-2. CİLT- · 172 – İMAMIN ARKASINDAN (FATİHADAN SONRA) AMİN DEMEK


932 – Vâil bin Hucr radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem “Veladdâllîn”i okuduğu vakit sesini yükselterek âmîn, dedi. [58]
İZAH
Süfyân-ı Sevrî, Vail’den rivâyetinde Rasûlullah Efendimizin fatiha bittikten sonra açıktan amin, dediğini rivâyet etmiş. Şu’be, Vail bin Hucr’dan rivâyetinde Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin Fatihanın sonunda amin’i gizli söylediğini nakletmiştir. Rivâyetlerde olan bu farklılık, mezhepler arasında da görüş ayrılığına sebep olmuştur. İmam Azam Hazretleri Şu’be’nin rivâyetini esas aldığı için, “âmin”in gizli okunmasını savunmuştur. Diğer mezhep imamları ise, Süfyân’ın rivâyetini esas alarak “âmin”in açık okunması görüşünde bulunmuşlardır.


933 – Vail bin Hucr radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre o, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem (Fatihanın sonunda) “âmin”i açıktan söyledi. Sağına ve soluna selam verdiğinde (başını o kadar çevirdi ki,) yanağının beyazını gördüm, demiştir.



934 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem (gayril mağdûbi aleyhim veladdâllîn)i okuduğu vakit, birinci safta Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in arkasında bulunanlar işitecek kadar (açıktan) âmin derdi. [59]



935 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem “İmam Gayril mağdûbi aleyhim veladdâllîn dediği vakit, siz de amin deyin, zira kimin (âmin) sözü meleklerin (âmin) sözüne rast gelirse, onun geçmiş günahları mağfiret olunur” buyurdu. [60]




936 – Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “- İmam amin dediği vakit siz de amin deyin. Zira kimin amini meleklerin aminine rastlarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.” İbn-i Şihâb: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem “Âmin” derdi, dedi. [61]

937 – Bilal radıyallahu anh’dan: Rivâyet olunduğuna göre: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e: – Ya Rasûlallah âmin ile beni ileri geçme, dedi.
İZAH
Hz. Bilal’in Ya Rasûlallah beni aminle ileri geçme demesi; ben kameti bitirip saffa girip iftitah tekbiri almadan, Fatiha’yı bitirip amin deme. Ben de Fatiha’ya yetişme, amine iştirak etme şerefinden mahrum kalmayayım, demektir. Çünkü Hz. Bilal müezzin olduğu için, o kameti bitirip safların düzeni ile meşgul olup, saffa girinceye kadar, Rasûlullah Fatiha’yı bitirip amin demiş olursa, Hz. Bilal Rasûlullah’la berâber amin demek şerefinden mahrum kalacaktı. Onun için böyle bir istirhamda bulunmuştur.











938 – Ebû Musabbih el-Makrâî radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Biz en iyi söz konuşan ve sahabîlerden olan Nümeyr’li Züheyr’e oturmağa gelirdik. Bizden bir kimse duâ etse Ebû Züheyr ona: – Âmin’le bitir. Zira amin sahifenin mührü (tasdiki) gibidir, derdi. Ebû Züheyr size bundan bahsedeyim, dedi. Biz bir gece Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile çıkmıştık. Duada ısrar eden bir şahsın yanına geldik. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem durdu ve onu dinledi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “- Eğer mühürledi ise kabule hak kazandı” buyurdu. Cemaatten birisi: – Ne ile mühürleyecek, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem: “Aminle, eğer aminle bitirdi ise kabule hak kazandı” buyurdu. Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’e soran zat, dönüp duâ edene geldi ve, “Ey fulan, duanı aminle bitir. Müjde (kabul olundu)” dedi. Mahmud’un rivâyetinin lafzı budur. Ebû Dâvud şöyle dedi: Makrâî Hımyer’den bir kabiledir.

