NAMAZ BÖLÜMÜ · 28 – EZANIN NASIL OKUNACAĞI






















499 – Abdullah İbn-i Zeyd şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namaz vakitlerinde cemaatı toplamak
için çan yapılmasını emredince, rüyamda bir şahıs elinde çanla etrafımda
dolaştı. O şahsa, ey Allah’ın kulu elindeki çanı satar mısın? Diye sordum. O
kimse:
Çanı ne yapacaksın, dedi.
Onunla cemaatı namaza çağıracağım, dedim.
O kimse, sana çandan daha güzel bir şeye kılavuzluk edeyim mi? Dedi. Ben
de evet dedim. O kimse bana: Allah yücedir, Allah yücedir, Allah yücedir,
Allah yücedir. Allah’tan başka ilah olmadığına şahidlik ederim, Allah’tan
başka ilâh olmadığına şahidlik ederim. Muhammed sallallahu aleyhi ve
sellemin Allah’ın kulu ve Peygamberi olduğuna şahidlik ederim.
Muhammed’in Allah’ın kulu ve Peygamberi olduğuna şahidlik ederim.
Namaza gelin, namaza gelin, felaha gelin, felaha gelin, Allah yücedir, Allah
yücedir. Allah’tan başka ilâh yoktur dersin dedi. Sonra benden biraz öte
ayrıldı ve şöyle dedi. Namaza kalktığında, Allah büyüktür, Allah büyüktür,
Allah’tan başka ilâh olmadığına şahidlik ederim, Muhammed’in Allah’ın
kulu ve Peygamberi olduğuna şahidlik ederim. Namaza gelin, kurtuluşa
gelin, namaz başladı, namaz başladı, Allah yücedir, Allah yücedir, Allah’tan
başka ilah yoktur, dersin. Sabah olunca Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve
selleme gelip, gördüğümü haber verdim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem
“İnşaallah o Hak hir rüyadır. Bilâl’le birlikte kalkın, sen gördüklerini
Bilâl’e söyle, söylediklerinle Bilâl ezan okusun. Çünkü, Bilâl’in sesi senden
daha yüksektir,” buyurdu. Bilâl’le birlikte kalktık, ben O’na söylüyordum.
O okuyordu, Hattab’ın oğlu Ömer radıyallahu anh evinden Bilâl’in ezanını
işitince cübbesini çekerek Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme geldi ve
seni hak Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, Abdullah’ın
gördüğünün aynını ben de gördüm, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem de: “Allah’a hamdolsun,” dedi.
Ebû Dâvud şöyle dedi: Zührî’nin Said bin Müseyyeb’den ve Abdullah bin
Zeyd’den rivâyeti böyledir.
İbn-i İshak ezan bahsinde Zührî’den: Allah yücedir, Allah yücedir, Allah
yücedir, Allah yücedir, diye rivâyet etti. Ma’mer ve Yunus, bu mevzuda
Zührî’den Allah yücedir, Allah yücedir diye rivâyet ettiler. İkinci defa
tekrarlamadılar. [333]









500 – Ebû Mahzûre radıyallahu anh’dan, o da babasından o da dedesinden;
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme, Ey Allah’ın Rasûlü, bana ezanın
sünnetlerini öğret, dedim. Ebû Mahzûr’a dedi ki:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem başımın ön kısmını okşadı ve şöyle
buyurdu:
“Allah yücedir, Allah yücedir, Allah yücedir, Allah yücedir der bunlarla
sesini yükseltirsin, sonra Allah’tan başka ilâh olmadığına şahidlik ederim,
Allah’tan başka ilâh olmadığına şahidlik ederim, Muhammed sallallahu
aleyhi ve sellem Allah’ın kulu ve peygamberi olduğuna şahidlik ederim.
