Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Kazaya rızanın tarifini ve hakikatini bildirir

ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · İkinci Madde İkinci Madde Kazaya rızanın tarifini ve hakikatini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Rıza Hakk’ın hükümlerinin cereyanı sırasında …

ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · İkinci Madde

İkinci Madde

Kazaya rızanın tarifini ve hakikatini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Rıza Hakk’ın

hükümlerinin cereyanı sırasında kalbin sükûnudur. Rıza, kalbin kaza ile

saadet duymasıdır. Rıza, gönülden çirkinlikleri (kerahat) çıkarmak ve onda

daima saadet bulmaktır. Rıza, kişinin kendi aklıyla alacağı tedbirlerden

vazgeçip Allah’ın takdirine uymasıdır. Hakk’ın irâde ve ihtiyarını seçerek

kalbin sükûnet bulmasıdır. Kalbinin de buna itiraz etmeyip yatışmasıdır.

Rıza, kul için Hakk’ın önceden murad ettiğini kalbin gözetmesidir ki,

kazaya hoşnutsuzluğu terk etmek, onun eseridir. Rıza, kaza hükümlerini

memnuniyetle karşılamaktır. Rıza, Cebbâr’ın hükmünün cereyanını kabul

etmektir. Onun için tedbir ve ihtiyarı aradan kaldırmaktır. Rıza, acı tatlı

ortaya çıkan her şeyle kalbin mesrûr olmasıdır. Rıza, kazanın ortaya çıktığı

anda ruhun sükûnudur. Rıza, Allah’ın (rahmet) kapılarının en büyüğüdür, en

yüksek makamdır ve dünyadaki cennettir. Her kim Hakk’ın kendisi için

seçtiğine râzı olursa, dünya ve âhirette daima huzuru bulur.

Çünkü marifetullah rıza ile kolay elde edilir. Muhabbet ve rıza, havf ve

recâdan daha yüksek ve daha değerlidir. Çünkü muhabbet ve rıza Mevlâ’nın

sıfatlarıdır. [260/a] Bu sıfatlar kul ile baki kalır ve ona yeterlidir. Havf ve

recâda ise, durum bunların aksinedir. Hazret-i Mevlâ bir kuluna muhabbet

edip ondan râzı olursa, o da Mevlâsına muhabbet edip O’ndan râzı olur.

Çünkü o, Mevlâ’sının muhabbet ve rızasının yansımasını gönül aynasında

bulur.

Kıta

1- Bu aşk-ı pâki o akl anlamaz ki anın işi

Hemîşe havf ü recâdır, bunı sevâb u ikab

2- Ko havfı aşka fedâ ol fenâ bul ey Hakkı!

Ko nakdi al yarını beklemekle çekme azâb

Günümüz Türkçesiyle

1- Bu pak aşkı akıl anlamaz. Çünkü onun işi korkuyla ümit arasında ya

günahla ya sevapladır.

2- Korkuyu bırak, aşka feda ol, fânîliği bul ey Hakkı! Bu nakdi al; yarını

bekleyip de boşuna azap çekme.

Rıza zenginliktir, hoşnutsuzluk ise zahmet ve zorluktur. Rızık taksim

edilmiştir ve haris insan mahrumdur. Rıza, hüznü giderir, hoşnutsuzluk ise

bedene ve kalbe eziyettir. Kazaya râzı olan rahat eder, belâya sabreden

kazançlı çıkar. Kazaya rıza, büyük musibetleri tatlı bal eder. Razı olan

saadet yoluna gider, kısmetine râzı olan zenginlik içinde yaşar. Rızaya

devam edene, kerâmet yoldaş olur. Rızanın aslı, Hakk’a güven duymaktır.

İşlerin meydana gelişi, halkın rızası ile değil Allah’ın takdiri iledir. Kurtuluş

ve zenginlik kazaya râzı olmaktadır, rızanın meyvesi gönül rahatlığı ve

zenginliktir; neticesi marifet ve muhabbettir.

Dört haslet, dünya ve âhiret saadetinin temelini oluşturur; tevekkül, tefvîz,

sabır ve rıza. Kazaya rıza, kanaatin başıdır. Kazaya rıza, ibadetin başıdır.

Kazaya rıza tefvîz için en güzel zinettir. Rıza ve kanaat mutluluk

sermayesidir. Kazaya rıza, zorluk ve sıkıntı zamanlarında olmalıdır. Kulun

kazaya rızası, Mevlâ’nın kendisinden râzı olduğunun alâmetidir.

İslâm’ın gayesi Hakk’a teslimiyeti temin etmektir. Dinin maksadı ise

rızadır. Bütün isteklerin nihâî hedefi ise, Allah’ın rızasını elde etmektir. Her

türlü zenginlik, kanaat ve rızadadır ve râzı olan her kişi, zevk ve safâ

içindedir.

Rıza gibi zenginlik olmaz, râzı olan cefâ çekmez. Sen râzı ol ki senden

râzı olunsun. Her ne olursa, teslim ve râzı ol. İlmin kemâl hâli yumuşak

huyluluk (hilm), hilmin kemâli ise rızadır. Kazaya râzı olan sonsuz devlete

ve ebedî nimete kavuşur. Kazaya râzı olan can sağlığını ve gönül hoşluğunu

bulmuştur. Kazaya râzı olan, hiç kimseye düşmanlık beslemez; ârif olur ve

bir an bile Hakk’ın huzurundan ayrılmaz.

Nazm

1- Ârifin cân u dili mest-i likâ olmuşdur

Ne belâ gelse ana ayn-ı atâ olmuşdur

2- Hak rızâsıyla bizi eyleseler sad-pâre

Ana hem dil dolu teslîm ü rızâ olmuşdur

3- Her gönül dostını bir başka tarîk ile bulur

Râhımız doğru yakîn, fakr u fenâ olmuşdur

4- Mâsivâ kalmasa bir dilde o Beytullah’dır

İlm ü hikmetle dolı mülk ü bekâ olmuşdur

5- Gönlümüz memleketindir ki kereminle hoş tut

Mâlikü’l-mülksün ol mülk sana olmuşdur.

6- Cânımız nây gibi kendiden olmuş fâriğ

Dem-i aşkınla pür it kim o hevâ olmuşdur

7- Dîde-i cânı açup âleme bâk ey Hakkı

Ki cihân âyine-i [414] aşk-ı Hudâ olmuşdur

Günümüz Türkçesiyle

1- Ârifin canı ve gönlü lika [415] aşkıyla sarhoştur. Ne belâ gelirse başına,

Hakk’ın ihsanı bilmiştir.

2- Hak rızası uğruna bizi parça parça etseler. Yine gönlümüz O’na

teslimiyet ve rıza ile dolmuştur.

3- Her gönül, dostunu bir başka yolla bulur. Bizimse yolumuz; fakr u fena

ile yakîne ermektir.

4- Gönülde mâsivâ kalmazsa, orası Beytullah’tır. İlim ve hikmetle dolu,

ebediyet yurdu olmuştur.

5- Gönlümüz memleketindir; kereminle orayı hoş tut. Mülkün sahibi

sensin; mülk senin olmuştur.

6- Canımız ney gibi kendinden geçmiştir. Aşk kanıyla dopdolu, üflenen

hava olmuştur.

7- Can gözünü açıp, âleme bak ey Hakkı! Cihan ki Allah aşkının aynası

olmuştur.