Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Erkeğin hanımıyla sohbet ve ülfet etmesinin âdâb ve erkânını bildirir

BEŞİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Sekizinci Madde Sekizinci Madde Erkeğin hanımıyla sohbet ve ülfet etmesinin âdâb ve erkânını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir: Erkeğin hanımıyla sohbet ve …

BEŞİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Sekizinci Madde

Sekizinci Madde

Erkeğin hanımıyla sohbet ve ülfet etmesinin âdâb ve erkânını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir: Erkeğin hanımıyla

sohbet ve ülfetinin âdâb ve erkânı otuzdur: Kişi kendi hanımına karşı iyi

huylu olmalı, güzellikle davranmalıdır. Ona hoş ve tatlı sözlerle,

yumuşaklıkla konuşup ülfet etmeli, yumuşak söz söylemelidir. Nitekim

haberde şöyle gelmiştir. “Halkın hayırlısı, ehline hayırlı ve faydalı

olandır.” [278] Hanımın yanına vardığında ona selâm verip [378/a] hatırını

sormalıdır. Onu tenhâda görüp neşeli bulduysa saçını okşayıp türlü

iltifatlarda bulunmalıdır. Onu tenhâda üzüntülü bulduysa, şefkat gösterip

hatırını sorup tatlı söz söylemelidir. İşe yarar, faydalı va’dlerle hanımının

gönlünü almalıdır.

Çünkü o senin için eve hapsolmuş, başkasından ümidini kesmiş ve bütün

ümidini sana bağlamış olup senin can yoldaşındır. Kendisiyle üzüntülerini

paylaştığın dert ortağın, şakalaştığın yegâne eğlence kaynağın ve kendisiyle

neslinin devam ettiği tarlandır. Çocuklarının terbiyesinde hanımına

yardımcı olmalıdır. Çünkü çocuklar annelerinin başında gece gündüz

ağlayıp sızlayarak kendisine başını dinleme fırsatı vermeyen amansız birer

hasım belki birer insafsızdır. Şu halde bu konuda hanımına yardım edenin

Mevlâ yardımcısı olur. Hanımını kendi giydiği kalitede giydirmelidir. Kendi

yediğinden yedirmelidir. Eğer gücü yeterse onun nafakasını geniş tutsun.

Kişi hanımının oturacağı yeri ve nafakasını temin etmeyi boynuna borç

bilmelidir.

Hanımını hiç dövmemeli ve dünya işlerine ait kusurlarından ötürü ona

kötü söz söylememelidir. Hanımın din işlerine ait olan kusurlarından ötürü

kendisine bir günden fazla küsmemelidir. Hanımına yumuşaklıkla davranıp

güleryüzle idare etmelidir. Çünkü o eğri kaburga kemiğinden yaratılmıştır.

[Duygusal yönü baskın olup, ileri görüş ve firâset bakımından] aklı ve

[zînete olan meyli sebebiyle] dînî hassasiyeti noksandır. Eşinin yanında o

[bir bakıma] esir kılınmıştır. Ancak kendisiyle güzellikle sohbet ve ülfet

edilmek şartıyla alınıp nikâhlanmıştır. Kişi hanımının kötü huylu

davrandığını görünce, önce kendi nefsine sû-i zanda bulunmalıdır. “Eğer

nefsim ıslah olsaydı, hanımım da ıslah olurdu” demelidir.

Evliyâdan birisi hanımının kötü huyuna sabredip niçin sabrettiğini

soranlara; “Korkarım ki onun eziyetine katlanmayacak bir kimse onunla

evlenirse, ikisi birden belâya düşerler” dermiş. Nitekim denilmiştir ki;

“Hanımının eziyetine katlanan erkeğin altı şeyden kurtuluşu söz konusudur.

Çocuklar tokatlanmaktan, tabak kırılmaktan, buzağı dövülmekten, kedi

sövülmekten, misafir kovulmaktan ve elbise yırtılmaktan kurtulmuş olur.