Muhammed’in Allah’ın kulu ve peygamberi olduğuna şahidlik ederim, der,
bunlarda sesini biraz kısarsın. Yine Allah’tan başka ilâh olmadığına şahidlik
ederim, Allah’tan başka ilâh olmadığına şahidlik ederim, Muhammed’in
Allah’ın kulu ve peygamberi olduğuna şahidlik ederim, Muhammed’in
Allah’ın kulu ve peygamberi olduğuna şahidlik ederim diye (ikinci)
şahadetlerde sesini yükseltirsin. Haydin namaza, haydin namaza, haydin
felaha, haydin felaha dersin. Eğer sabah namazı için okunuyorsa namaz
uykudan hayırlıdır, namaz uykudan hayırlıdır, Allah yücedir, Allah yücedir,
Allah’tan başka ilâh yoktur,” dersin, buyurdu.
İZAH
Namaz uykudan hayırlıdır, cümlesi Abdullah bin Zeyd’e talim edilen
ezanda yoktu. Hz. Bilâl müezzin tayin edildikten sonra, her sabah gelir
Peygamberimizi çağırırdı. Bir sabah yine geldi çağırdı. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellemin uyumakta olduğu haber verildi. Bilâl
radıyallahu anh yüksek sesle, “Essalâtü hayrun minen nevm (Namaz
uykudan hayırlıdır)” diye bağırdı. Bu cümle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellemin hoşuna gitti. Bu cümlenin sabah namazlarında, “Hayyaalel
felah”tan sonra söylenmesini emir buyurdu. Ondan sonra sabah
namazlarında okunmaya devam edildi.
Ebû Mahzûra’dan rivâyet edilen bu hadiste terci de var.
Terci önce yavaş yavaş Allah’tan başka ilah olmadığına şahidlik ederim
Allah’tan başka ilâh olmadığına şahidlik ederim, Hazreti Muhammed
sallallahu aleyhi ve sellem’in Allah’ın Rasûl-i olduğuna şahidlik ederim.
Muhammed’in Allah’ın Rasûl-i olduğuna şahidlik ederim, dedikten sonra
tekrar yüksek sesle ikişer kere bu şahadetleri tekrar etmeye derler.
İmâm-ı Azam’a göre:
Ezânda terci yoktur. Çünkü o, terci bildirilmeyen rivâyetleri tercih etmiştir.
Diğer üç mezhebe göre ezanda terci yapılır, delilleri bu ve ileride gelecek
505 no.lu hadistir.










501 – Ebû Mahzûra radıyallahu anhdan: Bir önce geçen bu haberin benzeri
nakledildi. O rivâyette sabahın birinci ezanında, “Namaz uykudan
hayırlıdır, namaz uykudan hayırlıdır,” (vardı).
Ebû Dâvud: Müsedded’in hadis-i daha açıktır, dedi. Müsedded, rivâyetinde
şöyle dedi: Ebû Mahzûra dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
bana ikameti ikişer ikişer öğretti. Allah yücedir, Allah yücedir. Allah’tan
başka ilâh olmadığına şahidlik ederim. Allah’tan başka ilâh olmadığına
şahidlik ederim. Muhammed’in Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna şahidlik
ederim. Haydin namaza, haydin namaza, haydin kurtuluşa haydin kurtuluşa.
Allah yücedir, Allah yücedir, Allah’tan başka ilâh yoktur.
Abdurrezâk rivâyetinde söyle dedi: (Rasûlullah Ebû Mahzûra’ya): “İkamet
getirdiğinde namaz başladı, namaz başladı diye iki defa söyle dediğini
işittin mi?” buyurdu.
Saîp şöyle dedi: Ebû Mahzûra, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onun
başının önünü eliyle sıvadığından alın saçını ayırmaz ve kesmezdi.
İZAH
499 no lu hadiste ezan lafızlarının ilk tekbirleri dört, diğer lafızları ikişer
ikişer, en sonunda tevhid bir kere rivâyet edilmiş, ikamette ise ilk tekbirler
iki kere, şehadetler birer birer, Hayyaalesselah, Hayyaalelfelah birer kere.
Kadkametissalah iki kere, tekbirler ikişer kere, lailaheillallah bir keredir. Bu
hadiste ise ikamette lafızlar ezanda olduğu gibi ikişer ikişer rivâyet
olunmuştur.
