Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Allah dostlarının derecelerini, makamlarını, kerâmetlerini ve yüce hâllerini bildirir

DÖRDÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Yedinci Madde Yedinci Madde Allah dostlarının derecelerini, makamlarını, kerâmetlerini ve yüce hâllerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Evliyâ aba …

DÖRDÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Yedinci Madde

Yedinci Madde

Allah dostlarının derecelerini, makamlarını, kerâmetlerini ve yüce

hâllerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Evliyâ aba giyen

gönül sultanlarıdır; aşk şarabını içip ayık gezen üstün meziyetli insanlardır.

Çünkü Allah’ın velî kulları ilâhî aşk içeceğinin sarhoşudur, engin gönülleri

Yüce Mevlâ’nın nazargâhıdır.

Evliyâ, parasız pulsuz zenginlerdir, davulsuz sancaksız sultanlardır.

Evliyâ izzet örtüsüyle örtünmüş olup O’na yakınlık (kurbiyet) döşeği

üzerinde sevniçle oturmuşlardır. Onların yüce gönülleri ta arşta seyrettiği

halde, bedenleri bu vahşi âlemde dolaşmakla memur kılınmıştır.

Yeryüzü onlar için üzerinde dolaştıkları yaygı hâline getirilmiş, gökler

üzerlerine tavan kılınmıştır. Güneş onlara ışığıyla örtü, ay şavkıyla kandil

olmuştur. Onların bedenleri ve ruharı ulvîdir. Sözleri peygamberî üsluptadır,

davranışları melekî hususiyet arz eder. Allah dostlarının ahlâkı ilâhî ahlâkın

boyasını yansıtır. Onların maişetleri tefvîz ve tevekkülden ibarettir.

Sanatları sabretmek ve tahammül göstermektir. Onların meslekleri

teslimiyet ve rızadır. Lezzetleri fakr ve fenâ bilincine sahip olmaktır. Onlar,

daima hayret içindedirler. Hak dostluğunda daimdirler. Ne mutlu onlara ve

onları sevenlere!

Acaba dünya sultanları bu devlet ve saltanatın onda birine sahip midirler?

Hâlbuki âhiret mülkünün ne muazzam olduğunu Mevlâ teala vasf edip

duyurmuştur. Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de: “Orada nereye baksan (yığınla)

nimet ve ulu bir saltanat görürsün” (İnsan, 76/20) buyurmuştur.

Nazm

1. Cihâna pâdişehiz çün sana gedâyız biz

Gıdâmız oldu cihân kim sana gıdâyız biz [305/b]

2. Cihân ki hazretine bende-i kemîn olmuş

Bizim gıdâmız olur çün sana fedâyız biz

3. Bizümle zâtın olur çünkü mürtedî vü nihân

Hicâbımız biziz ammâ sana ridâyız biz

4. Cemâlin isteyen ancak bizi görür ey şeh

Sana bu arsada hem çetr ü hem livâyız biz

5. Hemân sen ol bize nâzır ki hüsnünü göresin

Sana çü âyîne-i rûy-ı cân-fezâyız biz

6. Likâ-yı zâtın idersen ger ârzû ey aşk

Kulûba luft ile seyr it ki hoş-likâyız biz

7. Uluvv-i himmet ile kendün anla ey Hakkı

Ki sûr-ı aşk-ı Hak’ız pür-dem ü nevâyız biz.

Günümüz Türkçesiyle

1. Cihana pâdişâhız, sana köleyiz biz. Gıdamız oldu cihan ki sana gıdayız

biz.

2. Cihan ki Hazretine âciz köle olmuş. Bizim gıdamız olmuş, sana fedâyız

biz.

3. Çünkü zâtın bizimle zatın saklanıp gizlenir. Kendimize perdeyiz, sana

örtüyüz biz.

4. Cemâlin isteyen ancak bizi görür, ey Şah! Sana bu arsada hem çadır,

hem sancağız biz.

5. Hemen bize bak, güzelliğini göresin. Senin için, cana can katan

vechinin aynasıyız biz.

6. Zatına kavuşmayı istersen, ey aşk! Lütfedip kalplere bak, “kavuşma”

(hoş-lika)yız biz.

7. Himmetini yüce tut, kendini anla ey Hakkı! Hak aşkının sureti, bir

damla kan ve ahengiz biz.

