BEŞİNCİ BAB · İKİNCİ FASIL · Üçüncü Madde
Üçüncü Madde
Bütün insanlara güzel ahlâk ile muamele etmeyi, lütufkârlıkla davranıp
tatlı dille konuşmaya dair büyüklerin sözlerini ve herkesle aklî seviyesince
dostluk etmenin gereğini ve girişilecek her işte en önemlisini seçip tercih
etmeyi [372/a] bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir:
Cömertlik insanın süsüdür, affetmek ihsanın en güzelidir. Tevâzu ilmin
meyvesidir. İlmin direği, yumuşak huyluluk, doğruluk ve cömertliktir.
Yalan horluk ve zillettir. Kurtuluş doğruluktadır. Saadet ve bereket yumuşak
huyluluktadır. Tevâzu, esenlik ve şeref, kibirlenmek ise telef olmanın
esasıdır. Kanaat izzet ve kolaylıktır, hırs ve tamah ise zillet ve fakirliktir.
Söz verme öyle bir hastalıktır ki onun şifâsı ancak ahde vefâ etmektir. Âkile
muhalefet etmek en şiddetli itabı gerektirir, ahmağın karşısında susmak ona
verilecek en güzel cevaptır. Kerem sâhibi aza şükredici olur, kötü huylu ise
çoğa bile nankörlük eder. Lisân insanın terâzisidir; akıl sâhibi ile akılsızı
birbirinden ayırt eder.
Mü’min, kendisine insaflı davranmayana insafla gider. Sabır onun
kalbine, musibet miktarınca iner. Mü’min uysal ve yumuşak huylu olur.
Kolaylıktan yanadır; insanlara güvenir ve kendisine emniyet edilir. Yalancı
ve hîlekâr olan şeytandır; fakat görünüşte insandır. Yumuşak davranmak ve
affedici olmak (rıfk ve afv) yöneticiler için gereklidir, yumuşak huylu ve
kerem sahibi olmak (hilm ve kerem) halk için elzemdir. Kerim olan ahdine
vefâlı olur, fakat sözünden döneni de affeder.
Halkın elinde olandan el çekmek iki cömertliğin biridir. Dilenciye dua
etmek iki sadakanın biridir. Uygun eş iki rahatın birisidir. Hakk’a yakınlık
ancak dua iledir. İnsanlara yaklaşmak onlardan bir şey istememekle
mümkündür. Dostun (öyle) bir insandır ki senin aynındır. Ancak
(aranızdaki) fark budur ki o senin gayrındır. Danışmak sana rahattır, istişare
ettiğin kişi hakkında rahmettir. Yumuşak huylu insanın bu özelliğinin ilk
karşılığı öylesine sirâyet edici ve başkalarına tesir edicidir ki, bütün insanlar
onun hasmı üzerine yardımcısıdır. Yumuşak huylulukla tevâzu, kudretle af
gibidir.
İyiliği kendisine şiâr edinmiş kimse kendi yaptıklarını üzerine borç gibi
görür ki onları edâ etsin. Kötü huylu cimri ise, geçmişte yaptığı iyilikleri
insanların kendilerine olan borcu gibi görür ki alacağını onlardan tahsil
etsin.
Dostlar, farklı cisimlerde bulunan bir nefis gibidir. Mü’min, halkın
eziyetine tahammül eder ve ondan hiç kimse incinmez; onun yüzünden
eziyet görmez. İyiliksever (kerim) insan odur ki ırzını malıyla korur. Kötü
huylu ve cimri insan da odur ki malını ırzıyla korur. Yardım et ki yardım
olunasın ve kötülük edene ihsan et ki ona sahip olasın. Kime dilersen ihsan
eyle de, onun emîri ol. Kime dilersen müstağnî ol ki ona denk olasın. Kime
dilersen muhtaç ol ki onun esîri olasın. Öyle giyin ve süslen ki onunla ne
şöhret olasın, ne de hakîr. Kendin için râzı olduğun sözü halka da
söyleyesin ve gücünün yettiğince kusurları affedip ayıpları gizleyesin.