Ebû Dâvud bu rivâyetin daha sarih olduğunu söylemiştir.
Mısır, Şam ve Hicaz ilim adamlarının” çoğu. Mâliki, Şâfiî ve Ahmed bin
Hanbel hazretleri ikamette dörtyüz doksandokuz nolu hadiste rivâyet
edildiği gibi birer birer okunmasını kabul etmişler, İmâm-ı Azam hazretleri
ise, bu ve bundan sonra gelecek olan beşyüz iki nolu hadise dayanarak
ikamette de ikişer ikişer rivâyetini tercih etmiştir.
Bu durumda İmâm-ı Azam’a göre ikamet onyedi kelimedir. Terci hariç
tutulursa ezan da onbeş kelimedir. Sabah ezanlarında iki kere esselâtü
hayrun minen nevm (Namaz uykudan hayırlıdır), ziyade edilince ezan da on
yedi kelime olur. (Bezl-ül-Mechüd, c. 4, s. 24, Mealim’üs-Sünen, c. 1, s.
277)












502 – İbn-i Muhayrız radıyallahu anhdan: Ona Ebû Mahzûr’a haber verdi:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ezanı ona ondokuz kelime, ikameti
onyedi kelime olarak öğretti.
Ezân: Allah yücedir, Allah yücedir, Allah yücedir, Allah yücedir. Allah’tan
başka ilâh olmadığına şahidlik ederim.
Allah’tan başka ilâh olmadığına şahidlik ederim. Muhammed’in Allah’ın
kulu ve Peygamberi olduğuna şahidlik ederim. Muhammed’in Allah’ın kulu
ve Peygamberi olduğuna şahidlik ederim. Allah’tan başka ilâh olmadığına
şahidlik ederim. Allah’tan başka ilâh olmadığına şahidlik ederim.
Muhammed’in Allah’ın kulu ve Peygamberi olduğuna şahidlik ederim.
Muhammed’in Allah’ın kulu ve Peygamberi olduğuna şahidlik ‘ederim.
Haydin namaza, haydin namaza, haydin felaha, haydin felaha, Allah
yücedir, Allah yücedir. Allah’tan başka ilâh yoktur.
İkamet: Allah yücedir, Allah yücedir, Allah yücedir, Allah yücedir.
Allah’tan başka ilâh olmadığına şahidlik ederim, Allah’tan başka ilâh
olmadığına şahidlik ederim. Muhammed’in Allah’ın kulu ve Peygamberi
olduğuna şahidlik ederim. Muhammed’in Allah’ın kulu ve Peygamberi
olduğuna şahidlik ederim. Haydin namaza, haydin namaza, haydin felaha,
haydin felaha, namaz başladı, namaz başladı, Allah yücedir, Allah yücedir.
Allah’tan başka ilâh yoktur.
Hemmam’ın kitabındaki rivâyet Ebû Mahzûre hadisindeki gibidir.








503 – Ebû Mahzûra radıyallahu anhdan: Rivâyet edildiğine, göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ezanı bana bizzat kendisi okudu.
“Allah büyüktür, Allah büyüktür. Allah büyüktür, Allah büyüktür. Allah’tan
başka ilah almadığına şahidlik ederim, Allah’tan başka ilah olmadığına
şahidlik ederim. Muhammed’in Allah’ın Peygamberi olduğuna şahidlik
ederim, Muhammed’in Allah’ın Peygamberi olduğuna şahidlik ederim,” de.
Sonra da dön sesini yükselt. Allah’tan başka ilâh olmadığına şahidlik
ederim, Allahtan başka ilâh olmadığına şahidlik ederim, Muhammed’in
Allah’ın kulu ve Peygamberi olduğuna şahidlik ederim. Muhammed’in
Allah’ın kulu ve Peygamberi olduğuna şahidlik ederim. Haydin namaza,
haydin namaza, haydin kurtuluşa, haydin kurtuluşa. Allah yücedir, Allah
yücedir, Allah’tan başka ilâh yoktur.”








