Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Bütün insanlara güzel ahlâk ile muamele etmeyi, lütufkârlıkla davranıp tatlı dille…

BEŞİNCİ BAB · İKİNCİ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Bütün insanlara güzel ahlâk ile muamele etmeyi, lütufkârlıkla davranıp tatlı dille konuşmaya dair büyüklerin sözlerini ve herkesle aklî seviyesince dostluk etmenin …

BEŞİNCİ BAB · İKİNCİ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Bütün insanlara güzel ahlâk ile muamele etmeyi, lütufkârlıkla davranıp

tatlı dille konuşmaya dair büyüklerin sözlerini ve herkesle aklî seviyesince

dostluk etmenin gereğini ve girişilecek her işte en önemlisini seçip tercih

etmeyi [372/a] bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir:

Cömertlik insanın süsüdür, affetmek ihsanın en güzelidir. Tevâzu ilmin

meyvesidir. İlmin direği, yumuşak huyluluk, doğruluk ve cömertliktir.

Yalan horluk ve zillettir. Kurtuluş doğruluktadır. Saadet ve bereket yumuşak

huyluluktadır. Tevâzu, esenlik ve şeref, kibirlenmek ise telef olmanın

esasıdır. Kanaat izzet ve kolaylıktır, hırs ve tamah ise zillet ve fakirliktir.

Söz verme öyle bir hastalıktır ki onun şifâsı ancak ahde vefâ etmektir. Âkile

muhalefet etmek en şiddetli itabı gerektirir, ahmağın karşısında susmak ona

verilecek en güzel cevaptır. Kerem sâhibi aza şükredici olur, kötü huylu ise

çoğa bile nankörlük eder. Lisân insanın terâzisidir; akıl sâhibi ile akılsızı

birbirinden ayırt eder.

Mü’min, kendisine insaflı davranmayana insafla gider. Sabır onun

kalbine, musibet miktarınca iner. Mü’min uysal ve yumuşak huylu olur.

Kolaylıktan yanadır; insanlara güvenir ve kendisine emniyet edilir. Yalancı

ve hîlekâr olan şeytandır; fakat görünüşte insandır. Yumuşak davranmak ve

affedici olmak (rıfk ve afv) yöneticiler için gereklidir, yumuşak huylu ve

kerem sahibi olmak (hilm ve kerem) halk için elzemdir. Kerim olan ahdine

vefâlı olur, fakat sözünden döneni de affeder.

Halkın elinde olandan el çekmek iki cömertliğin biridir. Dilenciye dua

etmek iki sadakanın biridir. Uygun eş iki rahatın birisidir. Hakk’a yakınlık

ancak dua iledir. İnsanlara yaklaşmak onlardan bir şey istememekle

mümkündür. Dostun (öyle) bir insandır ki senin aynındır. Ancak

(aranızdaki) fark budur ki o senin gayrındır. Danışmak sana rahattır, istişare

ettiğin kişi hakkında rahmettir. Yumuşak huylu insanın bu özelliğinin ilk

karşılığı öylesine sirâyet edici ve başkalarına tesir edicidir ki, bütün insanlar

onun hasmı üzerine yardımcısıdır. Yumuşak huylulukla tevâzu, kudretle af

gibidir.

İyiliği kendisine şiâr edinmiş kimse kendi yaptıklarını üzerine borç gibi

görür ki onları edâ etsin. Kötü huylu cimri ise, geçmişte yaptığı iyilikleri

insanların kendilerine olan borcu gibi görür ki alacağını onlardan tahsil

etsin.

Dostlar, farklı cisimlerde bulunan bir nefis gibidir. Mü’min, halkın

eziyetine tahammül eder ve ondan hiç kimse incinmez; onun yüzünden

eziyet görmez. İyiliksever (kerim) insan odur ki ırzını malıyla korur. Kötü

huylu ve cimri insan da odur ki malını ırzıyla korur. Yardım et ki yardım

olunasın ve kötülük edene ihsan et ki ona sahip olasın. Kime dilersen ihsan

eyle de, onun emîri ol. Kime dilersen müstağnî ol ki ona denk olasın. Kime

dilersen muhtaç ol ki onun esîri olasın. Öyle giyin ve süslen ki onunla ne

şöhret olasın, ne de hakîr. Kendin için râzı olduğun sözü halka da

söyleyesin ve gücünün yettiğince kusurları affedip ayıpları gizleyesin.