Halkın seninle her ne şekilde konuşmasından hoşlanırsan, sen de onlarla o
tarzda konuşmalısın; tâ ki onlar senden güvende olsun, sen de onlardan
emin olasın. Senden özür dileyenin özrünü kabul edici olasın ve sana cefâ
edeni affedip ona yumuşak söz söyleyesin. Senden büyüklere karşı itaatli ol
ki küçüklerin de sana karşı itaatkâr olsunlar. Mü’minin ümîdi Hak’tan olur,
mâsivâdan ümid eden istediğinden mahrum kalır. Öyle işlerden sakın ki
sâhibini itibarsız kılar ve onu kimin işlediğinden sorulunca yapan bundan
utanır ve kendi fiilini inkâr eder. İyiliksever (kerim) insana ihanet ettiysen
ondan sakın ve kötü huylu cimriye ikram ettiysen ondan da sakın. Boş söz
ve mizah âfet getirir. Boş ve faydasız şeylerle vakit geçirmek ömrü ziyan
etmektir. Gıybet ve koğuculuktan (nemîme) sakın ki bu ikisi sahibini
Hak’tan ve halktan uzaklaştırır. Cimrilikten sakın ki, yakınları ondan nefret
eder ve garipler ona kızgın olur.
En kıymetli hazine kalplerin sevgilisi olmaktır. Yumuşak huylu ve
mütevâzı (halim selim) olmak tercih edilip sevilen huylardır. Ârif-i billah
olan (gerektiğinde) insanlardan özür diler, kötü huylu kişinin davranışına
bakmayıp ona [372/b] itibar eder. İlmin en fazîletlisi, yumuşak huylu ve
sâkin olmaktır (hilm ve sekînet). Elbisenin en güzeli odur ki seni insanlar
içinde güzel ve latif gösterir ve insanların senin hakkında ileri geri
konuşmasını önler.
Yoksul Allah tealanın elçisi olarak kapıya gelir; kim ki ona bir şey verirse,
onu gönderene vermiş olur. Onu reddeden de, göndereni geri çevirmiş olur.
Güzel ahlâkın en güzeli odur ki senden alâkayı keseni ziyaret edesin, seni
mahrum edene ikram edesin ve sana haksızlık edeni affedesin. Halkın sana
ihtiyaç duyması, Hakk’ın bir nimeti ve sana rağbet etmesidir; bunu ganimet
bil ve bundan bezginlik gösterme ki nimet cezâya dönüşmesin. Konuşursan
doğru söyle. Sâhip olursan yumuşaklıkla idare et. Söz verirsen ahdine vefâ
göster. İyilik işlersen yaptığını gizle. Cimrinin yanında bulunursan oruç
tutmakla yetinmelisin. Sefihe hilm ile muamele edersen, onu üzüntülere
gark etmiş olursun. Hilminle üzüntüsünü artır ki onu şom eyledin demektir.
Kötü ahlâklı birini görürsen onu kendine örmek almaktan sakın.
Cömertlikle efendilik olur, şükürle nimet ziyade olur. Uygun davranmakla
dostluk olur. Yumuşaklıkla yiğitlik olur. İyilikle geçim ehli olanın sohbet ve
dostluğu devam eder. Cömertlikle efendiler hizmetçi olur. Yumuşak huyla
bütün zorluklar kolay olur. Tedbirli davranmakla sebepler(in yerine
gelmesi) kolaylaşır. Selâmı yaymak güzel haslettir ve ihsanın tamamı
minneti terk etmektir.
Tevâzuun meyvesi yüceliktir. Kanaatin meyvesi izzet sahibi olmaktır.
Güzel sohbet muhabbeti artırır ve güzel ahlâk her fazîletin aslıdır. Güzel
ahlâk insana hayırlı arkadaştır. Güzel huy insana (verilmiş) ne güzel
yardımcıdır. İnsanlarla öyle dostluk kurmalısın ki bir yere gidersen seni
arasınlar ve eğer vefat edersen (ardından) ağlayıp seni ansınlar.