504 – Ebû Mahzûra radıyallahı anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem bana ezanı harf harf şöyle okudu: “Allah büyüktür, Allah büyüktür,
Allah büyüktür, Allah büyüktür. Allah’tan başka ilah olmadığına şahidlik
ederim, Allah’tan başka ilâh olmadığına şahidlik ederim, Muhammed’in
Allah’ın Rasûl-i olduğuna şahidlik ederim, Muhammed’in Allah’ın Rasûl-i
olduğuna şahidlik ederim.
Allah’tan başka ilah olmadığına şahidlik ederim. Muhammed’in Allah’ın
Rasûl-i olduğuna şahidlik ederim, Allah’tan başka ilah olmadığına şahidlik
ederim. Muhammed’in Allah’ın Rasûl-i olduğuna şahidlik ederim,
Muhammed’in Allanın Rasûl-i olduğuna şahidlik ederim.
Haydin namaza, haydin namaza, haydin felaha, haydin felaha.
İbrahim bin İsmail dedi ki: Ebû Mahzûra sabah ezanında, “namaz uykudan
hayırlıdır,” diyordu.









505 – Ebû Mahzûra radıyallahu anhdan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem ona ezanı öğretti. Şöyle buyurdu: “Allah yücedir. Allah yücedir.
Allah’tan başka ilah olmadığına şahidlik ederim, Allah’tan başka ilah
olmadığına şahidlik ederim.” Sonra İbn-i Cüreyc’nin Abdülaziz bin
Abdülmelik’ten rivâyet ettiği hadisin benzerini ve aynı manada rivâyet etti.
Ebû Dâvud dedi ki: Mâlik bin Dinar’ın hadisinde dedi ki, Ebi Mahzûre’nin
oğluna sordum, babanın Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden rivâyet
ettiği ezandan bana haber ver, dedim. O da anlattı ve şöyle dedi: “Allah
yücedir, Allah yücedir.” Cafer bin Süleyman’ın Ebû Mahzûre’nin oğlundan,
O’nun da amcasından, O’nun da dedesinden rivâyeti de böyledir. Şu kadar
var ki, O şöyle dedi: Sonra döner (terci yaparsın) Allah yücedir, Allah
yücedir, diye sesini yükseltirsin.


































506 – Âmr bin Mürre radıyallahu anh’dan: İbn-i Ebû Leylâ’nın şöyle
dediğini işittim. Namaz, üç şekilde değişiklik geçirmiştir. Bize ashab şöyle
bildirdiler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu;
“Müslümanların veyahut mü’minlerin namazlarının beraber olması hoşuma
gidiyordu. Bazı kimseleri evlere gönderip namaz vaktinde halkı
çağırmalarını, bazı erkeklerin yüksek binaların üzerine çıkıp halkı namaza
davetlerini düşündüm. Hatta davet için çan çaldılar. Veya nerde ise
çalacaklardı,” buyurdu. Ensardan bir zat gelerek, Ey Allah’ın Rasûlü, senin
gibi ben de aynı mevzuda düşünerek evime döndüm. Üzerinde yeşile
benzeyen iki elbise bulunan bir şahsı mescidin üzerinde ezan okurken
gördüm. Ezândan sonra biraz oturup sonra kalkarak aynı ezanı tekrarladı.
Ve ezandan farklı olarak namaz başladı, dedi. Eğer insanların beni yalanla
ithamından korkmasa idim.
İbn-i Müsenna:
Sizin beni yalanla ithamınızdan korkmasa idim ben uyanıktım
uyumuyordum, derdim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle
buyurdu: (İbn-i Müsenna rivâyetinde şöyle dedi.)
“Allah sana şüphesiz hayrı gösterdi.” Ama Âmr bin Mürre “Allah sana
hayrı gösterdi” cümlesini rivâyet etmedi.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Bilâl’e emir et ezan okusun,” buyurdu. Ömer radıyallahu anh Abdullah’ın
gördüğü gibi ben de gördüm amma, o benden önce anlattığı için gördüğümü
söylemekten utandım, dedi.
