Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Mevlâ muhabbetinin üstünlüğünü âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle açıklar

DÖRDÜNCÜ BÂB · İKİNCİ FASIL · Birinci Madde Birinci Madde Mevlâ muhabbetinin üstünlüğünü âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle açıklar. Ey azîz! Bilinmelidir ki Hak teala kullarına muhabbet ve merhametiyle kendi yüce …

DÖRDÜNCÜ BÂB · İKİNCİ FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

Mevlâ muhabbetinin üstünlüğünü âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle

açıklar.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Hak teala kullarına muhabbet ve merhametiyle

kendi yüce zatına muhabbet etmeyi teşvik edip müjdeleyerek bunu elde

etmenin yollarını bildirmiştir. Nitekim kendi kitabında azametiyle şöyle

buyurmuştur:

“Çünkü Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.” (Hac, 22/65)

“Allah da kullarına şefkatlidir.” (Bakara, 2/ 207) “Onlar Allah’ı severler,

Allah da onları sever.” (Mâide, 5/54) “Allah tövbe edenleri de sever,

temizlenenleri de sever.” (Bakara, 2/222) «Elbette Allah (haramlardan)

sakınan takvâ sahiplerini sever.” (Âl-i İmrân, 3/76) “Allah da güzel

davranışta bulunanları sever.” (Âl-i İmrân, 3 /134) “Muhakkak Allah âdil

olanları sever.” (Mâide, 5/42) “(Ey Resulüm) de ki: “Eğer Allah’ı

seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı

bağışlasın.”” (Âl-i İmrân, 3/31) “(Ey Musa! Sevilmen) ve benim

nezaretimde yetiştirilmen için sana kendimden sevgi verdim.” (Tâhâ, 20/39)

“Seni kendim için elçi seçtim.” (Tâhâ, 20/41) “Sana gelen iyilik

Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir.” (Nisâ, 4/79)

“Rabb’im çok merhametlidir, (mü’minleri) çok sever.” (Hûd, 11/90)

“Onlara, merhametli Rabb’in söylediği “selâm” vardır.” (Yasin, 36/58)

“Allah aranızda sevgi ve merhamet yarattı.” (Rûm, 30/ 21) “(Allah)

görünen ve görünmeyen nimetleri size bol bol ihsan etti.” (Lokman, 31/20)

“Allah’ın nimetini saymak isteseniz, sayamazsınız.” (İbrahim, 14/34)

Ve kudsî hadislerinde buyurmuştur ki: “Ey âdemoğlu, benim muhabbetimi

istersen,

dünya

sevgisini

kalbinden

çıkarmalısın.

Çünkü

benim

muhabbetimle dünya sevgisini bir kalpte bulundurmam. Ey âdemoğlu,

dünyaya tamah edip onu sevdiğin halde, nasıl benim sevgimi istersin?

Benim muhabbetimi ve rızamı ancak dünya (sevgisini) terk ederek elde

edebilirsin. Ey âdemoğlu, ibadete çok zaman ayır, kalbini muhabbetimle

doldurayım, bana yönel sana kefil olayım. Ey âdemoğlu, benim yolumda

hizmet et, çünkü ben uğrumda hizmet edenleri severim.» «Kulum bana

kavuşmayı isterse, ben de ona kavuşmaya muhabbet ederim. Kulum bana

nafile ibadetlerle yaklaşır; ta ki onu severim. Onu sevince onun işiten

kulağı olurum. Ey âdemoğlu, benim rızam uğruna birbirini sevenlere

muhabbetimi vacip kılarım.”

«Ey Davud! Cennetim itaat edenlere, zikrim zakirlere, kifâyetim tevekkül

ehline, nimetlerimi arttırmam şükredenlere, rahmetim ihsan erbâbına ve

ünsiyetim de ârifleredir. Hülasa, ben hususen muhabbet ehli içinim.” Ey

Davud! [272/b] Kulumun kalbine muttali olurum; şayet orada dünya ve

âhiret sevgisi bulmazsam, onu muhabbetimle doldururum. Ey Davud!

