Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Çok yemenin on âfetini, az yemenin müjdelenmiş faydalarını ve kolay sebeplerini bildirir

ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Yedinci Madde Yedinci Madde Çok yemenin on âfetini, az yemenin müjdelenmiş faydalarını ve kolay sebeplerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: …

ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Yedinci Madde

Yedinci Madde

Çok yemenin on âfetini, az yemenin müjdelenmiş faydalarını ve kolay

sebeplerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: İrfan yoluna

tâlip olup bitki ve hayvan mertebelerinden insan mertebesine ulaşmak,

nefsini tezkiye ve kalbini tasfiye etmek ve ruhunu cilâlamak isteyen

kimseye ilk lâzım olan şey, karnını haramdan koruması ve midesini

düzeltmesidir. Bundan sonra az yiyerek, helâllerin fazlasından bile

kaçınması gerekir. Oradan marifet ve muhabbet yoluna doğru gidilir.

Çünkü insan karnının muhafazası ve terbiye edilmesi, bütün âzâlardan

daha güç ve daha zordur. Zahmeti ve meşakkati, her şeyden daha fazladır.

Beden ve ruha zararı ve etkisi her şeyden daha büyüktür. O öyle bir kaynak

ve madendir ki âzâlara edep ve kibir, zayıflık ve kuvvet ondan gelir. Çok

yemenin zararları pek çoktur. Fakat en zararlıları on tanedir.

Çok yemenin birinci zararı

Hakikaten çok yemede kalbin katı ve duygusuz olması ve nurunun

sönmesi vardır. Nitekim Hazret-i Habîb-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“ Çok yiyip içmekle kalplerinizi öldürmeyiniz. Çünkü su içinde kalmış

ekinlerin öldüğü gibi kalpler de ölür. ” İnsan bedenindeki mide, kalbin alt

tarafında kaynayan bir kazan gibidir ki buharı kalbe yükselir. Mide

buharının çokluğundan kalbe siyahlık, bozulmalar ve kederler gelir.

İkinci zararı

Muhakkak ki çok yeme, âzâların kargaşa ve heyecanına, atıklara ve

bozulmalara sebep olur. Çünkü insanın karnı tok olursa, gözü faydasız

şeylere bakmak, kulağı onları işitmek ister. Dili faydasız şeyler söylemek,

eli onları tutmak ve ayağı da onlara gitmek ister. Nefsânî arzuların peşinden

koşmak ister.

Eğer insanın karnı aç olursa, bütün âzâları sâkin olup hiçbir şeye tamah

etmez. Faydasız ve lüzumsuz şeylerle, haram olan şeylere gitmez. Çünkü

karın öyle bir uzuvdur ki eğer o aç olursa beden organları tok olur. O tok

olursa, beden organları aç olur. Kısacası insanın yaptıkları ve söyledikleri,

yediği-içtiği kadardır. Eğer ona haram yiyecek girerse, ondan haram fiiller

ve sözler çıkar. Eğer helâllerin fazlası girerse, işe yaramayan söz ve fiiller

çıkar. Adeta yiyecek ve içecekler sözlerin ve fiillerin tohumudur ki bunlar

onlardan meydana gelir.

Üçüncü zararı

Gerçekten de çok yemede, anlayış ve ilim kıtlığı vardır. Çünkü “Tokluk,

zekâyı giderir” denilmiştir. Eğer dünya ya da âhiret ihtiyaçlarından birini

yerine getirmek istersen, onu yapıncaya kadar bir şey yememelisin. Çünkü

yenilen şeyin buharı anlayış ve zekâya perde olur.

Dördüncü zararı

Muhakkak ki çok yenildiğinde az ibadet olur. Çünkü insanın yemeği

çoğaldığında bedeni ağırlaşıp uyku bastırır. His ve kuvvetlerine gevşeklik

gelir. Kişi ibadete yönelmede gevşeklik gösterir. Atılmış leş gibi yatıp uyur.

Hâlbuki ibadet, dükkânı halvet ve âletleri mücâhede olan bir sanattır.

