Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Kazaya rızanın tesirlerini ve faydalarını bildirir

ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde Dördüncü Madde Kazaya rızanın tesirlerini ve faydalarını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Kulun kalbini Hazret-i Mevlâ’dan …

ÜÇÜNCÜ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · DÖRDÜNCÜ FASIL · Dördüncü Madde

Dördüncü Madde

Kazaya rızanın tesirlerini ve faydalarını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Kulun kalbini

Hazret-i Mevlâ’dan meşgul eden dört hastalıktan dördüncüsü kazadır.

Bunun ortaya çıkışı çeşitli şekillerde olup bunların çaresi ancak rıza ile

bulunmuştur. Nitekim yukarıda bu hususa işaret edilmiştir.

Şu halde kazanın tecellîsi durumunda her hâle râzı olmak iki şey için

gereklidir: Birincisi, ibadet etmek ve Hakk’ın huzuruna kavuşmak için

kişinin gönlünü bütün fânî alâkalardan arıtmaktır. Çünkü sen kazaya râzı

olmazsan, daima kalbin gamlı ve hatırın meşgul olup sürekli şaşkınlık

içinde kalırsın. (Kendi kendine) neden böyle oldu, niçin şöyle olmadı diye

sorup kederlenirsin. Bir gönül böyle gamla, kederle meşgul olunca, ibadet

ve huzur için nasıl boş olabilir ki?

Çünkü senin bir tek kalbin vardır ve o da sürekli geçmiş ve gelecek

işleriyle uğraşmaktan daralmaktadır. Nice üzüntü ve kederle dolmuştur. Bu

durumda onda huzur ve ünsiyete bir yer kalmayıp marifet ve muhabbetten

mahrum olmuştur. Nitekim bir kâmil bu hikmeti bilmiş, bu inciyi delerek

şöyle demiştir: “Geçmişte olanlara hasret duymak ve gelecekte neler

olacağını düşünerek bununla meşgul olmak, içinde bulunduğun vaktin

bereketinin kaçmasına ve huzurunun kaybolmasına sebep olur.”

İkincisi; kazaya râzı olmamakla ortaya çıkan tehlike, Allah’ın gazabı (na

müstehak olmak)tır. Bir muhakkıktan rivayet edilmiştir ki peygamberlerden

biri, kendine isabet eden zararların birinden Mevlâsına şikâyette bulununca,

Mevlâ’sı onu itab ederek şöyle buyurmuştur:

“Benden şikâyetçi mi olursun? Sen kimi kime şikâyet edersin? Benden

utanmaz mısın? Benim, kötüleyenleri ve şikâyet edenleri sevmediğimi

bilmez misin? Çünkü benim (ezelî) ilmimde senin kurtuluşun, ancak senin

dünyada başına gelen bu şeyle oyacaktır. O halde niçin senin hakkında olan

takdirime, buğzedersin? Yoksa ister misin ki senin için cihanı değiştireyim?

Yahut arzuların için Levh-i mahfûzu mu değiştireyim? Sonra bütün bunları

kendi isteğime göre değil de senin isteğine göre düzenleyip haklarında

hüküm vereyim. [261/b] Benim sevdiğim değil, senin sevdiğin olsun. Senin

her isteğin yapılsın, (öyle mi?) Şayet bundan sonra bu zararlı düşünceler bir

daha kalbinden geçerse, izzetim ve celâlim hakkı için senden peygamberlik

hil’atini sıyırıp alırım. Ve seni cehenneme atarım; hiç yardım eylemem.”

Şu halde, akıllı olan kişi bu kıssadan hisse alır. Çünkü Hak tealanın

peygamberleriyle ve seçilmiş kullarıyla böyle muazzam bir siyaseti varken,

diğer kullarına nasıl muamele eder? Ve eğer bu bozuk fikir bir de senin

kalbinde hareket ettiyse; Hak tealanın sözünü bir kere daha düşün! Sadece

bir söz veya kalpten geçen tereddüt için Allah’ın muamelesi böyle iken, o

kimsenin hâli nice olur? İhsan sahibi ve cömert olan Rabb’inden hoşnutsuz

olup bağırıp çağırarak insanlara şikâyette bulunanın hâli nice olur?