Halkın seninle her ne şekilde konuşmasından hoşlanırsan, sen de onlarla o

tarzda konuşmalısın; tâ ki onlar senden güvende olsun, sen de onlardan

emin olasın. Senden özür dileyenin özrünü kabul edici olasın ve sana cefâ

edeni affedip ona yumuşak söz söyleyesin. Senden büyüklere karşı itaatli ol

ki küçüklerin de sana karşı itaatkâr olsunlar. Mü’minin ümîdi Hak’tan olur,

mâsivâdan ümid eden istediğinden mahrum kalır. Öyle işlerden sakın ki

sâhibini itibarsız kılar ve onu kimin işlediğinden sorulunca yapan bundan

utanır ve kendi fiilini inkâr eder. İyiliksever (kerim) insana ihanet ettiysen

ondan sakın ve kötü huylu cimriye ikram ettiysen ondan da sakın. Boş söz

ve mizah âfet getirir. Boş ve faydasız şeylerle vakit geçirmek ömrü ziyan

etmektir. Gıybet ve koğuculuktan (nemîme) sakın ki bu ikisi sahibini

Hak’tan ve halktan uzaklaştırır. Cimrilikten sakın ki, yakınları ondan nefret

eder ve garipler ona kızgın olur.

En kıymetli hazine kalplerin sevgilisi olmaktır. Yumuşak huylu ve

mütevâzı (halim selim) olmak tercih edilip sevilen huylardır. Ârif-i billah

olan (gerektiğinde) insanlardan özür diler, kötü huylu kişinin davranışına

bakmayıp ona [372/b] itibar eder. İlmin en fazîletlisi, yumuşak huylu ve

sâkin olmaktır (hilm ve sekînet). Elbisenin en güzeli odur ki seni insanlar

içinde güzel ve latif gösterir ve insanların senin hakkında ileri geri

konuşmasını önler.

Yoksul Allah tealanın elçisi olarak kapıya gelir; kim ki ona bir şey verirse,

onu gönderene vermiş olur. Onu reddeden de, göndereni geri çevirmiş olur.

Güzel ahlâkın en güzeli odur ki senden alâkayı keseni ziyaret edesin, seni

mahrum edene ikram edesin ve sana haksızlık edeni affedesin. Halkın sana

ihtiyaç duyması, Hakk’ın bir nimeti ve sana rağbet etmesidir; bunu ganimet

bil ve bundan bezginlik gösterme ki nimet cezâya dönüşmesin. Konuşursan

doğru söyle. Sâhip olursan yumuşaklıkla idare et. Söz verirsen ahdine vefâ

göster. İyilik işlersen yaptığını gizle. Cimrinin yanında bulunursan oruç

tutmakla yetinmelisin. Sefihe hilm ile muamele edersen, onu üzüntülere

gark etmiş olursun. Hilminle üzüntüsünü artır ki onu şom eyledin demektir.

Kötü ahlâklı birini görürsen onu kendine örmek almaktan sakın.

Cömertlikle efendilik olur, şükürle nimet ziyade olur. Uygun davranmakla

dostluk olur. Yumuşaklıkla yiğitlik olur. İyilikle geçim ehli olanın sohbet ve

dostluğu devam eder. Cömertlikle efendiler hizmetçi olur. Yumuşak huyla

bütün zorluklar kolay olur. Tedbirli davranmakla sebepler(in yerine

gelmesi) kolaylaşır. Selâmı yaymak güzel haslettir ve ihsanın tamamı

minneti terk etmektir.

Tevâzuun meyvesi yüceliktir. Kanaatin meyvesi izzet sahibi olmaktır.

