Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Cimâın vakitlerini, birleşme ve zamanına göre doğacak çocukların hallerini ve şekillerini…

BEŞİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Yedinci Madde Yedinci Madde Cimâın vakitlerini, birleşme ve zamanına göre doğacak çocukların hallerini ve şekillerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir: Cimâın …

BEŞİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Yedinci Madde

Yedinci Madde

Cimâın vakitlerini, birleşme ve zamanına göre doğacak çocukların

hallerini ve şekillerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir: Cimâın müstehap,

lâyık ve mürüvvete yakışır olanı odur ki erkek hanımının rızâsıyla cimâ

etsin. Ve onunla (belli bazı) vakitleri gözeterek birleşsin. Cimâın uygun

görülmediği vakitlerde birleşmekten sakınsın.

Eğer kişi hanımının rızâsını gözetip istekli olduğu vakitlerde muhabbetle

cimâ ederse, bundan doğacak çocuk akıllı ve olgun olur. Hilalin ilk gününde

çocuk güzel olur. Gündüz vakti öğleden önce ederse, çocuk hakîm ve kerîm

(hikmet sahibi ve cömert) olur. Pazartesi gecesi ise, çocuk Kur’ân-ı Kerim

hâfızı olur. Salı gecesi ise sehâvetli (cömert) ve merhametli olur. Perşembe

gecesi ilmiyle amel eden âlim olur. Cuma gecesi çocuk ârif ve âbid [276] olur.

Cuma günü namazdan önce cimâ ederse, çocuk kutlu bir insan olur ve şehid

olarak ölür. Eğer hanımı râzı olmadan cimâ ederse, bundan meydana gelen

çocuk ahmak olur. Hanımı loğusa iken cimâ ederse, çocuk zarar görür. Hilal

gecesinde, hilal ayının on beşinde veya son gecesinde ederse çocuk mecnûn

olur. Pazar gecesi ise çocuk yol kesici (eşkıyâ) olur. Çarşamba gecesi çocuk

adam öldürmeye meyilli olur.

Şayet gündüz vakti öğleden sonra cimâ ederse, çocuğun gözü şaşı olur.

Ramazan bayramı gecesinde ederse çocuk anne babaya isyankâr olur.

Kurban bayramı gecesi ederse, çocuk altıparmaklı veya dört parmaklı olur.

Eğer ayakta iken cimâ ederse, çocuk yatağını ıslatır. Meyve ağacı altında

cimâ ederse, çocuk zalim olur. Tahâretsiz iken cimâ ederse, çocuk cimri

olur. Üzerine örtü almadan (yıldızlar altında) açık havada cimâ ederse,

çocuk ikiyüzlü (münafık) olur. Bir kimsenin huzurunda cimâ ederse, çocuk

hırsız olur. Berât gecesi cimâ ederse, çocuk kötü huylu olur. Yola gideceği

gecede ederse, çocuk müsrif olur. İnzal halinde iken ikisinin de hatırında

herhangi bir sûret bulunursa çocuğun sûreti ona yakın olur ve gözleri hangi

renge bakarsa, çocuk o renge yakın olur. Hayızlı ve nifaslı iken hanımıyla

cimâ ederse, çocuk cüzzamlı olur ve yaptığı iş kendisine haram olur.

[377/b]

