NAMAZ BÖLÜMÜ · 22 – MESCİDE TÜKÜRMENİN KERAHATİ


474 – Enes bin Mâlik radıyallahu anhdan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu: “Mescidde tükürmek hatadır. Bu hatanın kefareti onu
gidermektir” [321]


475 – Enes bin Mâlik radıyallahu anhdan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Mescide tükürmek hatadır. Onun kefareti onu gömmektir.” [322]


476 – Enes bin Mâlik radıyallahu anhdan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mescide balgam
atmak (günahtır) ravi bir önceki hadisin benzerini rivâyet etti.



477 – Ebû Hüreyre radıyallahu anhdan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Kim şu mescide girer, oraya tükürür veyahut balgam atarsa, bir yer açıp
onu gömsün. Eğer bir yere gömmiyecekse, tükrüğünü elbisesine yapsın,
sonra onu mescidden çıkarsın,” buyurdu.




478 – Tarık bin Abdullah’il-Muharibî radıyallahu anhdan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimse namaza kalkınca yahut sizden biriniz namaz kıldığı zaman
önüne ve sağına tükürmesin, ama boşsa, soluna veyahut ayağının altına
tükürsün, sonra bunu silsin.” [323]
İZAH
Hadisin son cümlesinde geçen “Liya’kul” kelimesi silsin, oğuştursun
manâsına kullanılmıştır. Toprak ve kum gibi maddeler üzerinde namaz
kılarken tükürük kendisini meşgul ederse, sağına ve Kıble’ye karşı değil,
soluna veya sol ayağınnın altına atsın. Onu da attığı gibi bırakmasın, silsin,
oğuştursun buyurdu.








479 – İbn-i Ömer radıyallahu anhdan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir gün hutbe okurken mescidin
kıblesinde bir balgam gördü. İnsanlara kızdı ve onu temizledi. Hammâd
şöyle dedi. Gelecek cümleyi Eyyûb’un söylediğini zannediyorum.
İbn-i Ömer dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem biraz za’ferân
isteyip (balgamın) yerini onunla sürttü. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem:
“Sizden biriniz namaz kılarken, Allah onun yüzü tarafında (gibi) dir. Sakın
önüne tükürmesin,” buyurdu. [324]
Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadis-i İsmail ve Abdülvâris, Eyyûb’tan, o da
Nâfî’den rivâyet etti.
Mâliki Ubeydullah ve Musâ bin Ukbe Nâfî’den, Hammâd gibi rivâyet
ettiler. Şu kadar ki za’flarını zikretmediler. Yine bu hadis-i Ma’mer
Eyyûb’dan rivâyet edip, o rivâyette za’ferânı zikretti.
Yahya bin Süleym, Ubeydullah’tan o da Nâfî’den (Za’ferân yerine)
“haluku” (bir koku çeşidi) zikretti.







480 – Ebû Said el Hudrî radıyallahu anhdan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hurma salkımı sapından olan çubuğu
sever ve onu elinden eksik etmezdi. (Bir gün) Mescide girdi, mescidin
kıblesinde bir balgam gördü, onu temizledi ve öfkeli olarak halka dönüp:
“Sizden birinizin yüzüne tükürülse, hoşuna gider mi? Sizden biriniz kıbleye
döndüğü zaman gerçekten aziz ve celil olan Allah’a karşı dönmüş olur.
Sağında da melekler vardır. Ne sağına ne de kıbleye tükürmesin, soluna
veyahut ayağının altına tükürsün, eğer onun tükürüğü sıkıştırıp acele
edecekse, şöyle yapsın,” buyurdu, İbn-i Aclan bize şöyle izah etti. Mendile
tükürüp bir kısmını diğer kısmı ile silmek oğuşturmaktır. [325]






481 – Ebû Sehle, Said bin Hallad’dan, Ahmed bin Salih, Ebû Sehl’e:
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in ashab-ındandır, dedi.
Bir şahıs bir cemaate imam oldu ve kıbleye karşı tükürdü. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem de bakıyordu. İmam namazı bitirince Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem cemaate şöyle buyurdu:
“Şu şahıs size namaz kıldırmasın.” Bu defadan sonra aynı şahıs o cemaata
imam olmak istedi, cemaat mani oldu ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem in sözünü ona haber verdiler. O kimse Rasûlullah sallallahu aleyhi
ve sellem Efendimize:
– Öyle mi buyurdunuz? dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Evet,” buyurdu. Ve zannediyorum ki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
ona:
“Çünkü sen Allah’a ve Rasûlüne ezâ ettin,” buyurdu. [326]


482 – Mutarraf babası (Abdullah) radıyallahu anhdan rivâyete göre şöyle
demiştir:
(Bir gün) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme gelmiştim. Namaz
kılıyordu sol ayağının altına tükürdü.

483 – Ebûl Âlâ, babası (Abdullah) radıyallahu anhdan evvelki hadisle aynı
manâda rivâyet etti. “Sonra onu nalinle sürttü,” cümlesini ziyade etti. [327]



484 – Ebû Said radıyallahu anhdan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:
Vâile bin Eska Şam Camiinde hasıra tükürüp sonra ayağıyla onu sildiğini
gördüm. Kendisine:
– Neden böyle yaptın, dediler. Ben:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i böyle yaparken (ayağıyla sürterken)
gördüm cevabını verdi.
İZAH
Büri: Kamış hasır demektir.











485 – Ubâde bin Sâmit radıyallahu anhdan:
(Bir gün) Câbir (bin Abdullah)ın yanına geldik. Câbir kendi mescidinde idi.
Bize şöyle anlattı: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem elinde Tab Oğlu
Hurması salkımının sapından bir çubuk olduğu halde bu mescidimize geldi.
Baktı ki bir balgam atılmış, hemen ona varıp elindeki çubukla sildi ve:
“Allah’ın kendisinden yüz çevirmesini hanginiz sever,” dedi. Sonra söyle
buyurdu:
“Sizden biriniz namaz kılmaya kalktığı vakit, Allah Teâlâ onun karşısında
(gibi)dir. Sakın karşısına, sağ tarafına tükürmesin, soluna veyahut ayağının
altına tükürsün. Eğer tükürük veya balgamdan bir şey onu aceleye mecbur
ederse, elbisesiyle şöyle yapsın,” buyurup elbiseyi ağzına koydu. Onu
oğuşturdu ve, “Bana güzel kokulu bir şey bulun,” buyurdu. Beni Hay
kabilesinden ailesine tutkun bir delikanlı kalktı, avucu içinde biraz haluk
getirdi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, o kokuyu elindeki çubuğun
üzerine sürerek balgamın yerini onunla sürttü. Câbir:
İşte onun için camilerinizde “haluk” kullanıyorsunuz, dedi.

