BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Altıncı Madde
Altıncı Madde
Zühal yıldızının tabiatını, özelliklerini, âlemin merkezine olan uzaklığını
ve hacmini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri şöyle demişlerdir: Zühal
yıldızının tabiatı son derece soğuk ve kuru olup gündüz erkeği sayılarak en
büyük uğursuz olarak bilinmiştir. Bu sebeple Zühal yıldızına bakmak
kişiye, üzüntü ve keder verir. Nitekim, çiçek yüzlü Zühre yıldızına bakmak
da sevinç ve neşe kaynağı olarak bilinmiştir.
Zühal yıldızına; ahmaklık, câhillik, cimrilik, kıskançlık, yalancılık,
kötüleyici olmak, gam, tembellik, anlayışsızlık ve muzırlık gibi sıfatlar
nispet edilmiştir. [42/b] Bu yıldız, rahimlere düşen çocuklara baht olsa;
bunun tabiatı ve sıfatları Allah’ın izniyle doğacak olan çocuğa sirâyet eder.
Söz konusu vasıfların doğacak çocuklarda ortaya çıktığı tecrübe ile sabit
olmuştur. Zühal’in, Çarşamba gecesi ile, Cumartesi gündüzüne hâkim
olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple Çarşamba gecesinin ilk saatleriyle,
Cumartesi gündüzünün ilk saatleri bu yıldıza nispet edilmiştir.
Gözlemciler, astronomlar ve matematik bilginleri görüş birliği içinde
şöyle demişlerdir: Zühal feleğinin yüzeyi yumrudur. Âlemin merkezinden
uzaklığı ise, yaklaşık olarak otuzüçbin kere bin ve 510 450 fersah olarak
hesap edilmiştir. Zühal’in içbükey yüzeyinin mesafesi ise takrîben yirmi iki
bin kere bin ve 992 487 fersah olarak ölçülmüştür. Ve bu küllî feleğin
kalınlığı ise, on bin kere bin ve 517 963 fersah ölçülüp tahmin edilmiştir.
Zühal’in cismine gelince; bunun yerkürenin cirmi kadar olduğu muhtelif
geometrik delillerle ve matematik hesapları ile ispat edilmiştir.
Bizim burada göklerin encâmını ve yıldızların hallerini özetle
bildirmekten maksadımız şudur ki, ibretlerle dolu dünyada Allah teâlânın
türlü hikmetlerle dolu yaratıklarını seyredip yüce sanatındaki eşsiz kudrete
hayrân olup sanatın gerçek sahibini bilmektir. Her şeyi bir yana bırakıp
O’nun üstün varlığına teveccüh etmektir. Bu kitapta çeşitli hususiyetlerini
yazdığımız yıldızların cisimlerinden maksat; onların hakiki cisimleridir ki
bunlar evvel emirde ölçü ve tartı ile hesap edilebilen cisimlerdir. Dolayısı
ile bu aktardıklarımız, astronomik hesaplarla feleklerin çakışmasından
ibaret değildir. Bunlar, güneşe yaklaşmaları ve kaybolmaları ve bu
vakitlerinin belirlenmesi için, yıldızın uzaklığına ve yakınlığına göre
gözetleyip hesap edilerek tahmin edilen bir takım itibârî cisimler değildir.
Bilakis bu aktardıklarımız kesin bilgilerdir.
[484] . Matbu metinde bulunan “Fe subhâne’l-Hâliki’l-musavvir” cümlesi
yazma nüshada yoktur.
[485] . Bu cümle, matbu nüshada bulunmamaktadır.
[486] . Hamse-i mütehayyire: Zühal (Satürn), Müşteri (Jüpiter), Merih,
Zühre (Venüs) ve Utarit (Merkür).
[487] . Metâli‘u’l-burûc: Belirli bir coğrafî bölgenin ufkundan, belli bir
ekliptik yayı ile aynı anda geçen ekvator yayının belirlenmesidir. Genellikle
doğu ufkundan ölçülür. İki türlü doğuş vardır: 1-Dik doğuş ya da eğimli
kürede doğuş. Dik kürede doğuş ekliptiğin yaylarının, enlemi sıfır olan
(yani ekvator üzerinde bulunan) bir bölgenin ufku üzerinde yükselmesidir.
