BEŞİNCİ BAB · BEŞİNCİ FASIL · İkinci Madde
İkinci Madde
Beşinci makamda bulunan kâmile mahsus fiillerin, isimlerin ve sıfatların
tecellîleriyle, bunlarla meydana gelen kerâmetleri bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Nefs-i râzıye
sâhibi olan kâmil, beşinci makamın sonlarında fiilî tecellîleri (tecellî-i ef’âl)
geçip isimler ve sıfatlara ait tecellîlere gelerek altıncı makama terakki eder.
Böylece ilme’l-yakîn mertebesinden ayne’l-yakîn mertebesine gelir ve
oradan da bir cezbe ile yedinci makama ulaşıp orada kendisine hakka’l-
yakîn hâsıl olur.
Fiillerin tecellîsi (tecellî-i ef’âl) odur ki Hak tealanın fiillerinden bir fiil,
kulunun kalbine açılır. Çünkü Hak teala kendi fiillerinden bir fiille kulunun
kalbine tecellî kılar. O’nun bütün eşyâda cereyan eden kudreti, kula böylece
açılmış olur. Böylece o kul ancak Hak tealayı hareket ettirici ve yerinde
sâkin durdurucu bulur. Bu hâl ona müşâhede ile görünür ve bu hâli ancak
ehli olanlar bilir. Fiillerin tecellîsi ayakların kaydığı yer olur. Bundan seyr ü
sülûka yeni girenlerde (mübtedî) korku ve tehlike meydana gelir. Çünkü
onlar fiili tamamen kendilerinden atıp giderirler. [139] Hâlbuki Allah
Tealanın muhafaza ettiği kulları daima istikamet (şeriat) üzere bulunurlar
[tecellîlerin zuhûru onların ayağını kaydırmaz.]
Eğer bu beşinci makamda bulunan kâmil zatın, fiillerin birliği (tevhîd-i
ef’âl) olan tecellîlerde ayağı kaymayıp eşyâyı hareket ettirenin de
durduranın da Hak teala olduğunu bulduğunda bile dinin hükümlerini
(ahkâm-ı şer’iyye) kendi nefsinde yerine getirirse, muhakkak o korunmuş
kul, bu tecellîleri -ayağının kayması tehlikesine mâruz kalmadan- geçerek
isim ve sıfatların tecellîsi makamına yükselir. Eğer bu makamda dik
duramayıp ayağı kayarsa, o zaman Hak yolundan çıkar ve zındık olur.
Aşağıların aşağısına düşerek kendi tabiatının karanlıklarında kalır.
«Şânı yüce, azamet sâhibi Allah’tan başka güç ve kuvvet sahibi yoktur.»
İsimlerin tecellîsi (tecellî-i esmâ) odur ki Hak tealanın güzel isimlerinden
bir isim kulun kalbine açılır. Çünkü Hak teala kendi mübarek isimlerinden
[343/a] bir isimle kulun kalbine tecellî eder. Kul, tecellî eden o ismin nûru
altında öyle mağlup olur ve öyle tesirinde kalır ki, eğer Hak teala o isimle o
anda çağrılsa, kul cevap verir.
Sıfatların tecellîsi odur ki, Hak tealanın kendi sıfatlarından bir sıfatı kulun
kalbine açılır. Çünkü kulun bütün sıfatları fânî olmuştur. Hak teala onun
kalbine kendi sıfatlarından bir sıfatla tecellî etmiş olur. Böylece sıfatın bazı
eserleri Hak tealanın lütfuyla o fânîde görülmüş olur. Mesela Hak teala ona
“semî‘ = her şeyi işiten” sıfatıyla tecellî edince o cansız varlıkların
konuşmalarını bile işitip anlayabilir.
Çünkü o fânî, ilme’l-yakîn ve ayne’l-yakîn mertebelerinden geçip
hakka’l-yakîn mertebesini bulmuş olur. Diğer sıfatları da buna mukayese
edilerek bilinebilir.
Nazm
1-Cümle sıfâtına hemân
Âyînedir sıfâtımız
Bahr-ı hayâtsın revân
Misl-i zebed hayâtımız
2-Genc sen ü tılısm biz
Zâtına yüz bin isim biz
Rûh sen ü çü cism biz
Aşkdır asl-ı zâtımız
3-Bulsa fenâ vücûdumuz
Bâkî olur şühûdumuz
Sâkî olur Vedûdumuz
Hall ola müşkilâtımız
4-Levh-i vücûd ser-te ser
Doldı hurûf-ı hoş suver
Oldı mufassal it nazar
Cümle-i mücmelâtımız
5-Oldı cihân âb u gül
Nakş-ı cihân cân u dil
İki cihândır anı bil
Sûret-i mümkinâtımız
6-Biz ki cihetdeyiz hemân
Bizden o dost olur nihân
Bî-cihet olsa ol ıyân
Mahv ola hep cihâtımız
7-Biz ki vücûda gelmişiz
Dosta sücûda gelmişiz
Hakk’ı şuhûda gelmişiz
Aşk iledir sebâtımız
Günümüz Türkçesiyle
1-Bütün sıfatlarına hemen, aynadır sıfatlarımız. Hayat deryâsısın, denizin
köpüğü gibi hayatımız.
2-Hazine sensin, tılsım biz, zatına yüz bin isim biz. Ruh sensin ve cisim
biz, aşktır aslında zâtımız.
3-Fânî olsa vücûdumuz, bakî olur şuhûdumuz. Kadeh sunar Vedûd umuz,
[140] hallolur öyle müşkilâtımız.
4-Vücud sayfası baştanbaşa güzel şekillerle doldu. Nazar et, bütün
güzelliklerimiz mufassal oldu.
5-Cihan toprak ve gül oldu; cân ve gönül onun süsüdür. Şunu bil ki
sûretimiz, mümkünâtımız iki cihandır.
6-Biz ki bir yöndeyiz hemen, dost bizden gizlenir. Yönsüz, cihetsiz
görünse, yok olur bütün yönlerimiz.
7-Biz ki vücûda gelmişiz, Dost’a secdeye gelmişiz. Hakkı! Şuhûda
gelmişiz, aşk ile bizim sebâtımız.

