Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Kulun Mevlâ’sıyla huzur bulup ünsiyet etmesinin âdâb ve erkânını bildirir

BEŞİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde Birinci Madde Kulun Mevlâ’sıyla huzur bulup ünsiyet etmesinin âdâb ve erkânını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir: Hakikaten senin [375/a] sahibin ki …

BEŞİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

Kulun Mevlâ’sıyla huzur bulup ünsiyet etmesinin âdâb ve erkânını

bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir: Hakikaten senin

[375/a] sahibin ki hazarda ve seferde, uykuda ve uyanıklıkta, belki ölüm de

dahil olmak üzere hayatın her safhasında senden bir an bile ayrı değildir. O

senin Mevlân ve yaratıcındır. Seni terbiye eden ve rızık verendir. Her ne

zaman O’nu zikredip düşünürsen, O seninle beraberdir; dostun ve

yardımcındır. Nitekim Hak teala: “Beni zikredenlerle beraberim”

buyurmuştur. Her ne zaman ki O’nun hakkında olan kusurundan dolayı sana

bir hüzün hali gelip kalbin kırılsa, bil ki o sırada O senin sahibin ve

yardımcındır. Nitekim Hak teala “Ben, kalbi kırık olanlarla beraberim” [275]

buyurmuştur.

Beyt

Ger hezârân dâm-bâşed der-kadem

Çun to bâ-mâyî ne-bâşed hîç gam

Beyt (in tercümesi)

Bir adamda binlerce tuzak olsa bile, sen bizimle oldukça hiç gam yok!

Eğer sen Hak tealayı gerektiği gibi tanısaydın, O’nu kendine sahip

edinirdin ve halkın sohbetini bütünüyle terk edip giderdin. Aldığın her

nefeste, her an kalbini ve uzuvlarını gözetip denetleyerek (murâkabe)

yakîne vâsıl olurdun. Bilirdin ki Hak teala her an senin gizli hallerine

muttali olurmuş, içine ve dışına vâkıf olurmuş, kalbine gelen düşünceleri

bilirmiş. Şuna şahit olurdun ki Hak teala kalabalığa karıştığında, yalnız

kaldığında ve tereddüt içinde bulunduğun hallerde bile senin yanında hazır

ve nâzır imiş.

Şunu seyrederdin; mülk ve melekût âlemi içinde sâkin olan hiçbir varlık

yerinde durmaz ve hareket eden hiçbir varlık yerinden ayrılmaz ki yerin ve

göklerin idarecisi Cebbâr olan Allah ilmiyle onu kuşatmış olmasın. İşte o

zaman zelil bir kulun Mevlâ’sı huzurundaki edeple duruşu gibi dış

görünüşün ve iç âlemin itibarıyla edepli ve terbiyeli olurdun. Şuna dikkat

ederdin ki Yüce Mevlâ aslâ seni yasaklarını işlerken görmesin, daima seni

emrettiklerini işlerken bulsun.

Eğer sen, bütün vakitlerinde bu huzur ve ünsiyet halini elde etmeye

muktedir olamadınsa, sakın ha gece ve gündüz Rabbi’nle başbaşa kalıp

O’na yalvarmakla haz alacağın vaktini boş geçirmeyesin. Öyle bir vakit

sana lâzımdır ki Mevlâ’nın sohbeti âdâbını bilesin. Bu huzurun âdâbını

(aşağıda sayacağımız) şu on beş maddede bulasın.

1-Başını öne eğmek ve önüne bakmak.

2-Aklını başına toplayıp başka fikirleri bırakmak.

3-Susmak ve sükût etmek.

4-Bedenin bütün uzuvlarını sâkin (ve telaşsız) tutmak.

5-Emredilene uymak.

6-Yasaklanandan sakınmak.

7-İtiraz etmemek.

8-Dâima zikir hâlinde olmak.

9-Mevlâ’nın tefekkürüne devam etmek.

10-Hak tealayı her şeye tercih etmek.

11-Halktan ümidini kesmek.

12-Heybet altında huzû ile alçalmak.

13-Hayâ altında huşû ile gönlü kırık olmak.

14-Sürekli kâr ve kazanç peşinde koşmayıp Hakk’ın teminatına itimat

etmek.

15-Teslimiyet gösterip rıza yolunu tutmak.

Sana öyle lâzımdır ki yukarıda sayılan âdâb ve erkâna gece gündüz her

vakitte riâyet edesin. Daima bunlar şiârın olsun. Çünkü burada sayılanlar,

göz açıp yumuncaya kadar senden ayrılmayan sâhibinle olan sohbet

âdâbıdır. Hâlbuki halk, elbette ki bazı vakitlerde senden ayrılır ve seni terk

edip kendi işlerine gider.

