BEŞİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Birinci Madde
Birinci Madde
Kulun Mevlâ’sıyla huzur bulup ünsiyet etmesinin âdâb ve erkânını
bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki edep ehli şöyle demişlerdir: Hakikaten senin
[375/a] sahibin ki hazarda ve seferde, uykuda ve uyanıklıkta, belki ölüm de
dahil olmak üzere hayatın her safhasında senden bir an bile ayrı değildir. O
senin Mevlân ve yaratıcındır. Seni terbiye eden ve rızık verendir. Her ne
zaman O’nu zikredip düşünürsen, O seninle beraberdir; dostun ve
yardımcındır. Nitekim Hak teala: “Beni zikredenlerle beraberim”
buyurmuştur. Her ne zaman ki O’nun hakkında olan kusurundan dolayı sana
bir hüzün hali gelip kalbin kırılsa, bil ki o sırada O senin sahibin ve
yardımcındır. Nitekim Hak teala “Ben, kalbi kırık olanlarla beraberim” [275]
buyurmuştur.
Beyt
Ger hezârân dâm-bâşed der-kadem
Çun to bâ-mâyî ne-bâşed hîç gam
Beyt (in tercümesi)
Bir adamda binlerce tuzak olsa bile, sen bizimle oldukça hiç gam yok!
Eğer sen Hak tealayı gerektiği gibi tanısaydın, O’nu kendine sahip
edinirdin ve halkın sohbetini bütünüyle terk edip giderdin. Aldığın her
nefeste, her an kalbini ve uzuvlarını gözetip denetleyerek (murâkabe)
yakîne vâsıl olurdun. Bilirdin ki Hak teala her an senin gizli hallerine
muttali olurmuş, içine ve dışına vâkıf olurmuş, kalbine gelen düşünceleri
bilirmiş. Şuna şahit olurdun ki Hak teala kalabalığa karıştığında, yalnız
kaldığında ve tereddüt içinde bulunduğun hallerde bile senin yanında hazır
ve nâzır imiş.
Şunu seyrederdin; mülk ve melekût âlemi içinde sâkin olan hiçbir varlık
yerinde durmaz ve hareket eden hiçbir varlık yerinden ayrılmaz ki yerin ve
göklerin idarecisi Cebbâr olan Allah ilmiyle onu kuşatmış olmasın. İşte o
zaman zelil bir kulun Mevlâ’sı huzurundaki edeple duruşu gibi dış
görünüşün ve iç âlemin itibarıyla edepli ve terbiyeli olurdun. Şuna dikkat
ederdin ki Yüce Mevlâ aslâ seni yasaklarını işlerken görmesin, daima seni
emrettiklerini işlerken bulsun.
Eğer sen, bütün vakitlerinde bu huzur ve ünsiyet halini elde etmeye
muktedir olamadınsa, sakın ha gece ve gündüz Rabbi’nle başbaşa kalıp
O’na yalvarmakla haz alacağın vaktini boş geçirmeyesin. Öyle bir vakit
sana lâzımdır ki Mevlâ’nın sohbeti âdâbını bilesin. Bu huzurun âdâbını
(aşağıda sayacağımız) şu on beş maddede bulasın.
1-Başını öne eğmek ve önüne bakmak.
2-Aklını başına toplayıp başka fikirleri bırakmak.
3-Susmak ve sükût etmek.
4-Bedenin bütün uzuvlarını sâkin (ve telaşsız) tutmak.
5-Emredilene uymak.
6-Yasaklanandan sakınmak.
7-İtiraz etmemek.
8-Dâima zikir hâlinde olmak.
9-Mevlâ’nın tefekkürüne devam etmek.
10-Hak tealayı her şeye tercih etmek.
11-Halktan ümidini kesmek.
12-Heybet altında huzû ile alçalmak.
13-Hayâ altında huşû ile gönlü kırık olmak.
14-Sürekli kâr ve kazanç peşinde koşmayıp Hakk’ın teminatına itimat
etmek.
15-Teslimiyet gösterip rıza yolunu tutmak.
Sana öyle lâzımdır ki yukarıda sayılan âdâb ve erkâna gece gündüz her
vakitte riâyet edesin. Daima bunlar şiârın olsun. Çünkü burada sayılanlar,
göz açıp yumuncaya kadar senden ayrılmayan sâhibinle olan sohbet
âdâbıdır. Hâlbuki halk, elbette ki bazı vakitlerde senden ayrılır ve seni terk
edip kendi işlerine gider.
