Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Cahil insanlarla sohbetin âdâb ve erkânını, avâm arasına karışmanın usûlünü bildirir

BEŞİNCİ BAB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Cahil insanlarla sohbetin âdâb ve erkânını, avâm arasına karışmanın usûlünü bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir: Cahillerle oturup …

BEŞİNCİ BAB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Cahil insanlarla sohbetin âdâb ve erkânını, avâm arasına karışmanın

usûlünü bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir: Cahillerle oturup

kalkmanın âdâb ve erkânı ve avâm arasına karışmanın belli usûlleri vardır

ki bunlar büyük küçük herkese lâzımdır.

Câhillerle oturup kalkmanın âdâb ve erkânı beştir:

Onların sözlerine kapılmamak.

Onların çirkin ve anlamsız sözlerine kulak asmamak.

Onlar arasında geçerli olan argo tabirleri duymamazlıktan gelip kulak

vermemek.

Onlarla görüşmekten mümkün mertebe sakınıp meclislerinde çok

kalmamak.

Onlara karşı müstağnî olmak ve onlara muhtaç olmamak.

Şu halde cahiller arasına karışan kimse, onlardan kurtuluncaya kadar

susmayı tercih etsin. Böylece ırzını onların tasallutundan koruyup vakar ile

oradan ayrılmış olsun.

Avâmın muhafaza edilen adet ve merâsimleri pek çok olup hepsi de bu

madde içinde açıklanmıştır.

Şu halde eğer avâm arasına katılırsan sana lâzım olan odur ki onların âdet

ve merâsimine uygun davranmalısın. Dost ve düşmanlarla bile korkusuz,

endişesiz rızalarınca sohbet ve dostluk edesin. Kendinden büyüklere saygı

gösterip hizmet edesin, küçüklere şefkat gösterip nasihat edesin ve akranın

olanlara da yumuşaklıkla uygun davranasın. Böylelikle rahat edip selâmet

olasın; izzet, devlet ve saadet bulasın.

İnsanlar arasında bir toplulukta otururken, onların çok iltifat etmelerine

aldanıp da sözlerine kanmaktan sakınasın. Sözü uzatıp çok oturarak onlara

sıkıntı vermeden ziyareti kısa kesip gidesin. Topluluk içinde başını açıp

saçını taramaktan, parmaklarını çıtlatmaktan, sakallarınla ve yüzüğünle

oynamaktan, dişlerinin arasını kurcalamaktan sakınasın. Parmağını burnuna

sokmaktan, tükürmekten ve burnunu temizlemekten sakınasın. Yüzüne

konan sinekleri sık sık kovmaktan, çok gerinmekten ve insanların yüzüne

karşı esnemekten sakınasın.

Bir toplulukta oturuşun her zaman edepli ve sözün düzgün olsun. Seninle

konuşanın güzel sözlerini -aşırı muhabbet göstermeden ve hayretle karşılık

vermesini beklemeden- dinlemelisin. Bir toplulukta olabilecek çirkin ve

ahlâksız şakaları, müstehcen sözleri sükût ederek geçiştirmelisin. Evrâdını,

[289] herkese söyleyip kendi yazdığın şiirlerinden pasajlar okuyarak ve diğer

davranışlarını kendi kendine beğenip uzun uzun anlatarak insanlara karşı

kendini beğenip övmeyesin. Süslenme konusunda aşırıya kaçmayasın,

sürme çekip koku sürünmede ileri gitmeyesin. [383/a] Kimseye karşı kendi

değerini düşürme ve rızâsı olmadan bir işi yaptırmaya kalkışarak kendinden

usandırma ki bu ona ağır gelir ve eziyet olur.

Yöneticilerin sohbet arkadaşı ve zalimin yardımcısı olma ki bu fitne ve

belâdır. Eğer sultana yakınlıkla imtihan olunursan, (hiç olmazsa meclisinde)

ondan bir mızrak boyu uzak otur ki sultana yakınlık yakıcı ateştir.

Sağlık ve afiyetin dostluğundan sakın ki o düşmanların en başta gelenidir.

Malını ırzından kıymetli bilmeyesin ve sana hasım olanlara düşmanlık

etmekte aceleci davranmayasın. (Herhangi bir şeye) elinle işaret etmeyi ve

geriye iltifatı çok etmeyesin.