Kulumu sevdiğim zaman, onun üzerine belâları yağdırırım. Kulum belâlar

karşısında dua etmeye başlar. Ben ise kulumu sevdiğim gibi, sesini de

severim. Ey Davud! Yer ehline bildir ki, ben beni sevenleri severim. Benimle

oturanlarla otururum. Zikrimle enîs olanlarla dost olurum. Benim için

sohbet edenlerle sohbet ederim. Benim dostluğumu seçenleri, ben de

seçerim. İtaat ehline muradını veririm. Beni kalpten seven kulumu kabul

ederim. Ey Davud! Beni sevmeyen beni tanıyamaz. Tanımayan beni nasıl

sevsin ki? Ey Davud! Gece olduğunda beni zikretmeden uyuyan kimse yalan

söylemiş olur. Seven sevdiği ile baş başa kalmak istemez mi? Ey Davud!

beni gerçekten sevenlerin bana kavuşmaktan başka çareleri yoktur. Ey

Davud! sana lâzım olan şeyleri ben veririm, fakat sen de yapman gereken

şeyleri yap. Ey Davud! benden, bana olan şevki kendin için iste. Zira ben,

müştâk olanların kalplerini rıdvandan kıldım ve onları kerim vechimin nuru

ile nurlandırdım.»

«Ey kulum, beni sev. Ey kulum, senin bendeki hakkın muhabbettir, benim

sendeki hakkım ise bana muhabbet etmendir. Ey kullarım, ben sizi sevip

sizinle meşgul olup size müştâk olduğum halde, siz benden başkasıyla

meşgul oluyorsunuz, bu nasıl cefâdır?

Ebrarın şevki ne kadar samimi ise, ben onlara bundan daha çok

müştâkım. Kulumun bana olan şevki galip olursa beni zikreder, âşık olur.

Ben onu severim, o da beni bulur.»

Nazm

1- Yuhibbuhum ve yuhibbûnehu buyurdu Vedûd

Ki bizden itti mahabbet meyi kulûba vürûd

2- Cemâl-i pâkini mir’ât-ı canda seyr itti

Mahabbet eyledi hem şâhid oldı hem meşhûd

3- Çü aks-i hubb-i ezelden zuhûra geldi bu aşk

Hezâr yüzden iderler bu hüsn-i aşka sücûd

4- Şarâb-hâne-i aşk oldı âlem itti hurûş

Hezâr nağme-i âşık hezâr beyt ü sürûd

5- Çü aşk sende imiş cân ü dîn ü dil sende

Hoş anla kendini sensin o tâli-i mes‘ûd

6- Irağa gitme uyub vehme kendini fehm it

Ki nîm habbeye değmez habîb-ı nâ-mevcûd

7- Gönül odur ki mey-i aşk içince ey Hakkı

Misâl-ı cür‘a-i câmı olur bu bahr-ı vücûd

Günümüz Türkçesiyle

1- Vedûd [28] olan Allah telala; “O onları sever, onlar O’nu sever” [29]

buyurdu. Böylece sevgi iksirini, bizden kalplere duyurdu.

2- Can aynasına baktı, nûr cemâlini seyretti. O’na sevgi duydu; gören ve

görülen oldu.

3- Aşk, ezeldeki sevginin yansımasıyla doğdu. Nice sebeple, aşkın

güzelliğine secde olundu.

4- Âlem, aşk meyhanesi olup coştu. Âşıkların nağmeleri ve şarkılarıyla

doldu.

5- Aşk sendedir; can, din ve gönül sana verildi. Kendini hoşça anla ki

talihin kutlu oldu.

6- Evhama kapılıp uzağa gitme, kendini anla. Olmayan sevgili, bir

habbeye değmez oldu.

7- Hakkı! Gönül odur ki aşk şarabını içince; vücud denizi sanki, kadehteki

tortu oldu.