BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · İkinci Madde
İkinci Madde
Yezdân’ın insan bedenindeki hayret verici sanatlarını, Hakk’ın emri ile
hareket eden hayvanî nefsin bedendeki bazı tasarruflarını ve bazı bedendeki
organların özelliklerini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki hikmet sahipleri şöyle demişlerdir: İnsanın temel
direklerinin en büyüğü kalbi, en küçüğü ise kalıbıdır ki [kalıp] kalbin
kabuğudur. Nitekim insan bedeni cihanın özü olduğu gibi, aynı şekilde
insan kalbi de bedenin özüdür. Özlerin özü olan gönül ise Rahmân’ın evidir.
Dünya ilimlerinin beden ilimlerine yardımı ve faydası olduğu gibi, beden
ilimlerinin de kalp ilimlerine yardımı ve faydası vardır. Çünkü insan
vücudunun yaratılışında o kadar hayret verici sanatlar, şaşırtıcı hikmetler,
türlü türlü güzellikler ve çeşit çeşit görevler vardır ki sayıya gelmez. Dışta
ve içte olan organların her birinde nice faydalar vardır ki halkın çoğu
bundan habersizdir. Mesela insan bedeninde yüzlerce kemik, yüzlerce sinir,
yüzlerce damar ve yüzlerce isteğe bağlı (ihtiyarî) hareket yaratılmış ve
bunlar öyle bir düzene konulmuştur ki her biri bir başka bölümde, bir başka
özellikte, bir başka hizmette ve bir başka harekette bulunur. Her biri bir
hikmet ve görev için yaratılmıştır. Burada yakînen göreceksin ki hepsi de
ana hatlarıyla kaleme alınıp yazılmıştır. Fakat insanların çoğu bunların nasıl
olduğunu ve keyfiyetini bilmezler. İnsanlar ancak şunu bilirler ki göz,
bakmak için, el tutmak için yaratılmıştır. Lâkin on tabaka olan gözün o
tabakalarının neden yaratıldığını, yapılarını ve işleyişlerini bilmezler. Eğer
o tabakalardan birine bir zarar gelse göz, göremez olur. Avâm, göze o zarar
neden gelir, niçin göz göremez olur, bunun gibi şeyleri bilmez. Elde kaç
kemik olduğunu, kaç sinir ve kaç damar olduğunu, her birinin nasıl
düzenlendiğini ve ne tarz hareket ettiklerini bilmez. İnsan vücudunun içinde
olan ruhun uzuvlarının şekli ve tabiatı, her birinin kuvveti ve görevi nedir,
nefsanî kuvvetlerin her birindeki yüce sanat nedir ve faydaları nelerdir,
bunları bilmez.
Mesela (insanın) içindeki yürek, mide, karaciğer, dalak, öd kesesi, akciğer
ve böbrek gibi organlar; çekme, tutma, hazmetme, ayrıştırma (mümeyyize),
fazlalıkları dışarı atma, şekil alma, artma ve çoğalma gibi kuvvetlerin hepsi
bedende birer hizmetli olarak tayin edilmiştir. Ve her biri kendi işinde her
an vazifesinin başındadır. Çünkü hayat kaynağı olan yürek, her zaman
yukarıda bahsedilen organlara çeşitli derecede sıcaklık ve kuvvet verir.
Midede olan çekme kuvveti, muhtelif gıdaları mideye çeker. Tutma kuvveti,
muhafaza eder ve hazmetme kuvveti pişirir. Ayrıştırma kuvveti, pişmiş
gıdaların katısını incesinden ayırıp fazlalıkları dışarı atma kuvveti katı ve
koyu kısmı bağırsaklara gönderir. Midede kalan ince kısmı ise karaciğer
kendisine çekip ciğerdeki şekil verme (tasvir) kuvveti onu kan rengine
boyar. Onun üzerinde beliren ve sevdâ [556] denilen siyah köpüğü dalak,
kendine çekip değiştirir. Onda kalan ve safra denilen sarı köpüğü öd kesesi
kendine çekip [107/a] değiştirir. Onda olan balgamı akciğer kendine çekip
nefesle boğaz yoluna gönderir.
Bunlardan temizlenen kan, karaciğer içinde su ile karışık olup kıvamını
henüz bulamadığından, ondan önce bu suyu böbrek kendine çekerek
değiştirir. Böbrekte kalanın yoğun kısmı bol olup (idrar olarak) mesane
yoluna gider. Sonra ciğerde kalıp kıvama gelen saf kan, damarlar vasıtasıyla
bütün organlara ulaşır. Büyüme kuvveti organlara hayat verir; vücut etlerine
ve yağlarına kuvvet ve kudret meydana gelir. Damarlar içinde kalan kandan
çoğalma-üreme kuvveti erkeklerde sperm, kadınlarda hem sperm hem süt
meydana getirip sperm iki böbreğe ve testislere (husye) dolar. Süt ise meme
damarlarına gelir. Şu halde eğer dalak bir hastalık yüzünden, kandan daha
önce söylenilen sevdâyı ayırıp devretmezse, o sevdâ ile karışık kalan kan,
beden âzâlarında dağılıp ondan ateşli hastalık (humma-sıtma), cüzzam [557]
ve delilik benzeri sevdâvî hastalıklar meydana gelir. Ve eğer öd kesesine bir
hastalık erişip de öd kesesi safrayı kandan uzak tutmazsa, o kandan
susuzluk gibi hastalıklar ortaya çıkar. Bunun benzeri bedende olan organ ve
kuvvetlerin her biri kendi hizmetlerini görür. Eğer bunların biri eksik olsa
ya da görevinden geri kalsa, çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasıyla beden
bozulup insan nefsi onda yapacağı işleri yapamaz olur.
Hikmetli ve sanatlı bir şekilde her şeyi yaratan Allah’ı her türlü noksan ve
kusurdan tenzih ederiz. Varlıkları kendi gücü ve kudretiyle yaratan ve
onlara şekil veren Allah’ın şânı yücedir. O’nun yüceliği sonsuzdur. İyiliği
ve yardımı herkesi kuşatmıştır. O’ndan başka ilâh yoktur.

