Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Dâimî zikri (zikr-i müdâm) Kur’ân âyetleri ve kudsî hadislerle bildirir

ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Birinci Madde Birinci Madde Dâimî zikri (zikr-i müdâm) Kur’ân âyetleri ve kudsî hadislerle bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Hak teala kullarına inayetiyle lutfedip devamlı …

ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

Dâimî zikri (zikr-i müdâm) Kur’ân âyetleri ve kudsî hadislerle bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Hak teala kullarına inayetiyle lutfedip devamlı

zikrin, Hak’tan ilhama kavuşma sebebi olduğunu ve devamlı zikrin, kişiyi

tam bir huzura götüreceğini duyurmuştur. Nitekim Kelâm-ı Kadîm’inde

şöyle buyurmuştur:

“Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin;

sakın bana nankörlük etmeyin!” (Bakara, 2/152) “Onlar, ayakta dururken,

otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar.” (Âl-i İmrân,

3/191) “Ayakta, [228/a] otururken ve yanınız üzerinde yatarken (daima)

Allah’ı anın.” (Nisâ, 4/103) “Allah’ı çok anın ki kurtuluşa erişesiniz.”

(Enfâl, 8/45) “Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.” (Âl-i İmrân,

3/41) “Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle

sabah akşam Rabbini an. Gâfillerden olma.” (A’râf, 7/205) “Bunu

unuttuğun takdirde Allah’ı an ve: ‘Umarım Rabbim beni, doğruya bundan

daha yakın olan bir yola iletir’ de.” (Kehf, 18/24)

“Onlar, ne ticaret ne de alış verişin kendilerini Allah’ı anmaktan

alıkoyamadığı insanlardır.” (Nûr, 24/37) “Bunlar, iman edenler ve gönülleri

Allah’ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı

anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 13/28) “Kim de beni anmaktan yüz çevirirse

şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör

olarak haşredeceğiz.” (Tâhâ, 20/124) “Namazı kıl. Muhakkak ki, namaz,

hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en

büyüğüdür.” (Ankebût, 29/45) “Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden

kadınlar var ya işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat

hazırlamıştır.” (Ahzâb, 33/ 35)

“Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin ve O’nu sabah akşam tesbih

edin.” (Ahzâb, 33/41-42) “Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu

hususu açıklamıştır ki kendisinden başka ilah yoktur.” (Âl-i İmrân, 3/18)

“Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur. (Habîbim!) Hem kendinin hem de

mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların günahlarının bağışlanmasını dile.”

(Muhammed, 47/19) “Kim Rahmân’ı zikretmekten gâfil olursa, yanından

ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.” (Zuhruf, 43/36) “Allah’ı

unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler

gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” (Haşr, 59/19)

“Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan

alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.”

(Münafikûn, 63/9) “Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, (Rabbin) onu

gitgide artan çetin bir azaba uğratır.” (Cin, 72/17) “O halde, ulu Rabbinin

adını yüceltip noksanlıklardan tenzih et.” (Hâkka, 69/52) “Rabbinin adını

an. Bütün varlığınla O’na yönel.” (Müzzemmil, 73/8) “Temizlenen,

Rabbinin adını anıp O’na kulluk eden kimse şüphesiz kurtuluşa ermiştir.”

(A’lâ, 87/14-15)

Allah teala kudsî hadislerinde buyurmuştur ki: “ Ey Âdemoğlu! Yalnızken

beni zikret ki ben de seni melekler âleminde (mele-i a’lâ) zikredeyim. ” “ Ey

Âdemoğlu! Ben kulumun zannı üzereyim. Beni andığında ben onunlayım.

Beni kendi nefsinde zikrettiğinde ben de onu kendi nefsimde zikrederim.

Beni bir toplulukta zikrettiğinde ben onu ondan daha hayırlı bir toplulukta

zikrederim.” “ Ey Âdemoğlu! Beni ancak benden başka her şeyi unutan

zikreder. Öyleyse benden başka her şeyi unutarak beni zikret ki ben de seni

benden perdeleyen örtüleri kaldırarak zikredeyim. Sen beni dilinle zikret,

ben de seni rızam ile zikredeyim. Beni kalbinle zikret, seni kavuşmam (likã)

ile zikredeyim. Beni kendini hor ve hakîr görerek zikret, ben de seni üstün

(tutarak) zikredeyim. Beni nimette iken zikret, ben de seni darlık ve yoklukta

zikredeyim. Beni gayret ve çalışma (mücâhede) ile zikret, ben de seni

manevî seyir ve görüş (müşâhade) ile zikredeyim. Beni kulluk ile zikret, ben

de seni Rubûbiyetimle zikredeyim. Sen bende kendini yok ederek (fenâ)

zikret, ben de seni sonsuzluk (bekã) ile zikredeyim. ”

“ Ey Âdemoğlu! Beni unutursun ve benden başkasını anarsın. Hâlbuki sen

zarar görmeyesin diye hayrımla korunmaya alınmışsın. Dilin beni anarken

kalbinde benden başkası vardı. Eğer beni tanısaydın elbette benden

başkasını anmazdın.” “ Ey Âdemoğlu! Beni andığında bana şükretmiş

olursun. Beni unuttuğunda ise nankörlük etmiş olursun.” “ Ey Âdemoğlu!

Ancak benim zikrimle nimetlenirsin ve ancak benim zikrimle şen olup

sıkıntıdan kurtulursun.” “ Ey Âdemoğlu! Ancak zikrimden ayrılmayanı dost

edinirim.” “ Ey Âdemoğlu! Zikrim kuluma hâkim olduğunda, o bana âşık

olur, ben de ona âşık olurum. ” “ Ey Âdemoğlu! Zikrimin kendisini benden

istemekten alıkoyduğu kuluma, benden isteyen kullarıma verdiğimden daha

iyisini veririm.”

Nebî (s.a.v.) buyurmuştur ki: “ Allah teala buyurdu ki; “Lâ ilâhe illallah”

sözü benim (muhkem) kalemdir. Benim kaleme sığınan azâbımdan emin

olur.” “ Ey Âdemoğlu! Beni isteyen beni bulur. Beni bulan bana hizmet eder.

Bana hizmet eden beni zikreder. Beni zikredeni ben de zikrederim. Onun

sevgilisi olurum.”

Kıta

Lâ yetruku’z-zikra illâ men yuşâhiduhû

Ve leyse yeşheduhû men leyse yezkuruhû

Fe lâ ezâlu ma‘a’l-ahvâli eşheduhû

Ve lâ ezâlu ma‘a’l-enfâsi ezkuruhû

Kıta (nın tercümesi)

O’nu müşâhade edenden başkası zikri terk etmez. Zikredenden başkası

O’nu müşâhade edemez. Öyleyse her halde O’nu müşâhadeden ayrılmam.

Her nefeste O’nun zikrinden ayrı kalmam.

Şiir

Nesîtu’l-yevme min aşkî salâtî

Fe lâ edrî ğadâtî min işâ’î

Fe zikruke seyyidî eklî ve şurbî

Ve vechuke in ra’eyte şifâ’en dâ’î

Şiir (in tercümesi)

Bugün, aşkımdan namazımı unuttum. Vakit akşam mı, sabah mı bilemez

oldum. Efendim, yediğim içtiğim senin zikrindir. Görebilirsem eğer,

derdimin dermanı cemâlindir.