ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Yedinci Madde
Yedinci Madde
Çok yemenin on âfetini, az yemenin müjdelenmiş faydalarını ve kolay
sebeplerini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: İrfan yoluna
tâlip olup bitki ve hayvan mertebelerinden insan mertebesine ulaşmak,
nefsini tezkiye ve kalbini tasfiye etmek ve ruhunu cilâlamak isteyen
kimseye ilk lâzım olan şey, karnını haramdan koruması ve midesini
düzeltmesidir. Bundan sonra az yiyerek, helâllerin fazlasından bile
kaçınması gerekir. Oradan marifet ve muhabbet yoluna doğru gidilir.
Çünkü insan karnının muhafazası ve terbiye edilmesi, bütün âzâlardan
daha güç ve daha zordur. Zahmeti ve meşakkati, her şeyden daha fazladır.
Beden ve ruha zararı ve etkisi her şeyden daha büyüktür. O öyle bir kaynak
ve madendir ki âzâlara edep ve kibir, zayıflık ve kuvvet ondan gelir. Çok
yemenin zararları pek çoktur. Fakat en zararlıları on tanedir.
Çok yemenin birinci zararı
Hakikaten çok yemede kalbin katı ve duygusuz olması ve nurunun
sönmesi vardır. Nitekim Hazret-i Habîb-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“ Çok yiyip içmekle kalplerinizi öldürmeyiniz. Çünkü su içinde kalmış
ekinlerin öldüğü gibi kalpler de ölür. ” İnsan bedenindeki mide, kalbin alt
tarafında kaynayan bir kazan gibidir ki buharı kalbe yükselir. Mide
buharının çokluğundan kalbe siyahlık, bozulmalar ve kederler gelir.
İkinci zararı
Muhakkak ki çok yeme, âzâların kargaşa ve heyecanına, atıklara ve
bozulmalara sebep olur. Çünkü insanın karnı tok olursa, gözü faydasız
şeylere bakmak, kulağı onları işitmek ister. Dili faydasız şeyler söylemek,
eli onları tutmak ve ayağı da onlara gitmek ister. Nefsânî arzuların peşinden
koşmak ister.
Eğer insanın karnı aç olursa, bütün âzâları sâkin olup hiçbir şeye tamah
etmez. Faydasız ve lüzumsuz şeylerle, haram olan şeylere gitmez. Çünkü
karın öyle bir uzuvdur ki eğer o aç olursa beden organları tok olur. O tok
olursa, beden organları aç olur. Kısacası insanın yaptıkları ve söyledikleri,
yediği-içtiği kadardır. Eğer ona haram yiyecek girerse, ondan haram fiiller
ve sözler çıkar. Eğer helâllerin fazlası girerse, işe yaramayan söz ve fiiller
çıkar. Adeta yiyecek ve içecekler sözlerin ve fiillerin tohumudur ki bunlar
onlardan meydana gelir.
Üçüncü zararı
Gerçekten de çok yemede, anlayış ve ilim kıtlığı vardır. Çünkü “Tokluk,
zekâyı giderir” denilmiştir. Eğer dünya ya da âhiret ihtiyaçlarından birini
yerine getirmek istersen, onu yapıncaya kadar bir şey yememelisin. Çünkü
yenilen şeyin buharı anlayış ve zekâya perde olur.
Dördüncü zararı
Muhakkak ki çok yenildiğinde az ibadet olur. Çünkü insanın yemeği
çoğaldığında bedeni ağırlaşıp uyku bastırır. His ve kuvvetlerine gevşeklik
gelir. Kişi ibadete yönelmede gevşeklik gösterir. Atılmış leş gibi yatıp uyur.
Hâlbuki ibadet, dükkânı halvet ve âletleri mücâhede olan bir sanattır.