Beşinci zararı

Muhakkak ki çok yemede ibadet tadını kaybetme vardır. Nitekim Hz. Ebû

Bekir Sıddîk (r.a.) şöyle buyurmuştur: “Rabbime kulluğun lezzetinden

mahrum olmayayım diye, İslâm’la şereflendiğim zamandan bu ana kadar,

hiçbir zaman doyuncaya kadar yemiş değilim. Rabbime kavuşma

arzusundan uzaklaşmayayım diye o zamandan beri suya kanmış değilim.”

Bir kâmil zat şöyle demiştir: “Canım ibadetin en lezzetlisini ve tatlısını,

açlıktan ve susuzluktan karnımın sırtıma yapıştığı zaman bulur.” [211/a]

Beyt

Ger to în enbân zi-nân hâlî konî

Pur zi-govherhây-i iclâlî konî

Beyt (in tercümesi)

Eğer bu karın torbasını boşaltırsan; onu kıymetli mücevherlerle

doldurursun.

Altıncı zararı

Şüphesiz ki çok yemede harama düşme tehlikesi vardır. Çünkü helâl sana

az olarak gelir. Haram ise her cihetten çok olarak gelir. Nitekim hadis-i

şerifte “ Sana helâl, damla damla gelir. Haram ise sel gibi gelir ”

buyurulmuştur.

Yedinci zararı

Muhakkak ki çok yemede, ilk önce yenilecek şeyi elde edip emrine almak

için, ikinci olarak onu ıslah edip hazırlamak için, üçüncü olarak onu pişirip

yemek için, dördüncü olarak ondan ayrılıp kurtulmak için, beşinci olarak

bedende çıkan hastalık ve dertlerden kurtulmak için, kalpte meşguliyet,

bedende sıkıntı vardır. Nitekim hadis-i şerifte; “ Her derdin aslının çok

yemek, her devanın aslının ise açlık ” olduğu bildirilmiştir. Bunlardan başka,

açgözlülük ile insanlardan dünyalık isteyerek ve yemekle meşgul olarak

vakitleri boşa harcama vardır.

Sekizinci zararı

Çok yemeden dolayı, ölüm anı sıkıntıları ve can çekişme anları çok zor

geçer. Nitekim hadis-i şerifte; “ Ölüm sıkıntıları dünya lezzetleri

miktarıncadır. Yeme içme de dünya lezzetlerindendir. Kim bunları

çoğaltırsa, ölüm anı sıkıntılarını da çoğaltmış olur” buyurulmuştur.

Dokuzuncu zararı

Çok yemede âhireti eksiltme vardır. Nitekim Hak teala “Dünyadaki

hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız” (Ahkâf, 46/20)

buyurmuş ve dünya lezzetlerinin âhiretin acısı olduğunu duyurmuştur.

Çünkü dünyadan lezzet aldığın kadar, âhiret lezzetinden eksilme olacaktır.

Çok yemek ise dünya lezzetlerinden kabul edilir.

Hâlid b. Velid (r.a.) Hz. Ömer’i (r.a.) davet edip onun için güzel bir

yemek hazırladığında mü’minlerin emîri Hz. Ömer (r. a.): “Bu güzel yemek

bizim için olduğuna göre, arpa ekmeğine bile doyamadan ölen fakirlere ne

vardır?” dediğinde Hâlid b. Velid (r.a.) cevâben: “Ey mü’minlerin emîri!

Onlar için cennet vardır” dedi. Hz. Ömer (r.a.): “ Onlar cennetle kurtuluşa

ermişlerdir. Bu yemek bizim nasibimizdir, onlar ise bizden önce ahirete

göçüp giderek büyük kurtuluşa ermişlerdir” demiştir.

Beyt

Na‘îm-i huld halâl-est ber kesî Sa‘îb

Ki dest u leb be-na‘îm-i cihân ne-y-âlayed

Beyt (in tercümesi)

Ey Sâib! Dünya nimetlerine el uzatıp tatmayana, ebedî cennet nimetleri

helâldir.

