DÖRDÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Yedinci Madde
Yedinci Madde
Allah dostlarının derecelerini, makamlarını, kerâmetlerini ve yüce
hâllerini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Evliyâ aba giyen
gönül sultanlarıdır; aşk şarabını içip ayık gezen üstün meziyetli insanlardır.
Çünkü Allah’ın velî kulları ilâhî aşk içeceğinin sarhoşudur, engin gönülleri
Yüce Mevlâ’nın nazargâhıdır.
Evliyâ, parasız pulsuz zenginlerdir, davulsuz sancaksız sultanlardır.
Evliyâ izzet örtüsüyle örtünmüş olup O’na yakınlık (kurbiyet) döşeği
üzerinde sevniçle oturmuşlardır. Onların yüce gönülleri ta arşta seyrettiği
halde, bedenleri bu vahşi âlemde dolaşmakla memur kılınmıştır.
Yeryüzü onlar için üzerinde dolaştıkları yaygı hâline getirilmiş, gökler
üzerlerine tavan kılınmıştır. Güneş onlara ışığıyla örtü, ay şavkıyla kandil
olmuştur. Onların bedenleri ve ruharı ulvîdir. Sözleri peygamberî üsluptadır,
davranışları melekî hususiyet arz eder. Allah dostlarının ahlâkı ilâhî ahlâkın
boyasını yansıtır. Onların maişetleri tefvîz ve tevekkülden ibarettir.
Sanatları sabretmek ve tahammül göstermektir. Onların meslekleri
teslimiyet ve rızadır. Lezzetleri fakr ve fenâ bilincine sahip olmaktır. Onlar,
daima hayret içindedirler. Hak dostluğunda daimdirler. Ne mutlu onlara ve
onları sevenlere!
Acaba dünya sultanları bu devlet ve saltanatın onda birine sahip midirler?
Hâlbuki âhiret mülkünün ne muazzam olduğunu Mevlâ teala vasf edip
duyurmuştur. Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de: “Orada nereye baksan (yığınla)
nimet ve ulu bir saltanat görürsün” (İnsan, 76/20) buyurmuştur.
Nazm
1. Cihâna pâdişehiz çün sana gedâyız biz
Gıdâmız oldu cihân kim sana gıdâyız biz [305/b]
2. Cihân ki hazretine bende-i kemîn olmuş
Bizim gıdâmız olur çün sana fedâyız biz
3. Bizümle zâtın olur çünkü mürtedî vü nihân
Hicâbımız biziz ammâ sana ridâyız biz
4. Cemâlin isteyen ancak bizi görür ey şeh
Sana bu arsada hem çetr ü hem livâyız biz
5. Hemân sen ol bize nâzır ki hüsnünü göresin
Sana çü âyîne-i rûy-ı cân-fezâyız biz
6. Likâ-yı zâtın idersen ger ârzû ey aşk
Kulûba luft ile seyr it ki hoş-likâyız biz
7. Uluvv-i himmet ile kendün anla ey Hakkı
Ki sûr-ı aşk-ı Hak’ız pür-dem ü nevâyız biz.
Günümüz Türkçesiyle
1. Cihana pâdişâhız, sana köleyiz biz. Gıdamız oldu cihan ki sana gıdayız
biz.
2. Cihan ki Hazretine âciz köle olmuş. Bizim gıdamız olmuş, sana fedâyız
biz.
3. Çünkü zâtın bizimle zatın saklanıp gizlenir. Kendimize perdeyiz, sana
örtüyüz biz.
4. Cemâlin isteyen ancak bizi görür, ey Şah! Sana bu arsada hem çadır,
hem sancağız biz.
5. Hemen bize bak, güzelliğini göresin. Senin için, cana can katan
vechinin aynasıyız biz.
6. Zatına kavuşmayı istersen, ey aşk! Lütfedip kalplere bak, “kavuşma”
(hoş-lika)yız biz.
7. Himmetini yüce tut, kendini anla ey Hakkı! Hak aşkının sureti, bir
damla kan ve ahengiz biz.
Velilerin kerâmetlerine gelince; bunu ilâhî feyz ve bereket kaynağı İmam
Gazalî (r.a.) şöyle açıklamıştır:
Hak teala kendi dostlarına kırk çeşit kerâmet bağışlamıştır ki, bunların
yirmisini dünyada yirmisini âhirette vermiştir.
