BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · YEDİNCİ FASIL · Birinci Madde
Birinci Madde
Yerkürenin üzerinde varsayılıp belirlenen daireleri ve kutupları bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri âlemde olup biten işleri
kaydetmek için yerküre üzerinde sekiz daire ile iki kutbun olduğunu tayin
edip varlığını farz etmişlerdir. Tâ ki bunlarla yerdeki işleyişi kaydedip takip
edebilsinler. İki kutuptan biri kuzey kutbudur ve onun tam karşısı güney
kutbudur. Varsayılan sekiz dairenin dördü büyük, dördü küçük dairelerdir.
Büyük dairelerin ilki ekvator dairesi (daire-i istivâ), ikincisi burçlar
dairesi dir (daire-i burûc). Üçüncüsü ufuk dairesi (daire-i ufuk), dördüncüsü
meridyen dairesi dir (daire-i nısf-ı nehâr).
Nitekim bunların durumları yukarıdaki maddelerde açıklanmıştı. Küçük
dairelerin ilk ikisi dönence daireleri dir (inkılâb medârları), diğer ikisi ise
kutup daireleri dir (kutbü’l-burûc). Bu sekiz dairenin beşi birbirine
paraleldir ki her ikisi arasında bulunan mesafe eşittir. Bunlardan üçü eğri
dairelerdir ki birbiriyle kesişirler. Bunların ikisi yani ufuk dairesi ile
meridyen dairesi ise yer üzerinde çizilmeyip ayrı ve hareketli oldukları farz
edilmiştir. Diğerleri yer küre üzerinde çizilmiştir, sabittir.
Ekvator dairesine (daire-i istivâ) gelince; o yerküre üzerinde bulunan
büyük bir dairedir ki büyük feleğin kuşağı olan ekvator (daire-i
mu’addilü’n-nehâr) yüzeyinde bulunup senede iki kez güneş kendisinin
batıya yönelik hareketiyle üzerine geldiğinde, dünyanın mâmur bölgelerinin
çoğunda gece ve gündüz eşitlenmiş olup bu noktada güneş feleğinin
hareketi eşit ve düz olmakla buna ekvator dairesi derler. Söz konusu iki
vakit ki güneşin iki eşitlik noktasına (nokta-i i’tidâl; 21 Mart ve 23 Eylül)
geldiği zamandır. Bunlardan biri koç burcunun, diğeri ise terâzi burcunun
başlangıcıdır. Ekvator, kendine paralel olan dairelerin en büyüğüdür. Yerin
iki kutbuna olan uzaklığı eşit olup yerküreyi güney ve kuzey yarım küre
diye ikiye bölmüştür. Ekvator, burçlar dairesi ile iki noktada kesişmiştir ki
bu kesişme mahalleri itidal noktaları (equinox) makãmındadır.
Burçlar dairesine gelince; o yerküre üzerinde resmolunmuştur. Ve ekvator
ile kesişip iki dönence noktalarına (Oğlak ve Yengeç) kadar açılarak, birer
yöne doğru meyletmiştir. İşte bu yönelişe “En büyük eğim˝ (Meyl-i küllî)
derler ki yirmi üç buçuk derece kadar güneye ve kuzeye gitmiştir. Söz
konusu dairenin (varsayılan) kutupları da, âlemin kutbundan yirmi üç buçuk
derece kadar birer tarafa düşmüştür. Bu daire on iki kısma bölünmüştür. Her
birine (yukarıdaki maddelerde açıklandığı üzere) birer isim verilerek burç
denilmiştir. Burçlardan altısı ekvatorun güneyinde ve altısı da kuzeyinde
bulunmuştur. Her burç otuz dereceye, her derece atmış dakikaya
bölünmüştür. Buna göre bir daire üç yüz altmış derece olarak hesaplanmış
ve yerkürenin konumları bu esasa göre bilinmiştir.
Ufuk dairesine gelince; o hareketli büyük bir dairedir ki âlemin görünen
kısmını, görünmeyen kısmından ayırıp sınırlar. Yerkürenin altı ve üstü
onunla bilinir. Bu ufuk dairesinin pek çok kısımları vardır. Bunlardan biri
hakîki ufuktur ki yerküreyi ikiye bölen büyük bir dairedir. Diğeri görünür
ya da hissedilir ufuktur (ufuk-ı hissî) ki onun durumu bölge sâkinlerinin
görüşüne göre farklı olur, küçük bir dairedir. Bir diğeri düz ufuk tur (ufuk-ı
müstakîm) ki bu da ekvatora mahsus büyük bir dairedir. Bu ufukta güneşin
doğuşu ve batışı düz bir hat üzere döner halde bulunmuştur. Bu sebepledir
ki ona düz ufuk denilmiştir. Bir diğeri eğimli ufuktur (ufuk-ı mâil) ve düz
ufuk dediğimiz büyük ufkun gayrısı olarak bilinmiştir. Yani bütün eğimli
ufuklar, âlemin iki kutbundan biri tarafına meyilli olarak bilinmiştir. Şu
halde göğün ve yerin her tarafında bulunan her bir parçasında, farklı bir
ufkun bulunduğu kabul edilmiştir. Doğuş ve batışlar bunların çoğunda düz
olmayıp eğimli bulunmuştur. [82/b] Dokuzuncu enlemde -ki o, yeryüzünün
kutuplarının yeridir- eğim daireleri (devr-i eflâk) değirmen gibi kabul
edilmiştir. Çünkü ufuk dairesinin iki kutbunun biri zenit, başucu noktası biri
de ayakucu noktası olarak kabul edilmiştir. Şu halde kutuplar bölgesinde
(arz-ı tis‘în) ufuk ile ekvator birbirine örtüşmüş olup ikisinin kutupları
bitişik sayılmıştır.
“Görünür ya da hissedilir ufkun çapının mesafesi, yeryüzünde yirmi iki
bin beş yüz adımdan fazla değildir” denilmiştir. Ekvator dairesine gelince;
hareketli, büyük bir dairedir ki âlemin iki kutbundan ve belirlenmiş bulunan
başucu noktasından geçerek, ekvator dairesi ile kesişir. Felekleri ve yer
küreyi ikiye böler; bir kısmına doğu, diğer tarafına batı denilir. Gece yarısı
ve gün ortası vakitleri bununla bilinerek tayin olunmuştur. Gün eşitleyicinin
ve ekvatorun her parçasından her birine bir gün yarısı dairesi itibar etmek
mümkün görülmüştür. [544]
(Yukarıda bahsi geçen) dört küçük daireye gelince; bunlar ekvatora
paraleldir. Bunlardan ikisi burçlar kutbu dönencesidir (medâr-ı kutbi’l-
burûc). Biri yaz dönencesi (inkılâb-ı sayfî) ki Yengeç burcunun
başlangıcıdır. Diğeri kış dönencesidir (inkılâb-ı şitâvî) ki Oğlak burcunun
başlangıcıdır. O halde yukarıda sözünü ettiğimiz bu sekiz daire ile
yeryüzünün işleri kaydedilmiştir.
“Bu işleyişi mükemmel bir san’atla yoktan var edip yürüten ve
yaptıklarında hikmet sahibi olan Allah teâlâ, her türlü noksan sıfatlardan
münezzehtir.” [545]

