ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Birinci Madde
Birinci Madde
Dâimî zikri (zikr-i müdâm) Kur’ân âyetleri ve kudsî hadislerle bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Hak teala kullarına inayetiyle lutfedip devamlı
zikrin, Hak’tan ilhama kavuşma sebebi olduğunu ve devamlı zikrin, kişiyi
tam bir huzura götüreceğini duyurmuştur. Nitekim Kelâm-ı Kadîm’inde
şöyle buyurmuştur:
“Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin;
sakın bana nankörlük etmeyin!” (Bakara, 2/152) “Onlar, ayakta dururken,
otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar.” (Âl-i İmrân,
3/191) “Ayakta, [228/a] otururken ve yanınız üzerinde yatarken (daima)
Allah’ı anın.” (Nisâ, 4/103) “Allah’ı çok anın ki kurtuluşa erişesiniz.”
(Enfâl, 8/45) “Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.” (Âl-i İmrân,
3/41) “Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle
sabah akşam Rabbini an. Gâfillerden olma.” (A’râf, 7/205) “Bunu
unuttuğun takdirde Allah’ı an ve: ‘Umarım Rabbim beni, doğruya bundan
daha yakın olan bir yola iletir’ de.” (Kehf, 18/24)
“Onlar, ne ticaret ne de alış verişin kendilerini Allah’ı anmaktan
alıkoyamadığı insanlardır.” (Nûr, 24/37) “Bunlar, iman edenler ve gönülleri
Allah’ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı
anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 13/28) “Kim de beni anmaktan yüz çevirirse
şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör
olarak haşredeceğiz.” (Tâhâ, 20/124) “Namazı kıl. Muhakkak ki, namaz,
hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en
büyüğüdür.” (Ankebût, 29/45) “Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden
kadınlar var ya işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat
hazırlamıştır.” (Ahzâb, 33/ 35)
“Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin ve O’nu sabah akşam tesbih
edin.” (Ahzâb, 33/41-42) “Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu
hususu açıklamıştır ki kendisinden başka ilah yoktur.” (Âl-i İmrân, 3/18)
“Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur. (Habîbim!) Hem kendinin hem de
mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların günahlarının bağışlanmasını dile.”
(Muhammed, 47/19) “Kim Rahmân’ı zikretmekten gâfil olursa, yanından
ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.” (Zuhruf, 43/36) “Allah’ı
unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler
gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” (Haşr, 59/19)
“Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan
alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.”
(Münafikûn, 63/9) “Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Rabbin) onu
gitgide artan çetin bir azaba uğratır.” (Cin, 72/17) “O halde, ulu Rabbinin
adını yüceltip noksanlıklardan tenzih et.” (Hâkka, 69/52) “Rabbinin adını
an. Bütün varlığınla O’na yönel.” (Müzzemmil, 73/8) “Temizlenen,
Rabbinin adını anıp O’na kulluk eden kimse şüphesiz kurtuluşa ermiştir.”
(A’lâ, 87/14-15)
Allah teala kudsî hadislerinde buyurmuştur ki: “ Ey Âdemoğlu! Yalnızken
beni zikret ki ben de seni melekler âleminde (mele-i a’lâ) zikredeyim. ” “ Ey
Âdemoğlu! Ben kulumun zannı üzereyim. Beni andığında ben onunlayım.
Beni kendi nefsinde zikrettiğinde ben de onu kendi nefsimde zikrederim.
Beni bir toplulukta zikrettiğinde ben onu ondan daha hayırlı bir toplulukta
zikrederim.” “ Ey Âdemoğlu! Beni ancak benden başka her şeyi unutan
zikreder. Öyleyse benden başka her şeyi unutarak beni zikret ki ben de seni
benden perdeleyen örtüleri kaldırarak zikredeyim. Sen beni dilinle zikret,
ben de seni rızam ile zikredeyim. Beni kalbinle zikret, seni kavuşmam (likã)
ile zikredeyim. Beni kendini hor ve hakîr görerek zikret, ben de seni üstün
(tutarak) zikredeyim. Beni nimette iken zikret, ben de seni darlık ve yoklukta
zikredeyim. Beni gayret ve çalışma (mücâhede) ile zikret, ben de seni
manevî seyir ve görüş (müşâhade) ile zikredeyim. Beni kulluk ile zikret, ben
de seni Rubûbiyetimle zikredeyim. Sen bende kendini yok ederek (fenâ)
zikret, ben de seni sonsuzluk (bekã) ile zikredeyim. ”
“ Ey Âdemoğlu! Beni unutursun ve benden başkasını anarsın. Hâlbuki sen
zarar görmeyesin diye hayrımla korunmaya alınmışsın. Dilin beni anarken
kalbinde benden başkası vardı. Eğer beni tanısaydın elbette benden
başkasını anmazdın.” “ Ey Âdemoğlu! Beni andığında bana şükretmiş
olursun. Beni unuttuğunda ise nankörlük etmiş olursun.” “ Ey Âdemoğlu!
Ancak benim zikrimle nimetlenirsin ve ancak benim zikrimle şen olup
sıkıntıdan kurtulursun.” “ Ey Âdemoğlu! Ancak zikrimden ayrılmayanı dost
edinirim.” “ Ey Âdemoğlu! Zikrim kuluma hâkim olduğunda, o bana âşık
olur, ben de ona âşık olurum. ” “ Ey Âdemoğlu! Zikrimin kendisini benden
istemekten alıkoyduğu kuluma, benden isteyen kullarıma verdiğimden daha
iyisini veririm.”
Nebî (s.a.v.) buyurmuştur ki: “ Allah teala buyurdu ki; “Lâ ilâhe illallah”
sözü benim (muhkem) kalemdir. Benim kaleme sığınan azâbımdan emin
olur.” “ Ey Âdemoğlu! Beni isteyen beni bulur. Beni bulan bana hizmet eder.
Bana hizmet eden beni zikreder. Beni zikredeni ben de zikrederim. Onun
sevgilisi olurum.”
Kıta
Lâ yetruku’z-zikra illâ men yuşâhiduhû
Ve leyse yeşheduhû men leyse yezkuruhû
Fe lâ ezâlu ma‘a’l-ahvâli eşheduhû
Ve lâ ezâlu ma‘a’l-enfâsi ezkuruhû
Kıta (nın tercümesi)
O’nu müşâhade edenden başkası zikri terk etmez. Zikredenden başkası
O’nu müşâhade edemez. Öyleyse her halde O’nu müşâhadeden ayrılmam.
Her nefeste O’nun zikrinden ayrı kalmam.
Şiir
Nesîtu’l-yevme min aşkî salâtî
Fe lâ edrî ğadâtî min işâ’î
Fe zikruke seyyidî eklî ve şurbî
Ve vechuke in ra’eyte şifâ’en dâ’î
Şiir (in tercümesi)
Bugün, aşkımdan namazımı unuttum. Vakit akşam mı, sabah mı bilemez
oldum. Efendim, yediğim içtiğim senin zikrindir. Görebilirsem eğer,
derdimin dermanı cemâlindir.