İlmin başı yumuşak huylu ve mülâyim olmaktır. Yumuşak huylu olmanın
başı öfkesini yutmak ve tahammül etmektir. Hikmetin başı insanlara karşı
güler yüzlü olup iyi geçinmektir. Aklın başı sevgiyle dostluktur. Güzel
ahlâk insanı saadete götürür. İnsanın yumuşak huyluluğu ve cömertliği
düşmanını ona muhabbet ettirir. Yumuşak huyluluğun zekâtı insanlara güler
yüzlü davranıp iyi geçinmektir. İlmin zekâtı ise akıl sahiplerine onu
öğretmektir. İlmin süsü yumuşak huyluluk ve rızâdır. Hilmin zineti ise
eziyetlere katlanmaktır. Güç ve kudretin zineti insaf etmektir. Nimetin süsü
akrabayı ziyarettir (sıla-i rahim.)
Muhabbetin sebebi cömertliktir. Kaynaşmanın sebebi vefâ duygusudur.
Ayrılığın sebebi ihtilaflardır. Fakirliğin sebebi israftır. Kerem sahiplerinin
âdeti yumuşak söz söylemek ve selâmı yaymaktır. Senden râzı olana
teşekkür etmen onu senden râzı eder ve sana olan cömertliğini artırır. Sana
buğz edene teşekkür etmen, onun seninle barışmasını ve sana muhabbet
etmesini gerekli kılar. Yumuşak huyluluk ve güleryüzlülük düşmanın
gönlünü fethetmenin anahtarıdır. Gönüllerdeki sekînet (huzur hâli)
zinetlerin en güzelidir. Güzel ve sâdık arkadaşlar hayatın süsü olup belâlara
karşı yardımcıdır.
Güzel huy ile cömertlik, zenginlik ve bolluğa sebeptir. Selâmı yaymak ve
insanlara yumuşak sözler söylemek bütün yaratılmışların sevgi ve
dostluğunu getirir. Evliyânın âdeti yumuşak huylu, cömert, dost canlısı ve
geçim ehli olmaktır; belâ ânında mesrûr olmak, şiddette sabırlı olmak ve
sarsıntı anında vakur olmaktır. Malınla cömert, sırrınla cimri ol ki malını
dağıtan kıymetli ve izzetli, emanetini korumayan zelil olur. Dili tatlı olanın
dostu ve çevresi çok olur. Seni metheden belki kurban da eder. Sana nasihat
eden ola ki ayıbını da söyler.
Sana mülayim olanın muhabbeti lâzımdır. Bir işe olan kararlılığını
(vakitsiz olarak) açıklayanın kararlılığı uykudadır. Kim Hak’tan gayrısını
isterse, o mahrum olmaya müstehaktır. Kim halka eziyet etmezse, kimse
ona düşmanlık beslemez. Ahlâkı (güzel) olanın rızkı geniş ve kadri yüce
olur. Senin şiddetinden korkan, (senin) ölümünü ister. Sana [373/a] hüsn-i
zan besleyenin zannını doğrulayasın. Güzellik ve güleryüzle ıslah
olmayanın, (ancak) kötülükle ıslah olacağını bilmelisin. Övgü ile terk
etmeyen, kötülemekle terk eder. Çünkü ayıbı dillere düşüp halk onu söyler.
Öfkesini yutan hilmini tamamlamış olur. İnsanlarla güzel geçinen selâmet
bulur. Öfkesine sâhip olan yumuşak huyludur. Şehvetine sâhip olan hikmet
sahibidir.
Ahlâkı iyi olan yumuşaklıkla söyler; hem rahat eder, hem rahat ettirir.
İnsanlarla iyi geçinenin ayıpları gizli kalır. Halkın ayıplarını araştıranın
ayıpları bir bir ortaya dökülür. Nasihat kabul eden kötülüklerden kurtulur.
