Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Mevlâ muhabbetinin sınırını ve hakikatini bildirir

DÖRDÜNCÜ BÂB · İKİNCİ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Mevlâ muhabbetinin sınırını ve hakikatini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Muhabbetullah, kişinin bütün varlığıyla tamamen O’na …

DÖRDÜNCÜ BÂB · İKİNCİ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Mevlâ muhabbetinin sınırını ve hakikatini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Muhabbetullah,

kişinin bütün varlığıyla tamamen O’na yönelmesidir. Muhabbetullah,

mâsivâyı unutmaktır. Muhabbetullah, vücudun parçalarının O’nun

olduğunu bilmektir. Muhabbet, aşk dolu gönülle daima O’na meyletmektir.

Muhabbet ne ihsan ile çoğalır ne de cefâ ile azalır. Muhabbet Hakk’ı

bulmaktır ve gönülden (Allah sevgisi dışında) bütün sevgileri çıkarmaktır.

Muhabbet, hürmet etmekle beraber, hürmeti terk etmekten korkmaktır.

Muhabbete kavuşmak, [273/b] sevileni her şeye tercih etmektir. Muhabbet-i

zat, O’nun sıfatlarında sıfatların fânî olması ve rızasında hayatın ifnâ

olmasıdır. Muhabbet, yanında ve gıyâbında sevgilinin rızasına uygun

davranmaktır. Muhabbetullaha ermek, O’na ve O’nun olana meyletmektir.

Muhabbet,

doğru

söyleyeni

yalancıdan,

ihsan

sahibini

cimriden

ayırabilmektir. Muhabbet odur ki, kendini her şeyinle sevdiğine hibe edesin.

Sende kendin için bir şey kalmasın. Ta ki O’nun olup gidesin. Muhabbet,

Hak tealadan istemek ve kuldan râzı olmaktır. Muhabbetullah, daima O’nu

zikrederek ünsiyetini elde etmektir. Muhabbet öyle bir hastalıktır ki her

derdin çaresi ondadır. Muhabbet, kişinin alışkanlıklarından vazgeçmesidir.

Muhabbet, yürekte bulunan öyle bir ateştir ki gönülde mâsivâ bırakmayıp

yakar.

Muhabbet uykudan, uzlet insanlardan uzaklaşmaktır. Muhabbet, öyle

kıymetli bir kuştur ki onun gıdası kalplerin tanesidir. Muhabbet, pahalı

şeylerin semeni, yüksek makamların merdivenidir. Kim ki Mevlâ

muhabbetinin zevkiyle meşguldür, o kimse dünyayı ve âhireti talep

etmekten uzaktır. Muhabbetullah, O’nu bilmek ve O’nun ünsiyetiyle huzur

bulmaktır. Muhabbet ne rağbetle elde edilebilir, ne de kaçmakla olur.

Muhabbet öyle bir iyiliktir ki, onunla bir günah zarar vermez. Çünkü

muhabbetullah mertebesine kavuşan, günah dairesine uğramaz.

Şiir

1- Ta‘sî illâ lehû ve ente tazharu hubbehû

Hâzâ ve rabbî fi’l-fa‘‘âli bedî‘u

2- Lev kâne hubbuke sâdıkan le-etâ‘tehû

İnne’l-muhibbe li-men yuhibbu mutî‘u

Şiir (in tercümesi)

1- İsyan edersin hem de seviyorum dersin. Rabb’e and olsun ki, bu

Bedî‘in [32] işlerindendir.

2- Sözün doğru olsaydı, O’na itaat ederdin. Çünkü seven sevgilinin

sözüne bağlanır.

Muhabbet; seveni sevgiliden başkasını sevmekten kör ve sağır eder. Kim

ki Mevlâ’sını nimetleri için severse, belâlar birbiri ardınca geldiği zaman

onun sevgisi kaybolur.

Naklolunmuştur ki Bağdat’ta bir grup insan Şeyh Şiblî ’yi ziyaret için

kapısına vardıklarında onlara şöyle demiştir: “Sizler kimlersiniz?” Onlar

şöyle cevap vermişlerdir: “Bizler sizi seven dostlarınız.” Bunun üzerine

Şeyh Şiblî, onlara taş atmağa başlamıştır. Hepsi kaçıp gitmiş, sadece iki

seveni kapının önünden ayrılmamıştır. Şeyh Şiblî o kaçanlara sitem ederek

demiştir ki: “Size ne oldu ki benden kaçarsınız, eğer beni seviyorsanız

attığım taştan niçin kaçıyorsunuz?” İki sevenine ise muhabbetle hitap edip

demiştir ki: “Benim gerçek dostum sizlermişsiniz, attığım taşlara

katlandınız. Böylece hususî sohbetimize lâyık oldunuz.”