Nazm

1-Şol dem ki rûh tâ’ir-i kuds-âşiyân idi

Cân bülbülüne gülşen-i vahdet-mekân idi

Kân-i hafâda cevher-i cân bî-nişân idi

Ketm-i ademde âlem ü âdem nihân idi

Halvet-sarây-ı sırda gönül kâm-rân idi

Bir yâr idi hemân ü bir ol yâr-ı cân idi

Demler o demler idi zamân ol zamân idi

2-Kanı o dem ki sâki-i hum-hâne-i ezel

Sunardı rûh-ı pâkimize câm-ı lem-yezel

Mâbeynimizde olmaz idi bahs ile cedel

Bî-kîl u kâl olurdı kamu müşkilât hal

Yoğ idi âfet-i ecel-i ömr-i bî-bedel

Râhatda idi zümre-i ervâh mâ-hasal

Demler o demler idi zamân ol zamân idi

3-Dahi kurulmuş idi tılısmât-ı kâ’inât

Yeksân idi henûz bu efrâd-ı mümkinât

Çıkmamış idi sâhil-i imkâna fülk-i zât

Olmamış idi mevc-fiken kulzüm-i sıfât

Ketm-i ademde idi şu’ûn-ı mükevvenât

Dahi zuhûra gelmemiş idi ta‘ayyünât

Demler o demler idi zamân ol zamân idi

4-Nâ-gâh kilk-i kâtib-i dîvân-ı emr-i hû

Yazdı berât-ı âdeme tuğrâ-yı “ihbitû”

Ayrı düşüp o gülşen-i lâhûtdan kamu

İtdik zarûrî külhan-ı nâsûta ser-fürû

Tutduk egerçi sahn-ı sarây-ı vücûda rû

Cânda henûz bâkîdir ol şevk ü ârzû

Demler o demler idi zamân ol zamân idi

5-Ervâh-ı ins basdı kadem çün seyâhate

Geldik zarûrî âlem-i kevn ü sabâvete

Tebdîl olup o denlü letâfet kesâfete

Dest-i kazâ bırakdı felekden felâkete

Düşdük kuyûd-ı renc ü ‘anâ vü sakâmete

Bu hâk-dâna geldik egerçi ikamete

Demler o demler idi zamân ol zamân idi

Günümüz Türkçesiyle

1-O demler ki rûh kutsal âlemde uçardı. Can bülbülüne vahdeti mekân

edinmiş gülistân idi. O gizli hazinede cân cevheri belirsizdi. Yokluğun

gizeminde insanlık âlemi gizliydi. Sırların halvet sarayında gönül gizliydi.

Bir Yâr vardı sadece, bir de Yâr’in dostu vardı. Anlar o anlardı, zaman o

zamandı.

2-Hani o demler ki, sakîsi ezel meyhânesinin; sunardı pâk rûhumuza

sonsuzluk kadehini. Onunla aramızdaydı ve tartışma, mücâdele olmazdı.

Hiç dedikodusuz, bütün müşkiller halledilirdi. Ecel korkusu yoktu o zaman,

paha biçilmeyen ömrü yitirme kaygısı yoktu. Ruhlar âleminde herkes

rahattı, endişesizdi. Anlar o anlardı, zaman o zamandı.

3-Kâinât ve tılsımları kurulmamıştı henüz. Varlıklar farklı değildi, her

taraf dümdüzdü. Beden gemisi daha, varlık sahiline yaklaşmamıştı. Deniz

daha dalgalanmamış, dalgalar kabarmamıştı. Yokluk denizindeydi,

varlıkların bütün işleri. Ortaya çıkmamıştı henüz belli varlıklar. Anlar o

anlardı, zaman o zamandı.

4-Ansızın “Hû” emrinin divan katibinin kalemi, yokluk beratına

“İniniz” [277] tuğrasını çekmişti. Ayrı düştük o zaman ilâhî gülistândan

büsbütün, vücûd sarayının yüzeyine yerleştik ama. Canımızda henüz o arzu

bâkî, o şevk mevcuttur. Anlar o anlardı, zaman o zamandı.

5-İnsanların ruhları bu seyahate başlar başlamaz. Mecbûren geldik, bu

çocuk oyuncağı âleme. O zaman ki letâfetimiz kesâfete dönüştü. Kazâ eli

bizi, feleklerden indirip, felâkete bıraktı. Düştük böylece; sıkıntı, zenginlik,

huysuzluk gibi bağlarla bağlandık. Meğer bu topraktan eve ikamet için

geldik. Anlar o anlardı, zaman o zamandı.