Dik doğuş, Koç burcunun başlangıcı ile ufuk dairesinin ekvatoru kestiği
nokta arasında yer alan ekvatordan bir yaydır. Böyle bir doğuş, Koç
burcunun ilk noktasından, yani İlkbahar ılımından ölçüldüğü için “Koç
burcunun başlangıcından olan doğuşlar” (metâlî‘ min evvel el-Hamel)
olarak adlandırılır. Eğer dik doğuş Oğlak burcundan itibaren ölçülür ise,
“Oğlak burcunun başlangıcından olan doğuşlar” (metâlî‘ min evvel el-Cedi)
olarak adlandırılır. Eğimli kürede doğuş (el-metâlî‘ fi’l-felek el-mâil), özel
bir enleme ilişkindir. Ekliptiğin bir yayının belli bir enlemin ufku üzerinde,
ekvatordan bir yay ile aynı anda yükselmesidir.
[488] . Zirve-i mer’î: Bu’du’l-eb’âd el-mukavvem. Görünen apoje.
Latincesi: Apogaeum medium. Batlamyus astronomisinde Ay’ın ikinci
eşitsizliği nedeniyle episiklin üzerinde tespit edilen apoje.
Episikl felek (felek-i tedvîr), Zühal feleğinin yörüngesinde yere paralel
olmayan bir küçük felektir ki yıldızın kendisini taşıyıcı ve merkez harici
olan bahsi geçen ikinci feleğin yörüngesine yerleşmiştir. Episikl felek
(felek-i tedvîr), tek bir yüzey ile kuşatılmış musammet (içi dolu; sessiz) bir
küredir ki içinde bulunduğu taşıyıcı feleğin eğimine göre kendi mekânında,
belirli bir hareketle batıdan doğuya, yani burçların sırası üzere devrân edip
bir tarafında iki kutbu arasında sabitlenmiş bulunan Satürn (Zühal) yıldızını
da berâberinde döndürür. Sözünü ettiğimiz Episikl felek (felek-i tedvîr),
kendi merkezi etrafında batıya doğru hareketiyle bir gün bir gecede, kendi
etrafının (mıntıka) üç yüz atmış derecesinden bir dereceye yakın hareketle
bu yıldızı güneşin vasatına uygun bir şekilde hareket ettirmiş olur ki, senede
bir kere devresini [böylece] tamamlamış olur ve buna, yıldızın değişken
hareketi (hareket-i ihtilâf-ı kevkeb) derler.
“Beş şaşkınlar”ın hareketlerinin bu minval üzere olmasının açıklaması
şudur ki söz konusu gezegenlerden biri döndürücü feleği üstüne gelince,
gezegenin kendi hareketinin merkezi Episikl’in hareketinin merkezine yani
burçların doğuşu (tevâlî-i burûc; Metâli‘u’l-burûc) üzerine denk düşüp hızlı
hareket ediyor (serîu’l-hareke) görünür. Yıldız, Episikle bir miktar daha
meyledince bu sefer hareketi düz olur ve Episikl’in eteğine (esfel) inerse,
yıldızın kendi merkezi inişte olduğu için hareketi görünmez olup olduğu
yerde durakladığı görülür (batîu’l-hareke). Yıldız, Episikl’in eteğine (esfel-i
tedvîr) yakın olunca bu sefer kendi merkezinin doğuşunun aksine (hilâf-ı
tevâlî) bulunan hareketi Episikl’in merkezi ve taşıyıcı feleğin hareketiyle
berâber olup söz konusu iki hareket birbirine zıt olduğu için yıldızın
durmakta olduğu görülür. Yıldız iyice alçalıp eteğe (esfel-i tedvîr) inince bu
kez kendi hareketi Episikl’in merkezinin hareketinden daha fazla olduğu
için geriye dönüyor (râci‘) görülür. Yıldızın geri dönüşü (ric‘at-i kevkeb)
sona erince bu sefer yukarıda sözünü ettiğimiz iki hareket yine eşit hale
gelir ve yıldız ikinci kez duruyor (batî’ul- hareket) görünür.
Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri şöyle demişlerdir: Yedi
gezegenden Güneş ve Ay’dan [41/b] başkasına yani üç yüksek (selâse-i
ulviye) ile iki alçağa (süfliyeteyn) şu sebeple “beş şaşkınlar” (hamse-i
mütehayyire) denilmiştir ki, bunlarda bazen doğru hareket etme ve bazen de
yavaş gitme, bazen durma ve bazen de geri dönme, bazen duraksama ve
yavaş hareket etme, bazen de düz ve sür’atli gitme ârız olur.
Burada anlattıklarımızı kusursuz yaratıp sanatkârâne şekil veren Allah
teâlâ, bütün noksanlıklardan münezzehtir.
Zühal yıldızının her iki yaklaşması (ihtirâk) arasında geçen süre bir sene
on üç gündür. Çünkü her üç yüz yetmiş sekiz günde bir kere burçlar
feleğinde güneşin mekânına gelir, onunla görünmez olur. Yeryüzüne yakın
olması itibarı ile bu vaziyete iki gezegenin çakışması (kırân) ve yaklaşması
(ihtirâk) denilmiştir. Zühal yıldızının taşıyıcı feleği, burçlar kuşağından
(mıntıkatü’l-burûc) güney ve kuzey istikãmetine doğru ikişer buçuk derece
eğimli iken, aynı zamanda Episikl’in de Görünen apoje (zirve-i mer’î);
bu’du’l-eb’âd el-mukavvem) ve eteğinin meyli bazen güneye ve bazen de
kuzeye dört buçuk derece kadar eğimli olduğundan, bu yıldızın
yörüngesinde enlem değişikliği (ihtilâf-ı arazî) bulunup seyri sırasında
şaşırmış gibi görünerek adı “beş şaşkınlar” içinde anılmıştır.
. Matbu metinde bulunan “Fe subhâne’l-Hâliki’l-musavvir” cümlesi
yazma nüshada yoktur.
. Bu cümle, matbu nüshada bulunmamaktadır.
. Hamse-i mütehayyire: Zühal (Satürn), Müşteri (Jüpiter), Merih, Zühre
(Venüs) ve Utarit (Merkür).
. Metâli‘u’l-burûc: Belirli bir coğrafî bölgenin ufkundan, belli bir ekliptik
yayı ile aynı anda geçen ekvator yayının belirlenmesidir. Genellikle doğu
ufkundan ölçülür. İki türlü doğuş vardır: 1-Dik doğuş ya da eğimli kürede
doğuş. Dik kürede doğuş ekliptiğin yaylarının, enlemi sıfır olan (yani
ekvator üzerinde bulunan) bir bölgenin ufku üzerinde yükselmesidir. Dik
doğuş, Koç burcunun başlangıcı ile ufuk dairesinin ekvatoru kestiği nokta
arasında yer alan ekvatordan bir yaydır. Böyle bir doğuş, Koç burcunun ilk
noktasından, yani İlkbahar ılımından ölçüldüğü için “Koç burcunun
başlangıcından olan doğuşlar” (metâlî‘ min evvel el-Hamel) olarak
adlandırılır. Eğer dik doğuş Oğlak burcundan itibaren ölçülür ise, “Oğlak
burcunun başlangıcından olan doğuşlar” (metâlî‘ min evvel el-Cedi) olarak
adlandırılır. Eğimli kürede doğuş (el-metâlî‘ fi’l-felek el-mâil), özel bir
enleme ilişkindir. Ekliptiğin bir yayının belli bir enlemin ufku üzerinde,
ekvatordan bir yay ile aynı anda yükselmesidir.
. Zirve-i mer’î: Bu’du’l-eb’âd el-mukavvem. Görünen apoje. Latincesi:
Apogaeum medium. Batlamyus astronomisinde Ay’ın ikinci eşitsizliği
nedeniyle episiklin üzerinde tespit edilen apoje.