Beşinci zararı
Muhakkak ki çok yemede ibadet tadını kaybetme vardır. Nitekim Hz. Ebû
Bekir Sıddîk (r.a.) şöyle buyurmuştur: “Rabbime kulluğun lezzetinden
mahrum olmayayım diye, İslâm’la şereflendiğim zamandan bu ana kadar,
hiçbir zaman doyuncaya kadar yemiş değilim. Rabbime kavuşma
arzusundan uzaklaşmayayım diye o zamandan beri suya kanmış değilim.”
Bir kâmil zat şöyle demiştir: “Canım ibadetin en lezzetlisini ve tatlısını,
açlıktan ve susuzluktan karnımın sırtıma yapıştığı zaman bulur.” [211/a]
Beyt
Ger to în enbân zi-nân hâlî konî
Pur zi-govherhây-i iclâlî konî
Beyt (in tercümesi)
Eğer bu karın torbasını boşaltırsan; onu kıymetli mücevherlerle
doldurursun.
Altıncı zararı
Şüphesiz ki çok yemede harama düşme tehlikesi vardır. Çünkü helâl sana
az olarak gelir. Haram ise her cihetten çok olarak gelir. Nitekim hadis-i
şerifte “ Sana helâl, damla damla gelir. Haram ise sel gibi gelir ”
buyurulmuştur.
Yedinci zararı
Muhakkak ki çok yemede, ilk önce yenilecek şeyi elde edip emrine almak
için, ikinci olarak onu ıslah edip hazırlamak için, üçüncü olarak onu pişirip
yemek için, dördüncü olarak ondan ayrılıp kurtulmak için, beşinci olarak
bedende çıkan hastalık ve dertlerden kurtulmak için, kalpte meşguliyet,
bedende sıkıntı vardır. Nitekim hadis-i şerifte; “ Her derdin aslının çok
yemek, her devanın aslının ise açlık ” olduğu bildirilmiştir. Bunlardan başka,
açgözlülük ile insanlardan dünyalık isteyerek ve yemekle meşgul olarak
vakitleri boşa harcama vardır.
Sekizinci zararı
Çok yemeden dolayı, ölüm anı sıkıntıları ve can çekişme anları çok zor
geçer. Nitekim hadis-i şerifte; “ Ölüm sıkıntıları dünya lezzetleri
miktarıncadır. Yeme içme de dünya lezzetlerindendir. Kim bunları
çoğaltırsa, ölüm anı sıkıntılarını da çoğaltmış olur” buyurulmuştur.
Dokuzuncu zararı
Çok yemede âhireti eksiltme vardır. Nitekim Hak teala “Dünyadaki
hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız” (Ahkâf, 46/20)
buyurmuş ve dünya lezzetlerinin âhiretin acısı olduğunu duyurmuştur.
Çünkü dünyadan lezzet aldığın kadar, âhiret lezzetinden eksilme olacaktır.
Çok yemek ise dünya lezzetlerinden kabul edilir.
Hâlid b. Velid (r.a.) Hz. Ömer’i (r.a.) davet edip onun için güzel bir
yemek hazırladığında mü’minlerin emîri Hz. Ömer (r. a.): “Bu güzel yemek
bizim için olduğuna göre, arpa ekmeğine bile doyamadan ölen fakirlere ne
vardır?” dediğinde Hâlid b. Velid (r.a.) cevâben: “Ey mü’minlerin emîri!
Onlar için cennet vardır” dedi. Hz. Ömer (r.a.): “ Onlar cennetle kurtuluşa
ermişlerdir. Bu yemek bizim nasibimizdir, onlar ise bizden önce ahirete
göçüp giderek büyük kurtuluşa ermişlerdir” demiştir.
Beyt
Na‘îm-i huld halâl-est ber kesî Sa‘îb
Ki dest u leb be-na‘îm-i cihân ne-y-âlayed
Beyt (in tercümesi)
Ey Sâib! Dünya nimetlerine el uzatıp tatmayana, ebedî cennet nimetleri
helâldir.
