Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Altıncı Madde

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Altıncı Madde Altıncı Madde Zühal yıldızının tabiatını, özelliklerini, âlemin merkezine olan uzaklığını ve hacmini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri şöyle …

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Altıncı Madde

Altıncı Madde

Zühal yıldızının tabiatını, özelliklerini, âlemin merkezine olan uzaklığını

ve hacmini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri şöyle demişlerdir: Zühal

yıldızının tabiatı son derece soğuk ve kuru olup gündüz erkeği sayılarak en

büyük uğursuz olarak bilinmiştir. Bu sebeple Zühal yıldızına bakmak

kişiye, üzüntü ve keder verir. Nitekim, çiçek yüzlü Zühre yıldızına bakmak

da sevinç ve neşe kaynağı olarak bilinmiştir.

Zühal yıldızına; ahmaklık, câhillik, cimrilik, kıskançlık, yalancılık,

kötüleyici olmak, gam, tembellik, anlayışsızlık ve muzırlık gibi sıfatlar

nispet edilmiştir. [42/b] Bu yıldız, rahimlere düşen çocuklara baht olsa;

bunun tabiatı ve sıfatları Allah’ın izniyle doğacak olan çocuğa sirâyet eder.

Söz konusu vasıfların doğacak çocuklarda ortaya çıktığı tecrübe ile sabit

olmuştur. Zühal’in, Çarşamba gecesi ile, Cumartesi gündüzüne hâkim

olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple Çarşamba gecesinin ilk saatleriyle,

Cumartesi gündüzünün ilk saatleri bu yıldıza nispet edilmiştir.

Gözlemciler, astronomlar ve matematik bilginleri görüş birliği içinde

şöyle demişlerdir: Zühal feleğinin yüzeyi yumrudur. Âlemin merkezinden

uzaklığı ise, yaklaşık olarak otuzüçbin kere bin ve 510 450 fersah olarak

hesap edilmiştir. Zühal’in içbükey yüzeyinin mesafesi ise takrîben yirmi iki

bin kere bin ve 992 487 fersah olarak ölçülmüştür. Ve bu küllî feleğin

kalınlığı ise, on bin kere bin ve 517 963 fersah ölçülüp tahmin edilmiştir.

Zühal’in cismine gelince; bunun yerkürenin cirmi kadar olduğu muhtelif

geometrik delillerle ve matematik hesapları ile ispat edilmiştir.

Bizim burada göklerin encâmını ve yıldızların hallerini özetle

bildirmekten maksadımız şudur ki, ibretlerle dolu dünyada Allah teâlânın

türlü hikmetlerle dolu yaratıklarını seyredip yüce sanatındaki eşsiz kudrete

hayrân olup sanatın gerçek sahibini bilmektir. Her şeyi bir yana bırakıp

O’nun üstün varlığına teveccüh etmektir. Bu kitapta çeşitli hususiyetlerini

yazdığımız yıldızların cisimlerinden maksat; onların hakiki cisimleridir ki

bunlar evvel emirde ölçü ve tartı ile hesap edilebilen cisimlerdir. Dolayısı

ile bu aktardıklarımız, astronomik hesaplarla feleklerin çakışmasından

ibaret değildir. Bunlar, güneşe yaklaşmaları ve kaybolmaları ve bu

vakitlerinin belirlenmesi için, yıldızın uzaklığına ve yakınlığına göre

gözetleyip hesap edilerek tahmin edilen bir takım itibârî cisimler değildir.

Bilakis bu aktardıklarımız kesin bilgilerdir.

[484] . Matbu metinde bulunan “Fe subhâne’l-Hâliki’l-musavvir” cümlesi

yazma nüshada yoktur.

[485] . Bu cümle, matbu nüshada bulunmamaktadır.

[486] . Hamse-i mütehayyire: Zühal (Satürn), Müşteri (Jüpiter), Merih,

Zühre (Venüs) ve Utarit (Merkür).

