Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Dâimî zikrin (zikr-i müdâm) Allah tealaya yakınlık sebebi olduğunu hadis-i şerifler ile…

ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · İkinci Madde İkinci Madde Dâimî zikrin (zikr-i müdâm) Allah tealaya yakınlık sebebi olduğunu hadis-i şerifler ile bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Hazret-i Habîb-i Ekrem …

ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · İkinci Madde

İkinci Madde

Dâimî zikrin (zikr-i müdâm) Allah tealaya yakınlık sebebi olduğunu

hadis-i şerifler ile bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Hazret-i Habîb-i Ekrem (s.a.v.) ümmetine şefkat

edip Hazret-i Mevlâ’nın zikrinin en şerefli ve en lezzetli şey olduğunu

duyurmuştur. Nitekim hadis-i şeriflerinde buyurmuştur ki: “ Bir topluluk bir

mecliste [228/b] Hak tealayı zikrederse, onların etrafında melekler dolaşır

ve hepsine Allah’ın rahmeti ulaşır. Gönüllerine huzur ve sükûn iner. Hak

teala onları kendi huzurunda olan ruhlar ve melekler katında anar.” Ve

buyurmuştur ki: “ Allah’ın zikrine ve Kur’ân okumaya devam et. Muhakkak

ki onlar, yeryüzünde sana aydınlık nûr kaynağıdır. Göklerde ise güzel bir

zikirdir.” Ve buyurmuştur ki: “ Allah’ı zikrin sevgisine ve tadına ulaşanı,

Allah da sevmiştir.” Ve buyurmuştur ki: “ Mevlâ’nın kuluna sadakası, ona

zikrini ilham etmesidir.” Ve buyurmuştur ki: “ Lâ ilâhe illallah diyenin

kalbinden perde kaldırılır.”

Ve buyurmuştur ki: “Her şeyin bir cilâsı vardır. Gönlün cilâsı ise Allah’ı

zikretmektir.” Ve buyurmuştur ki: “ Hak tealanın ‘Allah’ın zikri en

büyüktür’ buyurduğu zikir, ‘Beni zikredin ki, ben de sizi zikredeyim’

sözüyle size va’d ettiği zikirdir. Çünkü sizin O’nu zikretmenizden, O’nun

(sizi) zikretmesi daha büyük, daha güzel, daha tamam ve en mükemmeldir.”

Ve buyurmuştur ki: “ Muhakkak ki şeytan burnunu, Âdemoğlunun kalbine

koyar. Eğer Hak tealayı zikrederse, geriye dönüp kaçar. Eğer Hakk’ı

unutursa, yüreğini lokma lokma çiğner.” Ve buyurmuştur ki: “ Sizin biriniz

Allah’ı o kadar çok zikretsin ki insanlar onu deli sansın. ”

Ve buyurmuştur ki: “ Allah’ı zikirden daha üstün bir sadaka olmaz.” Ve

buyurmuştur ki: “ Sadaka olarak altın ve gümüş dağıtmaktan, savaşıp

düşman öldürmekten, bütün sevaplı işlerden size daha faydalı olanı ve

derecelerinizi yükselteni, Allah’ı zikretmektir.” Ve buyurmuştur ki: “ Rabbini

zikredenle zikretmeyenin misali, diri ile ölü gibidir.” Ve buyurmuştur ki:

“ Bir kişi Allah’ı zikirden daha fazla kendisine kurtuluş veren güzel bir iş

yapamaz.”

Ve buyurmuştur ki: “ Eğer bir kimse eteğine para doldurup fakirlere

dağıtsa, bir diğer kimse de Allah’ın zikri ile meşgul olsa; Allah katında

sadaka dağıtandan, Allah’ı zikreden daha değerlidir.” Ve buyurmuştur ki:

“ Eğer cennet bahçelerine rastlarsanız, onlardan faydalanınız. O bahçeler

Allah’ın zikredildiği meclislerdir.” Ve buyurmuştur ki: “ Bir topluluk bir

mecliste oturup da Allah’ı zikretmeden oradan ayrılırlarsa, sanki onlar bir

hayvan leşinden dağılmış gibidirler. O meclis onlar için kıyamet gününde

işe yaramayan bir meclis olur.” Ve buyurmuştur ki: “ Cennet halkı

pişmanlık duymaz. Ancak Allah’ı zikretmeden boşa geçirdikleri vakitler için

pişman olurlar.”

