-2. CİLT- · 171 – AKSIRAN KİMSEYE NAMAZDA İKEN “YERHAMUKALLAH” DEMEK


















930 – Muaviye bin el-Hakem es-Sülemî radıyallahu anh’dan;
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile berâber namaz kılıyordum.
Cemaatten biri hapşırdı. Ben de Yerhamukâllah dedim. Cemaat gözlerini
bana diktiler. Ben de:
– Ah annelerinin çocukları ölesiler. Size ne oldu ki; bana bakıyorsunuz,
dedim. Elleriyle dizlerine vurmaya başladılar. Anladım ki onlar beni
susturmaya çalışıyorlar. (Râvîlerden) Osman diyor ki: “Onların beni
susturmaya çalıştıklarını gördüm. Ben de (onlara mukabele etmek istedimse
de) sustum.”
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem namazını kılınca babam anam ona
feda olsun ki, beni ne dövdü ne azarladı. Ne de sövdü. Bana dedi ki:
“- Şu namazda bunun gibi insan sözünden bir şey helal olmaz. Onda ancak
tesbih, tekbir ve Kur’ân okumak vardır. Yahut da Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem bunun gibi” dedi. Ben de:
“Ey Allah’ın Rasûlü biz cahiliyetten yeni kurtulmuş bir toplumuz. Gerçi
Allah bize İslâmiyeti gönderdi. Ancak bizden hâlâ kâhinlere giden var,”
dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
“- Kâhinlere gitme” buyurdu.
Bizden uğursuzluk inancında olanlar da var, dedim.
“- O insanların gönlünde buldukları bir şeydir. Onları yoldan çıkarmasın”
buyurdu.
“- Bizden (parmak) çizgileriyle (hayır ve şer tayin edenler) var dedim.
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
“- Geçmiş peygamberlerden biri de (şehadet parmağı ile) çizgi çizerdi.
Kimin çizgisi ona uyarsa isabet etmiş olur” buyurdu.
Muaviye dedi ki: Benim bir cariyem birkaç koyunum var, dedim. Uhud ve
Cevâniye tarafında koyunları güderdi. Bir kere yanına vardım. Bir de ne
göreyim. Bir kurt, koyunlardan birini götürmüş. Ben de Adem’in
evlatlarındanım. Diğer insanların sinirlendiği gibi ben de sinirlenirim. İşte
ben o cariyeye bir tokat attım. Bu hareketimi Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem bana çok gördü. Ben onu hürriyetine kavuşturayım mı? dedim.
“- Onu bana getir” buyurdu. Cariyeyi Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem’e getirdim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ona:
“- Allah nerededir,” dedi. Cariye:
– Göklerdedir, cevabını verdi.
“- Ya ben kimim?” buyurdu. Cariye:
– Sen de Allah’ın Rasûlüsün, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
“- Bunu azad et.” (Bu cariye) Mü’minedir, buyurdu. [57]
İZAH
Süklâ Ümmiyâhü: Anneleri çocuklarını kaybedesice, ananız ağlasın
manalarına gelir.
Yüsekkitunî: Beni susturmaya çalışıyorlardı.
Kâhin: Gaybten haber veren, olayları tefsir eden fal bakıcıya denir.
Kâhinlere gitmek, verdikleri haberleri tasdik etmek haramdır.
Tetayyur: Kuşun uçmasından, tavşanın yoldan geçmesinden uğursuzluk
olacağı inancına kapılıp, işinden, yolundan geri kalmaktır. İslâm’da yeri
yoktur.
Bu inancı silip atmalı. Kalbe gelse bile bizi işimizden alıkoymamalıdır. Bu
batıl inanç eski devirlerden beri yaygın halde devam etmektedir.
Hat çizmek: Cahiliyet devrinde Urafa denilen fal bakıcılara giderlerdi.