Dünyada olan kerâmetleri şunlardır: Hak tealanın onları övmesi, hürmete
lâyık kılması, onları sevmesi, işlerinin tanzimini üstlenmesi, rızıklarını
kendi üzerine alması, onlara yardım etmesi, onlara dost olması, onları halka
hizmetten kurtarıp azîz eylemesi, himmetlerini dünyadan ve dünya ehlinden
yüce tutması, kalplerini her nesneden müstağnî kılması, her halde nefislerini
temizlemesi, hikmet ve hidayet nûrunu kalplerine indirmesi, kendilerine
heybet ve vakar vermesi, göğüslerine genişlik vermesi, onları kalplerin
sevgilisi eylemesi, onlara ait eşyalara bereket vermesi, dört unsuru ve
bunlardan meydana gelen üç oluşumu onların emrine musahhar kılması,
yeryüzü hazinelerinin anahtarlarını onlara vermesi, muhtaçlar, hastalar ve
darda kalanlara onları yardımcı kılması ve dualarını kabul eylemesidir.
Ahirette olan kerâmetleri şunlardır: Hak tealanın onlara sekerat-ı mevti
(ölüm sarhoşluğu) kolaylaştırması, onları iman ve marifette sabit kılması,
rahatlık ve hoşluk vermesi, kabirlerini ferah ve geniş eylemesi, fitnelerden
ve korkudan muhafaza edip tehlikelerden uzak eylemesi, yüce zatına
dostlukla ve huzurunda bulundurmakla nimetlendirmesi, ihsan ve ikramında
daim eylemesi, saadet hırkaları ve taç giydirmesi, yüzlerini ak ve nûrlu
eylemesi, güvende olacaklarına dair müjdeler vermesi, hesap defterlerini
yeterli görmesi, hesaba çekmemesi, mizandan muaf kılması, günahkâr
kullara şefaatçi eylemesi, onların nûru hürmetine cehennem ateşini
sâkinleştirmesi, sırâtı sür’atle geçirmesi, Kevser havuzundan içirmesi,
onlara ebedî mülk bağışlaması, mak’ad-ı sıdka erdirmesi ve mübarek
cemâlini niteliksiz onlara göstermesidir.
Allah’ım! Bizi onların sevgisiyle rızıklandır ve bizi onlarla beraber eyle.
Nazm
1. Hâce biz mest-i bâde-i ezeliz
Âşık-ı hüsn-i aşk-ı lem-yezeliz
2. Bize ta‘lîm ider mu‘allim-i aşk
Biz bu ilm içre nâsi-i ameliz
3. Sûretâ ger hafîf çün kâhız
Lîk dilden metîn çün cebeliz
4. Bulmuşuz aşk-ı Hayy u Kayyûmu
Aşk ile biz de Hayy-ı bî-eceliz
5. Mülk-i fakr u fenâ gedâlarıyız
Hem selâtîn-i mülk-i bî-haleliz [306/a]
6. Zevk-i dil bulduk ekl ü şürbe bedel
Şârib-i hamr-ı aşk-ı bî-bedeliz
7. Biz bu aşk-ı cemîli vasf iderüz
Sandı Hakkı ki, münşid-i gazeliz
Günümüz Türkçesiyle
1. Hoca, biz ezel şarabıyla mest olmuşuz. Ezelî aşkın güzelliğine
tutkunuz.
2. Aşk öğretmeni, bize aşkı öğretir. Biz bu ilim içinde, ameli unutmuşuz.
3. Görünürde hafif, saman çöpü gibiyiz. Gönüllerde, dağlar gibi sağlamız.
4. Hay ve Kayyûm olan Allah’ın aşkını bulmuşuz. Aşk sâyesinde biz,
ecelsiz dirileriz.
5. Fakr u fenâ mülkünün dilencileriyiz. Hem de ebedî mülkün
sultanlarıyız.
6. Yeme içmeye bedel, gönül zevkimiz. Bedelsiz aşk şarabını
içenlerdeniz.
7. Biz bu güzel aşkı vasf ederiz. Hakkı sandı ki, gazel inşâd ederiz.

