Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Dâimî zikrin (zikr-i müdâm) üstünlüklerini ve faydalarını bildirir

ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Dâimî zikrin (zikr-i müdâm) üstünlüklerini ve faydalarını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Allah’ı zikir, irfân …

ÜÇÜNCÜ FEN · İKİNCİ BÂB · BEŞİNCİ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Dâimî zikrin (zikr-i müdâm) üstünlüklerini ve faydalarını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Allah’ı zikir,

irfân yolunun temel şartıdır. Hakk’ın manevî yakınlığını gerektirir. Can ve

gönlün sevgiliye kavuşmasını sağlar. Allah’ı zikir en güçlü ameldir ve en

etkili sözdür. Celâl sahibi Allah’ın kapısını çalmaktır. Allah’ın zikri,

kalplerin sıfatları ve imanın alâmetidir. İbadetlerin özü ve irfân kapısının

anahtarıdır.

En değerli zikir, en az ses ve kalp huzuru ile tekrar tekrar “lâ ilâhe

illallah” kelimesini söylemektir. Allah’ı zikir, kalplerin nuru ve ruhların

huzurudur. Allah’ı zikir, vücutların lezzeti ve ruhların gıdasıdır. Allah’ı

zikir, gözlerin cilâsı ve sırların nurudur. Allah’ı zikir, canın dostudur ve ona

manevî bilgi (irfân) kazandırır.

Allah’ı tanıyan irfân sahibinin âdeti, Mevlâ’yı zikretmek ve O’ndan başka

her şeyi unutmaktır. Allah’ın zikri, kalplerin cilâsı ve akılların nurudur.

Allah’ı zikir, kalplerin hayatı ve sevgiliye kavuşmadır.

Allah’ı zikir, dilin âdeti ve düşüncesi değildir. Bilakis önce zikredilenden

(Allah) sonra da zikredenden hâsıl olan bir hakikattir. Allah’ın zikri ile

meşgul olmak, kalp ve gönül temizliğinin aslıdır. Allah’ın zikri ile geceleri

uyanık geçirmek, amellerin en üstünü ve hallerin en güzelidir. Hak tealanın

seni zikir ve fikir ile meşgul ettiğini görürsen, müjdeler olsun ki O, sana

muhabbet etmiştir ve seni kendine yakınlaştırmıştır. Allah’ı zikir gönülde

sevinç ve neşedir. Onun meyvesi Hakk’ın yakınlığı ve huzurdur. Daima

Allah’ı zikretmek, gönül ve kalbin aydınlığıdır. Gönülde emniyet ve imanın

sebâtıdır. Allah’ın zikri, candan bir dost ve en değerli arkadaştır. Allah’ın

zikri, bedenlerin güzel kokusu ve ruhların gıdasıdır. Allah’ı zikir, gözlerin

nuru ve gönüllerin sürûrudur. Allah’ın zikri ile gönül her çirkinlik ve

pislikten temiz olup Hakk’ın vechi ona görünür. Sürekli zikir ile kalbi

tertemiz ve mükemmel olanın işleri ve ahlâkı güzel, ruhu mesrûr olur.

Allah’ı zikir, kalbe nûr ve inayettir, ruha doğru yolda sebat ve hidayettir.

Allah’ın zikri, her derde devâ, başka şeylerin zikri ise belâdır. Kim Allah’ı

zikrederse, Allah da onu zikreder. Allah’ın zikri, kalp gözünün (basiret)

nuru ve ruhun ganimetidir. Allah’ın zikri ile meşgul olmak, hâlleri

güzelleştirmektir. Hak tealayı unutanın kalbi karanlıkta kalır. [331] Hak

tealayı çokça zikredenin kalbinden faydasız şeyler (mâsivâ) yok olup gider.

Devamlı zikredenin kalbi uyumaz. Zikri Allah olanın fikri de Allah olduğu

için gönlü uyanık (âgâh) olur. Allah’ın zikrine devam etmek, Allah

dostlarının âdetidir. Ruh ve canın gıdasıdır.