Nazm

1-Cânân ilinden gelmişem

Fânî mekânı neylerem

Ol mülke meyl salmışam

Ben bu cihânı neylerem

2-Dünyâya geldim gitmeye

İlm ile hilme yetmeye

Aşk ile cân seyr itmeğe

Ben în ânı neylerem

3-Devr-i zamândan duymışam

Kevn ü fesâdı koymışam

Dârü’l-emânı duymışam

Ben sicn-i cânı neylerem

4-Hep i‘tibârım atmışam

Âşıklığa el katmışam

Ben nefsi dosta satmışam

Bu düşmenânı neylerem [375/b]

5-Aşkın şarâbın içmişem

Dil gülşenine göçmişem

Ben varlığımdan geçmişem

Nâm u nişânı neylerem

6-Aşkı tabîbim kılmışam

Derdinde dermân bulmuşam

Ben lübb-i hikmet bilmişem

Yunâniyânı neylerem

7-Enfâs-ı aşkı dârikem

Mâl ü menâli târikem

Genc-i nihânı mâlikem

Nakd-ı revânı neylerem

8-Taht-ı tevekkül bulmuşam

Mülk-i kanâ‘at almışam

Mahfîce sultân olmuşam

Câh-ı iyânı neylerem

9-Her ne gelürse yahşıdır

Zîrâ o dostun bahşıdır

Çün cümle anın işidir

Ben bed-gümânı neylerem

10-Olmuş ânınla kalmışam

Ayn-ı hayâta dalmışam

Kendim bilüp kâm almışam

Vehm ü yalanı neylerem

11-Gerçi zamân devrân ile

Pîr itdi cismim şân ile

Gönlüm civânda cân ile

Pîr ü civânı neylerem

12-Ten beslemekden sapmışam

Gönlüm sarâyın yapmışam

Hurşîdim anda tapmışam

Ben ahterânı neylerem

13-Yâri bana bes görmüşem

Ağyârı dilden sürmüşem

Üns ile tenhâ durmuşam

Ben üns-i cânı neylerem

14-Dilden dile bin tercümân

Varken ne söyler bu lisân

Çün cân ü dildir hem-zebân

Nutk u beyânı neylerem

15-Hakkı cemî‘-i halkdan

Müstağnîyem bi’llâhi ben

Hallâk-ı âlem var iken

Halk-ı zamânı neylerem

Günümüz Türkçesiyle

1-Dostun ilinden gelmişim, fânî mekânı neylerim? O mülke meyletmişim,

ben bu cihanı neylerim?

2-Dünyaya geldim gitmeye, ilimle hilm elde etmeye. Aşk ile cânı

seyretmeye; ânı, nerdeyi neylerim?

3-Zamanın devrinden doymuşum, olup bozulanı koymuşum. Emniyet

yurdunu duymuşum, bu cân hapishanesini neylerim?

4-Bütün itibarımı atmışım, âşıklığa el katmışım. Ben nefsi dosta satmışım,

bu düşmanı neylerim?

5-Aşk şarabını içmişim, gönül gülşenine göçmüşüm. Ben varlığımdan

geçmişim; namı, nişânı neylerim?

6-Aşkı tabibim kılmışım, derdinde dermân bulmuşum. Hikmet deryâsını

bulmuşum, bu Yunan artığı (felsefeyi) neylerim?

7-Aşkın nefesini duyarım, malı mülkü terk eylerim. Gizliye âşikâra

sahibim, zamane nakdini neylerim?

8-Tevekkül tahtını bulmuşum, kanaat mülkünü almışım. Gizlice sultan

olmuşum, açık sultanlığı neylerim?

9-Başıma her ne gelirse güzeldir, çünkü gelen Dost’un bahşişidir. Madem

ki her şey O’nun işidir, Ben kötü zanları neylerim?

10-Olmuşum, O’nunla kalmışım, hayat denizine dalmışım. Kendim bilip

zevk almışım; vehmi, kuruntuyu neylerim?

11-Gerçi zaman döner devrân ile bedenim ihtiyarladı şân arzusuyla.

Gönlüm hâlâ gençlikte, cân ile. Genci, ihtiyarı ben neylerim?

12-Ten beslemekten uzaklaştım, gönül sarayını yapmışım. Hidayet

güneşimi onda bulmuşum, ben yıldızları neylerim?

13-Yâri bana yeter görmüşüm, ağyârı gönülden sürmüşüm. O’nun

dostluğuyla tenha kalmışım, cân ile dostluğu neylerim?

14-Gönülden gönüle bin tercüman varken, ne söyler bu lisân? Madem ki

can gönülle gelir; konuşmayı, açıklamayı neylerim?

15-Hakkı! Artık bütün halktan müstağnîyim billahi ben. Âlemi Yaratan

var iken, zamanın halkını neylerim?