[487] . Metâli‘u’l-burûc: Belirli bir coğrafî bölgenin ufkundan, belli bir

ekliptik yayı ile aynı anda geçen ekvator yayının belirlenmesidir. Genellikle

doğu ufkundan ölçülür. İki türlü doğuş vardır: 1-Dik doğuş ya da eğimli

kürede doğuş. Dik kürede doğuş ekliptiğin yaylarının, enlemi sıfır olan

(yani ekvator üzerinde bulunan) bir bölgenin ufku üzerinde yükselmesidir.

Dik doğuş, Koç burcunun başlangıcı ile ufuk dairesinin ekvatoru kestiği

nokta arasında yer alan ekvatordan bir yaydır. Böyle bir doğuş, Koç

burcunun ilk noktasından, yani İlkbahar ılımından ölçüldüğü için “Koç

burcunun başlangıcından olan doğuşlar” (metâlî‘ min evvel el-Hamel)

olarak adlandırılır. Eğer dik doğuş Oğlak burcundan itibaren ölçülür ise,

“Oğlak burcunun başlangıcından olan doğuşlar” (metâlî‘ min evvel el-Cedi)

olarak adlandırılır. Eğimli kürede doğuş (el-metâlî‘ fi’l-felek el-mâil), özel

bir enleme ilişkindir. Ekliptiğin bir yayının belli bir enlemin ufku üzerinde,

ekvatordan bir yay ile aynı anda yükselmesidir.

[488] . Zirve-i mer’î: Bu’du’l-eb’âd el-mukavvem. Görünen apoje.

Latincesi: Apogaeum medium. Batlamyus astronomisinde Ay’ın ikinci

eşitsizliği nedeniyle episiklin üzerinde tespit edilen apoje.

Episikl felek (felek-i tedvîr), Zühal feleğinin yörüngesinde yere paralel

olmayan bir küçük felektir ki yıldızın kendisini taşıyıcı ve merkez harici

olan bahsi geçen ikinci feleğin yörüngesine yerleşmiştir. Episikl felek

(felek-i tedvîr), tek bir yüzey ile kuşatılmış musammet (içi dolu; sessiz) bir

küredir ki içinde bulunduğu taşıyıcı feleğin eğimine göre kendi mekânında,

belirli bir hareketle batıdan doğuya, yani burçların sırası üzere devrân edip

bir tarafında iki kutbu arasında sabitlenmiş bulunan Satürn (Zühal) yıldızını

da berâberinde döndürür. Sözünü ettiğimiz Episikl felek (felek-i tedvîr),

kendi merkezi etrafında batıya doğru hareketiyle bir gün bir gecede, kendi

etrafının (mıntıka) üç yüz atmış derecesinden bir dereceye yakın hareketle

bu yıldızı güneşin vasatına uygun bir şekilde hareket ettirmiş olur ki, senede

bir kere devresini [böylece] tamamlamış olur ve buna, yıldızın değişken

hareketi (hareket-i ihtilâf-ı kevkeb) derler.

“Beş şaşkınlar”ın hareketlerinin bu minval üzere olmasının açıklaması

şudur ki söz konusu gezegenlerden biri döndürücü feleği üstüne gelince,

gezegenin kendi hareketinin merkezi Episikl’in hareketinin merkezine yani

burçların doğuşu (tevâlî-i burûc; Metâli‘u’l-burûc) üzerine denk düşüp hızlı

hareket ediyor (serîu’l-hareke) görünür. Yıldız, Episikle bir miktar daha

meyledince bu sefer hareketi düz olur ve Episikl’in eteğine (esfel) inerse,

yıldızın kendi merkezi inişte olduğu için hareketi görünmez olup olduğu

yerde durakladığı görülür (batîu’l-hareke). Yıldız, Episikl’in eteğine (esfel-i

tedvîr) yakın olunca bu sefer kendi merkezinin doğuşunun aksine (hilâf-ı

tevâlî) bulunan hareketi Episikl’in merkezi ve taşıyıcı feleğin hareketiyle

berâber olup söz konusu iki hareket birbirine zıt olduğu için yıldızın

durmakta olduğu görülür. Yıldız iyice alçalıp eteğe (esfel-i tedvîr) inince bu

kez kendi hareketi Episikl’in merkezinin hareketinden daha fazla olduğu

için geriye dönüyor (râci‘) görülür. Yıldızın geri dönüşü (ric‘at-i kevkeb)

sona erince bu sefer yukarıda sözünü ettiğimiz iki hareket yine eşit hale

gelir ve yıldız ikinci kez duruyor (batî’ul- hareket) görünür.

Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri şöyle demişlerdir: Yedi

gezegenden Güneş ve Ay’dan [41/b] başkasına yani üç yüksek (selâse-i

ulviye) ile iki alçağa (süfliyeteyn) şu sebeple “beş şaşkınlar” (hamse-i

mütehayyire) denilmiştir ki, bunlarda bazen doğru hareket etme ve bazen de

yavaş gitme, bazen durma ve bazen de geri dönme, bazen duraksama ve

yavaş hareket etme, bazen de düz ve sür’atli gitme ârız olur.

Burada anlattıklarımızı kusursuz yaratıp sanatkârâne şekil veren Allah

teâlâ, bütün noksanlıklardan münezzehtir.

Zühal yıldızının her iki yaklaşması (ihtirâk) arasında geçen süre bir sene

on üç gündür. Çünkü her üç yüz yetmiş sekiz günde bir kere burçlar

feleğinde güneşin mekânına gelir, onunla görünmez olur. Yeryüzüne yakın

olması itibarı ile bu vaziyete iki gezegenin çakışması (kırân) ve yaklaşması

(ihtirâk) denilmiştir. Zühal yıldızının taşıyıcı feleği, burçlar kuşağından

(mıntıkatü’l-burûc) güney ve kuzey istikãmetine doğru ikişer buçuk derece

eğimli iken, aynı zamanda Episikl’in de Görünen apoje (zirve-i mer’î);

bu’du’l-eb’âd el-mukavvem) ve eteğinin meyli bazen güneye ve bazen de

kuzeye dört buçuk derece kadar eğimli olduğundan, bu yıldızın

yörüngesinde enlem değişikliği (ihtilâf-ı arazî) bulunup seyri sırasında

şaşırmış gibi görünerek adı “beş şaşkınlar” içinde anılmıştır.

. Matbu metinde bulunan “Fe subhâne’l-Hâliki’l-musavvir” cümlesi

yazma nüshada yoktur.

. Bu cümle, matbu nüshada bulunmamaktadır.

. Hamse-i mütehayyire: Zühal (Satürn), Müşteri (Jüpiter), Merih, Zühre

(Venüs) ve Utarit (Merkür).

. Metâli‘u’l-burûc: Belirli bir coğrafî bölgenin ufkundan, belli bir ekliptik

yayı ile aynı anda geçen ekvator yayının belirlenmesidir. Genellikle doğu

ufkundan ölçülür. İki türlü doğuş vardır: 1-Dik doğuş ya da eğimli kürede

doğuş. Dik kürede doğuş ekliptiğin yaylarının, enlemi sıfır olan (yani

ekvator üzerinde bulunan) bir bölgenin ufku üzerinde yükselmesidir. Dik

doğuş, Koç burcunun başlangıcı ile ufuk dairesinin ekvatoru kestiği nokta

arasında yer alan ekvatordan bir yaydır. Böyle bir doğuş, Koç burcunun ilk

noktasından, yani İlkbahar ılımından ölçüldüğü için “Koç burcunun

başlangıcından olan doğuşlar” (metâlî‘ min evvel el-Hamel) olarak

adlandırılır. Eğer dik doğuş Oğlak burcundan itibaren ölçülür ise, “Oğlak

burcunun başlangıcından olan doğuşlar” (metâlî‘ min evvel el-Cedi) olarak

adlandırılır. Eğimli kürede doğuş (el-metâlî‘ fi’l-felek el-mâil), özel bir

enleme ilişkindir. Ekliptiğin bir yayının belli bir enlemin ufku üzerinde,

ekvatordan bir yay ile aynı anda yükselmesidir.

. Zirve-i mer’î: Bu’du’l-eb’âd el-mukavvem. Görünen apoje. Latincesi:

Apogaeum medium. Batlamyus astronomisinde Ay’ın ikinci eşitsizliği

nedeniyle episiklin üzerinde tespit edilen apoje.