ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · İkinci Madde
İkinci Madde
Kazaya rızanın tarifini ve hakikatini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Rıza Hakk’ın
hükümlerinin cereyanı sırasında kalbin sükûnudur. Rıza, kalbin kaza ile
saadet duymasıdır. Rıza, gönülden çirkinlikleri (kerahat) çıkarmak ve onda
daima saadet bulmaktır. Rıza, kişinin kendi aklıyla alacağı tedbirlerden
vazgeçip Allah’ın takdirine uymasıdır. Hakk’ın irâde ve ihtiyarını seçerek
kalbin sükûnet bulmasıdır. Kalbinin de buna itiraz etmeyip yatışmasıdır.
Rıza, kul için Hakk’ın önceden murad ettiğini kalbin gözetmesidir ki,
kazaya hoşnutsuzluğu terk etmek, onun eseridir. Rıza, kaza hükümlerini
memnuniyetle karşılamaktır. Rıza, Cebbâr’ın hükmünün cereyanını kabul
etmektir. Onun için tedbir ve ihtiyarı aradan kaldırmaktır. Rıza, acı tatlı
ortaya çıkan her şeyle kalbin mesrûr olmasıdır. Rıza, kazanın ortaya çıktığı
anda ruhun sükûnudur. Rıza, Allah’ın (rahmet) kapılarının en büyüğüdür, en
yüksek makamdır ve dünyadaki cennettir. Her kim Hakk’ın kendisi için
seçtiğine râzı olursa, dünya ve âhirette daima huzuru bulur.
Çünkü marifetullah rıza ile kolay elde edilir. Muhabbet ve rıza, havf ve
recâdan daha yüksek ve daha değerlidir. Çünkü muhabbet ve rıza Mevlâ’nın
sıfatlarıdır. [260/a] Bu sıfatlar kul ile baki kalır ve ona yeterlidir. Havf ve
recâda ise, durum bunların aksinedir. Hazret-i Mevlâ bir kuluna muhabbet
edip ondan râzı olursa, o da Mevlâsına muhabbet edip O’ndan râzı olur.
Çünkü o, Mevlâ’sının muhabbet ve rızasının yansımasını gönül aynasında
bulur.
Kıta
1- Bu aşk-ı pâki o akl anlamaz ki anın işi
Hemîşe havf ü recâdır, bunı sevâb u ikab
2- Ko havfı aşka fedâ ol fenâ bul ey Hakkı!
Ko nakdi al yarını beklemekle çekme azâb
Günümüz Türkçesiyle
1- Bu pak aşkı akıl anlamaz. Çünkü onun işi korkuyla ümit arasında ya
günahla ya sevapladır.
2- Korkuyu bırak, aşka feda ol, fânîliği bul ey Hakkı! Bu nakdi al; yarını
bekleyip de boşuna azap çekme.
Rıza zenginliktir, hoşnutsuzluk ise zahmet ve zorluktur. Rızık taksim
edilmiştir ve haris insan mahrumdur. Rıza, hüznü giderir, hoşnutsuzluk ise
bedene ve kalbe eziyettir. Kazaya râzı olan rahat eder, belâya sabreden
kazançlı çıkar. Kazaya rıza, büyük musibetleri tatlı bal eder. Razı olan
saadet yoluna gider, kısmetine râzı olan zenginlik içinde yaşar. Rızaya
devam edene, kerâmet yoldaş olur. Rızanın aslı, Hakk’a güven duymaktır.
İşlerin meydana gelişi, halkın rızası ile değil Allah’ın takdiri iledir. Kurtuluş
ve zenginlik kazaya râzı olmaktadır, rızanın meyvesi gönül rahatlığı ve
zenginliktir; neticesi marifet ve muhabbettir.
Dört haslet, dünya ve âhiret saadetinin temelini oluşturur; tevekkül, tefvîz,
sabır ve rıza. Kazaya rıza, kanaatin başıdır. Kazaya rıza, ibadetin başıdır.
Kazaya rıza tefvîz için en güzel zinettir. Rıza ve kanaat mutluluk
sermayesidir. Kazaya rıza, zorluk ve sıkıntı zamanlarında olmalıdır. Kulun
kazaya rızası, Mevlâ’nın kendisinden râzı olduğunun alâmetidir.
İslâm’ın gayesi Hakk’a teslimiyeti temin etmektir. Dinin maksadı ise
rızadır. Bütün isteklerin nihâî hedefi ise, Allah’ın rızasını elde etmektir. Her
türlü zenginlik, kanaat ve rızadadır ve râzı olan her kişi, zevk ve safâ
içindedir.
Rıza gibi zenginlik olmaz, râzı olan cefâ çekmez. Sen râzı ol ki senden
râzı olunsun. Her ne olursa, teslim ve râzı ol. İlmin kemâl hâli yumuşak
huyluluk (hilm), hilmin kemâli ise rızadır. Kazaya râzı olan sonsuz devlete
ve ebedî nimete kavuşur. Kazaya râzı olan can sağlığını ve gönül hoşluğunu
bulmuştur. Kazaya râzı olan, hiç kimseye düşmanlık beslemez; ârif olur ve
bir an bile Hakk’ın huzurundan ayrılmaz.
Nazm
1- Ârifin cân u dili mest-i likâ olmuşdur
Ne belâ gelse ana ayn-ı atâ olmuşdur
2- Hak rızâsıyla bizi eyleseler sad-pâre
Ana hem dil dolu teslîm ü rızâ olmuşdur
3- Her gönül dostını bir başka tarîk ile bulur
Râhımız doğru yakîn, fakr u fenâ olmuşdur
4- Mâsivâ kalmasa bir dilde o Beytullah’dır
İlm ü hikmetle dolı mülk ü bekâ olmuşdur
5- Gönlümüz memleketindir ki kereminle hoş tut
Mâlikü’l-mülksün ol mülk sana olmuşdur.
6- Cânımız nây gibi kendiden olmuş fâriğ
Dem-i aşkınla pür it kim o hevâ olmuşdur
7- Dîde-i cânı açup âleme bâk ey Hakkı
Ki cihân âyine-i [414] aşk-ı Hudâ olmuşdur
Günümüz Türkçesiyle
1- Ârifin canı ve gönlü lika [415] aşkıyla sarhoştur. Ne belâ gelirse başına,
Hakk’ın ihsanı bilmiştir.
2- Hak rızası uğruna bizi parça parça etseler. Yine gönlümüz O’na
teslimiyet ve rıza ile dolmuştur.
3- Her gönül, dostunu bir başka yolla bulur. Bizimse yolumuz; fakr u fena
ile yakîne ermektir.
4- Gönülde mâsivâ kalmazsa, orası Beytullah’tır. İlim ve hikmetle dolu,
ebediyet yurdu olmuştur.
5- Gönlümüz memleketindir; kereminle orayı hoş tut. Mülkün sahibi
sensin; mülk senin olmuştur.
6- Canımız ney gibi kendinden geçmiştir. Aşk kanıyla dopdolu, üflenen
hava olmuştur.
7- Can gözünü açıp, âleme bak ey Hakkı! Cihan ki Allah aşkının aynası
olmuştur.

