DÖRDÜNCÜ BÂB · İKİNCİ FASIL · Birinci Madde
Birinci Madde
Mevlâ muhabbetinin üstünlüğünü âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle
açıklar.
Ey azîz! Bilinmelidir ki Hak teala kullarına muhabbet ve merhametiyle
kendi yüce zatına muhabbet etmeyi teşvik edip müjdeleyerek bunu elde
etmenin yollarını bildirmiştir. Nitekim kendi kitabında azametiyle şöyle
buyurmuştur:
“Çünkü Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.” (Hac, 22/65)
“Allah da kullarına şefkatlidir.” (Bakara, 2/ 207) “Onlar Allah’ı severler,
Allah da onları sever.” (Mâide, 5/54) “Allah tövbe edenleri de sever,
temizlenenleri de sever.” (Bakara, 2/222) «Elbette Allah (haramlardan)
sakınan takvâ sahiplerini sever.” (Âl-i İmrân, 3/76) “Allah da güzel
davranışta bulunanları sever.” (Âl-i İmrân, 3 /134) “Muhakkak Allah âdil
olanları sever.” (Mâide, 5/42) “(Ey Resulüm) de ki: “Eğer Allah’ı
seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı
bağışlasın.”” (Âl-i İmrân, 3/31) “(Ey Musa! Sevilmen) ve benim
nezaretimde yetiştirilmen için sana kendimden sevgi verdim.” (Tâhâ, 20/39)
“Seni kendim için elçi seçtim.” (Tâhâ, 20/41) “Sana gelen iyilik
Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir.” (Nisâ, 4/79)
“Rabb’im çok merhametlidir, (mü’minleri) çok sever.” (Hûd, 11/90)
“Onlara, merhametli Rabb’in söylediği “selâm” vardır.” (Yasin, 36/58)
“Allah aranızda sevgi ve merhamet yarattı.” (Rûm, 30/ 21) “(Allah)
görünen ve görünmeyen nimetleri size bol bol ihsan etti.” (Lokman, 31/20)
“Allah’ın nimetini saymak isteseniz, sayamazsınız.” (İbrahim, 14/34)
Ve kudsî hadislerinde buyurmuştur ki: “Ey âdemoğlu, benim muhabbetimi
istersen,
dünya
sevgisini
kalbinden
çıkarmalısın.
Çünkü
benim
muhabbetimle dünya sevgisini bir kalpte bulundurmam. Ey âdemoğlu,
dünyaya tamah edip onu sevdiğin halde, nasıl benim sevgimi istersin?
Benim muhabbetimi ve rızamı ancak dünya (sevgisini) terk ederek elde
edebilirsin. Ey âdemoğlu, ibadete çok zaman ayır, kalbini muhabbetimle
doldurayım, bana yönel sana kefil olayım. Ey âdemoğlu, benim yolumda
hizmet et, çünkü ben uğrumda hizmet edenleri severim.» «Kulum bana
kavuşmayı isterse, ben de ona kavuşmaya muhabbet ederim. Kulum bana
nafile ibadetlerle yaklaşır; ta ki onu severim. Onu sevince onun işiten
kulağı olurum. Ey âdemoğlu, benim rızam uğruna birbirini sevenlere
muhabbetimi vacip kılarım.”
«Ey Davud! Cennetim itaat edenlere, zikrim zakirlere, kifâyetim tevekkül
ehline, nimetlerimi arttırmam şükredenlere, rahmetim ihsan erbâbına ve
ünsiyetim de ârifleredir. Hülasa, ben hususen muhabbet ehli içinim.” Ey
Davud! [272/b] Kulumun kalbine muttali olurum; şayet orada dünya ve
âhiret sevgisi bulmazsam, onu muhabbetimle doldururum. Ey Davud!
Kulumu sevdiğim zaman, onun üzerine belâları yağdırırım. Kulum belâlar
karşısında dua etmeye başlar. Ben ise kulumu sevdiğim gibi, sesini de
severim. Ey Davud! Yer ehline bildir ki, ben beni sevenleri severim. Benimle
oturanlarla otururum. Zikrimle enîs olanlarla dost olurum. Benim için
sohbet edenlerle sohbet ederim. Benim dostluğumu seçenleri, ben de
seçerim. İtaat ehline muradını veririm. Beni kalpten seven kulumu kabul
ederim. Ey Davud! Beni sevmeyen beni tanıyamaz. Tanımayan beni nasıl
sevsin ki? Ey Davud! Gece olduğunda beni zikretmeden uyuyan kimse yalan
söylemiş olur. Seven sevdiği ile baş başa kalmak istemez mi? Ey Davud!
beni gerçekten sevenlerin bana kavuşmaktan başka çareleri yoktur. Ey
Davud! sana lâzım olan şeyleri ben veririm, fakat sen de yapman gereken
şeyleri yap. Ey Davud! benden, bana olan şevki kendin için iste. Zira ben,
müştâk olanların kalplerini rıdvandan kıldım ve onları kerim vechimin nuru
ile nurlandırdım.»
«Ey kulum, beni sev. Ey kulum, senin bendeki hakkın muhabbettir, benim
sendeki hakkım ise bana muhabbet etmendir. Ey kullarım, ben sizi sevip
sizinle meşgul olup size müştâk olduğum halde, siz benden başkasıyla
meşgul oluyorsunuz, bu nasıl cefâdır?
Ebrarın şevki ne kadar samimi ise, ben onlara bundan daha çok
müştâkım. Kulumun bana olan şevki galip olursa beni zikreder, âşık olur.
Ben onu severim, o da beni bulur.»
Nazm
1- Yuhibbuhum ve yuhibbûnehu buyurdu Vedûd
Ki bizden itti mahabbet meyi kulûba vürûd
2- Cemâl-i pâkini mir’ât-ı canda seyr itti
Mahabbet eyledi hem şâhid oldı hem meşhûd
3- Çü aks-i hubb-i ezelden zuhûra geldi bu aşk
Hezâr yüzden iderler bu hüsn-i aşka sücûd
4- Şarâb-hâne-i aşk oldı âlem itti hurûş
Hezâr nağme-i âşık hezâr beyt ü sürûd
5- Çü aşk sende imiş cân ü dîn ü dil sende
Hoş anla kendini sensin o tâli-i mes‘ûd
6- Irağa gitme uyub vehme kendini fehm it
Ki nîm habbeye değmez habîb-ı nâ-mevcûd
7- Gönül odur ki mey-i aşk içince ey Hakkı
Misâl-ı cür‘a-i câmı olur bu bahr-ı vücûd
Günümüz Türkçesiyle
1- Vedûd [28] olan Allah telala; “O onları sever, onlar O’nu sever” [29]
buyurdu. Böylece sevgi iksirini, bizden kalplere duyurdu.
2- Can aynasına baktı, nûr cemâlini seyretti. O’na sevgi duydu; gören ve
görülen oldu.
3- Aşk, ezeldeki sevginin yansımasıyla doğdu. Nice sebeple, aşkın
güzelliğine secde olundu.
4- Âlem, aşk meyhanesi olup coştu. Âşıkların nağmeleri ve şarkılarıyla
doldu.
5- Aşk sendedir; can, din ve gönül sana verildi. Kendini hoşça anla ki
talihin kutlu oldu.
6- Evhama kapılıp uzağa gitme, kendini anla. Olmayan sevgili, bir
habbeye değmez oldu.
7- Hakkı! Gönül odur ki aşk şarabını içince; vücud denizi sanki, kadehteki
tortu oldu.

