ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Üçüncü Madde
Üçüncü Madde
Dâimî zikrin (zikr-i müdâm) üstünlüklerini ve faydalarını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Allah’ı zikir,
irfân yolunun temel şartıdır. Hakk’ın manevî yakınlığını gerektirir. Can ve
gönlün sevgiliye kavuşmasını sağlar. Allah’ı zikir en güçlü ameldir ve en
etkili sözdür. Celâl sahibi Allah’ın kapısını çalmaktır. Allah’ın zikri,
kalplerin sıfatları ve imanın alâmetidir. İbadetlerin özü ve irfân kapısının
anahtarıdır.
En değerli zikir, en az ses ve kalp huzuru ile tekrar tekrar “lâ ilâhe
illallah” kelimesini söylemektir. Allah’ı zikir, kalplerin nuru ve ruhların
huzurudur. Allah’ı zikir, vücutların lezzeti ve ruhların gıdasıdır. Allah’ı
zikir, gözlerin cilâsı ve sırların nurudur. Allah’ı zikir, canın dostudur ve ona
manevî bilgi (irfân) kazandırır.
Allah’ı tanıyan irfân sahibinin âdeti, Mevlâ’yı zikretmek ve O’ndan başka
her şeyi unutmaktır. Allah’ın zikri, kalplerin cilâsı ve akılların nurudur.
Allah’ı zikir, kalplerin hayatı ve sevgiliye kavuşmadır.
Allah’ı zikir, dilin âdeti ve düşüncesi değildir. Bilakis önce zikredilenden
(Allah) sonra da zikredenden hâsıl olan bir hakikattir. Allah’ın zikri ile
meşgul olmak, kalp ve gönül temizliğinin aslıdır. Allah’ın zikri ile geceleri
uyanık geçirmek, amellerin en üstünü ve hallerin en güzelidir. Hak tealanın
seni zikir ve fikir ile meşgul ettiğini görürsen, müjdeler olsun ki O, sana
muhabbet etmiştir ve seni kendine yakınlaştırmıştır. Allah’ı zikir gönülde
sevinç ve neşedir. Onun meyvesi Hakk’ın yakınlığı ve huzurdur. Daima
Allah’ı zikretmek, gönül ve kalbin aydınlığıdır. Gönülde emniyet ve imanın
sebâtıdır. Allah’ın zikri, candan bir dost ve en değerli arkadaştır. Allah’ın
zikri, bedenlerin güzel kokusu ve ruhların gıdasıdır. Allah’ı zikir, gözlerin
nuru ve gönüllerin sürûrudur. Allah’ın zikri ile gönül her çirkinlik ve
pislikten temiz olup Hakk’ın vechi ona görünür. Sürekli zikir ile kalbi
tertemiz ve mükemmel olanın işleri ve ahlâkı güzel, ruhu mesrûr olur.
Allah’ı zikir, kalbe nûr ve inayettir, ruha doğru yolda sebat ve hidayettir.
Allah’ın zikri, her derde devâ, başka şeylerin zikri ise belâdır. Kim Allah’ı
zikrederse, Allah da onu zikreder. Allah’ın zikri, kalp gözünün (basiret)
nuru ve ruhun ganimetidir. Allah’ın zikri ile meşgul olmak, hâlleri
güzelleştirmektir. Hak tealayı unutanın kalbi karanlıkta kalır. [331] Hak
tealayı çokça zikredenin kalbinden faydasız şeyler (mâsivâ) yok olup gider.
Devamlı zikredenin kalbi uyumaz. Zikri Allah olanın fikri de Allah olduğu
için gönlü uyanık (âgâh) olur. Allah’ın zikrine devam etmek, Allah
dostlarının âdetidir. Ruh ve canın gıdasıdır.
Hakk’ı unutup boş oyun ve eğlencelere dalma, eğer zikredersen de yalan
yanlış yapma. Kalbin diline uygun olsun. Böylece Allah’ı zikir sende
mükemmel olsun. Mevlâ’yı zikrin hakikati, O’ndan başka her şeyi
unutmaktır. Allah’ı zikir, marifet ve muhabbet sermayesidir. Devlet ve
saadetin ilacıdır. Devamlı Allah’ı zikretmekle Allah sevgisi artar ve gönül,
her şeyi bir tarafa bırakıp O’nu sever.