Nazm
1-Cânân ilinden gelmişem
Fânî mekânı neylerem
Ol mülke meyl salmışam
Ben bu cihânı neylerem
2-Dünyâya geldim gitmeye
İlm ile hilme yetmeye
Aşk ile cân seyr itmeğe
Ben în ânı neylerem
3-Devr-i zamândan duymışam
Kevn ü fesâdı koymışam
Dârü’l-emânı duymışam
Ben sicn-i cânı neylerem
4-Hep i‘tibârım atmışam
Âşıklığa el katmışam
Ben nefsi dosta satmışam
Bu düşmenânı neylerem [375/b]
5-Aşkın şarâbın içmişem
Dil gülşenine göçmişem
Ben varlığımdan geçmişem
Nâm u nişânı neylerem
6-Aşkı tabîbim kılmışam
Derdinde dermân bulmuşam
Ben lübb-i hikmet bilmişem
Yunâniyânı neylerem
7-Enfâs-ı aşkı dârikem
Mâl ü menâli târikem
Genc-i nihânı mâlikem
Nakd-ı revânı neylerem
8-Taht-ı tevekkül bulmuşam
Mülk-i kanâ‘at almışam
Mahfîce sultân olmuşam
Câh-ı iyânı neylerem
9-Her ne gelürse yahşıdır
Zîrâ o dostun bahşıdır
Çün cümle anın işidir
Ben bed-gümânı neylerem
10-Olmuş ânınla kalmışam
Ayn-ı hayâta dalmışam
Kendim bilüp kâm almışam
Vehm ü yalanı neylerem
11-Gerçi zamân devrân ile
Pîr itdi cismim şân ile
Gönlüm civânda cân ile
Pîr ü civânı neylerem
12-Ten beslemekden sapmışam
Gönlüm sarâyın yapmışam
Hurşîdim anda tapmışam
Ben ahterânı neylerem
13-Yâri bana bes görmüşem
Ağyârı dilden sürmüşem
Üns ile tenhâ durmuşam
Ben üns-i cânı neylerem
14-Dilden dile bin tercümân
Varken ne söyler bu lisân
Çün cân ü dildir hem-zebân
Nutk u beyânı neylerem
15-Hakkı cemî‘-i halkdan
Müstağnîyem bi’llâhi ben
Hallâk-ı âlem var iken
Halk-ı zamânı neylerem
Günümüz Türkçesiyle
1-Dostun ilinden gelmişim, fânî mekânı neylerim? O mülke meyletmişim,
ben bu cihanı neylerim?
2-Dünyaya geldim gitmeye, ilimle hilm elde etmeye. Aşk ile cânı
seyretmeye; ânı, nerdeyi neylerim?
3-Zamanın devrinden doymuşum, olup bozulanı koymuşum. Emniyet
yurdunu duymuşum, bu cân hapishanesini neylerim?
4-Bütün itibarımı atmışım, âşıklığa el katmışım. Ben nefsi dosta satmışım,
bu düşmanı neylerim?
5-Aşk şarabını içmişim, gönül gülşenine göçmüşüm. Ben varlığımdan
geçmişim; namı, nişânı neylerim?
6-Aşkı tabibim kılmışım, derdinde dermân bulmuşum. Hikmet deryâsını
bulmuşum, bu Yunan artığı (felsefeyi) neylerim?
7-Aşkın nefesini duyarım, malı mülkü terk eylerim. Gizliye âşikâra
sahibim, zamane nakdini neylerim?
8-Tevekkül tahtını bulmuşum, kanaat mülkünü almışım. Gizlice sultan
olmuşum, açık sultanlığı neylerim?
9-Başıma her ne gelirse güzeldir, çünkü gelen Dost’un bahşişidir. Madem
ki her şey O’nun işidir, Ben kötü zanları neylerim?
10-Olmuşum, O’nunla kalmışım, hayat denizine dalmışım. Kendim bilip
zevk almışım; vehmi, kuruntuyu neylerim?
11-Gerçi zaman döner devrân ile bedenim ihtiyarladı şân arzusuyla.
Gönlüm hâlâ gençlikte, cân ile. Genci, ihtiyarı ben neylerim?
12-Ten beslemekten uzaklaştım, gönül sarayını yapmışım. Hidayet
güneşimi onda bulmuşum, ben yıldızları neylerim?
13-Yâri bana yeter görmüşüm, ağyârı gönülden sürmüşüm. O’nun
dostluğuyla tenha kalmışım, cân ile dostluğu neylerim?
14-Gönülden gönüle bin tercüman varken, ne söyler bu lisân? Madem ki
can gönülle gelir; konuşmayı, açıklamayı neylerim?
15-Hakkı! Artık bütün halktan müstağnîyim billahi ben. Âlemi Yaratan
var iken, zamanın halkını neylerim?

