Marifetnâme · Haziran 28, 2026

Mevlâ’nın muhabbetinin fazîletlerini ve faydalarını hadis-i şeriflerle bildirir

DÖRDÜNCÜ BÂB · İKİNCİ FASIL · İkinci Madde İkinci Madde Mevlâ’nın muhabbetinin fazîletlerini ve faydalarını hadis-i şeriflerle bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki Hazret-i Habib-i Ekrem (s.a.v.) ümmetine şefkat gösterip …

DÖRDÜNCÜ BÂB · İKİNCİ FASIL · İkinci Madde

İkinci Madde

Mevlâ’nın muhabbetinin fazîletlerini ve faydalarını hadis-i şeriflerle

bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Hazret-i Habib-i Ekrem (s.a.v.) ümmetine şefkat

gösterip Mevlâ muhabbetini müjdeleyerek O’na muhabbetin yolunu

duyurmuştur. Nitekim hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “ Muhakkak,

Hak tealanın yüz rahmeti vardır. Bunlardan sadece birisi ile dünyadaki

canlılar birbirlerine merhamet ederler. Doksan [30] dokuzu ile kıyamet günü

kendi kullarına merhamet edecektir” Ve buyurmuştur ki: “Allah cemildir,

muhabbeti cemâle yöneliktir.” Ve buyurmuştur ki: “Hak teala bir kulunu

severse, gökte ve yerde olanların tamamı onu sever.” Ve buyurmuştur ki:

“Allah’ın kuluna şefkat ve merhameti, müşfik bir annenin evlâdına olan

merhametinden daha fazladır.” Ve buyurmuştur ki: “Muhabbet ezelîdir,

kadîmdir ve hem de bakidir.” Ve buyurmuştur ki: “Hak tealayı seven kimse,

Kur’ân’ı sever ve okumaya devam eder.” Ve buyurmuştur ki: “Muhabbet

ettiğin kimse ile berabersin.”

Ve buyurmuştur ki: “Herkes sevdiği ile beraberdir.” Ve buyurmuştur ki:

“Allah için sevmek, Allah’ın istediği şeydir. O halde Allah için seven, o ulu

Dergâh’ın sevgilisidir.” Ve buyurmuştur ki: “Hak teala sizin dünyanızdan

üç şeyi bana sevdirmiştir. Kadın, güzel koku ve gözümün nuru namaz.” Ve

buyurmuştur ki: “Kim ki Allah’ı çok zikrederse, [273/a] Hak teala ona

muhabbet eder.” Ve buyurmuştur ki: “Kim ki Allah sevgisini insanların

sevgisine tercih ederse Hak teala insanlara karşı ona kâfîdir.” Ve

buyurmuştur ki: “Hak teala kulları arasında bulunan kadîm muhabbetin

muhafaza edilerek devam ettirilmesini sever.” Ve buyurmuştur ki: “Benim

yaşım ilerlemiş, bedenim zayıflamış, kemiklerim incelmiş, ecelim yaklaşmış

olup Mevlâ’ya kavuşma isteğim, peygamberlerin ruhlarına ve ihvân-ı

safâya ulaşma isteğim ve şevkim artmıştır.” Ve buyurmuştur ki: “Âşık ve

iffetli olup muhabbetini gizleyerek ölen kimse şehid sevabı alır.” Ve

buyurmuştur ki: “Ehl-i aşk ile istişare etmeyiniz. Çünkü onların gönülleri

yanık ve akılları durgun olduğundan, fikir ve tedbirleri olmaz.” Ve

buyurmuştur ki: “Ruhlar kendi âleminde saflar halinde bulunurlar. Bu

âleme geldiklerinde Hak teala (nın izniyle) birbirlerini tanıyanlar ve ülfet

ederler.

Münkir

olanlar

muhalefet

ederler.

Havada

birbiriyle

karşılaştıklarında atlar gibi birbirleriyle koklaşırlar.” Ve buyurmuştur ki:

“Kim ki kalbinde Mevlâ muhabbetini bulmuşsa bilsin ki Mevlâsı da ona

muhabbet etmiştir. Çünkü muhabbet ona Hak katından gelmiştir.”

Ve ol Hazret namaz kıldığı zaman, mübarek göğsünden tencerede suyun

kaynaması gibi ses gelirdi ve mübarek sesinden etrafa gül ve reyhan kokusu

yayılırdı.”

Beyt

Âteş-i şem‘-i cemâl-i ezelî

Odlara yakmış idi ol güzeli

Günümüz Türkçesiyle

Ezelî cemâlin alevleri. Odlara yakmıştı o güzeli.

Sıddîk-i Ekber (Hazret-i Ebu Bekir radıyallahu anh) hazretlerinin

mübarek yüreği, muhabbet ateşiyle yanıp tutuşmuştu. Onun için ağzından

ciğer kebabı kokusu gelirdi.

Hazret-i Habib-i Ekrem (s.a.v.) şöyle dua etmiştir: “Allah’ım, beni kendi

muhabbetinle ve yüce zatına yaklaştırdıklarının muhabbetiyle rızıklandır.”

Yine bir duasında demiştir ki: “Allah’ım, senin muhabbetini bana

nefsimden, kulağımdan, gözümden, ehlimden, malımdan ve soğuk sudan

sevgili eyle.” Yine dua etmiştir ki: “Allah’ım, senden kazana rıza istiyorum.

Sana kavuşma şevki (ni gönlümde arttırmanı) ve (ahirette) mübarek vechine

bakmayı istiyorum. Rahmetinle, ey merhametlilerin en merhametlisi!”

Nazm

1- Yuhibbuhum neden olmuşdur ol murâd-ı mürîd

Meger kim âyîne-i câna bakdı ol hurşîd

2- Odur cemîl ü muhibb-i cemâlidir dâ’im

Hezâr gül derer öz gülşeninden ol câvîd

3- Gelür hemîşe haber aşkdan derûn-ı dile

Ki tâze câna müreccah değil bu pîr-i kadîd

4- Mahabbet oduna yan ol emîn cehennemden

Ki aşk odunda yanar her kılâde-i taklîd

5- Hilâf-ı nefs ü hevâ âdet-i muvvahhiddir

Cihâd-ı ekber idendir mahabbet içre ferîd

6- Sa‘âdet-i dü cihân buldı zinde oldu müdâm

O kim kamuyı koyup oldı abd-i aşk-ı Mecîd

7- Visâl-ı aşk idi her dem ümîdim ey Hakkı

Hezâr şükr ki âlemde hâsıl oldı ümîd

Günümüz Türkçesiyle

1- Mürîdin arzusu, “O onları sever” [31] sözünden doğdu. Meğer o güneş,

gönül aynasına nazar eyledi.

2- Güzel ve Sevgili olan O’dur; güzelliği devamlı. Güller derlenir

bahçesinde; O cömert, O ikramlı.

3- Aşktan gönüle her zaman haberler gelir. Gelir ki, eski çul, taze cana

lâyık değildir.

4- Aşk ateşine yan, cehennemden emin ol. Çünkü her taklit gerdanlık aşk

ateşiyle yanar.

5- Nefse muhalefet etmek muvahhidin âdetidir. Muhabbette yekta olan, o

büyük cihadı edendir.

6- İki cihanda mutludur, zindedir her zaman; halkı bir yana koyup, Mevlâ

aşkına yanan.

7- Hakkı! Aşka kavuşmaktı bir tek ümidim. Şükürler olsun, âlemde hâsıl

oldu ümidim.