Onuncu zararı

Çok yemede utanç ve ayıplanma vardır. İnsanın saygınlığı şehevî istekleri

ve lüzumsuz şeyleri istemeyi terk etmeyi gerektirir. Çünkü dünyanın helâli

hesap, haramı azaptır. Lezzeti serap, süs ve zineti zarar ve ziyandır.

Çok yemenin on zararı burada bitmiştir. Hidayet ehli için bir tanesi bile

yeterlidir.

Marifetullahı isteyen, çok yemekten ve sürekli tok durmaktan kaçınarak

bu anlatılan zararlardan kurtulur. Az yemeğe alışarak, Hakk’ın ikramları ile

gönlü şen olur. Çünkü az yemenin; beden sağlığı, bedenî kuvvetlerin

sevinci, hâfıza kuvveti, güzel düşünceler, kalp uyanıklığı, ruhun aydınlığı,

zekânın sürati, sıkıntıların azlığı, kanaat imkânı, kıyamet gününün açlığını

hatırlama, Hakk’a yönelmede kolaylık, huzura kavuşma, ibadetlere devam

etme, abdesti koruma, cömertliğin yerleşmesi, yemek yedirme, fakirlerin ve

yetimlerin kalplerini sevindirme ve bunların benzeri nice güzellikleri vardır.

Yemeği azaltmanın pek çok yolu vardır. Bir yolu, çok yemenin yukarıda

bahsedilen zararlarını düşünmendir. Diğer bir yolu, az yemenin fayda ve

üstünlüklerini düşünüp ona meyletmendir. Bir diğer yolu ise hazırlanmış

yemeklerin en güzelini ilk önce yemendir. En kolay yolu, bir çeşit yağlı

yemek ile yetinmendir. Bundan da kolay olanı, bir gün ve gecede [211/b]

bir kere yemek yemendir. Farklı bir yol ise çok yiyen ve içenlerle yemek

yemeyip tenhaya gitmendir. En yakın yolu ise bir ölçüye göre yiyip içerek,

elli dirhem kalıncaya kadar, günde bir dirhem azaltmandır.

Nazm

1-Nefsim beni çok yemekle eyler pür-gam

Ağırlaşıp olurum esamm u ebkem

Az yiyip, az içsem ola gönlüm hurrem

Cismim hem olur hafîf ü cânım pür-dem

2-Nefsim beni aldamakda fırsat bekler

Çün sofra bulur, o dem çekip emekler

Tergîb ider, ifrât yimek içmekler

Düşmen beni dostumdan alıkor eğler

3-Her lokma ki, şereh ile yersin anı

Gaflet ile dolup gönül olur zulmânî

Hayvâna vir ol lezzet-i âb u nânı

Hakkı anı yâd idüp, yi kût-ı cânı

4-Her lokma ki, lezzetiyle buldum zevki

Ol lokmayı keşke bulsa düşmen halkı

Hayvâna vir ol nebâtı sen ey Hakkı

Cân lezzetin al, gönülden iste Hakk’ı

Günümüz Türkçesiyle

1-Nefsim beni çok yemekle gamlandırır. Ağırlaşıp (sanki) sağır ve dilsiz

olurum. Az yeyip az içsem, gönlüm şen şakrak olur. Cismim hem hafif,

canım canlı kanlı olur.

2-Nefsim beni aldatmak için fırsat bekler. Nerde bir sofra bulsa, hemen

emekleyerek gider Aşırı yeme içmelere beni teşvik eder. Düşman beni

dostumdan alıkor, eğler.

3-Her lokma ki sen hırsla yersin onu. Gafletle dolar, gönlün zulmânî olur

Hayvanlara bırak, ekmek ve sudan lezzet almayı; Hakkı! Bunu hatırlayıp

sen can azığını ye.

4-Her lokma ki lezzetiyle buldum zevki. O lokmayı keşke düşman halkı

bulsa. Hayvana ver o bitkiyi, sen ey Hakkı! Can lezzetini al gönülden, iste

Hakkı.