ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · İkinci Madde
İkinci Madde
Az
konuşmanın
insanı
günahlardan
koruduğunu
ve
saygınlık
kazandırdığını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Bu zaman susma
zamanıdır. (Zaruri işi olmadıkça dışarı çıkmayıp) evlerde durmayı
gerektiren zamandır. İnsan iki küçük şey ile rehin alınan bir varlıktır.
Onların biri kalp, diğeri dildir. Gerçi konuşma Allah’ın insana bir ikramıdır
Fakat dilin susması her belâdan kurtuluşudur. Dil insanın terâzisidir ve dil
salıverilmesi zararlı bir arslandır. Susma, vakar ve ağırbaşlılık elbisesidir.
Özür dilemek, kötülükleri önlemeye yeterli bir sebeptir.
Söylemedikçe söz senin hükmün altındadır. Söylediğin vakit sen sözün
hükmü altında kalırsın. Az konuşan ayıplanmaktan emin olur. Suskunluğu
uzun olanın değeri güzel olur. Başkasının ayıplarını örtenin kendi ayıpları
da örtülür ve kalplerin sevgilisi olur. Gıybet ve dedikodu yapana herkes
kızar. Çok konuşmak, ayıptır, utanç sebebidir. Susma ise, yücelik ve
ağırbaşlılıktır. Dilini tutmak, emniyettir, güvendir. Kalbi tutmak ise, irfâna
sebeptir.
Dilin tehlikesi çoktur. Çünkü o şaşmadan hedefe varan okdur. Diş, taş
gibidir. Dil çakmak gibidir. Söz ateş gibidir; söyleyen ahmaktır. Dinleyen ya
pamuk dükkânı ya da baruthânedir. Buna göre barut ve pamuğa çakmak
çakan akılsızdır.
Üç şey bütün belâ ve musibetleri davet eder: Biri, alay ve eğlence; biri,
şaka ve diğeri saçma sapan sözlerdir. Gıybet edenin ve laf taşıyanın azâbı
şiddetli olur. Böyleleri insanlardan ve insanların Rabbi’nden uzak olur. Çok
konuşma, dostluğa zarardır. Çok konuşma horlanma, bıkkınlık ve usanç
verir. Lüzumsuz konuşma, ayıpların ortaya çıkmasına ve kalplerdeki
düşmanlıkların artamsına sebep olur. Acı söz söyleyenden dostları bile
nefret eder. Dostların gıybetini etmek rezalettir ve her bakımdan utanç
vericidir.
İnsanların akıllısı, mücâdele ortamına gitmez ve ahmağı cezalandırmak
için susmaktan öte bir şey yapmaz. Sorunun değeri, cevabının kıymetinden
fazladır. Güzel sözlerin faydası, konuşana aittir. Konuşmada akıcılık ve
düzgünlük (belâgat) varsa bile, onu konuşmamakta kurtuluş vardır. Şaka
büyüklük ve vakarın âfetidir. Yapılan bir iyiliği başa kakma (minnet) ise
cömertliğin âfetidir. Konuşursan doğru söyle, söz verirsen yerine getir.
Tatlı söz söylemek ve selâmı yaymak sünnettir. Tatlı söz söylemek ve
selâmı yaymak, insanların sevgisini kazandırır. Güzel söz söylemeyi
alışkanlık hâline getirmek, kişiyi maksadına ulaştırır. Dilin doğru ve dürüst
olması insanın kurtuluşudur. Çok konuşmak, kulaklara bıkkınlık verir. Bir
şeyde bıktıracak derecede ısrarcı olmak, o şeyin yasaklanmasına sebep olur.
Suskunluğun çok olması, vakar ve ağırbaşlılığa sebep olur. Çok gülmek
hafifliktir ve ayıplanmaya sebep olur. Çok şaka suçlanmaya sebep olur. Çok
gülmek kalbi öldürür. Fazla boş laf etmek, câhillik alâmetidir. Lafın
fazlalığı, mânânın noksanlığına işarettir. Susmak, aklın zîneti ve câhilin
örtüsüdür.