Güzel sohbet muhabbeti artırır ve güzel ahlâk her fazîletin aslıdır. Güzel

ahlâk insana hayırlı arkadaştır. Güzel huy insana (verilmiş) ne güzel

yardımcıdır. İnsanlarla öyle dostluk kurmalısın ki bir yere gidersen seni

arasınlar ve eğer vefat edersen (ardından) ağlayıp seni ansınlar.

İlmin başı yumuşak huylu ve mülâyim olmaktır. Yumuşak huylu olmanın

başı öfkesini yutmak ve tahammül etmektir. Hikmetin başı insanlara karşı

güler yüzlü olup iyi geçinmektir. Aklın başı sevgiyle dostluktur. Güzel

ahlâk insanı saadete götürür. İnsanın yumuşak huyluluğu ve cömertliği

düşmanını ona muhabbet ettirir. Yumuşak huyluluğun zekâtı insanlara güler

yüzlü davranıp iyi geçinmektir. İlmin zekâtı ise akıl sahiplerine onu

öğretmektir. İlmin süsü yumuşak huyluluk ve rızâdır. Hilmin zineti ise

eziyetlere katlanmaktır. Güç ve kudretin zineti insaf etmektir. Nimetin süsü

akrabayı ziyarettir (sıla-i rahim.)

Muhabbetin sebebi cömertliktir. Kaynaşmanın sebebi vefâ duygusudur.

Ayrılığın sebebi ihtilaflardır. Fakirliğin sebebi israftır. Kerem sahiplerinin

âdeti yumuşak söz söylemek ve selâmı yaymaktır. Senden râzı olana

teşekkür etmen onu senden râzı eder ve sana olan cömertliğini artırır. Sana

buğz edene teşekkür etmen, onun seninle barışmasını ve sana muhabbet

etmesini gerekli kılar. Yumuşak huyluluk ve güleryüzlülük düşmanın

gönlünü fethetmenin anahtarıdır. Gönüllerdeki sekînet (huzur hâli)

zinetlerin en güzelidir. Güzel ve sâdık arkadaşlar hayatın süsü olup belâlara

karşı yardımcıdır.

Güzel huy ile cömertlik, zenginlik ve bolluğa sebeptir. Selâmı yaymak ve

insanlara yumuşak sözler söylemek bütün yaratılmışların sevgi ve

dostluğunu getirir. Evliyânın âdeti yumuşak huylu, cömert, dost canlısı ve

geçim ehli olmaktır; belâ ânında mesrûr olmak, şiddette sabırlı olmak ve

sarsıntı anında vakur olmaktır. Malınla cömert, sırrınla cimri ol ki malını

dağıtan kıymetli ve izzetli, emanetini korumayan zelil olur. Dili tatlı olanın

dostu ve çevresi çok olur. Seni metheden belki kurban da eder. Sana nasihat

eden ola ki ayıbını da söyler.

Sana mülayim olanın muhabbeti lâzımdır. Bir işe olan kararlılığını

(vakitsiz olarak) açıklayanın kararlılığı uykudadır. Kim Hak’tan gayrısını

isterse, o mahrum olmaya müstehaktır. Kim halka eziyet etmezse, kimse

ona düşmanlık beslemez. Ahlâkı (güzel) olanın rızkı geniş ve kadri yüce

olur. Senin şiddetinden korkan, (senin) ölümünü ister. Sana [373/a] hüsn-i

zan besleyenin zannını doğrulayasın. Güzellik ve güleryüzle ıslah

olmayanın, (ancak) kötülükle ıslah olacağını bilmelisin. Övgü ile terk

etmeyen, kötülemekle terk eder. Çünkü ayıbı dillere düşüp halk onu söyler.

Öfkesini yutan hilmini tamamlamış olur. İnsanlarla güzel geçinen selâmet

bulur. Öfkesine sâhip olan yumuşak huyludur. Şehvetine sâhip olan hikmet

sahibidir.

Ahlâkı iyi olan yumuşaklıkla söyler; hem rahat eder, hem rahat ettirir.