Onuncu zararı
Çok yemede utanç ve ayıplanma vardır. İnsanın saygınlığı şehevî istekleri
ve lüzumsuz şeyleri istemeyi terk etmeyi gerektirir. Çünkü dünyanın helâli
hesap, haramı azaptır. Lezzeti serap, süs ve zineti zarar ve ziyandır.
Çok yemenin on zararı burada bitmiştir. Hidayet ehli için bir tanesi bile
yeterlidir.
Marifetullahı isteyen, çok yemekten ve sürekli tok durmaktan kaçınarak
bu anlatılan zararlardan kurtulur. Az yemeğe alışarak, Hakk’ın ikramları ile
gönlü şen olur. Çünkü az yemenin; beden sağlığı, bedenî kuvvetlerin
sevinci, hâfıza kuvveti, güzel düşünceler, kalp uyanıklığı, ruhun aydınlığı,
zekânın sürati, sıkıntıların azlığı, kanaat imkânı, kıyamet gününün açlığını
hatırlama, Hakk’a yönelmede kolaylık, huzura kavuşma, ibadetlere devam
etme, abdesti koruma, cömertliğin yerleşmesi, yemek yedirme, fakirlerin ve
yetimlerin kalplerini sevindirme ve bunların benzeri nice güzellikleri vardır.
Yemeği azaltmanın pek çok yolu vardır. Bir yolu, çok yemenin yukarıda
bahsedilen zararlarını düşünmendir. Diğer bir yolu, az yemenin fayda ve
üstünlüklerini düşünüp ona meyletmendir. Bir diğer yolu ise hazırlanmış
yemeklerin en güzelini ilk önce yemendir. En kolay yolu, bir çeşit yağlı
yemek ile yetinmendir. Bundan da kolay olanı, bir gün ve gecede [211/b]
bir kere yemek yemendir. Farklı bir yol ise çok yiyen ve içenlerle yemek
yemeyip tenhaya gitmendir. En yakın yolu ise bir ölçüye göre yiyip içerek,
elli dirhem kalıncaya kadar, günde bir dirhem azaltmandır.
Nazm
1-Nefsim beni çok yemekle eyler pür-gam
Ağırlaşıp olurum esamm u ebkem
Az yiyip, az içsem ola gönlüm hurrem
Cismim hem olur hafîf ü cânım pür-dem
2-Nefsim beni aldamakda fırsat bekler
Çün sofra bulur, o dem çekip emekler
Tergîb ider, ifrât yimek içmekler
Düşmen beni dostumdan alıkor eğler
3-Her lokma ki, şereh ile yersin anı
Gaflet ile dolup gönül olur zulmânî
Hayvâna vir ol lezzet-i âb u nânı
Hakkı anı yâd idüp, yi kût-ı cânı
4-Her lokma ki, lezzetiyle buldum zevki
Ol lokmayı keşke bulsa düşmen halkı
Hayvâna vir ol nebâtı sen ey Hakkı
Cân lezzetin al, gönülden iste Hakk’ı
Günümüz Türkçesiyle
1-Nefsim beni çok yemekle gamlandırır. Ağırlaşıp (sanki) sağır ve dilsiz
olurum. Az yeyip az içsem, gönlüm şen şakrak olur. Cismim hem hafif,
canım canlı kanlı olur.
2-Nefsim beni aldatmak için fırsat bekler. Nerde bir sofra bulsa, hemen
emekleyerek gider Aşırı yeme içmelere beni teşvik eder. Düşman beni
dostumdan alıkor, eğler.
3-Her lokma ki sen hırsla yersin onu. Gafletle dolar, gönlün zulmânî olur
Hayvanlara bırak, ekmek ve sudan lezzet almayı; Hakkı! Bunu hatırlayıp
sen can azığını ye.
4-Her lokma ki lezzetiyle buldum zevki. O lokmayı keşke düşman halkı
bulsa. Hayvana ver o bitkiyi, sen ey Hakkı! Can lezzetini al gönülden, iste
Hakkı.