Hakk’ı unutup boş oyun ve eğlencelere dalma, eğer zikredersen de yalan

yanlış yapma. Kalbin diline uygun olsun. Böylece Allah’ı zikir sende

mükemmel olsun. Mevlâ’yı zikrin hakikati, O’ndan başka her şeyi

unutmaktır. Allah’ı zikir, marifet ve muhabbet sermayesidir. Devlet ve

saadetin ilacıdır. Devamlı Allah’ı zikretmekle Allah sevgisi artar ve gönül,

her şeyi bir tarafa bırakıp O’nu sever.

Allah’ı zikir her zaman herkese lâzımdır. Allah dostları (ehlullâh) onu

kendilerine elzem görmüşlerdir. Ârifin sıkıntısı, Allah’ın zikrinden uzak

kalmaktır. Kula, her zaman Allah’ın zikri ile meşgul olması emrolunmuştur.

[229/b]

Allah’ı zikir ya dil ile ya kalp ya da ruh ile olur. Allah’ı zikir dilden kalbe,

ondan da ruha ulaştığında, o kimse Allah dostlarının (evliyâ) havâssından

olup bütün âzâlarıyla devamlı zikrederek, yukarıda bahsedilen manevî

yakınlığı bulur. Havâssın önde gelenlerinden olur. Allah’ın zikri dilden

kalbe geçtiğinde beden organları mânen uyanır ve rahat bulur. Allah’ı zikir

evliyânın ganimetidir. “Lâ ilâhe illallah” Mevlâ’nın birliğidir. En üstün zikir

gizli olarak, huzur ile “Lâ ilâhe illallah” cümlesini tekrar etmektir. Nitekim

hadis-i şerifte; “ Zikrin en fazîletlisi Lâ ilâhe illallah’tır” buyurulmuştur. Bu

cümeleye devam eden, Mevlâ’nın kalesine sığınmış olur. Bu dünyada korku

ve tehlikeden kurtulur. Çünkü hadis-i kudsîde; “ Lâ ilâhe illallah benim

kalemdir. Kaleme giren azâbımdan emin olur” buyurulmuştur. Öyleyse her

kim “Lâ ilâhe illallah” kalesinde kendisini muhafaza ederse, muhakkak o

ebedî nimete kavuşmuş demektir. Kim de bu sağlam kalede korunmaktan

geri kalırsa, o sonsuz bir şekãvet ve azap yoluna gitmiş demektir.

“Allah’ım! Bizi korunmuş sağlam kalene (hısn-ı metîn) ulaştır.”

Nazm

1-Haddim değil ki hamd ü senâ eyleyim sana

Lâyıkdır eylesen yine sen kendine senâ

2-Tevhîd idem seni dir iken lâ açup dehen

Bir lokma eyledi dü cihânı ol ejderhâ

3-Çün nûrun oldu mesned-i illâdan âşikâr

Setr itdi vech-i âlemi cümle nikâb-ı lâ

4-Sen vâcibü’l-vücûd ile mahv oldu mümkinât

Ol mihrsin ki zerrelerindir bu mâsivâ

5-Haddim ne ben kimim kesel-i tâ‘atim nedir

Sensin hemîşe mu‘temed ü müttekâ bana

6-Benlikde koyma h v âb u hayâlden halâs kıl

Tâ hîç senden olmaya dil bir nefes cüdâ

7-Feth it cihân-ı aşka bu dil beyti bâbını

Cezb eyle Hakkı bendeni, kıl aşka âşinâ

Günümüz Türkçesiyle

1-Haddim değil ki hamd u senâ edeyim sana. Lâyıktır eylesen, yine sen

kendini senâ.

2-Tevhid edeyim seni derken, “Lâ” diye açtım ağzımı. Bir lokma eyledi

iki cihanı, o ejderha.

3-Çünkü nurun, “İllâ”nın mesnedinden âşikâr oldu. Bütün âlemin yüzünü

örttü, “Lâ” perdesi.

4-Vâcibü’l-Vücûd olan Sen ile kâinât yok oldu. Öyle bir güneşsin ki

mâsivâ hep senin zerrelerindir.

5-Haddim ne, ben kimim, tenbelliğim ve tâatım nedir? Güvencim daima

sensin, dayanağımsın bana.

6-Benlikte bırakma beni; uyku ve hayalden kurtar. Ta ki gönül senden

hiçbir nefeste ayrı kalmasın.

7-Bu gönül kapısını, aşk dünyasına aç. Hakkı kulunu cezbeyle, aşka âşinâ

kıl.