-2. CİLT- · 195 – İKİ REKATTAN SONRA YANILMA














1008 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem bize gündüzün sonundaki namazlardan öğle, yahut ikindiden birini
kıldırıyordu. Bize iki rekatını kıldırdı, sonra selam verdi ve kalktı. Mescidin
ön kısmında bulunan direğe ellerini biri diğerinin üzerinde olmak üzere
koydu. Yüzünden gazaplandığı anlaşılıyordu. Sonra cemaatten acele
edenler, namaz kısaltıldı, namaz kısaltıldı, diyerek çıkıyorlardı.
Cemaat içerisinde Ebû Bekir ve Ömer de vardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem’e saygıları onlara galebe etti. Onu söylemediler. Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem’in kendisini zülyedeyn diye isimlendirdiği bir
kimse vardı. Ayağa kalktı:
– Ey Allah’ın Rasûlü, sen mi unuttun yoksa namaz mı kısaltıldı, dedi.
Rasûl-i Ekrem de:
“- Ne ben unuttum ne de namaz kısaltıldı” buyurdu. Zülyedeyn:
– Belki sen unuttun ya Rasûlallah, dedi.
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem cemaate dönerek, “Zülyedeynin
dediği doğru mu?” buyurdu. Onlar da (evet diye) işaret ettiler. Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem yerine dönerek geri kalan iki rekatı da kıldı.
Sonra selam verdi. Sonra tekbir aldı (namaz) secdeleri gibi yahut daha uzun
secde etti. Yine tekbir aldı, kalktı. Tekrar tekbirle diğer secdeleri gibi veya
daha uzun secde etti. Sonra tekbir aldı ve (başını) kaldırdı.
Muhammed bin Sîrîn’e sehvde selam verdi mi denildi. Ebû Hüreyre’den
onu hıfz etmedim, lakin İmran bin Husayn’ın sonra selam verdi, dediğini
haber aldım, dedi. [98]
İZAH
Bu hadis-i şerif unutarak veya bilmeyerek bir şeyi işleyen kimsenin ben onu
yapmadım, derse yalancı sayılmayacağını ifade ediyor.
Unutarak namazda konuşmanın namazı bozmayacağını da ifade ediyor.
Şâfiî, Mâlik, Evzâî Hazretleri de bu görüştedirler.
Ebû Hanife Hazretlerine göre de unutarak konuşmak namazı bozar.






1009 – Geçen hadisin isnadı ile Muhammed bin Sîrîn’den rivâyet edildi.
Hammad’ın rivâyeti ise daha tamamdır.
Mâlik dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem namaz kıldırdı.
(Hammad’ın hadisinde geçen) bize lafzını söylemedi, işaret ettiler lafzını da
söylemedi. (Hammad’ın hadisinde geçen) işaret ettiler yerine nâs evet
dediler. Sonra kalktı, dedi. Hammad’ın rivâyetindeki tekbir aldı lafzını da
söylemedi, sonra tekbir aldı namaz secdeleri gibi veya daha uzun secde
yaptı, sonra (başını) kaldırdı. Mâlik’in hadisi tamam oldu, devamını
zikretmedi. (İşaret ettiler) sözünü de Hammad bin Zeyd’den başkası
zikretmedi.
Ebû Dâvud diyor ki: Şu hadisi rivâyet edenlerin hiçbirisi (tekbir aldı ve
döndü) lafızlarını zikretmediler.
İZAH
Bu hadis-i şerif bir önce geçen hadisin aynıdır, fakat burada iki rivâyet
arasında mukayese yapılmıştır. 108 nolu hadis Hammad bin Zeyd’in rivâyet
ettiği hadistir.
Bu hadis ise Mâlik’in rivâyet ettiği hadistir.
Hammad’ın rivâyetinde bulunan bazı kelimeler Mâlik’in rivâyetinde
bulunmamaktadır.
Hammad’ın rivâyetinde Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bize kıldırdı
deniyor. Mâlik’in rivâyetinde bize lafzı bulunmaksızın Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem kıldırdı şeklindedir.
Hammad’ın rivâyetinde Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem cemaate,
“Zülyedeyn doğru mu söyledi,” diye sorduğunda, cemaat îmâ ettiler derken.
Mâlik’in rivâyetinde îmâ ettiler, yerine nâs evet dediler şeklindedir.
Hammad’ın rivâyetinde birinci secdede başını kaldırdı ve tekbir aldı
derken.
Mâlik’in rivâyetinde birinci secdeden başını kaldırdı, deyip tekbir aldı
dememektedir. Bu mukayeseden de anlaşılacağı gibi Hammad’ın hadisi
daha tamamdır.





