BEŞİNCİ BAB · BİRİNCİ FASIL · İkinci Madde
İkinci Madde
Bütün insanlarla güzel geçinmeyi, lütufla ve yumuşak sözlerle konuşmayı
âyet-i kerimelerle beyân eder.
Ey azîz! Bilinmelidir ki ehl-i edep şöyle demişlerdir: Hak teala kullarına
olan inâyeti, esirgemesi ve merhametiyle birbirlerine lâzım olan şefkat ve
ülfeti [aşağıda mealini arz edeceğimiz âyet-i kerimelerde şöylece]
duyurmuştur:
“Allah size kolaylık diler, güçlük dilemez.” (Bakara 2/185) “Allah
insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.” (Hac 22/65) “Allah kullarına
şefkatlidir.” (Bakara 2/207) “Affetmeniz takvâya daha uygundur. Aranızda
iyilik ve ihsanı unutmayın.” (Bakara 2/237) “Şüphesiz Allah yaptıklarınızı
görür.” (Bakara 2/110) “Allah’ın size olan nimetini hatırlayın; hani siz
birbirinize düşman kişiler idiniz de O gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun
nimeti sâyesinde kardeşler olmuştunuz.” (Âl-i İmrân 3/103) “(Bir de)
öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davrananları
sever.” (Âl-i İmrân 3/134) “Allah’ın rahmeti sebebiyledir ki sen onlara
yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, etrafından dağılıp
giderlerdi. Öyleyse onların kusurlarından geç, onlar için mağfiret dile. İş
hakkında onlara danış.” (Âl-i İmrân 3/159) “Hainlerin savunucusu olma!”
(Nisâ 4/105) “Sulh (daima) hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazır
yaratılmıştır. Eğer iyi geçinir ve Allah’tan korkarsanız şüphesiz Allah
yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisâ 4/128) “Yine de sen onları affet ve
(yaptıklarına) aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.” (Mâ’ide
5/13) “Mü’min erkeklerle mü’min kadınlar birbirlerinin dostudur.” (Tevbe,
9/71) “Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, (mü’minleri) çok sever.” (Hûd
11/90) “Rabbin dileseydi, bütün insanları bir tek millet yapardı. (Fakat)
onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler. Ancak Rabbi’nin merhamet
ettikleri müstesna. Zaten Rabbin onları bunun için yarattı.” (Hûd 11/118-
119)
“Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin
işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.”
(Nahl 16/90) “Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle ceza verin.
Ama sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır.” (Nahl
16/126) “Eğer iyilik ederseniz kendi lehinize, kötülük ederseniz kendi
aleyhinize etmiş olursunuz.” (İsrâ, 17/7) “Çünkü Allah [368/b] (kötülükten
sakınan) takvâ sahipleriyle ve muhsinler (iyilik yapmayı sevenler)le
beraberdir.” (Nahl, 16/128) “Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi ve
anne babanıza iyilikle davranmanızı emretti. Onlardan biri veya her ikisi
senin yanında ihtiyarlarsa kendilerine “öf” bile deme! Onları azarlama,
ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine
kanat ger ve “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse,
şimdi de sen onlara (öylece) merhamet eyle!” diye dua et.” (İsrâ, 17/23-24)
“Kullarıma söyle; sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını
bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır.” (İsrâ, 17/53) “De ki;
herkes kendi mizac ve meşrebine göre iş yapar.” (İsrâ, 17/84)
“Bağışlasınlar, ferağat göstersinler. Allah’ın sizi bağışlamasını arzulamaz
mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Nûr, 24/22)
“Rahmân’ın (has) kulları onlardır ki yeryüzünde tevâzu ile yürürler ve
kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “selâm” deyip
(geçerler.) Gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyam durarak geçirirler.”
(Furkan, 25/63-64) “(O kullar) yalan yere şahitlik etmezler, boş sözlerle
karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.” (Furkan, 25/72) “İşte
onlara, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı verilecek; orada
hürmet ve selâmla karşılanacaklardır. Orada ebedî kalacaklardır. Orası ne
güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir.” (Furkan, 25/75-76)
“Onlar, boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: “Bizim işlerimiz
bize, sizin işleriniz size. Size selâm olsun. Biz, kendini bilmezleri (arkadaş
edinmek) istemeyiz” derler.” (Kasas, 28/55) “Kaynaşmanız için size
kendi(cinsin)izden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi
de, O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen kavim
için ibretler vardır.” (Rûm, 30/21) “Biz insana, anne babasına iyilik
etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu.”
(Ahkâf, 46/15) “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir
şekilde sav. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki
candan bir dost olur. Buna ancak sabredenler ve (hayırdan) büyük nasibi
olan kimseler kavuşturulur.” (Fussilet 41/34-35) “Allah kullarına
lütufkârdır.” (Şûrâ, 42/19) “Onlar büyük günahlardan ve hayâsızlıktan
kaçınırlar, kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar.” (Şûrâ, 42/37) “Bir
kötülüğün cezası ancak ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı
sağlarsa, onun mükâfâtı Allah’a aittir.” (Şûrâ, 42/40) “Kim sabreder ve
affederse, şüphesiz bu hareketi yapılmaya değer işlerdendir.” (Şûrâ, 42/43)
“Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve
Allah’tan korkun ki merhamet olunasınız.” (Hucurât, 49/10) “Ey iman
edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar
kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki
onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi
kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim
de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerdir!” (Hucurât, 49/11) “Ey iman
edenler! Zannın çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.
Birbirinizin
kusurunu
araştırmayın.
Biriniz
diğerini
arkasından
çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte
bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah tövbeleri çok
kabul edendir, çok esirgeyendir.” (Hucurât, 49/12) “Rabbimiz! Bizi ve
bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman
edenlere karşı kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok
merhametlisin.” (Haşr, 59/10) “Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile
onları (mü’min kardeşlerini) kendi nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin
cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Haşr, 59/9)
“Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar
da vardır. Onlardan sakının; ama affeder, suçlarını başlarına kakmaz,
kusurlarını örterseniz bilin ki Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.”
(Teğâbun, 64/14) “(Sonra) birbirine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirine
merhameti tavsiye edenlerden (olmaktır.)” (Beled, 90/17) “(Rasûlüm!) Sen
af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.” (A‘râf, 7/199) “Sabret!
Senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme;
kurmakta oldukları tuzaktan kaygılanma!” (Nahl, 16/127) “Öyleyse, yetimi
sakın incitme. El açıp isteyeni sakın azarlama. Rabbinin nimetini minnet ve
şükranla an.” (Duhâ, 93/9-11)
Rubâî:
Mahlûk-ı Hudâ’ya şefkat it rahmet bul
Eblehlere hilm ve hürmet it râhat bul
Sen herkese rıfk u rağbet it rif‘at bul
Ger idemedinse uzlet it izzet bul
Günümüz Türkçesiyle
Hudâ’nın yarattıklarına şefkat et ki rahmet bul. Akılsızlara yumuşak
davran, hürmet et ki rahat bul. Herkese iyi davran, rağbet et ki şânın
yücelsin. Bunları yapamıyorsan uzlete çekil de, izzet bul.