Güzel sözlü ol! Güleç yüzlü ol! Hiçbir kimseye hiçbir zaman yalan
söyleme! Kendini rezil etme! Tatlı dilli olan, gönüllerde azîz olur. Çok
gülenin heybeti az olur. Mizahı çok olanın aklı [217/b] az olur. Yumuşak ve
tatlı konuşanın muhabbeti aranır. Çok gülenin kalbi ölü olur. Yalanı çok
olanın doğruluğu az olur. Sözleri doğru olanın güzelliği artar. Sözü az
olanın günahları azalır. Gıybet eden sevimsiz olur, laf taşıyan kötülenir.
Faydasız şeylerle çok meşgul olan, asıl maksadından uzak kalır. Alay
ederek (istihzâ) ve şaka yaparak çok konuşanın değeri düşük olur. Halktan
şikâyet eden Hak’tan şikâyet etmiş olur ve şükredenlerden olamaz.
Gizli kusurları araştıran, kalplerin sevgisini ve dostluğunu bulamaz.
Kendi nefsini öven aslında onu kesmiş olur. Nefsini kötüleyen ise selâmet
bulur. Susup kurtuluşa eren, söyleyip ganimet bulan gibidir. Sözde
doğruluk, işte hilim ve merhamet, halde güzellik, saadet işaretleridir. Kişi
diliyle insandır. Hâlbuki dili kendisine düşmandır. Kötü söz söyleyen
pişman olur. Akıllı olanın câhile iyi davranması ve yumuşak huylulukla
yüzüne gülmesi gerekir. Bir doktorun hastasına yaptığı gibi aklının erdiği
kadarını tatlılıkla söylemesi gerekir. Dedikoduyu terk eden gönül hoşluğunu
tadar. Susmak, güzellik ve ağır başlılıktır. Yalan söylemek, ayıp ve
kusurdur.
Sükûtun faydaları nihayetsizdir. En aşağısı, asıl sermayenin kurtuluşudur.
Ruhun helâk olmasının baş sebebi dildendir. Sırrını kendin sakla ki, sır
emanet olmaz. Sırrını emanet veren kurtuluş bulamaz. Sırrını saklarsan,
sırrın sana kurtuluş olur. Sırrı ortaya çıkarmanın sonu pişmanlıktır.
Dostundan hiçbir şeyini sakınma, fakat her sırrını ona söyleme.
Nazm
1-Açma râzı ki, zâr olmayasın sen
Mihnet ü derde yâr olmayasın sen
2-Sakla sırrı ki, ser selâmet ola
Sırrı ızhâr iden melâmet ola
3-Fikrini fikr iden fikâr oldı
Âşikâre iden şikâr oldı
4-Nice sır vardır ki, ger dile gele
Nice cânlar vardır ağıza gele
5-Dil kafes, râz mürg-i vahşîdir
Mürg-i vahşî, kafesde yahşîdir
6-Râh-ı devletde kim ki, gence irer
Saklamazsa hezâr rence irer
7-Hak olan halka âşikâr olmaz
Sayd idem der iken şikâr olmaz
Günümüz Türkçesiyle
1-Açma sırrını ki, üzülmeyesin sen. Sıkıntı ve derde yâr olmayasın sen.
2-Sırrı sakla ki, başın selâmet olsun. Sırrını açıklayan sonunda pişman
olur.
3-Fikrini söyleyen yaralanmış, âşikâr eden avlanmış olur.
4-Nice sır var ki, eğer dilin ucuna gelse; nice canlar ağıza gelir.
5-Gönül kafes ise, sır vahşi bir kuştur. O vahşi kuş kafeste nasıl rahat
durur?
6-Devlet idaresinde, kim ki bir makama erse; sır saklamazsa binlerce
zahmete düşer.
7-Hak olan kendini halka âşikâr etmez. Avlanayım derken, kendisi av
durumuna düşmez.

