NAMAZ BÖLÜMÜ · 61 – İMAMLIĞA KİM DAHA LAYIKTIR?






582 – Ebû Mes’ûd el Bedrî radıyallahu anhdan, Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem, “Cemaate Allah’ın Kitâbını (Şartlarına riayet ederek) En iyi
okuyan ve daha önce Kur’an’ı öğrenmiş olan imam olur. Eğer Talibler
okuyuşta müsavi iseler önce hicret etmiş olanlar imam olsun.
Eğer hicrette de müsavi iseler yaşça en büyük olan imam olsun. Bir
kimsenin ya evinde veya makamında imamlık yapılamaz. Ve izni olmadan
tekrimesi üzerine oturulamaz.” buyurdu.
Şu’be diyor ki: İsmail’e tekrime ne demektir? Diye sordum. O da şahsın
döşeğidir cevabını verdi, diyor. [382]
İZAH
Tekrimetühü: Ona ikram için hazırlanan koltuk, döşek ve makam demektir.
İmamlık hakkı ev sahibinindir. Eğer ev sahibi misafirin imam olmasını ister,
müsaade ederse o zaman misafir imam olabilir.


583 – Şu’be radıyallahu anh, bu bir önce geçen hadis-i şerifi nakletti. Ve
orada (Bir kimse öbür bir kimseye onun makamında imam olmasın) dedi.
Ebû Dâvud dedi: Yahya El Kattan Şu’be’den “Kıraatte en kıdemli olanları”
(imamlığa daha haklıdır.) şeklinde rivâyet etmiştir. [383]
İZAH
Kur’an’da en kıdemli olmak Kur’an’ı daha önce öğrenmiş olmak, veya
Kur’an bilgisinde ileri olmak demektir.






584 – Dam’ac El-Hadramî’nin oğlu Evs radıyallahu anhdan rivâyet
edildiğine göre şöyle demiştir:
Ebû İbn Mes’ûd’u bir önceki Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin
hadisini naklederken işittim. Râvî eğer okuyuşta müsavi olurlarsa,
içlerinden sünneti daha iyi bilen, eğer sünneti, bilmekte müsavi iseler,
onlardan ilk defa hicret eden (imam olsun dedi) Kur’anda önde olan
demedi. (şeklinde rivâyet etmiştir.)
Ebû Dâvud diyor ki: Bu hadis-i İsmail (bin Reca) den Haccac oğlu Ertat
“Hiç kimsenin yatağına izni olmadan oturma.” şeklinde rivâyet etmiştir.









585 – Âmr bin Seleme radıyallahu anhdan rivâyete göre şöyle dedi:
Biz halkın Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’i ziyarete gidip geldikleri yol
üzerinde bulunan bir yerleşim bölgesinde idik. İnsanlar ziyaretten dönerken
bize uğrarlar, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi diye,
bize haber verirlerdi. Ben de ezberci bir çocuk olduğumdan Kur’an’dan bir
çok yerleri ezberledim. Babam da kabilesinden bir hey’etle birlikte
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme elçi olarak gitmişti.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem onlara namaz öğretip, “Size en
çok Kur’an bileniniz imam olsun.” buyurmuş. Kur’an’dan bir çok yerleri
ezberlediğimden içlerinde en çok Kur’an bilen ben vardım. Beni imam
yaptılar. Üzerimde kendime ait küçük ve sarı bir pardesü ile onlara namaz
kıldırıyordum. Secdeye vardığımda pardesüm toplandı. Kadınlardan birisi
imamınızın avret yerini gözümüzden kaybedin, dedi. Bunun üzerine bana
Uman kumaşından yapılmış bir gömlek aldılar. Müslüman olduktan sonra o
gömleğe sevindiğim kadar hiç bir şeye sevinmedim. İşte ben yedi veya 8
yaşında iken onlara imamlık yapardım, dedi. [384]
İZAH
Bu hadis-i şerifin hükmünde müçtehitler şu görüşlere vardılar.
İmâm-ı Azam, Mâlik, Evzâi, Süfyan-ı Sevriye göre: Bülûğa ermemiş
kimsenin imamlığı mekruhtur. Ahmed bin Hanbel’de bu görüştedir. Çünkü
rivâyeti zayıf buluyor. Hanefî fıkhında büluğa ermemiş çocukların imamlığı
caiz değildir.
Şâfiî’ye göre: Sabinin imamlığı caizdir. Yalnız Cuma Namazında imam
olamaz. (Maalim-üs-Sünne, c. 1, s. 305)


586 – Âmr bin Seleme radıyallahu anhdan. Asım Ahvel şu haberi rivâyet
etti: Âmr üzerinde kendisinde yırtık bulunan yamalı bir pardesü ile ben
onlara imamlık ederdim. Secde ettiğimde avret yerim (meydana) çıkardı,
diyor.







587 – Âmr bin Seleme radıyallahu anh babasından naklen şöyle rivâyet
ediyor: Onlar Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme geldiler. Dönmek
istediklerinde ey Allah’ın Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem bize kim
imamlık edecek, dediler. “Kur’an’dan en çok kim toplamış veya en çok kim
almışsa, o imamlık edecek,” cevabını verdi. Kabile içersinde benim
ezberlediğim kadar Kur’an ezberlemiş kimse yoktu. Ben daha bir çocuk
iken beni îmam tayin ettiler. Üzerimde bir de pardesüm vardı. Kabileden
hangi toplulukta bulunursam ben imamlık yapardım ve bugüne kadar
cenazelerine namazı ben kıldırıyordum.
Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadis-i Yezid bin Harun Misar bin Habib’den o da
Âmr bin Seleme’den rivâyet ederek şöyle dedi: Kavmim Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve selleme elçi olarak gitti, dedi. Babasından rivâyetle
demedi.




588 – İbn-i Ömer radıyallahu anhdan rivâyete göre o şöyle demiştir: İlk
hicret edenler Medine’ye gelişlerinde Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve
sellem gelmeden önce (Kuba’daki) Asba’ya indiler. (Orada) onlara Ebû
Huzeyfe’nin kölesi Sâlim imamlık ediyordu. Çünkü Kur’an’ı, o hepsinden
çok biliyordu. Heysem, içlerinde Ömer bin Hattab ve Ebû Seleme bin
Abdül-Esed de vardı. Cümlesini ziyade etti. [385]
İZAH
Asba: Küba’da bir yerin adıdır.






589 – Mâlik bin Huveyris radıyallahu anhdan: Peygamber sallallahu aleyhi
ve sellem Mâlik’e veya onun bir arkaşadına “Namaz vakti gelince ezan
okuyun, sonra kamette bulunun, sonra size yaşça en büyük olanınız imam
olsun” buyurdu.
Mesleme’nin hadisinde şöyle dedi: “Biz o gün her ikimiz ilimde birbirimize
yakındık” İsmail’in hadisinde Halid şöyle dedi: Ebû Kılâbe’ye yaşça büyük
olan imam olacaksa Kur’an-ı daha çok bilen imam olur sözü nerde kaldı
dedim. Ebû Kılâb da; onların her ikisi ilimde birbirlerine yakın idiler dedi.


590 – İbn-i Abbas radıyallahu anhdan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu:
– “Size en hayırlılarınız müezzinlik yapsın. En iyi Kur’an beleniniz de
imamlık etsin.” [386]