Hayatında bir defa kazaya rıza göstermeyen için böyle korkunç bir

muamele olursa, ömrü boyunca kazaya râzı olmayanların hâli acep nice

olur?

Burada zikredilen itab, kendine şikâyet eden kuluna yönelik olunca,

Mevlâ’dan

kullarına

şikâyet

edenlerin

durumu

nasıl

olacaktır?

Nefislerimizin şerrinden, amellerimizin kötülüğünden ve edebe aykırı

davranışlarımızdan Allah’a sığınırız.

«Allah’ım! Bizi takdirine râzı olan, belâlara sabreden, nimetlerine

şükreden, senden başkasından firar eden, gece gündüz seninle huzur bulan

kullarından eyle! Ey yardımcımız ve ey ayıplarımızı örten (Mevlâ’mız!

Dualarımızı kabul eyle.)»

Şu halde rıza, hoşnutsuzluğu terk etmektir. Hoşnutsuzluk ise Allah’ın

kazasından başkasını; iyiliği ve kötülüğü tam olarak bilinmeyen işlerde

kendisi için iyi ve evlâ bilmektir.

Eğer dersen [418] ki “Kötülükler ve günahlar kaza ve kaderle ilgili değil

midir? Bu durumda kulun kötülüğe râzı olması nasıl olur?”

Bunun cevabı odur ki, “Rıza yalnız kaza için gereklidir. Kaza ise kötülük

değildir. Şer olan ancak kazanın sonucu olarak ortaya çıkandır.” Buradan

anlaşılıyor ki kazaya rıza, kötülüğe rıza göstermek sayılmaz.

Şiir

1- Razîtu bi-mâ kassema’llâhu lî

Ve fevveztu emrî ilâ Hâlikî

2- Le-kad ahsena’llâhu fî-mâ medâ

Kezâlike yuhsinu fî-mâ bekâ

Şiir (in tercümesi)

1- Allah ne verdiyse kısmetime râzıyım. Her işimi çünkü Yaratan’a

ısmarlamışım.

2- Rabb’im, geçmişte kuluna hep iyilik etti. Gelecekte de ihsan eder; ben

öyle inanmışım.

Üç şey rızanın alâmetlerindendir:

1- Kazadan önce tercihi (ihtiyar) terk etmek.

2- Kazanın vukuundan sonra acı ve elem duymamak.

3- Belâ içinde bile heyecan ve muhabbet bulabilmek.

Çünkü Sevgili’nin her hâli, sevenin yanında kıymetli ve değerli olur.

Beyt

Le-in radıyet leylî bi-katlî fi’l-hevâ

Fe-ehlen bi-mâ tehvâ ve sehlen bi-mâ terdâ

Beyt (in tercümesi)

Zevk için katlimi emretse Leylâ. Râzıyım zevkine, isteğine merhaba!

Nazm

1-Ey der-în merhale-i teng-i bisât

Mânde der-rabka-i endûh u neşât

2-Gâhî ez-devr-i felek hoşnûdî

Gâhî âzorde u hışm âlûdî

3-Telh-râ ber dil-i hod şîrîn kon

Horden-i ân be-hûşî âyîn kon

4-Nûk-i peykân-ı kazâ ber cân hor

Der-cebîn çîn mefken hemçun seyr

5-Râfî-i renc-i makâmât rızâst

Fâtih-i genc-i kerâmât rızâst

6-Bend ber bend buved kâr-ı cihân

Z’în heveshâ ki boved der to nihân

7-Me-nih ez-bu’l-hevesî ber hod bend

Ez-heveshâ çu be-borî peyvend

8-Bend-i eyyâm guşâd-ı to şeved

Seyr-i gerdûn be-murâd to şeved

9-Her ki dâred zi-murâdât ferâğ

Nâ-murâdî ne-nihed be-rû-yi dâğ [262/a]

