Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Evliyânın vasıflarını, alâmetlerini ve huzura erip selâmet bulmalarını bildirir

DÖRDÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde Evliyânın vasıflarını, alâmetlerini ve huzura erip selâmet bulmalarını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Evliyânın iki …

DÖRDÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

Evliyânın vasıflarını, alâmetlerini ve huzura erip selâmet bulmalarını

bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Evliyânın iki

alâmeti vardır. Biri Hakk’ın emrine hürmetle itaat etmeleri, diğeri bütün

yaratılmışlara şefkatli davranmalarıdır.

Evliyânın alâmeti Mevlâ’nın hukukuna son derece riâyetkâr olmaları ve

Hudâ’nın mahlûkatını [yaratanından ötürü] sevmeleridir.

Allah dostlarının alâmeti, kendileriyle Allah arasında olan sırları

muhafaza etmeleridir. Mahlûkattan gelecek her türlü eziyet ve zorluğa

karşılıksız sabredip tahammül göstermeleridir. Hiç bir şeyden incinmeyip

Hakk’ın rızasına ulaşmalarıdır. Allah’ın kullarıyla iyi geçinerek kimseyi

kimseye şikâyet etmeyip ayıp ve kusurları örterek herkese hikmetle

davranmalarıdır.

Kıta

Avâmımızda dil içinde kalbim ölmüş iken

Dil oldu zinde-i “aşku’l-habîbi ehyânî”

Nefes kabûl kıl ey Hakkı halkı incitme

Kim incidirse seni Hak’dan anla sen anı

Günümüz Türkçesiyle

Avam hâlimizle gönülde kalp ölmüşken; gönül “sevgilinin aşkı beni ihyâ

etti” sözüyle dirildi. Nefes kabul et Hakkı! Halkı incitme. Kim incitirse

seni, Hak’tan bil sen onu.

Evliyânın alâmetlerinden bazıları; lisanlarındaki tatlılık ve sözlerindeki

hikmettir, güzel ahlâktır, yüzlerinde nûr ve sevimliliktir, bedenlerinin misk

ve amber gibi kokmasıdır, cömert olmalarıdır, bütün halka şefkatle

yaklaşmalarıdır, hiç bir şeye itiraz etmemeleridir, kendilerine arz edilen

mazeretleri derhal kabul etmeleridir, arkadaşlarını kendi nefislerine tercih

etmeleridir.

Nakledilmiştir ki; bir fakir, Allah’ın sevgili kullarından bir velî ile yol

arkadaşı olmak istedi. O Allah dostu bakıp görmüş ki fakir aynı zamanda

ihtiyardır. Sırtında bir heybesi var ve ayağındaki çizmeleri oldukça

yıpranmıştır.

Ona demiştir ki; “Eğer bizimle yol arkadaşı olup bu yola gideceksen, bize

teslim olup her dediğimizi tutmalısın. Aksi takdirde bizden ayrılman

lâzım.”

O ihtiyar bu veliye teslim olup yol arkadaşı olmaya karar verince; o

cömertlik kaynağı, kendi yeni çizmelerini o ihtiyarla değiştirmiş, ihtiyarın

heybesini de sırtına alarak yola koyulmuştur. Her velî yakınında bulunduğu

dostlarına işte bu şekilde davranmıştır. Çünkü onlar muhabbet makamına

varmışlardır.

Evliyânın âdetleri daima Mevlâ’ya ibadetle meşgul olmaktır. Huyları

halka şefkatle muamele etmektir. İşleri daima teennî ile hareket edip [303/a]

y umuşaklıkla Hak yolunda hizmet etmektir. Sözleri övgü ve iltifattır. Çünkü

onların gönülleri bir muhabbet deryasıdır ve onlar Mevlâ’nın birliğine

âşinâdır.

Nazm

1. Katreyüz âlemde lâkin dilde deryâ olmuşuz

Cevherüz dehrin bisâtı üzre yek-tâ olmuşuz

2. Seyrimüz sahrâ-yı cândır gayri yirden fâriğüz

Kendi sahrâmuzda seyyâhuz ki sahrâ olmuşuz

3. Berkimüzle yakmışuz biz hod-nümâlık perdesin

Gayriden pinhânuz ancak dilde peydâ olmuşuz

4. Biz bu bahr-ı aşk-ı bî-ka‘rın müselsel mevciyiz

Gerçi zincîrüz velî Mecnûn-ı ma‘nâ olmuşuz

5. Kimseyi incitmek incinmek değildir şânımuz

Yâr-ı gâr-ı cümleyüz şefkatli bâbâ olmuşuz

6. İnciden nâ-dâna dostuz hem du‘âlar eylerüz

Kim kamudan biz bize mahv-ı temâşâ olmuşuz

7. Âşıkuz misl-i Züleyhâ dil-berüz Yûsuf gibi

Biz bizi sevmekde Hakkı ferd ü tenhâ olmuşuz

Günümüz Türkçesiyle

1. Âlemde damlayız, gönülde derya olmuşuz. Öyle bir cevher ki, zaman

yaygısında yektâyız.

