Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Dördüncü makamda bulunan kâmilin Hakk’ın Habibi Hazret-i Muhammed aleyhisselâma…

BEŞİNCİ BAB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Dördüncü makamda bulunan kâmilin Hakk’ın Habibi Hazret-i Muhammed aleyhisselâma muhabbetini, mala meyl ve rağbetini ve mürşid olmaya liyâkatını bildirir. Ey azîz! …

BEŞİNCİ BAB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Dördüncü

makamda bulunan kâmilin Hakk’ın Habibi Hazret-i

Muhammed aleyhisselâma muhabbetini, mala meyl ve rağbetini ve mürşid

olmaya liyâkatını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Dördüncü

makamda bulunan nefs-i mutmainne sâhibi kâmil, evrâdına ve

Peygamberimiz (s.a.v.) ile ashâbından rivayet edilen dualara (ed’ıyye-i

me’sûre) meyledip Habîb-i Ekrem’e (s.a.v.) önceki sevgisinden daha fazla

muhabbet eder.

Bu makamda bu kâmile mal sevgisi ârız olur. Ancak o sâliklerin

fakirlerine yardım etmek için mala meyilli olur. Hâlbuki mal kazanmak

onun gönlünü bir an bile Hak’tan gâfil kılmaz ve onun Hakk’ın huzurunda

bulunmakla elde ettiği devlete hiç kimse engel olamaz. Ve o kazandığı malı

halktan gizlemez, kazancını ortaya koyar. Hiç kimseden bir şey talep etmez

ve tabiî bir tok gözlülük ile verilen imkânları kullanır. Böyle bir mal sevgisi

ancak bu makamdaki kâmilin şânına lâyık olur. Bu şekilde olan mal sevgisi

-başka değil- ancak Allah için sayılır. Böyle bir mal sevgisi aslâ kötülenip

çirkin görülmemiştir. Bilakis makbul sayılmış ve övülmüştür.

Eğer dördüncü makamda bulunan kâmili Hak teala hiçlik elbisesiyle

gizleyip halkın nazarından ve şöhret âfetinden korursa “Bu ne güzel bir

ikram ve ne büyük bir selâmetliktir” dedikleri budur. Eğer onu ileri gelenler

yanında makbul, avâm nazarında meşhur edip şeyhlik hırkasını giydirip

irşâd makamına yükseltirse o kâmil bunu kabul eder. Ancak şeyhliği ne

talep eder ne de ondan yüz çevirip vazîfeden el çeker. Çünkü Hak teala onu

gönüllerde sevdirir ve dostlarını kendisine itaat ettirir, severek boyun

eğdirir. Mürîdlerini Hak yoluna irşâd eylediği için [bir bakıma] o da onlara

teslim olup kendini iyilikle onların işini görmüş kabul eder. Herkesi

kendinden üstün ve fazîletli gördüğü halde talebelerini ve kendisini

sevenleri nezaketle ve hoşlukla güzel ahlâka teşvik eder. Daima alçak

gönüllü davranmaya ve muhtaçlığının bilincinde olmaya onları rağbet

ettirir, bu hasletleri kazanmanın güzel bir şey olduğunu öğretir. Bu konuda

onları irşâd ederek yardımcı olur. Böylece kendisine Allah katından ihsan

edilen şeyhlik makamını (meşîhat) kabul etmiş olur. Çünkü o kâmil halkın

lisânını Hakk’ın kelimeleri olarak telakkî eder.

Yukarıda anlatılan özellikleri taşıyan, kâmil mürşid olmaya lâyıktır. Gerçi

bu kendisi için zor bir vazîfedir. Eğer bulunduğu yerde kendinden kâmili

varsa, bunu büyük bir nimet kabul eder ve kendisine gelen isteklileri ona

gönderip rahat eder. Bulunduğu dördüncü makamdan beşinciye, altıncıya ve

yedinciye terakki ederek halife olup Hak ile kalır.

Nazm

1-Benimle ol ki, sana ben enîsim ender gûr

O şeb ki, eyleyesin hânumânı terk ü ubûr

2-Selâmımı işidüp kabr içinde hoş bilesin

Ki sen bir ânda değilsin huzûrdan mestûr

3-Misâl-i akl benim cânda her zamân hâzır

Bulanda zevk ü sürûr çeng ü neyde renc ü nüfûr

4-Mezâr içinde sana aşk tuhfeler virecek

Şarâb ü şâhid ü şem‘i kebâb u nukl u buhûr

5-Açılsa çeşm-i basîret bir ola meşhûdun

Hemîşe bir görine ayn-ı nâzır u manzûr

6-Ne semte baksa gözün kendi sûretin göresin

Egerçi gördigin olsa cemâd ü yâ şer ü şûr

7-Beşerdeki suverinden berî ol ey Hakkı!

Ki bî-nihâye güzeldir bu rûh u aşk-ı gayûr

Günümüz Türkçesiyle

1-Benimle ol ki sana mezarda dostum. Evi barkı terkedip geçtiğin gecede.

2-Selâmım işitip, kabirde hoş bilesin. Sen ki, bir an bile huzurdan ayrı

değilsin.

3-Akıl gibi, canda her zaman hâzır olan benim. Zevk ve sürûr anında, def

ile neyde, sıkıntıda kederde (onunlayım).

4-Mezar içinde sana aşk hediyeleri, ziyafetler, ahbaplar, gezmeler ve

kokular (sunacak olan benim).

5-Basîretin açılsa, hep bir olur gördüğün. Hepsi bir görünür; bakanla

bakılan aynıdır.

6-Nereye baksa gözün, hep kendini görür. Cansız varlıklar, kötülükler,

kavgalar bile.

7-Beşerdeki sûretlerinden uzak ol ey Hakkı! Rûh nihayetsiz güzeldir, aşk

kıskançtır. [341/b]