İnsanlarla iyi geçinenin ayıpları gizli kalır. Halkın ayıplarını araştıranın

ayıpları bir bir ortaya dökülür. Nasihat kabul eden kötülüklerden kurtulur.

Sana yönelip gelene yardım etmen lâzımdır. Âlime hürmet etmek Yaratan’ı

tazim etmektir. Devlet başkanına itaat Mevlâ’ya itaattir. İnsanlara kuyu

kazan, (kazdığı kuyuya) kendi düşer. Önüne çıkan küçük bir musibeti

büyük sayan, ondan büyüğü ile mübtelâ olur. Kim ki halkın sırlarını ifşâ

edip söylerse, Hak teala da onun sırlarını açığa çıkarır. (İnsanların) gizli

sırlarını araştıran, kalplerin sevgisinden mahrum kalır. Halka ihsan eden

Hak’tan ihsan bulur ve bütün işlerinin sonu hayır olur. Kendisine kötülük

edene ihsan eden her fazîleti bulur.

Kendi üstünde olanlarla iyi geçinen muradını alır. Dostunun (en ufak)

hatasına tahammül etmeyen, ölüm hastalığında yalnız kalır. İnsanlara

teşekkür etmeyen Hak tealaya şükretmemiş olur. İnsanlardan utanmayan

Hak’tan hayâ etmemiş sayılır. Nâ-mahreme bakmayanın kalbi rahat bulur.

Sana söz taşıyan senden de söz taşıyabilir. Senin yanında başkasından

teşekkür isteyen, senden de teşekkür istemiş olur. Alçakları kötüleyen,

aslında kendi nefsine kötülük etmiş olur. Anne babasına itaat edip boyun

eğen, kendi çocuklarını itaatli bulur. Sâdık arkadaş en büyük nimettir. Kendi

kötü huyunu bilmek ve itiraf etmek en büyük şereftir. Doğru sözlü olmak,

yumuşak davranmak ve iyi hâl sahibi olmak ikbal alâmetidir.

Allah’a kulluk gibi izzet, kanaat gibi hazine olmaz. Edep gibi asâlet, ilim

gibi şeref olmaz. (Kusurları) görmezden gelmek gibi yumuşaklık, (hataları)

bilmezden gelmek gibi akıllı davranış olmaz. Yaratan’a isyan olan işte,

mahlûka itaat etmek gerekmez. Yalan söyleyen kimseden hayır gelmez.

Akıllı kimseye gereken odur ki, cahillerle doktorun hastaya hitâbı gibi

konuşsun. O hiddetlenip kaba davrandıkça, bu mülâyim söylesin. Sakın

kerem sahibinin elini tutma. O ihsan ettikçe sen onu men etme. Ta ki (iyilik

yapma) imkânları elinden alınmış (meslub) bir kimse olup gitmeyesin.

Halkın beğenmediği işleri sen yapma ki, hakkında iftira etmeye

başlamasınlar. İyilik yapanla kötüyü bir tutmayasın ve iyilik yapanları hayır

dualarından unutmayasın.

Cimri ve korkaklara iş konusunda danışma. Kadına yük olma ve onun

malından müstağnî ol. Çünkü onun yapısında minneti artırmak ve ihsanı

inkâr etmek vardır. Yapılan iyilikleri çabucak unutup hata ve kusurları

unutmayan, dost değil düşmandır. İşlerin sevk ve idaresini kadına terk

etmeyesin; kadın reyhan gibidir, kahraman değildir. Onu yük altına sokma.

Sakın bir mecliste herkesten yukarı oturmaya heves etme. Orada bulunanlar

teklif etmedikçe kendiliğinden yukarı çıkma.

Kıta

Varma ol sadra ki senden a‘lâ

Seni aşağı sürer bî-pervâ

Budur erbâb-ı kemâle elyak

Kadri âlî ola gönlü alçak

Günümüz Türkçesiyle

Senden yüksek olanın yanına (teklifsiz) varma. Bir pervâsız seni oradan

aşağı indirebilir. Olgun kişilere yakışan budur ki, kadri yüce olduğu halde,

alçak gönüllüdür.