Bakıcıların yanında bir erkek çocuğu bulunurdu. Çocuk çok sayıda çizgiler
çizerdi. Bakıcı çocuğa ikişer ikişer çizgileri silmesini isterdi. En son çizgiler
çift kalırsa, bu işin uğurlu olacağı, eğer tek kalırsa uğursuz olacağı kabul
edilirdi.
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem bu çizgi usûlünü Peygamberlerden
birinin kullandığını, çizgisi o Peygamberin çizgisine uyarsa, işin doğru
olacağını bildirmiş fakat o peygamberin çizgisinin şekli açıklanmamıştır.
Peygamber Efendimizin geçmiş peygamberlerden birinin böyle yaptığını
bildirmesi, onun hükmünün helal olduğunu göstermez.
Çünkü bu hatların geçmiş peygamberlerin çizdiği çizgiye uyacağı
bilinemez. Avnü’l-Ma’bûd’da kaydedildiğine göre, ilim adamlarının hepsi;
bizde bu çizgi usulü ile hayır ve şer tayini yasaktır, demişlerdir. Nevevî de
bütün ilim adamlarınca bugün çizgi çizerek remel atmak yasaktır, demiştir.
Çizgi usulünü kullanan peygamberin İdris veya Daniyal olduğu Mirkatü’s
Suud’da kayıtlıdır.
Peygamberler, böyle zahir işlere teşebbüs ettikleri vakit ilahî vahy ile teyid
edilmişlerdir.
Cavaniye: Uhud yakınında bir mevkiin adıdır.
Sakk: Tokat demektir.
Hadisten istifade edilen fıkhî meseleler şunlardır:
1 – Namazda aksıran kimsenin “Elhamdülillah” demesi, namazını bozmaz,
hatta Ahmed bin Hanbel ve Şâfiî Hazretlerine göre aksıran kimsenin, içinde
kendi nefsinde “Elhamdülillah” demesi müstehaptır.
2 – Namazda yanındakinin hapşırıp “Elhamdülillah” dediğini duyanlar,
“Yerhamukellah” demezler.
3 – Namazda konuşmak yasaktır.
4 – Emri altında bulunan zayıfları dövmek, incitmek doğru değildir. Terbiye
için ölçü dahilinde dövmek bundan hariç kalır.
5 – Kâhine gitmek haramdır.
6 – Kuşun ötmesi, tavşanın geçmesinden uğursuzluk geleceği inancı batıldır.
7 – İmanın esas rüknü Allah’ın birliğini ve Peygamberin hak olduğunu
tasdik ve ikrardır. Çünkü cariye Allah’ı tanıdığı, Peygamberimizin
peygamberliğini bildiği ve ikrar ettiği için, mü’mine sayılmıştır.











931 – Muaviye bin Hakem es-Sülemî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine
göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in yanına geldiğimde: Umûr-ı
İslâmiyeden bazılarını öğrendim. Bu öğrendiklerim içerisinde Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem’in:
– “Hapşırdığın vakit Allah’a hamd et. Birisi hapşırıp Elhamdülillah dediği
vakit, Yerhamu kellah de,” buyurması da vardı.
Bir zamanlar ben namazda Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte
duruyordum. Bir kimse hapşırıp “Elhamdülillah” dedi. Ben de yüksek sesle
“Yerhamu kellah” dedim. Cemaat gözlerini bana diktiler. O bana ağır geldi.
Ve “bana sağdan soldan neden bakıyorsunuz,” dedim. Hepsi:
“- Sübhanallah” dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem namazını
bitirince, “Konuşan kimdi?” buyurdu. Şu Arabî denildi. Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem beni çağırdı ve:
“- Namazda ancak Kur’an okunur. Aziz ve Celil olan Allah’a zikir yapılır.
Namazda bulunduğun vakit yaptığın bu olsun” buyurdu. Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem’den daha merhametli hiçbir muallim görmedim,
dedi.
İZAH
Uyûnüşşüzr: Sağdan soldan bakmaktır. Gazabla göz ucu ile bakmaya da
denir.