İbn-i Ebi Leylâ şöyle dedi: Bize ashab-ımız haber verdi. Dedi ki: O ana
kadar bir şahıs gelir namazın ne kadarını kıldıklarını sorar ona ne kadarına
yetişemediği haber verilirdi.
Muaz geldi cümlesine kadar Husayin bin Abdürrahman bin Ebi Leyla’dan
nakletti:
Şu’be diyor ki: Bunu Husayin’dan işittim, dedi ki: Muaz dedi; “hep
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi bir hal üzere görmezdim,”
cümlesinden böylece işleyin” cümlesine kadar.
Ebû Dâvud dedi: Âmr bin Merzuk’un hadis-ine uzaktım. Âmr bin Merzuk
rivâyetinde şöyle dedi: Muaz namaza geldi, ona işaret ettiler. Şu’be dedi ki,
benim Husayin’den işittiğim budur. İbn-i Ebi Leyla rivâyetinde dedi ki:
Muaz şöyle dedi: Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi namazda
hangi hal üzere görürsem ben de öyle yaparım.
Muaz dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Muaz
size doğru bir yol gösterdi. Böylece yapınız.”
İbn-i Ebi Leyla dedi: Bize ashab-ımız haber verdi. Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem Medine’ye geldiği vakit Müslümanlara (her ay) üç gün
oruç tutmalarını emretti. Sonra Ramazan orucunun farziyeti hakkındaki ayet
indirildi. Medineliler oruca alışmamış bir milletti. Onlara oruç tutmak zor
geliyordu. (Oruç tutmayan kimse bir fakiri (sabahlı akşamlı) doyuruyordu.
Bunun üzerine şu ayet indi. (Sizden kim Ramazan ayına şahit olursa onu
tutsun.) (Bakara 185) Ramazanda orucu yemek ruhsatı, hastalar ve
misafirlere bırakıldı, sağlam olanlar oruçla emrolundular.
İbn-i Ebi Leylâ dedi; Bize ashab-ımız haber verdi.
Bir kimse iftar zamanına eriştiği “vakit bir şey yemeden uyursa, bir daha
sabaha kadar bir şey yiyemezdi. (Sahura kalkmak yoktu) Muaz bin Cebel
dedi: Ömer bin Hattab hanımının yanına geldi, onunla gece cima etmek
istedi. Hanımı ben iftardan sonra uyudum (Cima caiz değil) dedi. Hz. Ömer
hanımının mahsustan özür ileri sürdüğünü zannederek ona cimada bulundu.
Ensar’dan bir zat akşam evine geldi, yemek yemek istedi. Sonra biraz
yemek ısıtalım, dediler. O da uyuya kaldı. Yemeği yiyemedi. Sabahleyin
onun hakkında şu ayet indi. (Oruç gecelerinde hanımlarınıza cima etmeniz
helâl kılındı. (Bakara 187)
İZAH
Bu hadisin metninden de anlaşılacağı üzere namaz üç merhale geçirmiş, ilk
günlerde herkes namaza aynı anda gelemiyorlardı. Çünkü ezan okunmuyor,
herkes namazın kılınacağı vakti bilemiyordu. Sonradan gelenler geçirdikleri
rekâtı kılıyorlar, geri kalan rekâtları Rasûl-i Ekrem ile tamamlıyorlardı. Bu
durumda kimisi ayakta, kimisi rükûda, kimisi secdede oluyor, bu da bir
ahenksizlik doğuruyordu.
Bir gün Hz. Muaz namaza geç gelmişti. Kendisine ne kadar rekâta
yetişemediği işaretle bildirildi. Hz. Muaz cevap verdi. Ben namaza
geldiğimde Rasûlallah sallallahu aleyhi ve sellemi namazın neresinde ne
halde bulursam ben de, o hal üzere olurum. Rükûda ise ben de rükûda,
secdede ise ben de secdedeyim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi
bırakıp geçirdiğim rekâtlarla uğraşmam, dedi.
Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz gerçekten
Muaz size uyulması gereken yolu tesbit etti, buyurdu. Ondan sonra namaza,
uyanlar İmâm-ı bırakıp geçirdikleri namazla meşgul olmadılar, imam selâm
verdikten sonra geçirdiklerini kaza ettiler. Ezân da okunduğu için cemaate
vaktinde gelme imkânı sağlandı. Namazın geçirdiği üçüncü hal bir sonra
gelecek hadiste bildirileceği gibi hicretten sonra bir buçuk yıla yakın namaz
Mescid-i Aksa’ya dönülerek kılınmıştı. Sonra Kabe’ye dönderildi. Hicretten
sonra orucun farz kılındığı ilk günlerde ramazan gecelerinde iftardan sonra
uyunmuşsa, ertesi günü aksama kadar yemek yenemez, sahura
kalkılamazdı. Yine ramazan gecelerinde hanımına cinsî yakınlıkta
bulunulamazdı. Hz. Ömer’in hanımına yaklaşması Ensarî Sırma radıyallahu
anhın akşam uyuya kalması, Bakara sûresinin 187 nci ayetinin inmesine;
ramazan gecelerinde cinsi yakınlığın helâl olmasıyla, sahur yemeğinin
yenmesi ruhsatının gelmesine sebep oldu.



























507 – Muaz bin Cebel radıyallahu anhdan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:
Namaz üç şekilde değişikliğe uğramıştır: Oruç da üç şekilde değişikliğe
uğramıştır. Nasır hadis-i uzunluğuna (sonuna kadar) sevketti. İbn-i
Müsenna hadisten yalnız namazların Beyt-i Makdis’e karşı olanını anlattı.
Üçüncü hal Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye gelerek on üç
ay Aksa Mescidi’ne dönerek namaz kıldı. Ve Allah (c.c) şu ayeti indirdi.
Bakara 144. (Yüzünü semaya döndürdüğünü görüyoruz, seni razı olacağın
bir kıbleye döndüreceğiz. Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir, her
nerede olursanız yüzünüzü o tarafa çevirin.) Allah (c.c) Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellemi Kabe’ye dönderdi; hadisini böylece tamamladı.
Nasır b. Muhacir rüya sahibini ismen söyleyerek şöyle dedi:
Ensardan bir zat olan Abdullah bin Zeyd gelip gördüğü şahıs hakkında
şöyle anlattı. Kıbleye döndü:
Allah büyüktür. Allah büyüktür.
Allah’tan başka ilâh olmadığına şahidlik ederim.
Şüphesiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin Allah’ın, kulu ve
Peygamberi olduğuna şahidlik ederim.
Şüphesiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin Allah’ın kulu ve
Peygamberi olduğuna şahidlik ederim.
İki defa haydin namaza,
İki defa haydin felaha
Allah en büyüktür. Allah en büyüktür.
Allah’tan başka ilâh yoktur, dedi ve biraz ara verdikten sonra ezanı aynen
tekrarladı. Yalnız haydin felaha dedikten sonra namaz başladı, namaz
başladı, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu Bilâl’a öğret,
buyurdu. Bilâl da bu kelimelerle ezan okudu.
İbn-i Muhacir oruç hakkında şöyle dedi. Muaz dedi ki: Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem her aydan üç gün ve aşure gününü de oruçlu geçirirdi.
Allah (c.c) (Sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi size de farz kılındı.)
ayetini (Bir fakir taamı) cümlesine kadar indirdi. Dileyen oruç tutar, dileyen
yer, yerine her gün bir fakir doyurur, onun için oruç yerine geçerdi. Bu
orucun geçirdiği bir haldir. Allah Teâlâ (O ramazan ayı ki Kur’ân onda
indi.) ayetini (Başka günlerde tutar) cümlesine kadar indirdi. Ramazanda
evinde olanların oruç tutması misafir olanların dönünce kaza etmeleri,
oruca dayanamayan ihtiyar erkek ve ihtiyar kadınların her gün için bir fakir
doyurması şart kılındı.
O gün, akşama kadar çalışmış olan Sırma radıyallahu anh geldi deyip,
hadisi sevketti.