Allah’ı zikir her zaman herkese lâzımdır. Allah dostları (ehlullâh) onu
kendilerine elzem görmüşlerdir. Ârifin sıkıntısı, Allah’ın zikrinden uzak
kalmaktır. Kula, her zaman Allah’ın zikri ile meşgul olması emrolunmuştur.
[229/b]
Allah’ı zikir ya dil ile ya kalp ya da ruh ile olur. Allah’ı zikir dilden kalbe,
ondan da ruha ulaştığında, o kimse Allah dostlarının (evliyâ) havâssından
olup bütün âzâlarıyla devamlı zikrederek, yukarıda bahsedilen manevî
yakınlığı bulur. Havâssın önde gelenlerinden olur. Allah’ın zikri dilden
kalbe geçtiğinde beden organları mânen uyanır ve rahat bulur. Allah’ı zikir
evliyânın ganimetidir. “Lâ ilâhe illallah” Mevlâ’nın birliğidir. En üstün zikir
gizli olarak, huzur ile “Lâ ilâhe illallah” cümlesini tekrar etmektir. Nitekim
hadis-i şerifte; “ Zikrin en fazîletlisi Lâ ilâhe illallah’tır” buyurulmuştur. Bu
cümeleye devam eden, Mevlâ’nın kalesine sığınmış olur. Bu dünyada korku
ve tehlikeden kurtulur. Çünkü hadis-i kudsîde; “ Lâ ilâhe illallah benim
kalemdir. Kaleme giren azâbımdan emin olur” buyurulmuştur. Öyleyse her
kim “Lâ ilâhe illallah” kalesinde kendisini muhafaza ederse, muhakkak o
ebedî nimete kavuşmuş demektir. Kim de bu sağlam kalede korunmaktan
geri kalırsa, o sonsuz bir şekãvet ve azap yoluna gitmiş demektir.
“Allah’ım! Bizi korunmuş sağlam kalene (hısn-ı metîn) ulaştır.”
Nazm
1-Haddim değil ki hamd ü senâ eyleyim sana
Lâyıkdır eylesen yine sen kendine senâ
2-Tevhîd idem seni dir iken lâ açup dehen
Bir lokma eyledi dü cihânı ol ejderhâ
3-Çün nûrun oldu mesned-i illâdan âşikâr
Setr itdi vech-i âlemi cümle nikâb-ı lâ
4-Sen vâcibü’l-vücûd ile mahv oldu mümkinât
Ol mihrsin ki zerrelerindir bu mâsivâ
5-Haddim ne ben kimim kesel-i tâ‘atim nedir
Sensin hemîşe mu‘temed ü müttekâ bana
6-Benlikde koyma h v âb u hayâlden halâs kıl
Tâ hîç senden olmaya dil bir nefes cüdâ
7-Feth it cihân-ı aşka bu dil beyti bâbını
Cezb eyle Hakkı bendeni, kıl aşka âşinâ
Günümüz Türkçesiyle
1-Haddim değil ki hamd u senâ edeyim sana. Lâyıktır eylesen, yine sen
kendini senâ.
2-Tevhid edeyim seni derken, “Lâ” diye açtım ağzımı. Bir lokma eyledi
iki cihanı, o ejderha.
3-Çünkü nurun, “İllâ”nın mesnedinden âşikâr oldu. Bütün âlemin yüzünü
örttü, “Lâ” perdesi.
4-Vâcibü’l-Vücûd olan Sen ile kâinât yok oldu. Öyle bir güneşsin ki
mâsivâ hep senin zerrelerindir.
5-Haddim ne, ben kimim, tenbelliğim ve tâatım nedir? Güvencim daima
sensin, dayanağımsın bana.
6-Benlikte bırakma beni; uyku ve hayalden kurtar. Ta ki gönül senden
hiçbir nefeste ayrı kalmasın.
7-Bu gönül kapısını, aşk dünyasına aç. Hakkı kulunu cezbeyle, aşka âşinâ
kıl.