1010 – İbn-i Alkâme Muhammed vasıtasıyla Ebû Hüreyre’den nakletti:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bize namaz kıldırdı..” diye başlayıp
İmrân bin Husayn’ın: “Sonra selam verdi” dediği bana haber verildi
cümlesinin sonuna kadar, tamamen Hammad’ın bir evvelki hadisinin
manasını nakletti.
Seleme devamla dedi ki: Teşehhüt ne oldu, dedim. Muhammed İbn-i Sîrîn
teşehhüdü işitmedim, teşehhüt yapmak bence daha hoştur, dedi. Seleme
Hammad’ın rivâyetinde geçen şu cümleyi zikretmedi. Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem “Züleydeyn ismini verirdi.” işaret ettiler. Yüzünden gazaplı
olduğu biliniyordu.
Hammad’ın Eyüp’ten naklettiği hadis bu hadisten daha tamamdır.
İZAH
Bu hadiste secde-i sehvden sonra teşehhüdde bulunmak zikredilmemiş ama,
İbn-i Sîrîn bence de teşehhüd yapmak daha iyidir, demiştir.
Fakat İbn-i Mes’ûd tarîkiyle gelen Neseî ve Ebû Dâvud’un rivâyet ettikleri
bir hadiste, secde-i sehvlerden sonra, teşehhüd yapılması bildirilmiştir.







1011 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ın: Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem’den rivâyetine göre; Zülyedeyn kıssasında, Rasûl-i Ekrem tekbir
aldı ve secde etti.
Hişam (bin Hasan) şöyle dedi: Tekbir aldı, sonra yine tekbirle secde etti.
Ebû Dâvud diyor ki: Şu hadisi Habib bin Şehid, Humeyd, Yunus, Asım el
Ahval, Muhammed, Ebû Hüreyre’den rivâyet etti.
Onlardan hiç biri Hammad bin Zeyd’in, Hişam’dan naklen Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem tekbir aldı, sonra tekbir alıp secde etti, diye
zikrettiğini belirtmedi. Bu hadisi Hammad b. Seleme ve Ebû Bekir Ayyaş
Hişam’dan rivâyet ettiler. Fakat Hammad b. Zeyd’in Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem tekbir aldı tekrar tekbirle secde etti sözünü söylemediler.
İZAH
Hadiste geçen, tekbir aldı, tekrar tekbir aldı, sonra secde etti cümlesinde
arka arkaya gelen iki tekbirden birincisi, birinci secdeden kalkarken alınan
tekbire, ikincisi de, ikinci secdeye giderken alınan tekbire aittir.


1012 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan: Şu geçen Zülyedeyn kıssası
rivâyet olunduğuna göre şöyle dedi:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem, Allah yakînen yanıldığını bildirene
kadar sehv secdeleri yapmadı.
İZAH
Yakkanehullah: Allah kendisine yakın hasıl edene, gönlüne doğruyu koyana
kadar demektir.
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem’in arkasında bulunan
Zülyedeyn’in siz yanıldınız demesiyle, hemen secde etmedi, diğer ashaba
da sordu. Onlar da evet dedikten, unuttuğunu kesin olarak anladıktan sonra,
yanılma secdesi yaptı.