Diz çöküp oturmalısın ve öfken yatışmadıkça konuşmamalısın. Malının

miktarını aile fertlerine bile söylemeyesin. Çünkü onlar onu az görürse

yanlarında değerin düşer ve eğer çok görürlerse artık onları az bir şeyle

memnun edip rızalarını kazanman zor olur. Hizmetçilerin ve câriyelerinle

şakalaşıp onlara komiklik yapmayasın. Halkı küçük görüp onlarla alay

etmeyesin. Çünkü bu gibi davranışlar onların yanında senin vakarını azaltır

ve yüzün suyunu döker ve bunlardan kalplere eziyet gelir, taşkınlığa sebep

olur; sonunda kin tutma, inatlaşma ve kavgaya sürüklenirsin. Şu halde, eğer

bir kimse seninle alay ederse sen de hemen ona cevap yetiştirmeyip ondan

uzaklaş. Eğer bir kimse sana zulmederse, onu Allah’a havâle edip kendisine

gayet yumuşak sözle cevap vermelisin. Allah’ın yarattıklarından hiç

kimseye ve hiçbir nesneye lânet etmeyesin. Ehl-i kıbleden hiç kimsenin

müşrik veya münafık olduğuna şehâdet etmeyesin. Çünkü herkesin içinde

olanı ancak Allah teala bilir. Şu halde Mevlâ ile kulları arasına girmeyesin

ve elbette dilini dedikodudan (gıybet) muhafaza edesin. Çünkü bir

Müslüman’ın gıybetini etmek -İslâm içinde- otuz kere zina etmekten daha

ve kötü haramdır.

Sakın bir kimseye bir şey va’d etmeyesin. Ta ki insanlara iyiliğin sözle

değil, fiille olsun. Eğer zorda kalıp bir şey va’d ettiysen, sözünden

dönmekten gayet sakınasın. Çünkü sözünden dönmek ancak münafıkların

şânındandır. Sakın ola ki yalan söylemeyesin. Çünkü yalan bütün

günahların anasıdır ve her dinde haramdır. Yalancı kişi, insanlar tarafından

dışlanmış, azîz ve alîm olan Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmıştır. Sakın

ola ki insanlarla konuşurken mücâdele ve münakaşa etmeyesin. Çünkü

bunlarda karşıdakini cahillikle suçlama ve utandırma vardır. Kendisinin ne

kadar zekî olduğunu ortaya koyup nefsini temize çıkarma ve övünme vardır.

Hâlbuki Hak teala “Nefislerinizi temize çıkarmayın” (Necm 53/32)

buyurmuş ve kendi nefsini övmeyi nehyedip bunun ne kötü bir şey

olduğunu duyurmuştur.

Hikmet ehlinden bir zât demiştir ki: “Arkadaşının kötülüğünü söylemek,

aslında insanın kendini övmesi demektir. Şu halde dilini kendini övmeye

alıştırmayasın. Çünkü kendini beğenmiş kimse, kıymetsiz olur. Allah

katında ve insanlar nazarında onun derecesi düşük olur.

Allah adına çok yemin etmeyesin. Allah’tan başkası adına yemin

vermekten sakınasın ve kimseyi yüzüne karşı övmeyesin. Konuşurken

sesini yükseltmeyip faydalı ve öz söyleyip sözü uzatmayasın. Ta ki

dinleyenleri üzmeyesin. Güleryüzle konuşup aksıranı teşmit eyleyesin.

Yanındaki aksırınca “el-hamdü li’llâhi” derse “yerhamükallah” diyesin.

Aksırdığın anda başını öne eğip elinle yüzünü kapatarak sesini

yükseltmeyesin. Çünkü aksırırken sesini kısmamak ahmaklık alâmetidir.

Haberde: “Konuşurken aksırması kişiye âdil şahittir” denilmiştir.

Çok mizah etmeyesin ve kahkahayla gülmeyesin ve birkaç kelime fazla

söyleyip

insanların

arasını

bulmaya

bakasın.

Kimsenin

ayıbını

araştırmayasın. Eğer ayıbını görürsen, örtmelisin. Hiç kimseye bildiğin

ayıbını başa kakarak müdâhale edip laf çarpmayasın. Ta ki [383/b] o ayıbın

benzeriyle sen de mübtelâ olmayasın. Bütün insanlar hakkında hayır

düşünüp hayır bulasın. Zamane insanından bile râzı olasın.

Şiir

Tu‘ayyibu zemânenâ ve’l-aybu fînâ

Fe mâ li zamâninâ aybun sivânâ

Ve leyse’z-zi’bu ye’külü lahme zi’bin

Ve ye’külü ba‘zunâ ba‘zan iyânan

Şiir (in tercümesi)

Zamanı ayıplarız, ayıp aslında bizde. Zamanımızda bizden ayıplısı yok.

Kurt, kurdun etini yemez ama; biz birbirimizi yeriz açıkça.