-2. CİLT- · 209 – CUMA NAMAZININ FAZİLETİ




1050 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, “Kim güzelce abdestini alır, sonra cumaya gelir, sesini keser, (hutbeyi) dinlerse, üç gün ziyadesiyle, bu cumadan öbür cumaya kadar olan kusuru bağışlanır. Kim bir çakıla (dahi) dokunsa uygun olmayan bir hareket yapmış olur” buyurdu. [120]
İZAH
Bir cuma namazı on günlük küçük günaha keffarettir. Hutbe okunurken çakılla oynayıp, ses çıkaran hutbeyi karıştırmış, yakışmayan bir hareket yapmış olur. Lağv: Gürültü çıkarmak, lüzumsuz harekette bulunmak, demektir.













1051 – Ümmü Osman’ın mevlâsından rivâyete göre o şöyle demiştir: Ali radıyallahu anh’ı Kûfe minberi üzerinde şöyle derken işittim. Cuma günü olunca şeytanlar sabahleyin bayraklarıyla çarşılara çıkarlar. İnsanları istediğinden vazgeçirecek, vesveseler atarlar. Ve cumadan onları alıkoyarlar. Melekler de, sabahtan itibaren mescid kapılarına otururlar. Birinci saatte gelen kimseyi, ikinci saatte gelen kimseyi, ta imam minbere çıkana kadar, böylece yazmaya devam ederler. Adam camide hatibi görebilecek hutbeyi can kulağıyla dinleyebilecek bir yere oturur, sesini keser, gürültü yapmaz, (lüzumsuz şey ile meşgul olmazsa) ona iki misli sevap vardır. “Eğer gelir hutbe işitilemeyecek bir yere oturur, sesini keser, başka şeyle meşgul olmazsa, hutbeyi dinleyemediği için ona bir misli sevap vardır.” Eğer hatibi görmek, hutbeyi dinlemek mümkün olan bir yere oturmuş, ama sesini kesmemiş, uygunsuz hareket yapmışsa, ona bir misli günah vardır. Kim Cuma günü arkadaşına sus dese, gürültü yapmış (uygun olmayan bir şey işlemiş) olur. Kim de uygun olmayan bir hareket yaparsa, o cumasından bir ecir yoktur. Bunun sonunda Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i böyle söylerken işittim, derdi. [121] Ebû Dâvud dedi: Bu hadisi Velid bin Müslim, İbn-i Câbir’den rivâyet etti. Ve (Rebais) dedi ve yine hanımı Ümmü Osman bin Atâ’nın, mevlâsı dedi.
İZAH
Terâbis veya Rebâis: Yapmak istediğin şeyden seni avutup alıkoyan şey demektir.

