Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Bütün insanlarla güzel geçinmeyi, lütufla ve yumuşak sözlerle konuşmayı âyet-i…

BEŞİNCİ BAB · BİRİNCİ FASIL · İkinci Madde İkinci Madde Bütün insanlarla güzel geçinmeyi, lütufla ve yumuşak sözlerle konuşmayı âyet-i kerimelerle beyân eder. Ey azîz! Bilinmelidir ki ehl-i edep şöyle demişlerdir: Hak …

BEŞİNCİ BAB · BİRİNCİ FASIL · İkinci Madde

İkinci Madde

Bütün insanlarla güzel geçinmeyi, lütufla ve yumuşak sözlerle konuşmayı

âyet-i kerimelerle beyân eder.

Ey azîz! Bilinmelidir ki ehl-i edep şöyle demişlerdir: Hak teala kullarına

olan inâyeti, esirgemesi ve merhametiyle birbirlerine lâzım olan şefkat ve

ülfeti [aşağıda mealini arz edeceğimiz âyet-i kerimelerde şöylece]

duyurmuştur:

“Allah size kolaylık diler, güçlük dilemez.” (Bakara 2/185) “Allah

insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.” (Hac 22/65) “Allah kullarına

şefkatlidir.” (Bakara 2/207) “Affetmeniz takvâya daha uygundur. Aranızda

iyilik ve ihsanı unutmayın.” (Bakara 2/237) “Şüphesiz Allah yaptıklarınızı

görür.” (Bakara 2/110) “Allah’ın size olan nimetini hatırlayın; hani siz

birbirinize düşman kişiler idiniz de O gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun

nimeti sâyesinde kardeşler olmuştunuz.” (Âl-i İmrân 3/103) “(Bir de)

öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davrananları

sever.” (Âl-i İmrân 3/134) “Allah’ın rahmeti sebebiyledir ki sen onlara

yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, etrafından dağılıp

giderlerdi. Öyleyse onların kusurlarından geç, onlar için mağfiret dile. İş

hakkında onlara danış.” (Âl-i İmrân 3/159) “Hainlerin savunucusu olma!”

(Nisâ 4/105) “Sulh (daima) hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazır

yaratılmıştır. Eğer iyi geçinir ve Allah’tan korkarsanız şüphesiz Allah

yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisâ 4/128) “Yine de sen onları affet ve

(yaptıklarına) aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.” (Mâ’ide

5/13) “Mü’min erkeklerle mü’min kadınlar birbirlerinin dostudur.” (Tevbe,

9/71) “Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, (mü’minleri) çok sever.” (Hûd

11/90) “Rabbin dileseydi, bütün insanları bir tek millet yapardı. (Fakat)

onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler. Ancak Rabbi’nin merhamet

ettikleri müstesna. Zaten Rabbin onları bunun için yarattı.” (Hûd 11/118-

119)

“Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin

işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.”

(Nahl 16/90) “Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle ceza verin.

Ama sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır.” (Nahl

16/126) “Eğer iyilik ederseniz kendi lehinize, kötülük ederseniz kendi

aleyhinize etmiş olursunuz.” (İsrâ, 17/7) “Çünkü Allah [368/b] (kötülükten

sakınan) takvâ sahipleriyle ve muhsinler (iyilik yapmayı sevenler)le

beraberdir.” (Nahl, 16/128) “Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi ve

anne babanıza iyilikle davranmanızı emretti. Onlardan biri veya her ikisi

senin yanında ihtiyarlarsa kendilerine “öf” bile deme! Onları azarlama,

ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine

kanat ger ve “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse,

şimdi de sen onlara (öylece) merhamet eyle!” diye dua et.” (İsrâ, 17/23-24)

“Kullarıma söyle; sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını

bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır.” (İsrâ, 17/53) “De ki;

herkes kendi mizac ve meşrebine göre iş yapar.” (İsrâ, 17/84)

“Bağışlasınlar, ferağat göstersinler. Allah’ın sizi bağışlamasını arzulamaz

mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Nûr, 24/22)

“Rahmân’ın (has) kulları onlardır ki yeryüzünde tevâzu ile yürürler ve

kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “selâm” deyip

(geçerler.) Gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyam durarak geçirirler.”

(Furkan, 25/63-64) “(O kullar) yalan yere şahitlik etmezler, boş sözlerle

karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.” (Furkan, 25/72) “İşte

onlara, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı verilecek; orada

hürmet ve selâmla karşılanacaklardır. Orada ebedî kalacaklardır. Orası ne

güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir.” (Furkan, 25/75-76)

“Onlar, boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: “Bizim işlerimiz

bize, sizin işleriniz size. Size selâm olsun. Biz, kendini bilmezleri (arkadaş

edinmek) istemeyiz” derler.” (Kasas, 28/55) “Kaynaşmanız için size

kendi(cinsin)izden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi

de, O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen kavim

için ibretler vardır.” (Rûm, 30/21) “Biz insana, anne babasına iyilik

etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu.”

(Ahkâf, 46/15) “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir

şekilde sav. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki

candan bir dost olur. Buna ancak sabredenler ve (hayırdan) büyük nasibi

olan kimseler kavuşturulur.” (Fussilet 41/34-35) “Allah kullarına

lütufkârdır.” (Şûrâ, 42/19) “Onlar büyük günahlardan ve hayâsızlıktan

kaçınırlar, kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar.” (Şûrâ, 42/37) “Bir

kötülüğün cezası ancak ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı

sağlarsa, onun mükâfâtı Allah’a aittir.” (Şûrâ, 42/40) “Kim sabreder ve

affederse, şüphesiz bu hareketi yapılmaya değer işlerdendir.” (Şûrâ, 42/43)

“Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve

Allah’tan korkun ki merhamet olunasınız.” (Hucurât, 49/10) “Ey iman

edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar

kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki

onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi

kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim

de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerdir!” (Hucurât, 49/11) “Ey iman

edenler! Zannın çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.

Birbirinizin

kusurunu

araştırmayın.

Biriniz

diğerini

arkasından

çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte

bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah tövbeleri çok

kabul edendir, çok esirgeyendir.” (Hucurât, 49/12) “Rabbimiz! Bizi ve

bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman

edenlere karşı kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok

merhametlisin.” (Haşr, 59/10) “Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile

onları (mü’min kardeşlerini) kendi nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin

cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Haşr, 59/9)

“Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar

da vardır. Onlardan sakının; ama affeder, suçlarını başlarına kakmaz,

kusurlarını örterseniz bilin ki Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.”

(Teğâbun, 64/14) “(Sonra) birbirine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirine

merhameti tavsiye edenlerden (olmaktır.)” (Beled, 90/17) “(Rasûlüm!) Sen

af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.” (A‘râf, 7/199) “Sabret!

Senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme;

kurmakta oldukları tuzaktan kaygılanma!” (Nahl, 16/127) “Öyleyse, yetimi

sakın incitme. El açıp isteyeni sakın azarlama. Rabbinin nimetini minnet ve

şükranla an.” (Duhâ, 93/9-11)

Rubâî:

Mahlûk-ı Hudâ’ya şefkat it rahmet bul

Eblehlere hilm ve hürmet it râhat bul

Sen herkese rıfk u rağbet it rif‘at bul

Ger idemedinse uzlet it izzet bul

Günümüz Türkçesiyle

Hudâ’nın yarattıklarına şefkat et ki rahmet bul. Akılsızlara yumuşak

davran, hürmet et ki rahat bul. Herkese iyi davran, rağbet et ki şânın

yücelsin. Bunları yapamıyorsan uzlete çekil de, izzet bul.