BEŞİNCİ BAB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde
Üçüncü Madde
Cahil insanlarla sohbetin âdâb ve erkânını, avâm arasına karışmanın
usûlünü bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir: Cahillerle oturup
kalkmanın âdâb ve erkânı ve avâm arasına karışmanın belli usûlleri vardır
ki bunlar büyük küçük herkese lâzımdır.
Câhillerle oturup kalkmanın âdâb ve erkânı beştir:
Onların sözlerine kapılmamak.
Onların çirkin ve anlamsız sözlerine kulak asmamak.
Onlar arasında geçerli olan argo tabirleri duymamazlıktan gelip kulak
vermemek.
Onlarla görüşmekten mümkün mertebe sakınıp meclislerinde çok
kalmamak.
Onlara karşı müstağnî olmak ve onlara muhtaç olmamak.
Şu halde cahiller arasına karışan kimse, onlardan kurtuluncaya kadar
susmayı tercih etsin. Böylece ırzını onların tasallutundan koruyup vakar ile
oradan ayrılmış olsun.
Avâmın muhafaza edilen adet ve merâsimleri pek çok olup hepsi de bu
madde içinde açıklanmıştır.
Şu halde eğer avâm arasına katılırsan sana lâzım olan odur ki onların âdet
ve merâsimine uygun davranmalısın. Dost ve düşmanlarla bile korkusuz,
endişesiz rızalarınca sohbet ve dostluk edesin. Kendinden büyüklere saygı
gösterip hizmet edesin, küçüklere şefkat gösterip nasihat edesin ve akranın
olanlara da yumuşaklıkla uygun davranasın. Böylelikle rahat edip selâmet
olasın; izzet, devlet ve saadet bulasın.
İnsanlar arasında bir toplulukta otururken, onların çok iltifat etmelerine
aldanıp da sözlerine kanmaktan sakınasın. Sözü uzatıp çok oturarak onlara
sıkıntı vermeden ziyareti kısa kesip gidesin. Topluluk içinde başını açıp
saçını taramaktan, parmaklarını çıtlatmaktan, sakallarınla ve yüzüğünle
oynamaktan, dişlerinin arasını kurcalamaktan sakınasın. Parmağını burnuna
sokmaktan, tükürmekten ve burnunu temizlemekten sakınasın. Yüzüne
konan sinekleri sık sık kovmaktan, çok gerinmekten ve insanların yüzüne
karşı esnemekten sakınasın.
Bir toplulukta oturuşun her zaman edepli ve sözün düzgün olsun. Seninle
konuşanın güzel sözlerini -aşırı muhabbet göstermeden ve hayretle karşılık
vermesini beklemeden- dinlemelisin. Bir toplulukta olabilecek çirkin ve
ahlâksız şakaları, müstehcen sözleri sükût ederek geçiştirmelisin. Evrâdını,
[289] herkese söyleyip kendi yazdığın şiirlerinden pasajlar okuyarak ve diğer
davranışlarını kendi kendine beğenip uzun uzun anlatarak insanlara karşı
kendini beğenip övmeyesin. Süslenme konusunda aşırıya kaçmayasın,
sürme çekip koku sürünmede ileri gitmeyesin. [383/a] Kimseye karşı kendi
değerini düşürme ve rızâsı olmadan bir işi yaptırmaya kalkışarak kendinden
usandırma ki bu ona ağır gelir ve eziyet olur.
Yöneticilerin sohbet arkadaşı ve zalimin yardımcısı olma ki bu fitne ve
belâdır. Eğer sultana yakınlıkla imtihan olunursan, (hiç olmazsa meclisinde)
ondan bir mızrak boyu uzak otur ki sultana yakınlık yakıcı ateştir.
Sağlık ve afiyetin dostluğundan sakın ki o düşmanların en başta gelenidir.
Malını ırzından kıymetli bilmeyesin ve sana hasım olanlara düşmanlık
etmekte aceleci davranmayasın. (Herhangi bir şeye) elinle işaret etmeyi ve
geriye iltifatı çok etmeyesin.