Velilerin kerâmetlerine gelince; bunu ilâhî feyz ve bereket kaynağı İmam

Gazalî (r.a.) şöyle açıklamıştır:

Hak teala kendi dostlarına kırk çeşit kerâmet bağışlamıştır ki, bunların

yirmisini dünyada yirmisini âhirette vermiştir.

Dünyada olan kerâmetleri şunlardır: Hak tealanın onları övmesi, hürmete

lâyık kılması, onları sevmesi, işlerinin tanzimini üstlenmesi, rızıklarını

kendi üzerine alması, onlara yardım etmesi, onlara dost olması, onları halka

hizmetten kurtarıp azîz eylemesi, himmetlerini dünyadan ve dünya ehlinden

yüce tutması, kalplerini her nesneden müstağnî kılması, her halde nefislerini

temizlemesi, hikmet ve hidayet nûrunu kalplerine indirmesi, kendilerine

heybet ve vakar vermesi, göğüslerine genişlik vermesi, onları kalplerin

sevgilisi eylemesi, onlara ait eşyalara bereket vermesi, dört unsuru ve

bunlardan meydana gelen üç oluşumu onların emrine musahhar kılması,

yeryüzü hazinelerinin anahtarlarını onlara vermesi, muhtaçlar, hastalar ve

darda kalanlara onları yardımcı kılması ve dualarını kabul eylemesidir.

Ahirette olan kerâmetleri şunlardır: Hak tealanın onlara sekerat-ı mevti

(ölüm sarhoşluğu) kolaylaştırması, onları iman ve marifette sabit kılması,

rahatlık ve hoşluk vermesi, kabirlerini ferah ve geniş eylemesi, fitnelerden

ve korkudan muhafaza edip tehlikelerden uzak eylemesi, yüce zatına

dostlukla ve huzurunda bulundurmakla nimetlendirmesi, ihsan ve ikramında

daim eylemesi, saadet hırkaları ve taç giydirmesi, yüzlerini ak ve nûrlu

eylemesi, güvende olacaklarına dair müjdeler vermesi, hesap defterlerini

yeterli görmesi, hesaba çekmemesi, mizandan muaf kılması, günahkâr

kullara şefaatçi eylemesi, onların nûru hürmetine cehennem ateşini

sâkinleştirmesi, sırâtı sür’atle geçirmesi, Kevser havuzundan içirmesi,

onlara ebedî mülk bağışlaması, mak’ad-ı sıdka erdirmesi ve mübarek

cemâlini niteliksiz onlara göstermesidir.

Allah’ım! Bizi onların sevgisiyle rızıklandır ve bizi onlarla beraber eyle.

Nazm

1. Hâce biz mest-i bâde-i ezeliz

Âşık-ı hüsn-i aşk-ı lem-yezeliz

2. Bize ta‘lîm ider mu‘allim-i aşk

Biz bu ilm içre nâsi-i ameliz

3. Sûretâ ger hafîf çün kâhız

Lîk dilden metîn çün cebeliz

4. Bulmuşuz aşk-ı Hayy u Kayyûmu

Aşk ile biz de Hayy-ı bî-eceliz

5. Mülk-i fakr u fenâ gedâlarıyız

Hem selâtîn-i mülk-i bî-haleliz [306/a]

6. Zevk-i dil bulduk ekl ü şürbe bedel

Şârib-i hamr-ı aşk-ı bî-bedeliz

7. Biz bu aşk-ı cemîli vasf iderüz

Sandı Hakkı ki, münşid-i gazeliz

Günümüz Türkçesiyle

1. Hoca, biz ezel şarabıyla mest olmuşuz. Ezelî aşkın güzelliğine

tutkunuz.

2. Aşk öğretmeni, bize aşkı öğretir. Biz bu ilim içinde, ameli unutmuşuz.

3. Görünürde hafif, saman çöpü gibiyiz. Gönüllerde, dağlar gibi sağlamız.

4. Hay ve Kayyûm olan Allah’ın aşkını bulmuşuz. Aşk sâyesinde biz,

ecelsiz dirileriz.

5. Fakr u fenâ mülkünün dilencileriyiz. Hem de ebedî mülkün

sultanlarıyız.

6. Yeme içmeye bedel, gönül zevkimiz. Bedelsiz aşk şarabını

içenlerdeniz.

7. Biz bu güzel aşkı vasf ederiz. Hakkı sandı ki, gazel inşâd ederiz.