınlar,
yerin yüzeyine ekvator dairesinin Koç burcu başlangıcında bulunan
noktasında ulaşırlar diye bilinmiştir. Bu şekilde yine iki kutbun iki tarafına
eşit olarak söz konusu ışınların saçıldığı bilinmiştir. Ancak bu takdirde
yerkürenin aydınlanan kısmı güneşe dönük olduğundan bize görünmez.
Çünkü biz çizilen şekillerin dışında bulunmaktayız. Yeni astronomiye göre
gece ile gündüzün birbirini takip etmeleri ve uzamaları, dört mevsimin
birbirinin ardı sıra değişmeleri ve farklılıkları ve iki kutbun altında
doksanıncı enlemde gece ile gündüzün (takrîben altışar ay) olması bu
metotla bilinmiştir.
En doğrusunu ancak Allah teâlâ bilir.