1013 – İbn-i Şihab radıyallahu anh’dan: Ebû Bekir bin Süleyman bin, Ebû
Hasme ona Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in şu haberinin kulağına
geldiğini haber verdi de, dedi ki: Cemaat kendine iltihak edene kadar şüphe
edildiği vakit yapılan (sehv) secdelerini yapmadı.
Ebû Dâvud şu kıssa Ebû Hüreyre’den naklolundu. Rasûl-i Ekrem’in iki
secde yaptığını zikretmedi.
Yine Ebû Dâvud bu hadisin Süleyman bin Ebû Hasme tarikiyle de rivâyet
edildiğini ve bu rivâyette de “sehiv secdesi yapmadı” denildiğini,
nakletmektedir.



1014 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem öğle namazı kıldırıyordu. İki rekatta
selâm verdi. Ona namaz eksik mi kılındı? denilince, iki rekat daha kıldırdı.
Sonra (sehv için) iki secde yaptı. [99]








1015 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan:
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz, farz namazlardan birinde
iki rekatın başında selam verdi. Ona (cemaatten) bir kimse, Ey Allah’ın
Rasûlü namaz mı kısaltıldı, sen mi unuttun, dedi. Rasûl-i Ekrem hiç birini
yapmadım, dedi. Cemaat:
Ey Allah’ın Rasûlü onu yaptın (iki rekatta selam verdin, dediler.) (Bunun
üzerine) hemen son iki rekatı da kıldı. Sonra sehv için iki secde yapmadan
kalktı, gitti.
Ebû Dâvud diyor ki: “Şu kıssa Ebû Hüreyre’den de rivâyet olundu,
selamdan sonra oturur olduğu halde iki secde etti.” dedi.


1016 – Zamzam bin Cevs el-Hiffânî radıyallahu anh’dan:
Bana şu haberi Ebû Hüreyre haber verdi ve dedi ki: Rasûlullah sallallahu
aleyhi vesellem selam verdikten sonra sehv secdelerini yaptı. [100]



1017 – İbn-i Ömer radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bize (dört rekatlı) namaz kıldırıyordu.
İki rekatta selam verdi. İbn-i Sîrîn’in, Ebû Hüreyre’den naklettiği hadisin
benzerini zikretti ve dedi ki: Selam verdi. Sonra iki sehv secdesi yaptı. [101]






1018 – İmran bin Husayn radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ikindi namazını (kıldırırken) üçüncü
rekatta selam verdi. Sonra (odasına) girdi. Mesleme’den rivâyetinde odaya
girdi, dedi. Elleri uzun ve kendisine Hırbak denen bir zat, Rasûlullah
sallallahu aleyhi vesellem’in yanına varıp ona: Ey Allah’ın Rasûlü, namaz
kısaltıldı mı, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
Cübbesini çekerek gazaplıca dışarı çıktı. Ve, “(Zülyedeyn) doğru mu
söyledi” dedi. Ashab:
– Evet, cevabını verdiler. Bunun üzerine o noksan kalan rekatı da kıldırdı.
Sonra selam verdi. Sonra da sehv secdelerini yapıp tekrar selam verdi. [102]
İZAH
1008 inci hadisten 1018 nolu hadise kadar geçen Zülyedeyn kıssasında
istifade edilecek pek çok noktalar var.
1 – Ümmetine ibadetlerde olan kusurun telafi şeklini göstermek için
Peyamberin unuttukları olur. Fakat unuttukları kendilerine hatırlatıldığında
unutulanı telafi ederler.
2 – Topluluk içinde hata eden kimseye, hata ettiği bir kişi tarafından
hatırlatılırsa, topluluğa sormadan tek kişinin sözü ile hareket etmesinin
lazım olmadığı.
3 – Namazda meydana gelen hatadan sehv secdesi yapılması lazım geldiği.
4 – Sehv secdelerinin iki secdeden, tahiyyat ve selamdan ibaret olduğu.
Hanefîlere göre son oturuşta sadece tahıyyat okunur sehiv secdelerinden
sonra yapılan oturuşta hem tahıyyat hem de Allahümme salli, Allahümme
bârik ve Rabbenâ Âtinâ, duâ ayeti okunur.
5 – Unutarak birkaç adım yürüyen kimsenin namazının batıl olmayacağı.
6 – Namazda bir fazlalık yapılırsa sehv secdesinin selamdan sonra
yapılacağı.