Ve buyurmuştur ki: “ Bir kimse sabah namazını cemaatle kılıp güneş

doğana kadar Allah’ı zikrederse, sonra iki rekat namaz kılarsa, onun için

tam bir hac ve bir umre sevabı verilir.” Ve buyurmuştur ki: “ Sabah

namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar Allah’ı zikir ile meşgul

olmam, bana dünya ve içindekilerden daha sevimlidir ve ikindi namazından

sonra güneş batıncaya kadar Allah’ın zikriyle meşgul olmam, benim için

dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.” Ve buyurmuştur ki: “ Hak tealanın

Hz. Yahyâ (a.s.) ile İsrailoğullarına emrettiği beş kelimeden biri, Allah’ı

zikir idi.”

Ve buyurmuştur ki: “ Mevlâ’yı zikreden kişinin (zâkir) misali; kendisini

öldürmek isteyen düşmanları tarafından takip edilen ve tam yetişecekleri

sırada hemen sağlam bir kaleye giren ve düşmanlarından kurtularak

emniyette olan kimseye benzer. Aynı şekilde, bir Müslüman kendi nefsini

şeytandan ancak Allah’ı zikir ile koruyup gözetebilir.”

Allah’ın Rasûlü (s.a.v.) doğru söylemiştir. Yani “Lâ ilâhe illallah” cümlesi

Mevlâ’nın kalesidir ki onu can u [229/a] gönülden tekrar edip içinden çokça

söyleyen, Allah’tan uzaklaştıran şeylerin (mâsivâ) kendisini meşgul

etmesinden kurtulup Hakk’a yakınlık meclisini (üns) bulur.

Nazm

1-Eğer cihânı gönülden cüdâ idersen sen

Huzûr u zevk ile zikr-i Hudâ idersin sen

2-Bu hâr-ı çûn ü çerâdan güzâr idersen eğer

Visâl-i gülşeni içre safâ idersin sen

3-Zuhûr iderse eğer dilde derd-i aşk u gamı

Cemî‘-i derde deminden devâ idersin sen

4-Safâ bulursan eger nûr-ı aşk-ı bâkîden

Derûn-ı sîneni bâğ-ı bekâ idersin sen

5-Derûn-ı bahr-ı me‘ânîde cevherin bilsen

Cihânda kıymetine hoş behâ idersin sen

6-Riyâzet âb-ı hayâtı safâsını bulsan

Gönül kudûretini hep cilâ edersin sen

7-Menâzil-i heves olduysa kat‘ eger Hakkı

Makâmını harem-i Kibriyâ idersin sen

Günümüz Türkçesiyle

1-Eğer, cihanı gönülden çıkarırsan sen, huzur ve zevk ile Hudâ’yı

zikredersin sen.

2-Şu “nasıl ve niçin” dikeninden geçersen eğer, vuslat gülşeninde safâ

sürersin sen.

3-Eğer gönülde aşk derdi ve gamı zuhûr ederse, onun nefesinden bütün

dertlere deva bulursun sen.

4-Bâkî aşkın nurundan safâ bulursan eğer, sînenin derinliklerini sonsuzluk

bahçesi kılarsın sen.

5-Mânâ deryasının derinliklerinde cevherini bilsen. Cihanda kıymetine

hoş bir paha biçersin sen.

6-Âb-ı hayat riyâzetiyle safâsını bulsan; gönül kederini hep siler,

parlatırsın sen.

7-Eğer, heves menzillerine erişme isteğin kesildiyse Hakkı! makãmını O

Kibriyâ’nın haremi edersin sen.