NAMAZ BÖLÜMÜ · 12 – MESCİDİN İNŞÂSI



448 – İbn-i Abbas radıyallahu anhdan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Ben mescidleri ihtişamlı yapmakla emrolunmadım,” buyurdu.
İbn-i Abbas radıyallahu anhdan: “Yahudi ve hıristiyanların (kilise ve
havraları) zînetledikleri gibi, siz de mescidleri mi zinetleyeceksiniz?” Dedi.
İZAH
Teşyid El-Mesâcit: Mescidlerin binasını yükseltmek, ihtişamlı kılmak
demektir.
Zuhruf: Altınla yaldızlamak, zinetlemek demektir.
Camilerin binalarını yaldızlamak yerine gönüllerdeki niyetleri yaldızlamak
ihlâsla donatmak lâzımdır. Camiler muhteşem, içi cemaattan mahrumsa
gösterişten başka ne faydası var? Keşke içi ceamaatle dolu olsa da duvarları
sade olsa.


449 – Enes radıyallahu anh’dan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:
“Cami yaptırmakla insanlar birbirlerine övünmedikçe kıyamet
kopmayacak,” buyurdu. [310]


450 – Osman bin Ebû’l As radıyallahu anhdan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Osman’a Taif mescidini, putlarının
(tapınaklarının) bulunduğu yere yapmasını emretti. [311]
İZAH
Tavağıt: Tağut kelimesinin çoğuludur. Burada putlar ve tapmalar
manâsındadır. Osman bin Ebû’l As, Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve
sellem tarafından taife görevli gönderilmiştir. Rasûl-i Ekrem sallallahu
aleyhi ve sellem Taif’te yapacağı mescidi Taiflilerin İslâm’dan önce içinde
puta taptıkları tapınaklarının yerine yapmasını emir buyurdu. Bu hadis-i
şerif, kilise, havra ve, puthanelerin yerine mescid yapılabileceğine delildir.
Eshab-ı kirâm İslâm dairesine geçen gayri müslimlere ait birçok ülkelerin
havra ve kiliselerini camiye tebdil ederek Müslüman olan halkın
namazlarını orada kılmalarını sağlamışlar. Ancak gayrimüslim halkın
ibadetine engel olmamışlardır. İstanbul’un fethi buna bir örnektir.









451 – Abdullah bin Ömer radıyallahu anhdan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mescidi, Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem zamanında kerpiç ve hurma dallarından yapılmıştır.
Mücahid şöyle dedi: Direkleri, hurma ağacındandı. Ebû Bekir radıyallahu
anh ona hiç bir şey ilave etmedi. Ömer radıyallahu anh ise mescidi
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin zamanındaki yerine kerpiç ve
hurma dalından yeniden yaptı direklerini yerlerine koyarak biraz ilave
yaptı, Mücahid:
Direkleri ağaçtandı, Osman radıyallahu anh önce çok değişiklikler yaptı.
Duvarlarını kireç ve nakışlı taşlardan, direklerini süslenmiş taşlardan,
tavanını saç ağacından yaptırdı.
Ebû Dâvud: Kassa kireçtir, diyor.
İZAH
Saç, Hint’te yetişen enli yapraklı kalın gövdeli bir ağaçtır.
El-Kassatu: Kireç.
El-Umud: Direkler demektir.





452 – İbn-i Ömer radıyallahu anhdan rivâyet edilmiştir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mescidinin direkleri Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellemın sağlığında hurma ağacından, tavanı hurma
dalındandı. Bu ağaçlar Hz. Ebû Bekir’in halifeliği devrinde çürüdü. O, yine
direkleri hurma ağacından tavanı hurma dallarından yaptırdı. Hz. Osman’ın
halifeliği sırasında onlar da çürüyünce Hz. Osman tuğla ile yaptırdı. O
zamandan beri hâlâ devam ediyor.














453 – Enes bin Mâlik radıyallahu anhdan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye gelince Medine’nin
yukarısında, kendilerine Benî Âmr bin Avf denilen kabilenin obasına indi.
Orada on dört gece kaldıktan sonra, Beni Neccâr’a haber gönderdi, onlar da
kılıçlarını kuşanıp geldiler. Enes radıyallahu anh diyor ki:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem devesinin üzerinde, Hz. Ebû Bekir de
terkisinde, Neccâr oğullarının eşrafı etrafında oldukları halde, Ebû Eyyûb el
Ensâri’nin evinin önündeki geniş avluya indiğini gördüm. Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem namaz vakti nerede girerse orada namazı kılardı.
Koyun ağılında da kılardı. Beni Neccâr’a haber gönderip, “Bahçenizin
kıymetini söyleyin, (para mukabili) şu bahçenizi bana satın,” buyurdu.
Onlar da yemin olsun, biz para istemeyiz, onu Allah için bağışladık, dediler.
Enes diyor ki: O bahçede şu söyleyeceklerim vardır: Orada müşriklerin
kabirleri, ev yıkığı, hurma ağaçları vardı. Müşriklerin mezarlarının naklini,
yıkıkların da düzeltilmesini, hurma ağaçlarının kesilmesini (ve mescid
yapılmasını ) emretti. Hurma ağaçlarını mescidin kıblesine dizdiler,
temelleri taştan yaptılar. Eshab taş taşırken recez (manzum övgüler) de
bulunuyorlardı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de onlarla taş
taşıyordu. Ve şöyle diyordu:
– “Allah’ım; hayırlardan ancak ahiret hayrının faydası var, Ensar ve
Muhacirlere yardım eyle.” [312]
İZAH
Harib kelimesi Hurub ve Hirab şeklinde de okunabilir.
Cüzüunnahl: Hurma ağacının gövde kısmı.
Ceridünnahl: Hurmanın yaprağı soyulmuş dalına denir.
Bu hadis-i şerif, kâfirlerin mezarlarının yeri değiştirilerek yerine mescid
yapılabileceğine, sahibinin rızası olmadan bir yere cami yapmanın caiz
olmayacağına delildir.
Hz. Ebû Bekir’in kendi devesi vardı. Teberrük için ve Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem’den sonra halife olacağına işaret olmak için, Rasûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem onu terkisine bindirmiştir.






454 – Enes bin Mâlik radıyallahu anhdan rivâyet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Mescid-i Nebeviye’nin yeri Benî Neccar’ın bahcesiydi. İçinde ekin, hurma
ağaçları ve müşriklere ait kabirler vardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şu bahçeyi parasıyla bana verin, dedi. Onlar da, biz para istemeyiz,
dediler. Hurmalar kesildi, ekinler tesviye edildi. Müşriklerin kabirleri
nakledildi, diye hadis-i sevketti. Ve yardım et (kelimesi yerine mağfiret et,
dedi.
Musa şöyle dedi:
Abdulvâris bize bu hadisin benzerini nakletti.
Abdulvâris rivâyetinde “Haribe” dedi.
Abdulvâris şu hadis-i Hammâd’a onun ifade ettiğini iddia etti. [313]