Sana yönelip gelene yardım etmen lâzımdır. Âlime hürmet etmek Yaratan’ı
tazim etmektir. Devlet başkanına itaat Mevlâ’ya itaattir. İnsanlara kuyu
kazan, (kazdığı kuyuya) kendi düşer. Önüne çıkan küçük bir musibeti
büyük sayan, ondan büyüğü ile mübtelâ olur. Kim ki halkın sırlarını ifşâ
edip söylerse, Hak teala da onun sırlarını açığa çıkarır. (İnsanların) gizli
sırlarını araştıran, kalplerin sevgisinden mahrum kalır. Halka ihsan eden
Hak’tan ihsan bulur ve bütün işlerinin sonu hayır olur. Kendisine kötülük
edene ihsan eden her fazîleti bulur.
Kendi üstünde olanlarla iyi geçinen muradını alır. Dostunun (en ufak)
hatasına tahammül etmeyen, ölüm hastalığında yalnız kalır. İnsanlara
teşekkür etmeyen Hak tealaya şükretmemiş olur. İnsanlardan utanmayan
Hak’tan hayâ etmemiş sayılır. Nâ-mahreme bakmayanın kalbi rahat bulur.
Sana söz taşıyan senden de söz taşıyabilir. Senin yanında başkasından
teşekkür isteyen, senden de teşekkür istemiş olur. Alçakları kötüleyen,
aslında kendi nefsine kötülük etmiş olur. Anne babasına itaat edip boyun
eğen, kendi çocuklarını itaatli bulur. Sâdık arkadaş en büyük nimettir. Kendi
kötü huyunu bilmek ve itiraf etmek en büyük şereftir. Doğru sözlü olmak,
yumuşak davranmak ve iyi hâl sahibi olmak ikbal alâmetidir.
Allah’a kulluk gibi izzet, kanaat gibi hazine olmaz. Edep gibi asâlet, ilim
gibi şeref olmaz. (Kusurları) görmezden gelmek gibi yumuşaklık, (hataları)
bilmezden gelmek gibi akıllı davranış olmaz. Yaratan’a isyan olan işte,
mahlûka itaat etmek gerekmez. Yalan söyleyen kimseden hayır gelmez.
Akıllı kimseye gereken odur ki, cahillerle doktorun hastaya hitâbı gibi
konuşsun. O hiddetlenip kaba davrandıkça, bu mülâyim söylesin. Sakın
kerem sahibinin elini tutma. O ihsan ettikçe sen onu men etme. Ta ki (iyilik
yapma) imkânları elinden alınmış (meslub) bir kimse olup gitmeyesin.
Halkın beğenmediği işleri sen yapma ki, hakkında iftira etmeye
başlamasınlar. İyilik yapanla kötüyü bir tutmayasın ve iyilik yapanları hayır
dualarından unutmayasın.
Cimri ve korkaklara iş konusunda danışma. Kadına yük olma ve onun
malından müstağnî ol. Çünkü onun yapısında minneti artırmak ve ihsanı
inkâr etmek vardır. Yapılan iyilikleri çabucak unutup hata ve kusurları
unutmayan, dost değil düşmandır. İşlerin sevk ve idaresini kadına terk
etmeyesin; kadın reyhan gibidir, kahraman değildir. Onu yük altına sokma.
Sakın bir mecliste herkesten yukarı oturmaya heves etme. Orada bulunanlar
teklif etmedikçe kendiliğinden yukarı çıkma.
Kıta
Varma ol sadra ki senden a‘lâ
Seni aşağı sürer bî-pervâ
Budur erbâb-ı kemâle elyak
Kadri âlî ola gönlü alçak
Günümüz Türkçesiyle
Senden yüksek olanın yanına (teklifsiz) varma. Bir pervâsız seni oradan
aşağı indirebilir. Olgun kişilere yakışan budur ki, kadri yüce olduğu halde,
alçak gönüllüdür.

