BEŞİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Onuncu Madde
Onuncu Madde
Kişinin evlâdıyla sohbet ve ülfetinin âdâb ve erkânını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir: Kişinin kendi
evlâdıyla sohbet ve ülfetinin âdâb ve erkânı yirmidir: Babanın evlâdın
doğumuyla sevinmesi. Nitekim Hazret-i Habîb-i Ekrem (s.a.v) buyurmuştur
ki; “Çocuk dünyada sevinç kaynağı, âhirette nûrdur.” Kız çocuğuna daha
çok sevinip onlara hürmet etmek. [379/a]
Çünkü evlâdın hayırlısı kız olanıdır. Nitekim Hazret-i Habîb-i Ekrem
(s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kadının bereketlisi kız doğurmakla başlayandır.
[279] Çünkü ben Hak tealadan bana yük olmayacak evlâdlar istedim. Bana
kızlar ihsan eyledi.”
Doğum müjdesini aldığı çocuğa güzel bir isim vermek. Doğumunun
yedinci gününde veya daha sonraki bir günde oğlan için iki koyun, kız için
bir koyun akîka niyetiyle kurban kesip [Şafiî mezhebine göre] kemiklerini
kırmadan taksim etmek veya pişirip yedirmek. Yedinci gününden on yaşına
kadar oğlunu sünnet ettirmek. Oğlu veya kızı altı yaşına geldiklerinde
onlara Kur’ân-ı Kerim okumayı, ilmihalini ve dînî âdâbını öğretmek.
Oğluna (okuma) yazmayı, ok atmayı, yüzmeyi ve (yaşadığı çağda geçerli
olacak) bir meslek öğretmek. Çünkü haberde; “Sanat fakirlikten koruyan
emniyettir” [280] denilmiştir. Eğer çocuk ilim öğrenmeye istekliyse bu ona
hidayet olmuştur (istekli olduğu ilme onu teşvik etmek en isabetlisidir.)
Kıta
Lugat bil sarf u nahv ü mantık âdâb
Hisâb ü hikmet ü hey’et suturlâb
Me‘ânî bil usûlün dîn şerî‘at
Hadîs ü fıkh u tefsîr ü tarîkat
Günümüz Türkçesiyle
Dil, gramer, mantık ve nezaket öğren. Matematik, felsefe ve astronomi
öğren. Meânî ilmini, dinin ve şeriatın esaslarını öğren. Hadis, fıkıh, tefsir ve
tasavvuf öğren.
Oğluna iyi bir lakap vermek. Kızına yemek pişirmeyi, yün eğirmeyi ve
dikiş dikmeyi (yaşadığı çağda revaçta olan ev işlerini) öğretmek. Bütün
çocuklarını süsleme (giyim kuşamının temininde, yedirmede) ve hediye
vermekte eşit tutmak. Turfanda meyveyi önce kız çocuğuna ikram etmek.
Çünkü onların gönülleri daha yumuşak, duyguları daha kırılgandır.
Çocuklarını şefkatle kucaklayıp öpmek, başlarını okşayıp sevmek.
Çocuklarına (her zaman) merhametle muamele etmek. Onlarla (fırsat
buldukça) şakalaşıp güler yüzle konuşmak. Onlara beddua etmeyip hayır
dua etmek. Çünkü beddua etmek fakirliğe sebep olur ve çoğu kere de çabuk
icâbet olunur da onları ifsad eder (çocukların düzgün işlerini bozar.) On
yaşına giren kız ve erkek çocukların yataklarını ayırıp birbirinden ayrı
yataklarda (mümkünse ayrı odalarda) yatırmak. Çünkü (o yaştan itibaren)
kızlarla erkekleri aynı mekânda yatırmak, fitneye sebebiyet verir. On beş
yaşına giren çocuklarını kendi rızâlarıyla evlendirmek. Çocuğun üstesinden
gelemeyeceği işi ona buyurmamalı ki âsî olmalarına sebep olunmasın.
Kendi yanında ikamet eden çocuklarına yediğinden yedirip giydiğinden
giydirmek. Hiç kimsenin evlâdı için kötülük düşünmemelidir ki, onun zararı
kendi evlâdına dönüp de bir süre sonra kendi yollarına çıkmasın. Nitekim
Hz. Yusuf’un kardeşleri onu babasından alıp esir durumuna düşürmüşlerdi,
(fakat sonunda) kendi evlâdları da Firavn’un eline esir düşmüştür.
(Yusuf’un biraderleri) böylece ektiklerini biçip cezâlarını bulmuş oldular.
Beyt
Mücâzâtında hub u ziştin itmez zerrece taksîr
Aceb sûret-nümâ-yı adldir âyîne-i âlem
Günümüz Türkçesiyle
İster güzel ister çirkin, kimsenin cezasında zerrece kusur etmez. Âlem
aynası, adaletin yüzünü gösteren şaşılası bir şeydir.