Muhabbetullahın sonu olmaz. Sevmenin sonu olmadığı gibi, sevilmenin

de nihayeti olmaz. Muhabbet makamı, sevgiliye kavuşma arzusudur ki o da

sevgilinin kazasına râzı olmaktır.

Şiir

1-Bahru’l-mahabbeti leyse yudraku ka‘ruhû

Men hâza fîhi fe-kad tenâhî emrahû

2-Lâ yestatîbu belâ’uhâ ve azâbuhâ

İlla’l-lezî kad tâbe fîhâ sırruhû

Şiir (in tercümesi)

1- Aşk deryasına dalarsan, dibine varılmaz. Dalarsan işin biter, çünkü o

durulmaz.

2- Belâlarına, acılarına kolay katlanılmaz. Sırrını daldıran ancak, onda

yorulmaz.

Büyüklerden bir kâmil zat rüyasında (vakıa) Habib-i Ekrem (s.a.v.)’in

rûhânîyetini görüp O’ndan özür dileyerek: “Rabb’imin sevgisi, bende senin

sevginle meşgul olmaya fırsat bırakmadı” diye arz etti. Onun bu sözüne ol

Hazret tebessüm ederek buyurmuştur ki: “Ey mübarek kişi, muhabbetullah

mertebesine kavuşan, bizi de sevmiştir. Onun için o saadete ermiştir.”

Hakiki muhabbet ehli odur ki sevdiğinden kendisine gelen her şeye râzı

olur ve ondan haz alır.

Beyt [274/a]

Her ne gelürse yahşıdır

Zîrâ o dostun bahşıdır

Çün cümle anın işidir

Ben bed-gümânı neylerim

Günümüz Türkçesiyle

Ne gelirse iyidir, hoştur; çünkü O dostun bağışıdır. Hem her şey O’nun

işidir; kötü vesveseyi neylerim?

Ebâ Yezid-i Bistâmî (rh.a.) demiştir ki: “İlk zamanlarımda dört şeyi yanlış

bilmiştim. Zira ben öyle vehmetmiştim ki; O’nu talep ediyorum, O’nu

zikrediyorum, O’nu biliyorum (arif) ve O’nu seviyorum. İşin sonunda şunu

anladım ve gördüm ki, O benden önce beni arıyor, beni anıyor, beni biliyor

ve beni seviyor.

Nazm

1- Ey ezelî refîkımız

Gülşenimiz bahârımız

V’ey ebedî şefîkımız

Mahrem-i yâr-ı gârımız

2- Dildesin ey sürûrumuz

Hâzırımız huzûrumuz

Mâye-i sekr ü şûrumuz

Sabr ile hoş-karârımız

3- Olmaz âhirimiz

Zâhirimiz zamîrimiz

Yâr-ı mürîd ü pirîmiz

Mûnis-i gam-güsârımız

4- Nâzır-ı bî-nazîrimiz

Nâsır-ı bî-nasîrimiz

Dil-ber-i dest-gîrimiz

Cümleden ihtiyârımız

5- Âşık u hem habîbimiz

Nâsıb u hem nasîbimiz

Merhem ü hem tabîbimiz

Câbir-i inkisârımız

6- Râfi‘imiz refi‘imiz

Sâni‘imiz bedi‘imiz

Câmi‘imiz cemî‘imiz

Hâsıl-ı kâr u bârımız

7- Cümleye eyledin atâ

Sıhhat ü mihnet-i şifâ

Hakkıyâ bahş kıl fenâ

Tâ ola fakr kârımız

Günümüz Türkçesiyle

1- Ey ezelî dostumuz; gül bahçemiz, baharımız. Ey ebedî şefkatimiz;

mahremimiz, can dostumuz.

2- Gönülde sürûrumuz; hâzırımız, huzurumuz. Neşe kaynağımız

sevincimiz; sabırla hoşlukla kararımız.

3- Olmaz bizim sonumuz; gizlimiz, açığımız. Dosttur mürîdimiz, pirimiz;

dosttur gamlı gönlümüz.

4- Benzersiz koruyucumuz; yardımcısız yardımcımız. İmdat eden

Sevgilimiz; her şeyden tercihimiz.

5- Aşkımız, sevgilimiz; nasip veren nasibimiz. İlâcımız, tabibimiz;

dertleri savuşturanımız.

6- Davamız, davacımız; yapanımız, yaratanımız. Toplayanımız, her

şeyimiz; kazancımız, kârımız.

7- Herkese eyledin atâ; sıhhat, zorluk ve şifâ. Yolunda Hakkı’ya fena

bağışla; fakrolsun kârımız.