10-Ne-bûdeş hâst der-în teng kafes

Gayr-i çîzî ki Hudâ hâhed u bes

11-Her çi âyed be-vey ez-bend güşâd

Bâşed ender-heme der-ayn-ı murâd

12-Dil-i v’ey ez-heme hurrem gerded

Renc u gam-ı gird-i dileş gom gerded

13-Bâ-heme bendegî âzâd ziyed

Bâ-sad endûh ve elem şâd ziyed

14-Hîç şuğleş ne-şeved perde-i huş

Hîç telhaş ne-koned rûy-i torş

15-Buhl-râ ayn-ı semâhat bîned

Der-cirâhat heme râhat bîned

16-Her ç’eş ez-renc u belâ pîş âyed

Yek-be-yek-râ be rızâ pîş âyed

17-Ey rızâ-bahş-i riyâzat-kîşân

Râyız-ı tab’-ı rızâ-endîşân

18-Kıble-i himmet-i kâr-âgâhân

Kâzî-yi hâcet-i hâcet-hâhân

19-Dil-i râzî be-kazâyet talebem

Ravza-i husn-i riyâzet talebem

20-Bî-rızâ-yı to gul-i bâğ-ı na‘îm

Hest ber sîne-i mâ dâğ-ı cahîm

21-Bende câmî ki talebkâr-ı rızâst

Mânde der-keşmekeş-i havf u recâst

22-Dâmen ez-havf u recâyeş ne-fişân

Ber ser-i hân-i rızâyeş be-nişân

23-Be-niheş câm-ı mahabbet ber dest

Sâzeş ez-neşve-i ân bî-huş u mest

Nazm (ın tercümesi)

1-Ey şu yaygının dar merhalesinde, keder ve neşe düğümü içinde kalmış

kişi.

2-Bazen feleğin dönüşünden hoşnutsun, bazen incinmiş ve öfkeye

bulanmışsın.

3-Acıyı gönlüne bal eyle; onu tatlılıkla yemeyi kendine âdet eyle.

4-Kazâ okunun ucunu canına koy. Sarımsak gibi alnını kırıştırma!

5-Makamındaki sıkıntıyı gideren, rıza ve teslimiyettir. Kerâmet hazinesini

açan da rıza ve teslimiyettir.

6-İçinde gizli olan hevesler yüzünden, dünyanın işi çok karmaşık olur.

7-Nefsinin isteklerine uyarak kendini bağlama. Heves ve isteklerden ilgini

kes, Allah’a bağlan.

8-Devranın bağladığı bağlar çözülüverir. Felek senin muradınca

seyretmeye başlar.

9-Kim istek ve arzularından geçerse, muratsızlık onun gönlüne bir kor

bırakamaz.

10-Bu dar kafeste Allah’ın isteği dışında, hiç bir şey isteyip dileyemez.

11-Gizli açık ona her ne gelirse, hepsinde bizzat Hakk’ın muradı vardır.

12-Gönlü her şeyle mutlu olur. Gönlündeki gam ve keder kaybolur.

13-Bütün köleliğine rağmen özgürce yaşar. Bütün keder ve elemleriyle

mutlu bir hayat sürer.

14-Hiç bir işi ve meşgalesi aklına perde olmaz. Hiç bir acı da onun

yüzünü buruşturmaz.

15-Cimriliği cömertlik olarak görür. Yaralı iken bile rahat ve huzur görür.

16-Karşısına hangi belâ ve sıkıntı çıkarsa çıksın. Her birine tek tek rıza

gösterir.

17-Ey riyâzet çekenlerden râzı olan! Ey rıza gösterenlerden hoşnut olan!

18-Hakikatten haberdar olanların himmet kıblesi! Hacet dileyenlerin

ihtiyaçlarını karşılayan!

19-Senin takdirine râzı bir gönül isterim. Senin o güzel cennet bahçeni

isterim.

20-Senin rızan olmaksızın cennet bahçesinin gülü. Bizim sînemizde

cehennem korudur.

21-Senin rızana tâlip olan Cami kulun. Korku ile ümit arasında

kalakalmıştır.

22-Onu korku ve ümit halkasından çıkarma! Onu rıza sofrasının başına

oturt.

23-Muhabbet kadehini onun eline ver. O şarabın neşvesiyle onu mest

eyle.