2. Seyrimiz can sahrasında, başka yerden geçmişiz. Kendi sahramızda

seyyahız, biz artık sahra olmuşuz.

3. Şimşeğimizle yakmışız, bencillik perdesini. Gayriden uzağız biz, ancak

gönülde görünürüz.

4. Biz bu aşk deryasının peşpeşe dalgalarıyız. Gerçi zinciriz; ama mânâ

Mecnûn’u olmuşuz.

5. Kimseyi incitmek ve incinmek değil şânımız. Herkesin can dostuyuz,

müşfik baba olmuşuz.

6. İnciten akılsıza dostuz, hem dualar ederiz. Herkesten önce biz “mahv”ı

seyreder olmuşuz.

7. Âşığız Züleyha misali, dilberiz Yusuf gibi. Biz bizi sevmekte Hakkı,

tek olmuşuz.

Evliyânın alâmeti, Hakk’ın sırlarına kavuşmak ve bu sırları insanlardan

gizlemektir. Allah dostu odur ki o Hakk’ı muhafaza ettikçe, Hak teala da

onu korur. O Hakk’ın şânına hürmet ettikçe, Hak teala da onun şânını

yüceltir [insanlar arasında hürmete lâyık kılar.]

Allah dostu odur ki kendinden sâdır olan kerâmeti ne hisseder, ne de

kimseye söyler. Allah dostu odur ki kalıbını halka teslim eder ve kalbiyle

Hakk’ın huzuruna yönelir.

Kıta

Gönülde Hâlik’a, sûretde halka teslîm ol

Muhâlif olma ki şöhretdir âfet ü şer ü şûm

Gönül ki aşk ile hayy oldu mevti görmez kim

Hemîşe arş-ı Hudâ’dır o hâne-i ma‘mûr

Kıta (nın sadeleştirmesi)

Gönülde Hakk’a, görünürde halka teslim ol. Muhalif olma ki şöhretin

iyisi de kötüsü de âfettir. Gönül ki aşk ile dirildi; ölüm gözüne görünmez.

Mevlâ’nın arşıdır daima, elbette o mamur hâne.

Allah dostu odur ki gönlü daima sevinç ve nûr ile doludur. Ruhu ilâhî

dostluk huzuruyla doludur. Evliyânın alâmeti her şeyde Hakk’a yönelmektir

ve her şeyden O’nunla müstağnî olmaktır. Her şeyden önce O’na

yönelmektir. Allah dostu O’nunla hazırdır ve her hâlinde O’nu zikreder.

Evliyânın alâmeti her şeyi kendinde bulmak ve zıtları bir arada

toplayabilmektir.

Nazm

1. Aşk ehli mânend-i mülk

Hoş-hûy ü hem hoş-bû

Ölür, cânı ider seyr-i felek

Gönülde ol meh-rû olur

2. Hem mülk ü hem sultân olur

Hem huld ü hem rıdvân olur

Hem cân u hem cânân olur

Hem şîr ü hem âhû olur

3. Hem telh u hem helvâ olur

Hem sûret ü ma‘nâ olur

Peydâ vü nâ-peydâ olur

Cân tab‘ına hem-hû olur

4. Çün mâsivâdan cân geçer

Çarha Mesîhâ tek uçar

Hamr-ı mahabbetden içer

Yek-tûy iken sad-tû olur

5. Şîrîn olur dil şûr ise

Nezdîk olur cân dûr ise

Bî-perdedir ol nûr ise

Şevkiyle vuslat-cû olur

6. Çün cânda kalmaz bu heves

Dil zinde olur her nefes

Zikr eyler a‘zâ çün ceres

Fikri hemân yâhû olur

7. Mahv olsa Hakkı cân olur

Bir kul iken sultân olur

Her derde hoş dermân olur

Her zahme hem dârû olur

Günümüz Türkçesiyle

1. Aşk ehli melekler gibi; hoş kokulu, hoş huyludur. Canı felekleri

seyreder; gönlünde o ay yüzlü olur.

2. Hem mülk, hem sultan olur; hem cennet, hem Rıdvan olur. Bazen can,

bazen cânân olur; bazen aslan, bazen ceylan olur.

3. Bazen acı, bazen tatlı olur; bazen suret, bazen mânâ olur. Hem görünür,

hem kaybolur; can huyunu, hem huy edinir.

4. Ne zaman ki can mâsivâdan vazgeçer, İsâ gibi yükselip göğe uçar.

Muhabbet şarabını içer; bir kat iken katmerlenir.

5. Neşeliyse Şirin olur, can uzaksa yakın olur. O nûr ise, perde kalkar;

şevk ile vuslatı arar.

6. Bu heves canda kalmaz, gönül zinde olur her nefes. Âzâları hep

zikreder; düşüncesi “yâ hû” olur.

7. Hakkı mahvolsa can olur, bir kul iken sultan olur. Her derde hoş

derman olur, her yaraya merhem olur.