Diz çöküp oturmalısın ve öfken yatışmadıkça konuşmamalısın. Malının
miktarını aile fertlerine bile söylemeyesin. Çünkü onlar onu az görürse
yanlarında değerin düşer ve eğer çok görürlerse artık onları az bir şeyle
memnun edip rızalarını kazanman zor olur. Hizmetçilerin ve câriyelerinle
şakalaşıp onlara komiklik yapmayasın. Halkı küçük görüp onlarla alay
etmeyesin. Çünkü bu gibi davranışlar onların yanında senin vakarını azaltır
ve yüzün suyunu döker ve bunlardan kalplere eziyet gelir, taşkınlığa sebep
olur; sonunda kin tutma, inatlaşma ve kavgaya sürüklenirsin. Şu halde, eğer
bir kimse seninle alay ederse sen de hemen ona cevap yetiştirmeyip ondan
uzaklaş. Eğer bir kimse sana zulmederse, onu Allah’a havâle edip kendisine
gayet yumuşak sözle cevap vermelisin. Allah’ın yarattıklarından hiç
kimseye ve hiçbir nesneye lânet etmeyesin. Ehl-i kıbleden hiç kimsenin
müşrik veya münafık olduğuna şehâdet etmeyesin. Çünkü herkesin içinde
olanı ancak Allah teala bilir. Şu halde Mevlâ ile kulları arasına girmeyesin
ve elbette dilini dedikodudan (gıybet) muhafaza edesin. Çünkü bir
Müslüman’ın gıybetini etmek -İslâm içinde- otuz kere zina etmekten daha
ve kötü haramdır.
Sakın bir kimseye bir şey va’d etmeyesin. Ta ki insanlara iyiliğin sözle
değil, fiille olsun. Eğer zorda kalıp bir şey va’d ettiysen, sözünden
dönmekten gayet sakınasın. Çünkü sözünden dönmek ancak münafıkların
şânındandır. Sakın ola ki yalan söylemeyesin. Çünkü yalan bütün
günahların anasıdır ve her dinde haramdır. Yalancı kişi, insanlar tarafından
dışlanmış, azîz ve alîm olan Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmıştır. Sakın
ola ki insanlarla konuşurken mücâdele ve münakaşa etmeyesin. Çünkü
bunlarda karşıdakini cahillikle suçlama ve utandırma vardır. Kendisinin ne
kadar zekî olduğunu ortaya koyup nefsini temize çıkarma ve övünme vardır.
Hâlbuki Hak teala “Nefislerinizi temize çıkarmayın” (Necm 53/32)
buyurmuş ve kendi nefsini övmeyi nehyedip bunun ne kötü bir şey
olduğunu duyurmuştur.
Hikmet ehlinden bir zât demiştir ki: “Arkadaşının kötülüğünü söylemek,
aslında insanın kendini övmesi demektir. Şu halde dilini kendini övmeye
alıştırmayasın. Çünkü kendini beğenmiş kimse, kıymetsiz olur. Allah
katında ve insanlar nazarında onun derecesi düşük olur.
Allah adına çok yemin etmeyesin. Allah’tan başkası adına yemin
vermekten sakınasın ve kimseyi yüzüne karşı övmeyesin. Konuşurken
sesini yükseltmeyip faydalı ve öz söyleyip sözü uzatmayasın. Ta ki
dinleyenleri üzmeyesin. Güleryüzle konuşup aksıranı teşmit eyleyesin.
Yanındaki aksırınca “el-hamdü li’llâhi” derse “yerhamükallah” diyesin.
Aksırdığın anda başını öne eğip elinle yüzünü kapatarak sesini
yükseltmeyesin. Çünkü aksırırken sesini kısmamak ahmaklık alâmetidir.
Haberde: “Konuşurken aksırması kişiye âdil şahittir” denilmiştir.
Çok mizah etmeyesin ve kahkahayla gülmeyesin ve birkaç kelime fazla
söyleyip
insanların
arasını
bulmaya
bakasın.
Kimsenin
ayıbını
araştırmayasın. Eğer ayıbını görürsen, örtmelisin. Hiç kimseye bildiğin
ayıbını başa kakarak müdâhale edip laf çarpmayasın. Ta ki [383/b] o ayıbın
benzeriyle sen de mübtelâ olmayasın. Bütün insanlar hakkında hayır
düşünüp hayır bulasın. Zamane insanından bile râzı olasın.
Şiir
Tu‘ayyibu zemânenâ ve’l-aybu fînâ
Fe mâ li zamâninâ aybun sivânâ
Ve leyse’z-zi’bu ye’külü lahme zi’bin
Ve ye’külü ba‘zunâ ba‘zan iyânan
Şiir (in tercümesi)
Zamanı ayıplarız, ayıp aslında bizde. Zamanımızda bizden ayıplısı yok.
Kurt, kurdun etini yemez ama; biz birbirimizi yeriz açıkça.