Hanımı öfkelendiği sırada susmalıdır. Tâ ki kadın yaptığından pişman olup

kocasından özür dilesin. Çünkü o zayıftır, susmakla mağlup olur. Hanımının

iyi huyu galip olup her hizmetini güler yüzle güzellikle yerine getirdikçe

ona hayır dua etmelidir. Cenâb-ı Hakk’a hamd ü senâlar etmelidir. Çünkü

erkeğine uygun davranan (sâliha) kadın, şükrü edâ olunamaz bir nimettir.

Erkek hanımına karşı öyle davranmalıdır ki, hanımı “kocam beni bütün

kadınlardan çok beğenmiş ve sevmiştir” diye bilsin. Kişi hanımına geçim ve

ev idaresi konularında danışıp diğer büyük işleri ona yük etmemelidir.

Hanımının kendisine hıyânet etmesi veya tuzak kurması ihtimaline karşı

uyanık ve tedbirli olmalıdır. Nitekim Hz. Âdem atamız, Havva anamızın

davetiyle Rabbine isyankâr olmuştur. Eşinin günah olmayan kusurlarını

görmezden gelmelidir. (Onun basit) hîlelerine göz yumup bilmezlikten

gelmelidir. Hanımının sırlarını ve kusurlarını herkesten gizlemelidir. –

Hanımıyla uygunlukla geçinip ona latifeler söylemelidir. -Kendisi kadın

kılığına girmenin dışında- başka oyunlarla eşini eğlendirmelidir.

Nitekim Hazret-i Habîb-i Ekrem (s.a.v.) mü’minlerin anneleri, tertemiz

eşlerine karşı davranışında insanların en zarifi idi. Hatta o, zevcesi Hz. Âişe

ile bir kere yarıştığında, Âişe annemiz zayıf ve naif olduğundan Efendimiz’i

geçmiştir. Daha sonra o Hazret’in muhabbetiyle Hz. Âişe annemiz kilo aldı,

bedenini geliştirecek yiyecekler yiyerek dolgunlaştı. Tekrar yarıştıklarında

[378/b] bu sefer Efendimiz kilo alan Âişe annemizi geçmiş ve “Bu senin

(semizleyince nefesinin) tıkanmasındandır” buyurmuştur. Çünkü erkeğin

hanımıyla oynaşıp şakalaşması boş ve lüzumsuz olmayıp yerinde bir

davranıştır, ibadet ve tâat kabîlindendir. Hanımını insanların gelip geçtiği

kalabalığa bakan balkon ve pencerelerde oturtmamalıdır. Ta ki nâ-mahreme

bakıp da, meyli akmasın. Hanımına Kur’ân-ı Kerim okumayı, ilmihalini ve

dînî

edepleri

öğretmelidir.

Hanımına

süslü

ve

değerli

elbiseler

giydirmemelidir. Ta ki zînetlerini göstermek için dışarıya çıkmasın, evine

bağlı kalsın.

Beyt

Hâtûn-i hûb-sûret u pâkîz rûy-râ

Nakş u nigâr u hâtem-i fîrûze gû me-bâş

Beyt (in tercümesi)

Kadın endamı zarif, yüzü güzel olunca; süsü, firuze yüzüğü varsın

olmasın.

Hanımından izinsiz sefere, belki hacca bile gitmemelidir. Hanımı

kendisine itaatkar sâliha bir kadın ise, onun üstüne başkasıyla

evlenmemelidir. Ta ki adaletle davranmış olup iyi geçimden mahrum

kalmasın. Hanımına her üzüntü ve kederini açmamalıdır. Borçlarını (bütün

ayrıntılarıyla) söylememelidir. Hanımına yüzüne karşı ve gıyâbında hayır

dualar etmelidir. Çünkü o, gece gündüz demeden onun hizmetindedir.

Kendisinin ekmekçisi, aşçısı, terzisi, çamaşırcısı ve malının bekçisidir.

Bütün bunlarla birlikte can yoldaşı, arkadaşı ve dert ortağıdır.